
Kuşlarla İlgili Atasözü ve Deyimler
Kuşlar, doğanın en zarif canlıları olarak Türk kültüründe ve dilimizde her zaman özel bir yere sahip olmuştur. Gökyüzünün özgür sakinleri, atasözlerimiz ve deyimlerimizde insan hallerini, davranışlarını ve yaşam derslerini anlatmak için zengin bir metafor kaynağı oluşturur.
Binlerce yıllık Türkçenin bilgelik hazinesi, kuşlardan ilham alır. Horozun vakit bilgisi, bülbülün nağmeleri, kartalın keskin bakışı, devekuşunun saklanma huyu, tavuğun tedbirli davranışı… Her biri bir öğüt, bir uyarı veya hayatın bir gerçeğini ifade eder.
Uçan kuşlar ve Uçamayan kuşlar
Bu derleme, hem uçan kuşlar hem de uçamayan kuşlar üzerinden Türkçenin anlam dünyasına ışık tutuyor:
- Uçan kuşlar (kartal, şahin, leylek, kırlangıç, bülbül vb.): Özgürlük, yükselme, uzak görüşlülük, hız ve zarafeti temsil eder
- Uçamayan kuşlar (tavuk, hindi, devekuşu vb.): Pratiklik, tedbir, mütevazılık ve günlük hayatın gerçeklerini yansıtır
Her iki grup da dilimize farklı değerler katmış, insan doğasının çeşitli yönlerini kuşların davranışları üzerinden anlatmamıza olanak sağlamıştır.
Bu sayfada, Türkçenin zengin ifade dünyasından derlenmiş kuş temalı deyim ve atasözlerini bulacaksınız. Her biri kültürümüzün derinliklerinden gelen bu sözler, kuşların kanatlarındaki özgürlüğü dilimize taşımıştır.
Kanat çırpışlarıyla gökyüzünü süsleyen bu zarif canlıların, Türkçede nasıl hayat bulduğunu keşfetmeye hazır mısınız?
Kerim Yarınıneli / KerimUsta.com
Kuşlarla İlgili Atasözleri
- Kuş uçmaz, kervan geçmez.
Kimsenin uğramadığı ıssız ve sapa yer. - Her horoz kendi çöplüğünde öter.
Herkes ancak kendi çevresinde bir değer taşır ve sözünü orada geçirebilir. - Alıcı kuşun ömrü az olur.
Başkalarına saldırmayı alışkanlık edinen kimsenin düşmanı çok olur, bu düşmanlar onun canına kıyarlar. - Bülbülü altın kafese koymuşlar, ‘ah vatanım’ demiş.
Kişi, başka yerlerde ne kadar rahat ve mutlu olursa olsun yine de kendi yurdunu özler. - Vakitsiz öten horozun başını keserler.
Her söz yerinde ve zamanında söylenmelidir, zamansız ve yersiz söylenen sözler büyük zararlara yol açabilir. - Şahin küçüktür ama koca turnayı havadan indirir.
Küçük olmak güçsüz olmak demek değildir, kendilerinden büyük olandan daha güçlü olan küçükler de vardır. - Baykuşun kısmeti ayağına gelir.
Tanrı hiçbir canlıyı aç bırakmaz, kımıldamadan duran baykuşun rızkını bile önüne koyar. - Kuşa süt nasip olsa anasından olurdu.
Yaradılışı bir şeyden yararlanmasına elverişli olmayan kişi ne kadar çabalasa o şeyden yararlanamaz; kişi en yakınından sağlayamadığı faydayı başkasından hiç sağlayamaz. - Durdu durdu, turnayı gözünden vurdu.
Uzun süre bekledi ancak sonunda isteğini elde etti. - Cins horoz yumurtada öter.
Çocuğun soyluluğu ve değeri daha bebekken her hâlinden anlaşılır. - Yırtıcı kuşun ömrü az olur.
Başkalarına saldırmayı alışkanlık edinen kimsenin düşmanı çok olur, bu düşmanlar onun canına kıyarlar. - Kaz kazla, daz dazla, kel tavuk kel (topal) horozla.
Herkes kendi durumuna uygun gelen kişilerle anlaşıp arkadaşlık ederler. - Kuş vardır eti yenir, kuş vardır et yedirilir.
