İçeriğe geç

Tarihin Devleri Arasında: Osmanlı’nın Yükselişi ve Mirası

Tarihin Devleri Arasında: Osmanlı'nın Yükselişi ve Mirası

Osmanlı İmparatorluğu: Altı Asrı Aşan Bir Medeniyetin Hikâyesi

Dünya tarihinde çok az devlet, Osmanlı İmparatorluğu kadar uzun ömürlü, etkili ve çok katmanlı bir yapıya sahip olmuştur. 1299 yılında küçük bir uç beyliği olarak kurulan bu devlet, 1922’ye kadar süren altı yüzyılı aşkın tarihi boyunca üç kıtada hüküm sürmüş, milyonlarca insanın hayatına yön vermiştir. Osmanlı, yalnızca askerî zaferleriyle değil, aynı zamanda idari yapısı, hoşgörülü yönetimi, kültürel zenginliği ve mimari mirasıyla da tarihte kendine kalıcı bir yer edinmiştir. Bu yazıda Osmanlı’nın kuruluşundan çöküşüne, kültürel mirasından reform çabalarına kadar tüm sürecini güvenilir kaynaklara dayanarak, herkesin anlayabileceği bir dille anlatıyoruz.

Kuruluş: Söğüt’ten Cihan Devletine

Osmanlı Devleti’nin temelleri, 13. yüzyıl sonlarında Anadolu’nun batısında atıldı. Ertuğrul Gazi’nin oğlu Osman Bey, 1299’da bağımsızlığını ilan ettiğinde küçük bir uç beyliği yöneticisiydi. Ancak Osman Bey’in kararlı yönetimi ve çevik fetih stratejileriyle kısa sürede Bilecik, Karacahisar ve İnegöl gibi önemli merkezler Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı’nın kuruluş döneminde komşu Bizans tekfurlarıyla yapılan mücadeleler ve gaza anlayışı, beyliğe hem toprak hem de meşruiyet kazandırdı. Osmanlıların izlediği hoşgörülü politika sayesinde fethedilen bölgelerde halkın desteği sağlandı. Yerel halkın can ve mal güvenliği korunarak devletin meşruiyeti artırıldı.

Yerine geçen Orhan Bey zamanında (1326–1362) devlet kurumsallaştı; Bursa’nın fethiyle başkentlik bu kente geçti, ilk Osmanlı parası basıldı ve düzenli ordu teşkilatına geçildi. Ayrıca ilk Osmanlı medresesi İznik’te açıldı, böylece eğitimde de önemli adımlar atıldı. I. Murad döneminde (1362–1389) Edirne fethedilerek Balkanlara açılım sağlandı. Kosova Savaşı (1389) ile birlikte Osmanlı, Avrupa’daki kalıcı varlığını kurmaya başladı. Bu dönemde merkezi otoritenin güçlendirilmesi adına yeni idarî yapılar kuruldu ve tımar sistemi yaygınlaştırıldı. Osmanlılar, fethettikleri bölgelerde farklı din ve milletlerden halklara hoşgörü göstererek bölgedeki istikrarı sağlamayı başardılar.

Yükseliş: Bir Çağın Değişimi

Fatih Sultan Mehmed’in 1453’te İstanbul’u fethetmesi yalnızca bir şehrin alınması değil, aynı zamanda bir çağın kapanması anlamına geldi. Bu zafer Osmanlı’yı dünya siyasetinde merkezî bir güç hâline getirdi. Fatih, şehri imar etti; Topkapı Sarayı’nı inşa ettirdi, medreseler ve kütüphaneler kurdurdu. İstanbul, bilim, kültür ve ticaretin merkezi hâline geldi. Ayrıca Anadolu’da Karaman ve Trabzon gibi bölgelerin alınmasıyla siyasi birlik sağlandı. Fatih’in Batı’yla ilişkilerde izlediği diplomatik politikalar da Osmanlı’yı uluslararası düzlemde önemli bir aktör hâline getirdi.

