
Savaşın ve Diplomatik Gerginliğin Gölgesinde : Yıldırım Bayezid ve Macar Kralı Sigismund
14. yüzyılın sonlarında Avrupa’nın doğusunda bir imparatorluk yükseliyor, Batı’da ise bu yükseliş endişeyle izleniyordu. Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid, Balkanlar’da hızla ilerleyerek özellikle 1393’te Bulgaristan’ı Osmanlı topraklarına katmasıyla, Macar Krallığı başta olmak üzere Hristiyan Avrupa’nın dikkatini üzerine çekti. Bu süreç, hem diplomatik gerilimleri hem de büyük bir savaşı beraberinde getirdi.
Bulgaristan Seferi ve Avrupa’nın Tepkisi
Yıldırım Bayezid’in Bulgaristan Seferi, Balkanlar’daki Osmanlı hâkimiyetini sağlamlaştırdı. Bu durum, Orta Avrupa’nın güvenliğini tehdit eden bir gelişme olarak algılandı. Özellikle Macar Kralı Sigismund, Bulgar topraklarının Osmanlı’nın eline geçmesini büyük bir tehdit olarak gördü. Macar Krallığı, Osmanlı’nın Balkanlar’daki ilerleyişini durdurmak amacıyla çeşitli diplomatik ve askerî hazırlıklara başladı.
Niğbolu Savaşı’na Giden Yol
Macar Kralı Sigismund, Osmanlı’nın Balkanlar’daki ilerleyişine karşı Hristiyan Avrupa’dan destek toplamak için çağrılarda bulundu. Bu çağrıya Fransa, Almanya ve Papalık gibi güçler yanıt verdi. Avrupa’nın dört bir yanından gelen şövalyeler ve askerlerle oluşturulan büyük bir Haçlı Ordusu, 1396 yılında Osmanlı’yı durdurmak amacıyla harekete geçti. Bu ordu, doğrudan Osmanlı’ya meydan okuyan bir güçtü.
1396 Niğbolu Savaşı: Osmanlı’nın Zaferi
25 Eylül 1396 tarihinde bugünkü Bulgaristan sınırları içinde yer alan Niğbolu kalesi yakınlarında büyük bir savaş yaşandı. Sayıca üstün Haçlı Ordusu, Yıldırım Bayezid’in hem savaş zekâsı hem de disiplinli birlikleri karşısında ağır bir yenilgiye uğradı. Bu zafer, Osmanlı’nın Avrupa’daki gücünü pekiştirirken, Sigismund’un planlarını altüst etti. Sigismund ise savaş alanından Tuna Nehri yoluyla kaçarak Macaristan’a geri dönebildi.
Diplomasi ve Psikolojik Savaş
Savaş öncesi ve sonrasında iki taraf arasında çeşitli elçi gönderimleri, tehditler ve sert diplomatik mesajlar söz konusuydu. Her ne kadar halk arasında anlatılan dramatik diyaloglar ve kılıç–Kur’an sahneleri tarih kitaplarında yer almasa da, dönemin ruhuna uygun olarak bu tür psikolojik gerilimlerin yaşandığı, Osmanlı’nın gücünü göstermekten çekinmediği bilinmektedir.
Yıldırım Bayezid’in sert mizacı ve siyasî cesareti, sadece savaş meydanlarında değil, diplomatik ilişkilerde de belirleyiciydi. Ancak onun politikası, yalnızca tehditlerle değil, aynı zamanda gerektiğinde anlaşmalarla da şekilleniyordu. Nitekim Osmanlı-Macar ilişkileri, ilerleyen yıllarda zaman zaman savaş, zaman zaman da barış antlaşmaları çerçevesinde gelişmeye devam etti.
Sonuç
Yıldırım Bayezid ile Sigismund arasındaki mücadele, yalnızca iki hükümdarın çekişmesi değil, aynı zamanda Doğu ile Batı arasında bir güç dengesinin kurulma çabasıydı. Osmanlı’nın Balkanlar’daki yükselişi, Avrupa’daki siyasal yapıyı da etkilemiş, Niğbolu Savaşı gibi dönüm noktaları bu tarihin önemli parçaları olmuştur.
Günümüzde anlatılan birçok efsane ve hikâye, bu tarihî zemine dayanarak şekillenmiştir. Ancak tarihî doğruluğu koruyarak, bu olayları gerçek bağlamında değerlendirmek her zaman daha öğretici ve değerlidir.
Kerim Yarıınıneli/KerimUsta.com
Kaynakça
- İnalcık, Halil. Osmanlı İmparatorluğu: Klasik Çağ (1300–1600). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2003.
- Uzunçarşılı, İsmail Hakkı. Osmanlı Tarihi, Cilt 1. Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2003.
- Imber, Colin. The Ottoman Empire, 1300–1650: The Structure of Power. Palgrave Macmillan, 2002.
- Babinger, Franz. Mehmed the Conqueror and His Time. Princeton University Press, 1992.
- Setton, Kenneth M. The Papacy and the Levant (1204–1571), Volume II: The Fifteenth Century. American Philosophical Society, 1978.
- Hammer-Purgstall, Joseph von. Büyük Osmanlı Tarihi (çeviri: Münir Aktepe). İstanbul: Üçdal Neşriyat, 1993.