Öyle kişiler vardır ki acımadan en ağır işte kullanılır, öyle kişiler de vardır ki iş gördürmek şöyle dursun onlara hizmet edilir. - Alakargada alacağım olsun, alamazsam gözümü oysun.
Borçlu olmaktansa alacaklı olmak iyi bir şeydir. - Horoz evlenir, tavuk tellenir.
Gereği yokken başkasının sevincine katılanlar için söylenen bir söz. - Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir.
Allah, yetenekleri kısıtlı olanlara durumlarına uygun bir yaşama düzeni verir. - Şahin ile deve avlanmaz.
Küçük şeyleri elde etmek için yeterli olan araçla, büyük şeyler elde edilemez. - Baz bazla, kaz kazla, kel tavuk topal horozla.
Bir kişi, kendine denk ve uygun olan kişiyle arkadaş olmalıdır. - Tavuk kaza bakarsa kıçı yırtılır.
Başkalarından geri kalmamak için gücünü aşan işlere girişenler büyük zararlara uğrarlar. - Çok gezen tavuk ayağında pislik getirir.
Gezip dolaştığı yerlerde kötü şeyler de bulunan kimse, kötü alışkanlıklar ve zararlı bilgiler elde ederek yerine döner. - Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.
Yaşanılmış, alışılmış, erişilmiş bir durum veya makam yitirildikten sonra, göz o durum veya makamda kalır. - Kartala bir ok değmiş, yine kendi yeleğinden.
Bir kimseye en büyük kötülüğü kendisine çok yakın olanlar yapar. - Kuşa kafes lazım, boruya nefes.
Bir şeyden yararlanmak için kullanılacak araç, onun niteliğine uygun olmalıdır. - Beş tavuğa bir horoz yeter.
Birçok kadını yönetmek veya korumak için bir erkek yeter. - Leyleği kuştan mı sayarsın, yazın gelir, kışın gider.
Sürekli olarak bir iş üzerinde durmayan, maymun iştahlı olan kişiye kimse güvenmez. - Kuzguna yavrusu şahin (Anka, güzel) görünür.
Herkesin kendi yarattığı şey çirkin de olsa gözüne güzel görünür. - Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz.
Kuşlar avlanmaktan kurtulamazlar, insanlar da hatıra, hayale gelmeyen çeşit çeşit felaketle karşılaşabilirler. - Şahin küçük ama payını ele vermez.
Küçük olmak güçsüz olmak demek değildir, kendilerinden büyük olandan daha güçlü olan küçükler de vardır. - Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
Büyük çıkarlar beklenen durumlarda küçük fedakârlıklar yapılmalıdır. - Bülbülün çektiği dili belası.
İlerisi düşünülmeden söylenen söz insanın başına dert açabilir. - Yarınki kazdan bugünkü tavuk (yumurta) yeğdir.
Sağlanmış bir kazanç beklenen, umulan daha büyük bir kazanca feda edilemez. - Kuşu kuşla avlarlar.
Elde edilmek istenen kimse, daha önce elde edilmiş kimse aracılığıyla tuzağa düşürülür. - Zenginin horozu bile yumurtlar.
Paralı kişi başarılı olunamayacak sanılan işlerden bile kâr sağlama yolunu bulur. - Alacağım olsun da alakargada olsun.
Borçlu olmaktansa alacaklı olmak iyi bir şeydir. - Dalmasını bilmeyen ördek, kıçından dalar.
Ne yaptığını bilmeyen kişi işi tersinden yürütmeye kalkar. - Bodur tavuk her gün (dem) piliç.
Kısa boylular olduklarından daha genç görünürler. - Horozu çok olan köyde sabah geç olur.
Karışanı çok olan işlerden sonuç güç alınır. - Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar.
Ne yaptığını bilmeyen kişi işi tersinden yürütmeye kalkar. - Her şeyin vakti var, horoz bile vaktinde öter.
Her şey zamanında yapılmalıdır. - Bir çöplükte iki horoz ötmez.
Bir yerde iki kişi baş olmaz.
Kuşlarla İlgili Deyimler
- Bir taşla iki kuş vurmak.
Bir davranışla birden çok yararlı sonuca ulaşmak. - Deve kuşu gibi başını kuma sokmak (gömmek).
