
Ölüm Hakkında Deyim ve Atasözleri
Ölüm, insanlık tarihinin en kadim ve evrensel gerçeklerinden biridir. Bu kaçınılmaz son, sadece bir bitiş değil, aynı zamanda hayatı anlamlandıran, değerini bilmemizi sağlayan ve nesiller boyu aktarılan bilgeliğin de kaynağı olmuştur. Türk kültürü ve dil zenginliği, bu derin konuyu, yüzyılların süzgecinden geçmiş atasözleri ve renkli deyimlerle ifade etmiş, soyut bir kavramı günlük hayatın diline ve felsefesine ustalıkla işlemiştir.
Bu derlemede, Türk Dil Kurumu (TDK) kaynağına sadık kalarak, “ölüm“, “ölmek“, “ecel” ve “Azrail” kavramları etrafında şekillenen söz varlığını bir araya getirdik. Bu sözler, sadece son anlara dair değil; yaşama sevincini, sabretmeyi, fedakarlığı, alçakgönüllülüğü, hazırlıklı olmayı ve hatta mizahı bile içeren geniş bir yelpaze sunar.
Atasözlerimiz, toplumun ortak tecrübesini ve ahlaki öğütlerini taşır. “At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır” derken kalıcı iz bırakmanın önemini vurgular; “Aç gezmektense tok ölmek yeğdir” sözüyle onurlu yaşamayı yüceltir; “Ölümle öç alınmaz” diyerek insanlığa dair evrensel bir ders verir.
Deyimlerimiz ise duygularımızı ve yaşadığımız anları daha canlı ve mecazlı bir dille anlatmamızı sağlar. “Ölüm kalım meselesi” haline gelen mücadeleleri, “eceline susayan“ları, “kahrından ölen“leri, “Azrail’le burun buruna gelen“leri tasvir ederken dilimize eşsiz bir anlatım gücü katar.
Bu listede yer alan her bir söz, atalarımızın hayatı ve ölümü nasıl yorumladığının, kadere ve kader ötesine dair nasıl bir dil inşa ettiğinin bir kanıtıdır. Ölümü anlamak, aslında hayatı daha derinden kavramaktır. İşte, atalarımızdan bize miras kalan bu derin anlayışın, Türkçenin eşsiz ve güçlü anlatımıyla bizlere ulaşmış haliyle sizlere sunuyoruz.
Kerim Yarınıneli / KerimUsta.com
Ölüm Hakkında Atasözleri
- Kırk yıl kıran olmuş, eceli gelen ölmüş (salgın ve öldürücü hastalık da olsa eceli gelmeyen ölmez)
- Ölüm var dirim var (insan nasıl olsa öleceğini düşünmeli, işlerini ona göre düzene koymalıdır)
- Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek (borçlu ve dertli bir biçimde yaşanılmaz; borçtan kurtulmanın yolu onu vermek, onulmaz dertten kurtulmanın çıkar yolu ise ölmektir)
- Vasiyet ölüm getirmez (üzülecek bir durum meydana gelirse ne yapılacağını şimdiden kararlaştırmak o üzücü durumun gelmesine yol açmaz)
- Kara yaslanma kar erir, ere yaslanma er ölür (insan başkalarından gelecek olan desteğe çok güvenmemelidir)
- Yatan ölmez, yeten ölür (hasta olan eceli gelmemişse ölmez; sapasağlam biri de eceli gelmişse sağlıklıyken ölüverir)
- Kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur (bir kimse veya bir şey yok olduğunda değer kazanır)
- Gelin girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmaz (her eve gelin girmeyebilir ama ölüm kesinlikle girer)
- At ölür, itlere bayram olur (değerli kimselerden birinin ölümü veya görevden ayrılması, kimi zaman aşağılık kimselerin işine yarar)
- Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane (herkesin ölümü için bir sebep vardır)
- Ölüm dirim (kalım) bizim için (insan nasıl olsa öleceğini düşünmeli, işlerini ona göre düzene koymalıdır)
