İçeriğe geç

Avrupa Tarihinde Türk Yurdu: Avar İmparatorluğu

Avrupa Tarihinde Türk Yurdu: Avar İmparatorluğu

Avrupa’nın Gizemli Göçebe Türk Yurdu : Avar İmparatorluğu

Orta Çağ Avrupası’nın karmaşık siyasi manzarasında, bugünün Macaristan ovalarından Balkanlar’a uzanan geniş topraklarda hüküm sürmüş güçlü ve gizemli bir imparatorluk yükselmişti: Avar İmparatorluğu. 6. yüzyılın ortalarından 9. yüzyılın başlarına kadar varlığını sürdüren bu göçebe devlet, Bizans İmparatorluğu’nu titreten, Frank Krallığı ile çarpışan ve Orta Avrupa’nın kaderini şekillendiren önemli bir aktördü. Gelin, bu kayıp imparatorluğun izlerini sürelim.

Kökenler ve Büyük Göç: Asya’nın Derinliklerinden Avrupa’nın Kalbine

Avarların kökeni, tarihçiler arasında tartışma konusu olsa da, genel kabul gören görüş onların Orta Asya bozkırlarından, muhtemelen Juan-Juan (Cücen) konfederasyonunun kalıntılarından geldiği yönündedir. Türk tarihi üzerine önemli çalışmaları bulunan Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, bozkır imparatorluklarının dinamikleri üzerine yaptığı analizlerde, Avarların Göktürk baskısı sonucunda batıya doğru büyük bir göç hareketi başlattıklarını vurgular. Yolları üzerindeki diğer göçebe kabileleri de önlerine katarak, Karadeniz’in kuzeyinden geçip bugünkü Romanya ve Macaristan topraklarına ulaştılar.

558 yılında, ilk Avar elçilik heyeti Bizans İmparatoru I. Justinianus’un huzuruna çıktı. Kendilerine toprak ve haraç talebinde bulundular. Justinianus, Sasani ve kuzeydeki diğer barbar kabilelerle olan mücadelelerinde onları potansiyel bir müttefik olarak gördü ve altın ile Balkanlar’da sınır bölgelerinde yerleşim izni verdi. Ancak, ileride Avarların Bizans için en büyük tehditlerden biri haline geleceğini öngörememişti.

İmparatorluğun Kuruluşu ve Yükselişi: Bayan Kağan’ın Dehası

562 yılında, efsanevi liderleri Bayan Kağan önderliğinde, Tuna ve Tisa nehirleri arasındaki verimli Macar ovasına (Pannonia Havzası) kesin olarak yerleştiler. Bu bölge, Bizans, İtalya ve Batı Avrupa’ya açılan kapıydı. Bayan Kağan yalnızca bir savaşçı değil, aynı zamanda üstün bir siyaset ve organizasyon dehasıydı. Merkezi bir yönetim kurdu, etrafındaki Slav, Cermen ve göçebe toplulukları (Gepidler, Lombardlar) kılıç veya diplomasi yoluyla kendine bağladı.

567’de, Lombardlarla ittifak yaparak Gepid Krallığı’nı ortadan kaldırdılar. Lombardların İtalya’ya göç etmesiyle tüm bölgeyi tek başlarına kontrol etme fırsatı buldular. Böylece güçlü, merkeziyetçi bir imparatorluk haline geldiler. Bu harekât, bozkır siyasetindeki “yıprat, böl, yönet” stratejisinin tipik bir örneği olarak dikkat çeker.

582’de, Bizans’ın Tuna’daki en önemli kalelerinden Sirmium’u (günümüz Sremska Mitrovica) ele geçirdiler. Bu zafer, Balkanlar’daki Bizans varlığına büyük bir darbe oldu. Ardından 626 yılına kadar sürecek büyük Bizans-Avar mücadelesi başladı.

626: Konstantinopolis Kuşatması ve Zirve Noktası

Avar İmparatorluğu’nun en şanlı ve aynı zamanda dönüm noktası olan anı, 626 yılındaki Konstantinopolis Kuşatması oldu. Avarlar, Sasani İmparatorluğu ile ittifak kurdu. Plan basitti: Sasani orduları Anadolu yakasından saldıracak, Avarlar ise Balkanlar’dan şehri karadan kuşatacaktı. Slav kökenli teknelerle Haliç’e girilerek surlara saldırı planlanmıştı.

Ancak Bizans İmparatoru Herakleios’un güçlü savunması ve donanma üstünlüğü sayesinde kuşatma başarısız oldu. Bizans donanması Slav teknelerini batırdı, iki ordu arasındaki koordinasyon sağlanamadı. Avar ordusu ağır kayıplar vererek geri çekildi. Prof. Dr. Osman Karatay, bu yenilginin yalnızca askeri bir hezimet olmadığını, aynı zamanda Kağan’ın “tanrısal” otoritesini sarsan bir kırılma anı olduğunu belirtir. Bu yenilgi, Avar İmparatorluğu’nun prestijini kalıcı olarak zedeledi.

