İçeriğe geç

Kayıp Bir Çağın Gölgesinde: İkinci Hou Zhao Devleti

Kayıp Bir Çağın Gölgesinde: İkinci Hou Zhao Devleti

Bozkırdan Çin’e Uzanan Yol: İkinci Hou Zhao Devleti

Tarih çoğu zaman büyük imparatorlukları, uzun ömürlü hanedanları ve görkemli zaferleri anlatır. Ancak bazen, kısa bir süre var olmuş devletler vardır ki, yaşadıkları dönemlerin kaderini derinden etkilemişlerdir. Çin tarihindeki İkinci Zhao (Hou Zhao) Devleti de bunlardan biridir. Yaklaşık yirmi dört yıl süren varlığına rağmen, Kuzey Çin’in siyasi, kültürel ve dini yapısında kalıcı izler bırakmıştır.

İkinci Zhao, Çin tarihinin en karmaşık dönemlerinden biri olan “Beş Barbar – On Altı Krallık” çağında, yani merkezi otoritenin çöktüğü, farklı halkların ve kültürlerin aynı coğrafyada iç içe geçtiği bir ortamda ortaya çıktı. Bu devletin hikâyesi, yalnızca bir siyasi yükseliş ve çöküş öyküsü değil; aynı zamanda göçebe kökenli bir elitin, yerleşik ve köklü bir uygarlığı yönetme çabasının da dramatik bir anlatısıdır.

Bozkırdan Çin’e: Devletin Kökenleri

İkinci Zhao Devleti’nin kurucuları, Çin kaynaklarında “Jie” adıyla anılan bir topluluktu. Jie halkının kökeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, tarihçiler onları genellikle Hun (Xiongnu) konfederasyonu ile ilişkili, bozkır kökenli gruplar arasında değerlendirir. Büyük Hun siyasi birliğinin çözülmesinden sonra, bu ve benzeri birçok topluluk Kuzey Çin’e doğru yönelmiş, burada hem Çinli nüfusla hem de diğer göçebe gruplarla iç içe yaşamaya başlamıştır.

Bu süreçte öne çıkan isim Shi Le oldu. Kölelikten yükselmiş, askeri yetenekleri ve liderliğiyle dikkat çeken Shi Le, 319 yılında “Zhao” adını taşıyan bir krallık kurdu. O dönemde Kuzey Çin’de birden fazla Hun ve bozkır kökenli devlet bulunduğundan, 328 yılında rakip bir devleti ortadan kaldırarak bölgede tek hâkim güç haline geldi. İşte bu noktadan sonra tarihçiler, bu devleti daha önceki Zhao’dan ayırmak için “İkinci Zhao” (Hou Zhao) olarak adlandırmaya başladı.

Shi Hu Dönemi: Gücün Zirvesi ve Bedeli

İkinci Zhao’nun en güçlü olduğu dönem, kurucu Shi Le’nin ardından tahta geçen Shi Hu zamanıdır. Shi Hu, Çin tarih yazımında genellikle sert, otoriter ve acımasız bir hükümdar olarak tasvir edilir. Onun döneminde devletin sınırları genişlemiş, başkentler büyümüş, saraylar ve büyük yapılar inşa edilmiştir.

Ancak bu ihtişamın ağır bir bedeli vardı. Tarihi kaynaklar, büyük inşaat projeleri için geniş halk kitlelerinin zorunlu çalıştırıldığını, vergilerin arttığını ve özellikle yerleşik Çinli nüfusun büyük sıkıntılar çektiğini aktarır. Bu anlatımlarda geçen sayılar oldukça yüksektir; modern tarihçiler bu rakamların bir kısmının abartılı olabileceğini belirtse de, yaşanan toplumsal baskının gerçek olduğu konusunda genel bir görüş birliği vardır.

Bu durum, göçebe kökenli bir yönetici sınıfın, karmaşık ve yerleşik bir tarım toplumunu yönetirken yaşadığı zorlukları açıkça gösterir. Bozkır geleneğinde kişisel otorite ve askeri güç ön plandayken, Çin’de köklü bir bürokratik düzen ve yerleşik yaşam biçimi hâkimdi. Shi Hu’nun sert yönetimi, bu iki dünya arasındaki uyumsuzluğun çarpıcı bir örneğidir.

Sert Bir Hükümdar, Barışçıl Bir Din: Budizm’in Yükselişi

İkinci Zhao döneminin en dikkat çekici yönlerinden biri, Budizm’in devlet eliyle desteklenmesidir. Shi Hu’nun, Fotu Deng adlı Budist bir keşişe büyük saygı duyduğu bilinmektedir. Çin kaynaklarına göre Fotu Deng, yaptığı kehanetlerle hükümdarın güvenini kazanmış ve zamanla saray çevresinde etkili bir figür haline gelmiştir.

Shi Hu’nun Budizm’e verdiği destek yalnızca kişisel bir inanç meselesi değildi. Budist tapınakların inşası teşvik edilmiş, keşişlere çeşitli ayrıcalıklar tanınmış ve Budizm’in Kuzey Çin’de yayılması için uygun bir ortam oluşmuştur. Bu durum, ilk bakışta savaşçı bir bozkır hükümdarıyla barışçıl bir din arasında çelişki gibi görünse de, aslında bir meşruiyet arayışının parçası olarak değerlendirilebilir.

