
Nevruz: Geçmişten Günümüze Baharın Bayramı
Nevruz, Farsça “yeni gün” anlamına gelen köklü bir bayramdır. Kuzey Yarımküre’de baharın, doğanın ve yeni yaşamın başlangıcını kutlar. Miladi takvimde 21 Mart’ta, Rumi takvimde ise 9 Mart’ta (Mart Dokuzu) kutlanır. Binlerce yıldır farklı topluluklarda bayram, umut ve birlik sembolüdür.
Türk Dünyasında Nevruz Gelenekleri
Nevruz, Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar birçok coğrafyada farklı adlarla ama ortak sevinçle kutlanır:
- Kırgızlar: “Nouruz Köcö” adlı darı/bulgur yemeğiyle yeni yılı karşılar.
- Kazaklar: Mevlit okutulur, evler temizlenir, eski kaplar kırılır, ateşten atlama geleneği vardır.
- Özbekistan: Semerkant, Buhara ve Andican’da bayram bir hafta sürer. Pilav ikramı, halk oyunları ve güreş gösterileri yapılır.
- Tacikistan: “Ş” harfiyle başlayan yedi yiyecek geleneği vardır. İslam sonrası bu semboller değişmiştir.
- Afganistan: Kabir ziyaretleri, barış ve oyunlarla kutlanır. Yeni yıla nasıl girilirse öyle geçeceğine inanılır.
- Türkmenistan & Azerbaycan: Helva ve pilav dağıtımı, halk oyunları ve semeni (tohum çimlendirme) gelenekleri öne çıkar.
- Diğer Türk Toplulukları: Karapapaklar, Kırım, Batı Trakya, Makedonya, Kosova Türkleri ve Gagauzlar arasında farklı isimlerle kutlanır.
Nevruz eğlenceleri arasında Gökböri (buzkaşi), at yarışları, cirit, güreş ve halk tiyatroları gibi pek çok oyun yer alır. Anadolu’da ise Mesir Macunu Şenlikleri, Yörük Bayramı gibi etkinlikler sürdürülür.
- Tahtacı Türkmenleri “Sultan Nevruz”u yaylaya çıkış zamanı olarak kutlar, ölüler anılır, özel yemekler hazırlanır. Bayrama katılmak zorunludur.
- Yörükler 22 Mart’ta yaylalarda Nevruz’u dualar ve kurbanlarla karşılar, eğlenceler düzenlenir.
- Güneydoğu Anadolu: Gaziantep’te “Sultan Nevruz”, Diyarbakır’da mesire kültürü, Kars’ta baca dinleme; Tunceli’de kömürle alın boyama gelenekleri yaşar.
- Altay Türkleri “Cılgayak”, Saha Türkleri “Isıakh Bayramı” ile doğaya şükreder. Isıakh bayramı 21–22 Haziran’da kutlanır.
- Amerika’daki Kızılderililerde de Mart ayında yapılan doğa ve diriliş temalı bayramlar, Sibirya Türkleriyle ortak özellikler taşır. Demirin kutsallığı, direk dikme ve şamanik ritüeller dikkat çeker.
Nevruz Kime Aittir?
Nevruz’un kökeni üzerine farklı görüşler vardır. İran kültüründe Cemşid’in tahta çıkışı, Türklerde Ergenekon’dan çıkış, Kürtlerde ise Dahhak’a karşı direniş simgesi olarak görülür. Bugün Orta Asya, Anadolu, Kafkasya ve Ortadoğu’da birçok halk tarafından kutlanır. Hatta UNESCO tarafından da İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne dahil edilerek, bu zengin bayramın küresel çapta paylaşılan bir değer olduğu tescillenmiştir. Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan ve İran’da resmi bayramdır.
Nevruz Efsaneleri
- Cemşid Efsanesi: İran Şahı Cemşid, güneşin doğumuyla tacını nurla çevreler. Bu olay Nevruz’un başlangıcı kabul edilir.
- Ergenekon Destanı: Türkler demiri eritip özgürlüğe kavuşur. 21 Mart, demirin dövüldüğü kurtuluş günüdür.
- Dahhak–Kava Efsanesi: Zalim Dahhak’a karşı halk birleşir. Demirci Kava’nın isyanı ile yeni gün başlar. Bu efsane Kürtler arasında da yaygındır.
Dini İnançlara Göre Nevruz
Nevruz’un kökenleri ve farklı dinlerle olan ilişkisi, tarih boyunca çeşitli yorumlara ve tartışmalara konu olmuştur. Bu kadim bayramın dini inançlarla nasıl birleştiğini veya ayrıştığını anlamak, onun kültürel zenginliğini kavramak açısından önemlidir.
Zerdüştilik (Mecusilik): Nevruz, İslamiyet öncesi İran’ın resmi dini olan Zerdüştilik‘te (Mecusilik) önemli bir yere sahiptir. Zerdüşt inancına göre, Nevruz, iyiliğin temsilcisi olan Ahura-Mazda (Hürmüz) ile kötülüğün sembolü Angra-Mainyu (Ahriman) arasındaki mücadelenin Ahura-Mazda lehine sonuçlandığı, yani aydınlığın karanlığı yendiği gündür. Bu zafer, güneşin yeryüzünü ısıtmaya başlaması, toprağın uyanması ve doğanın yeniden canlanmasıyla sembolize edilir. Mecusiler, güneşe, aya ve ateşe büyük saygı duyar; özellikle ateş, kutsal kabul edilirdi. Nevruz kutlamalarında yakılan ateşler, bu inancın bir yansıması olarak görülür. Ateşin arındırıcı ve yeniden doğuşu simgeleyen gücü, baharın gelişiyle birlikte kutlanan Nevruz’la iç içe geçmiştir. Günümüzde İran’da Zerdüşt inancının doğrudan etkisi azalsa da, Nevruz hala coşkuyla kutlanan ve Zerdüşt kültürel mirasının önemli bir parçası olan bir bayramdır.