Toplum, Kültür ve Askeri Teknoloji

Avar toplumu tipik bir bozkır konfederasyonuydu. En tepede, tanrısal güce sahip olduğuna inanılan Kağan bulunurdu. Onun altında, askeri ve idari işleri yürüten tudun ve yugurrus gibi unvanlara sahip yöneticiler vardı. İmparatorluk; Slav, Cermen ve Bulgar kabilelerini barındırıyor, Avarlar bunların üzerinde bir askeri aristokrasi oluşturuyordu. László Rásonyi’nin Tuna’da Türkler adlı eserinde belirttiği gibi, bu çok katmanlı yapı Avarların geniş toprakları nasıl yönettiğini anlamamıza yardımcı olur.

Avarların en kalıcı mirası ise askeri teknolojileridir. Avrupa’ya üzengiyi getiren topluluk olarak bilinirler. Bu icat, süvarilerin dengeli durmasına, daha güçlü darbeler indirmesine ve savaş taktiklerinin değişmesine neden oldu. Ağır zırhlı süvarileri, okçuları ve kuşatma makineleriyle çağlarının en güçlü ordularından birine sahiptiler.

Göçebe geleneklerini sürdürseler de, Macar ovasında kalıcı kışlaklar (aulus) kurdular. En ünlüleri, Tuna ve Tisa arasında yapılan, ahşap ve toprak setlerden oluşan savunma hattı “Avar Halkaları” (Avarenringe) idi. Arkeolojik kazılarda ortaya çıkan zengin mezarlar, altın ve gümüş eşyalar onların yalnızca savaşçı değil aynı zamanda sanatkâr ve tüccar olduklarını da göstermektedir. Ahmet Taşağıl, bu buluntuların Avarların yağmacı değil gelişkin bir kültüre sahip olduklarının kanıtı olduğunu vurgular.

Gerileme ve Çöküş: Frank ve Bulgar Darbesi

626’daki yenilgiden sonra Avarlar zayıflamaya başladı. Merkezi otorite çözüldü, bağlı kabileler isyan etti. 630’lardaki iç savaşlarla daha da yıprandılar. Tuna’nın güneyindeki topraklarını kaybettiler ve Slav kabileler üzerindeki hâkimiyetlerini yitirdiler.

791’de Frank Kralı Şarlman (Charlemagne), doğu sınırlarını güvence altına almak için Avarlar üzerine büyük bir sefer düzenledi. Frank orduları “Avar Halkaları”nı ele geçirip yağmaladı. Bu seferler on yıldan fazla sürdü ve Avar direncini kırdı. Osman Karatay, bu sürecin yalnızca bir fetih olmadığını, aynı zamanda Avar kimliğinin çözülmesine yol açtığını belirtir.

Son darbeyi ise Bulgarlar indirdi. 805 civarında, Avar Kağanı Frankların korumasına girmek istese de geç kalmıştı. Bulgar Hanlığı, kalan Avar topraklarını işgal ederek kağanlığı ortadan kaldırdı. Halk zamanla Hristiyanlaştı, asimile oldu ve Avarların mirası yalnızca arkeolojik izlerde kaldı.

Sonuç

Avar İmparatorluğu, Avrupa tarihinde kısa ama derin etkiler bırakan bir dönem yaşadı. Askeri yenilikleri, özellikle süvari taktikleri Orta Çağ savaşlarını kalıcı biçimde değiştirdi. Slav halklarının Balkanlara yayılmasında önemli rol oynadılar. Yükselişleri ve çöküşleri, göçebe imparatorlukların gücünü ve kırılganlığını gösteren bir örnek olarak tarihteki yerini aldı. Günümüzde Macaristan ve Avusturya’daki höyükler ve “Avar Halkaları”, bu unutulmuş imparatorluğun sessiz tanıkları olarak yaşamaktadır.

Kerim Yarınıneli/KerimUsta.com

Kaynaklar

  • Taşağıl, Ahmet – Hunlar ve Tabgaçlar ve ilgili diğer çalışmaları
  • Karatay, Osman – Bey ile Büyücü; İran ile Turan
  • Rásonyi, László – Tuna’da Türkler
📅 Güncellenme: 21.08.2025 (İlk yayın: 21.08.2025)
Beğendiyseniz Paylaşın
📖 Bu yazı Henüz okunmadı
Kerim Usta

Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise "Sevda"…

Tüm Yazılar

Yorum yapmaya ne dersiniz?

Sitemiz, deneyimini geliştirmek için çerezleri kullanır. Gizlilik Politikamız ve Aydınlatma Metni hakkında daha fazla bilgi edinebilirsin.
KVKK ve GDPR kapsamında tercihlerinizi yönetebilirsiniz.
Çerez Tercihlerinizi Yönetin (KVKK & GDPR)
Zorunlu Çerezler Sitenin çalışması için gereklidir. KVKK madde 5/2-f kapsamında işlenmektedir.
Analitik Çerezler Site performansını anlamamızı sağlar. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.
İşlevsel Çerezler Kullanıcı deneyimini iyileştirir. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.