Budizm, evrensel ahlak vurgusu ve hükümdarı koruyan kutsal bir düzen fikriyle, farklı halklardan oluşan bir nüfusu bir arada tutmak için etkili bir araçtı. Bu açıdan bakıldığında, İkinci Zhao Devleti, Budizm’in Çin’de kökleşmesinde önemli bir geçiş aşaması oluşturmuştur.

Çöküş ve Büyük Trajedi

349 yılında Shi Hu’nun ölümü, devlet için bir dönüm noktası oldu. Taht kavgaları başladı ve merkezi otorite hızla zayıfladı. Bu kargaşa ortamında, devlette görev yapan Çinli bir general olan Ran Min öne çıktı ve iktidarı ele geçirdi.

Ran Min döneminde yaşananlar, İkinci Zhao tarihinin en karanlık sayfalarını oluşturur. Çin kaynakları, özellikle başkent Ye’de Jie halkına yönelik çok büyük bir katliamdan söz eder. Bu anlatımlarda, etnik kimliğin fiziksel özellikler üzerinden ayırt edildiği ve binlerce, hatta yüz binlerce insanın öldürüldüğü aktarılır. Modern tarihçiler, bu rakamların kesinliği konusunda temkinli olmakla birlikte, olayın büyük çaplı bir şiddet dalgası olduğu konusunda hemfikirdir.

Bu olaylardan sonra İkinci Zhao Devleti fiilen sona erdi. Toprakları, 352 yılında başka bir göçebe kökenli devlet olan Önceki Yan tarafından ele geçirildi.

Türk Tarih Yazımı Açısından İkinci Zhao

İkinci Zhao Devleti, Türk tarih yazımında genellikle doğrudan bir “Türk devleti” olarak değerlendirilmez. Bunun yerine, Hun İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra ortaya çıkan geçiş dönemi siyasi yapılarından biri olarak ele alınır (Ögel).

Bu yaklaşım, özellikle Bahaeddin Ögel’in çalışmalarında belirgindir. Ögel’e göre bu tür devletler, Hun siyasi mirasını taşımakla birlikte, daha sonraki Kök Türk Kağanlığı gibi olgun bir Türk devlet yapısına henüz ulaşmamışlardır. Dolayısıyla İkinci Zhao, Türk tarihinin doğrudan bir halkası değil; daha geniş bir bozkır siyasi evriminin parçası olarak değerlendirilmelidir (Ögel).

Ahmet Taşağıl ise Çin kaynaklarındaki etnik ve kültürel betimlemeler üzerinden, bu dönemi göçebe kökenli elitlerin yerleşik Çin uygarlığıyla kurduğu ilişkinin anlaşılması açısından önemli bir “deney alanı” olarak görür (Taşağıl).

Ablet Kamalov gibi çağdaş araştırmacılar da, İkinci Zhao’daki bazı idari ve askerî uygulamaların, daha sonraki Türk kağanlıklarında gelişecek olan bozkır devlet geleneğinin erken ve henüz olgunlaşmamış örnekleri olabileceğini ileri sürmektedir (Kamalov).

Sonuç: Kısa Bir Ömür, Derin İzler

İkinci Zhao Devleti’nin ömrü kısaydı; ancak etkisi büyüktü. Bu devlet, farklı halkların, kültürlerin ve inançların bir arada yaşadığı çalkantılı bir dönemin aynası gibidir. Göçebe kökenli bir hanedan, Çin uygarlığının kalbinde hüküm sürmeye çalışmış; kimi zaman uyum sağlamış, kimi zaman sert yöntemlere başvurmuştur.

Onun hikâyesi, tarihte kimliğin, meşruiyetin ve kültürel uyumun ne kadar hayati olduğunu gösterir. Bugün İkinci Zhao’yu hatırlamak, sadece kaybolmuş bir devleti değil; aynı zamanda tarihin büyük dönüşümlerinin ardındaki insan deneyimlerini anlamak anlamına gelir.

Kerim Yarınıneli / KerimUsta.com

Kaynakça

  • Jin Shu  – Jin Hanedanı Tarihi
  • Zizhi Tongjian Yönetime Yardımcı Kapsamlı Tarih,
  • The Cambridge History of China, Cilt 2The Sixteen Kingdoms
  • Ahmet Taşağıl – Çin Kaynaklarına Göre Eski Türk Boyları
📅 Güncellenme: 06.01.2026 (İlk yayın: 06.01.2026)
Beğendiyseniz Paylaşın
👁️ Bu yazı 7 kez okundu
Kerim Usta

Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise "Sevda"…

Tüm Yazılar

Yorum yapmaya ne dersiniz?

Sitemiz, deneyimini geliştirmek için çerezleri kullanır. Gizlilik Politikamız ve Aydınlatma Metni hakkında daha fazla bilgi edinebilirsin.
KVKK ve GDPR kapsamında tercihlerinizi yönetebilirsiniz.
Çerez Tercihlerinizi Yönetin (KVKK & GDPR)
Zorunlu Çerezler Sitenin çalışması için gereklidir. KVKK madde 5/2-f kapsamında işlenmektedir.
Analitik Çerezler Site performansını anlamamızı sağlar. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.
İşlevsel Çerezler Kullanıcı deneyimini iyileştirir. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.