Kamlık (Eski Türk İnancı): Türklerin İslamiyet öncesi inanç sistemi olan Kamlık (Şamanizm olarak da bilinir) doğrudan bir din olmaktan ziyade, doğa merkezli bir yaşam felsefesi ve ruhsal uygulamalar bütünüdür. Eski Türklerde din adamlarına “kam” denilmesiyle anılan bu inançta, doğa olayları ve kozmik döngüler büyük önem taşırdı. Güneş ve ay kutsal kabul edilir, yer ve su ruhlarına saygı gösterilirdi. Atalar kültü, yani ölmüş atalara duyulan saygı ve onlarla iletişim kurma inancı da bu yapının önemli bir parçasıydı. Yazılı kaynaklarda Nevruz ile Kamlık arasında birebir bir ilişki kurulmasa da, eski Türklerde bahar, yaz ve güz mevsimlerinin başlangıcında düzenlenen dini törenler, Nevruz’un ruhuyla derin bir örtüşme gösterir. Bu törenler, doğanın döngüsüyle uyum içinde yaşama, bereket dileme ve şükran sunma amacı taşırdı. Dolayısıyla Nevruz, eski Türklerin doğa ile olan güçlü bağını ve yeni bir başlangıca duydukları inancı temsil eden, bu köklü inanç sisteminin doğal bir uzantısı olarak kabul edilebilir.
İslamiyet: Nevruz’un İslam dini ile ilişkisi, diğer inanç sistemlerine göre daha karmaşık ve farklı yorumlara açıktır. Nevruz, İslam öncesi dönemlere ait bir gelenek olduğu için, başlangıçta İslam inancında doğrudan bir karşılığı bulunmamaktaydı. Hz. Peygamber Medine’ye geldiğinde, Medinelilerin eğlenmek için kullandıkları iki gün olduğunu öğrenir ve bu günlerin Cahiliye döneminden kalma olduğunu belirtir. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Allah’ın bu günler yerine Müslümanlara daha hayırlı olan Kurban Bayramı ve Ramazan Bayramı‘nı lütfettiğini bildirmiştir. Hadis âlimleri, Medinelilerin bu eğlence günlerinden birinin Nevruz, diğerinin ise Mihrican olduğunu ve Arapların bunları Mecusi İranlılardan aldıklarını belirtirler. Ancak İslam dini geldikten sonra, İslam’ın özüne aykırı olan uygulamalar kesin bir dille yasaklansa da, Nevruz ve Mihrican için böyle katı yasaklar getirilmemiştir. Bu durum, Nevruz’un zamanla İslamlaşan toplumlarda yaşamaya devam etmesine olanak tanımıştır. Özellikle, Nevruz geleneğinin yoğun olarak yaşandığı coğrafyalarda yaşayan halklar İslamiyet’i kabul ettikten sonra, Nevruz’u kendi inanç sistemleriyle uyumlu hale getirme çabasına girmişlerdir.
Bu içselleştirme sürecinde, Nevruz’a çeşitli dini anlamlar yüklenmiştir. Örneğin, bazı rivayetlerde Nevruz, Hz. Adem’in yaratıldığı gün, Hz. Nuh’un gemisinin tufandan sonra karaya oturduğu gün veya Hz. Yunus’un balığın karnından çıktığı gün olarak kabul edilir. Daha da ileri gidilerek, Nevruz’un Hz. Muhammed’in peygamber olduğu gün, Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın evlendiği gün veya Hz. Ali’nin halife olduğu gün gibi İslam tarihinde önemli olaylarla ilişkilendirildiği de görülür. Bu tür rivayetler, Nevruz’un İslam çevrelerinde, özellikle de Alevi-Bektaşi inanç çevrelerinde kabul görmesine ve kutlanmasına önemli katkı sağlamıştır. Özellikle bu kesimlerde Nevruz, Hz. Ali’nin doğum günü olarak büyük bir coşkuyla kutlanır, hatta üç gün yılbaşı orucu tutulur. Bölgesel olarak farklılıklar gösterse de, bu dini atıflar Nevruz’un İslam coğrafyasındaki varlığını güçlendirmiş ve onu kültürel bir bayramdan öte, manevi bir boyuta taşımıştır.
Kaynaklar
- Aksoy, M. (1997). Nevruz ve Türk Kültürü. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı.
- Ayas, A., Tümer, G. (1986). İslamiyet Öncesi Türk Tarihi. Kültür Bakanlığı.
- Çay, M.A. (1985). Türklerde Nevruz Bayramı. Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü.
- Demirci, H. (1993). “Dahhak”. TDV İslam Ansiklopedisi.
- Firdevsi. (1992). Şehname. MEB Yayınları.
- Tutar, H. (1998). Nevruz ve Kültürel Kimlik. Gündoğan Yayınları.
“`