- Aç gezmektense tok ölmek yeğdir (yoksulluk ölümden de beterdir)
- Tamah varken müflis acından ölür (elinde avucunda bir şey bulunmamakla birlikte küçük kazançları beğenmeyen kişi büyük kazanç hayaliyle geçinir)
- Dünya ölümlü, gün akşamlı (hiçbir durum sürekli değildir, her iyi durumun bir sonu vardır)
- Eceli gelen (yaklaşan) köpek cami (mescit) duvarına (avlusuna) siyer (işer) (herkesin üzerine titrediği, kutsal saydığı şeyi kötüleyen, bozan kimse mutlaka kötü bir sonuçla karşılaşır)
- Can çekişmektense ölmek yeğdir (bir işte çeşitli sıkıntı ve üzüntülerle karşılaşıp olağanüstü gayret harcamaktansa o işten vazgeçmek daha iyidir)
- Karada ölüm yok (bundan sonra herhangi bir sıkıntı ile karşılaşma ihtimali yok)
- Azrail gelince oğul, uşak sormaz (Azrail büyük küçük demez, eceli gelenin canını alır)
- Eceli gelen fare kedi ta*şağı kaşır (herkesin üzerine titrediği, kutsal saydığı şeyi kötüleyen, bozan kimse mutlaka kötü bir sonuçla karşılaşır)
- Ölüm hak miras helal (ölümün olağan olması gibi mirasın da paylaşılması olağandır)
- At ölür meydan (nalı) kalır, yiğit ölür şan (namı) kalır (yaşarken iyi işler yapmalı, iyi bir ad bırakılmaya çalışılmalıdır)
- Aç ile eceli gelen söyleşir (açın gözü hiçbir şeyi görmez, karnını doyurabilmek için kendisine güçlük çıkaran bir kimseyi öldürebilir)
- Doğuran avrat Azrail’i yenmiş (yeni doğan çocuğu sürekli ölen kadın doğurmaktan usanmazsa elbet bir gün isteğine kavuşur)
- Ölüme çare bulunmaz (ölüm dışında, çaresiz gibi görünen her güç işin bir çıkar yolu vardır)
- Ölmek var, dönmek yok! (neye mal olursa olsun bu iş yapılacak, yapılmasından kaçınılmayacak)
- Kel ölür, sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur (bir kimse veya bir şey yok olduğunda değer kazanır)
- Ecele çare bulunmaz (ölüm dışında, çaresiz gibi görünen her güç işin bir çıkar yolu vardır)
- Ölüm bir kara devedir ki herkesin kapısına çöker (her eve gelin girmeyebilir ama ölüm kesinlikle girer)
- Hıyar akçesiyle alınan eşeğin ölümü sudan olur (çok ucuza alınan mal, çürük, işe yaramaz çıkar)
- Korkunun ecele faydası yoktur (kişi korkmakla kendisine gelecek bir kötülüğü önleyemez)
- Ölümle öç alınmaz (düşmanların ölümünden sevinç duymak insanlığa yakışmaz)
- Eşeğin ölümü köpeğe ziyafettir (düğündür) (bir kişinin uğradığı zarar kimi zaman bir başkası için çıkar kaynağı olur)
- Sebepsiz ölüm olmaz (herkesin ölümü için bir sebep vardır)
- Ölüm yüz aklığı (-dır) (yüz kızartıcı bir yaşantı içinde bulunanların durumunu ancak ölmeleri temizler)
- Eden bulur, inleyen ölür (nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün)
- Ölümden öte köy yoktur (her insan bir gün öleceğini bilmeli, sonu gelmez istekler peşinde koşmamalı, davranışlarını, işlerini bu bilinçle düzene koymalıdır)
- Yatan (hasta yatan) ölmez, eceli yeten ölür (hasta olan eceli gelmemişse ölmez; sapasağlam biri de eceli gelmişse sağlıklıyken ölüverir)
- Ölürse yer beğensin, ölmezse el beğensin (çocuğun öldüğünde iyi anılması, yaşarken de beğenilir bir kişi olması için anne baba çocuklarının eğitimine çok önem vermelidir)
- Atın ölümü arpadan olsun (çok sevilen bir şey yapılırken veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa zor veya kötü şeylere katlanılır)