1) Bir tehlike, bir olay karşısında yararlı olmayacağı apaçık ortada olan kaçamak bir yola sapmak; 2) Başkalarını aldattığını sanarak kendisini aldatmak. - Kuş gibi uçup gitmek (uçmak).
1) Çok kısa süren bir hastalıkla ölmek; 2) Çok kısa sürmek, geçmek. - Bülbül gibi konuşmak (okumak).
1) Kolaylıkla konuşmak, okumak; 2) İtiraf etmek. - Horoz gibi
Kabadayıca davranan (kimse). - Turnayı gözünden vurmak.
Umulmadık bir kazanç veya çıkar sağlama imkânı ele geçirmek. - Kuş kadar canı olmak.
Küçük, cılız, güçsüz bir yaratık olmak. - Baykuş gibi.
Uğursuzluk getirdiğine inanılan (kimse). - Kuşsütü ile beslemek.
Eksiksiz, özenle beslemek. - Hindi gibi kabarmak.
Gururlanmak, kurumlanmak, büyüklük taslamak. - Altın yumurtlayan tavuk.
1) Mesleği, sanatı, parası olan, gelirli kimse; 2) Turist. - Arpacı kumrusu gibi düşünmek.
İçinde bulunduğu sorunu nasıl çözeceğini uzun uzun düşünmek. - Kuş uçurmamak.
Hiçbir şeyin veya kimsenin kaçmasına, geçmesine imkân vermemek. - Bülbül gibi şakımak.
Güzel sesle, neşeyle konuşmak. - Kuş gibi çırpınmak.
Çaresizlik içinde telaşlı davranmak. - Leylek gibi.
Zayıf ve uzun bacaklı. - Deve kuşuluk etmek.
Deve kuşu gibi başını kuma sokup gerçeklerden uzak duracağını sanmak. - Kuş gibi (kadar) yemek.
Çok az yemek. - Kuşun kanadıyla haber salmak.
En hızlı bir biçimde haber vermek. - Keklik gibi.
Güzel, alımlı, hareketli. - Kuşa benzemek (dönmek).
Bir şey düzeltilmek istenirken komik veya biçimsiz bir duruma gelmek. - Bendeniz cennet kuşu.
Alay kendini tanıtırken kullanılan bir deyim. - Kuş kafesi gibi.
Ufak ve güzel (yapı). - Ağzıyla kuş tutsa…
“Ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalık gösterse” anlamında kullanılan bir söz. - Alacağına şahin, vereceğine karga (kuzgun).
Alacağını isterken ısrar eden, borcunu öderken de güçlük çıkaran kimse. - Horozlar ötmek.
Sabah olmak. - Kuş gibi.
1) Çok hafif; 2) Çabuk iş gören, eline ayağına çabuk. - Kumru gibi.
Kendi dünyasına çekilmiş. - Bülbül kesilmek.
Bir etki veya baskı altında çokça konuşmak. - Deve kuşu gibi (yüke gelince kuş, uçmaya gelince deve).
Uygun şartlarda terslik çıkaran. - Kuş tüyü gibi.
Çok yumuşak (oturacak, yatacak yer). - Dut yemiş bülbüle dönmek.
Neşe ve konuşkanlığını yitirmek, susmak. - Bir kuşsütü eksik.
Her türlü yiyecek var. - Bülbül gibi konuşturmak (söyletmek).
İtiraf ettirmek. - Bülbül gibi söylemek.
Hiçbir şey saklamadan bildiklerini söylemek, itiraf etmek. - Kuş kanadıyla gitmek.
Çok hızlı gitmek. - Horozdan kaçmak.
Kadın, erkeklerden uzak durmak, onlardan kaçmak. - Tavuk ayağı yemek.
Gevezelik etmek, dedikodu yapmak. - Tavuk gibi.
Erken yatıp uyuyan.
Kaynak
Türk Dil Kurumu Sözlüğü
Konunun Video Anlatımı
Bu konu YouTube kanalımda da hazırlanmıştır. Yazılı içeriğe ek olarak, video formatında da inceleyebilirsiniz.
👉 Video Linki: Bu videoyu YouTube’da izle
📺 YouTube Kanalım: Kerimusta