
Bir Aşk Destanı: Kerem ile Aslı’nın Yakıcı Hikâyesi
Eski devirlerin nakkaşları aşkı anlatmak için ya mürekkep ya da kan kullanmıştır. Kimi satırlara dökmüş, kimi de türkülerle dağlara taşlara haykırmıştır. İşte onlardan biri de yüzyıllardır dillerden düşmeyen, âşıkların dilinde yanık bir türkü olarak yaşayan Kerem ile Aslı’nın hikâyesidir. Gelin, bu kadim destanın sayfalarına birlikte göz atalım.
Halep’te Bir Bey ve Bir Keşiş
Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nde belirtildiği üzere, hikâyenin en eski varyantlarından birine göre olay Halep’te geçer. Çocuğu olmayan çok zengin bir bey, derdine çare ararken bir gün yaşlı bir dervişten eşinin yemesi için bir elma alır. Beyin hanımı, elmayı bölerek bir kısmını da aynı dertten mustarip olan keşişin karısına verir. Çocuklar farklı cinsiyetten olursa evlendirmeye söz verirler.
İsfahan’da geçen bir varyantta da benzer bir motif görülür. Padişahın hanımıyla keşişin karısı, nur yüzlü bir dervişten meyve alır. Elma hanım sultana, ayva fidesi keşişin karısına verilir. Her ikisi de hamile kalır ve sonunda padişahın oğlu Ahmet Mirza (sonradan Kerem), keşişin ise kızı Kara Sultan (sonradan Aslı) dünyaya gelir.
Sözün Bozulması ve Kaçış
Ne var ki keşiş, kızını bir Müslüman padişahın oğluna vermek istemez. Yemini bozarak ailesini alıp İsfahan’a üç gün uzaklıktaki Zengi köyüne kaçar. Böylece aşkın önüne ilk büyük engel konmuş olur.
Rüya ve Buluşma
Mirza delikanlılık çağına eriştiğinde rüyasında eşsiz güzellikte bir kız görür. Uyandığında yüreği bir kor gibi yanmaktadır. Bir gün av sırasında yolu Zengi köyüne düşer ve keşişin evinde cam kenarında gergef işleyen kızı görür. Bu, rüyasındaki kızdır.
Başı yastık göre mi?
Gözü dilber görenin?
Gözüne uyku girer mi?
Zülfüne berdar olanın?
Kerem, Aslı’ya adını koyar ve ondan bir hatıra alır. Ancak keşişin engeli onları ayırmaya devam edecektir.
Takip ve Hasret Yolculuğu
Kerem, aşkının izini sürmek için diyar diyar dolaşır. Hoy, Revan, Gence, Kars, Van, Tiflis, Ahlat, Erzurum, Erzincan, Sivas, Kayseri, Halep… Her yerde aynı soruyu sorar: “Keşiş’i gördünüz mü?” Yanıt yerine çoğu zaman kendi türküleri yankılanır.
Keşiş bahçesinde bir güzel gördüm,
Aklım başımdan aldı ne çare?
Taramış zülfünü, dökmüş yüzüne,
Serimi sevdaya saldı ne çare?
Kerem’in sazla söylediği bu yanık türküler halk arasında ilâhî bir anlam kazanmış, duaları kabul olunan âşık tipinin simgesi hâline gelmiştir.
Kayseri’de Diş Çektirme Sahnesi
Uzun arayıştan sonra Kerem, Kayseri’de keşişin izine rastlar. Keşişin karısı dişçilik yapmaktadır. Kerem, Aslı’ya yakın olabilmek için dişini çektirmek bahanesiyle eve girer. Aslı’nın dizine başını koyar, hatta orada biraz daha kalabilmek için otuz iki dişini çektirir. Nihayet Aslı da aşk ateşine düşer.
Fakat keşiş yine oyun oynar; onları Kayseri valisine şikâyet eder. Kerem idama götürülürken valinin kız kardeşinin yardımıyla kurtulur. Çift, zorluklara rağmen nihayet evlenir.
Kavuşmanın ve Ayrılığın Son Perdesi
Ama keşişin son hilesi onların sonunu hazırlar. Aslı’ya sihirli bir elbise giydirir. Gerdek gecesi Kerem sabaha kadar düğmeleri çözmeye uğraşır, fakat başarılı olamaz. Sonunda çaresiz bir “ah” çeker ve aşk ateşiyle yanıp kül olur. Aslı da onun ardından kendini ateşe atar.
Yanmıştı Kerem, yandı Aslı’sı da,
Kalmadı bu dünyada bir habbesi da,
Meğer aşk ateşiymiş her yaresi de,
Cennette buluşsun iki yâr ebedî.
Kerem ile Aslı hikâyesi, yalnızca iki gencin kavuşamamasını değil, aynı zamanda sözün kıymetini, kaderin cilvesini ve aşkın ölüme meydan okuyan kudretini işler. Azerbaycan’dan Orta Asya’ya, Anadolu’dan Balkanlar’a kadar birçok coğrafyada anlatılan bu hikâye, halk edebiyatının en güçlü destanlarından biri olarak yaşamaya devam etmektedir. Onlar bu dünyada kavuşamadı belki, ama dillerden düşmeyen türküleri sayesinde ölümsüzleştiler.
Kerim Yarınıneli/KerimUsta.com
Kaynaklar
- Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, “Kerem ile Aslı” maddesi, Cilt 25, s. 283–284.
- Evliya Çelebi, Seyahatnâme
- Pertev Naili Boratav, Türk Halk Hikâyeleri ve Halk Hikâyeciliği
Dip Not: Şiirler, Kerem ile Aslı hikâyesinin farklı anlatımlarında ve varyantlarında geçen, halk edebiyatı geleneğine ait dizelerdir; belirli bir şaire ait olmayıp anonimdir.