- İnsan kendini beğenmezse çatlar (ölür) (herkes kendini beğenir; bu, kendi aklını beğenmesinin sonucudur)
- Ölümü gören hastalığa razı olur (küçük bir zarara uğramayı kabul etmezse çok büyük bir zarara uğrayacağını anlayan kimse, bu küçük zarara katlanır)
- Gem almayan atın ölümü yakındır (söz dinlemeyen hırçın kişi, davranışının büyük zararını görür)
- Ağaca dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür (insan yapacağı işte başkalarına değil, kendine güvenmelidir)
- Horoz ölür, gözü çöplükte kalır (yaşanılmış, alışılmış, erişilmiş bir durum veya makam yitirildikten sonra, göz o durum veya makamda kalır)
- Etme bulursun, inleye inleye ölürsün (nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün)
- Ölümün yüzü soğuktur (araya ölüm girdiğinde sevgi de, düşmanlık da sıcaklığını yitirir)
- Ölüm ölüm de, hırlamaya ne borcum var? (sıkıntı, üzüntü, keder, dert veya yoksulluk çekmektense ölüm daha iyidir)
Ölüm Hakkında Deyimler
- Acından ölmek (1) çok acıkmak; 2) aşırı derecede yoksul olmak)
- Azrail’in elinden kurtulmak (ölümden kurtulmak)
- Meraktan ölmek (çok kaygılanmak)
- Kahrından ölmek (1) çok üzülmek; 2) aşırı üzüntü, ölümüne neden olmak)
- Azrail’e bir can borcu olmak (kalmak) (1) nasıl olsa öleceğini kabul etmek; 2) hiç kimseye borcu kalmamak, bütün borçlarından kurtulmak)
- Ölüm sessizliği çökmek (yoğun ve derin bir sessizlik kaplamak)
- Eceli gelmek (ölümü veya yok olması kaçınılmaz duruma gelmek)
- Eceline susamak (ölmek istermiş gibi tehlikeli işlere girişmek)
- Ecel aman verirse (‘ömür yeterse, ölmezsem’ anlamında kullanılan bir söz)
- Açlıktan ölmek (dayanılmaz derecede acıkmak, çok acıkmak)
- Azrail’le burun buruna gelmek (ölümle karşı karşıya gelmek)
- Ölümle pençeleşmek (can çekişmek)
- Ölüm döşeğinde olmak (son anlarını yaşamak)
- Ölüm gibi (çok büyük sıkıntı, üzüntü)
- Ölümün soluğunu ensesinde duymak (hissetmek) (her an öleceğini beklemek, ölüm korkusu ile dolu olmak)
- Ölümü göze almak (elde etmek istediği sonuç uğruna ölüm de dâhil her türlü tehlikeye açık olmak)
- Ölümüne susamak (ölümle sonuçlanabilecek davranışlarda bulunmak)
- Eceliyle ölmek (olağan sayılan herhangi bir biçimde ölmek)
- Ölüm kalım meselesi (savaşı) yapmak (olmak) (yok olmamak amacıyla mücadeleye girişmek)
- Ölüm Allah’ın emri (1) ‘herkes ölecek, ölmek kaçınılmazdır’ anlamında kullanılan bir söz; 2) tehlikeli bir karar verme durumunda ‘ölümden korkmuyorum, ölümü bile göze alıyorum’ anlamında kullanılan bir söz)
- Ölümü gör (öp) (bir konuda karşısındakini ikna etmek için kullanılan yemin sözü)
- Ölür müsün, öldürür müsün? (çok kızılacak bir terslik karşısında kalındığında söylenen bir söz)
- Ölümle burun buruna gelmek (ölümle sonuçlanabilecek çok büyük bir tehlike ile karşılaşmak)
- (Birinin) öl dediği yerde ölmek, kal dediği yerde kalmak (onun sözünden çıkmamak)
- Ölüme koşmak (kendisini bile bile tehlikeye atmak)
Kaynak
Türk Dil Kurumu Sözlükleri
Konunun Video Anlatımı
Bu konu YouTube kanalımda da hazırlanmıştır. Yazılı içeriğe ek olarak, video formatında da inceleyebilirsiniz.
👉 Video Linki: Bu videoyu YouTube’da izle
📺 YouTube Kanalım: Kerimusta