Yavuz Sultan Selim (1512–1520), Safevîlere karşı Çaldıran Zaferi’ni kazandı, ardından Memlükler üzerine düzenlediği seferlerle Mısır’ı fethetti. Bu gelişmeyle halifelik Osmanlı’ya geçti ve İslam dünyasında söz sahibi tek devlet konumuna geldi. Hicaz bölgesinin kontrol altına alınmasıyla kutsal emanetler İstanbul’a taşındı. Ayrıca, Osmanlılar ilk kez Kızıldeniz ve Hint Okyanusu gibi deniz alanlarında da aktif rol almaya başladı. Bu dönem Osmanlı’nın yalnızca kara değil, deniz gücünü de artırmaya başladığı bir dönem oldu.

Kanuni Sultan Süleyman (1520–1566) döneminde Osmanlı en geniş sınırlara ulaştı. Belgrad, Rodos ve Mohaç zaferleri ile Avrupa içlerine kadar ilerlenirken, Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Preveze Zaferi (1538) ile Akdeniz’e hâkim oldu. Kanuni, “Kanunî” unvanını, hazırladığı hukuk düzenlemeleriyle aldı. Aynı zamanda Mimar Sinan bu dönemde baş mimar olarak Süleymaniye, Selimiye gibi şaheserleri ortaya koydu. Kanuni döneminde saray ve halk edebiyatı da altın çağını yaşadı. Divan şairleri, Osmanlı kültürünü zenginleştiren eserler verdiler.

Duraklama: Kriz ve Denge Arayışı

Kanuni sonrası dönemde Osmanlı’da merkezî otoritenin zayıfladığı ve saray içi çekişmelerin arttığı görülür. Sokullu Mehmed Paşa gibi güçlü sadrazamlar bu süreci dengelemeye çalıştı; ancak 1571’de İnebahtı’da donanmanın büyük kısmı kaybedildi. Anadolu’daki Celali İsyanları ve Uzun Avusturya Savaşı (1593–1606), devletin iç ve dış dengelerini sarstı. Bu dönemde rüşvet, yolsuzluk ve iç isyanlar devletin itibarını zedeledi. Vergi sistemi bozulmuş, tımar sistemi çözülmeye başlamıştı. Halk arasında hoşnutsuzluk artarken, taşrada asayişi sağlamak zorlaştı.

17. yüzyılda IV. Murad gibi otoriter yöneticiler kısa süreli düzen sağladı. Ancak 1683 II. Viyana Kuşatması’nın başarısızlığı, Kutsal İttifak Savaşları’nı tetikledi. 1699 Karlofça Antlaşması, Osmanlı’nın ilk büyük toprak kayıplarını resmileştirdi. Bu antlaşma ile Macaristan’ın büyük bir bölümü kaybedilirken, Osmanlı savunmaya çekilmeye başladı. Artık imparatorluk eski gücünden uzak, diplomasi masalarında daha fazla taviz veren bir pozisyona geçmişti.

Gerileme: Reformlarla Ayakta Kalma Mücadelesi

18. yüzyılda Osmanlı Devleti, Avrupa’daki bilimsel ve teknolojik gelişmelere karşılık reform ihtiyacı duydu. III. Selim’in başlattığı Nizam-ı Cedid hareketi, modern ordu ve eğitim kurumları kurmayı hedeflese de Yeniçerilerin isyanıyla sonuçlandı. II. Mahmud ise 1826’da Yeniçeri Ocağı’nı kaldırarak modern ordunun önünü açtı. Bu, köklü reformların önünü açan Vaka-i Hayriye olarak tarihe geçti. Bunun yanında posta teşkilatından nüfus sayımına kadar birçok alanda Batı tarzı uygulamalara geçildi.

1839 Tanzimat Fermanı ile hukuk ve yönetim alanında batı tarzı reformlar yapıldı. Bu girişimler 1856 Islahat Fermanı ile genişletildi. Ancak aynı yüzyılda milliyetçilik hareketlerinin yükselmesi, Balkanlar’daki toplulukların ayaklanmaları ve dış borçlanmalar Osmanlı’yı zora soktu. 93 Harbi (1877–1878) ve Balkan Savaşları (1912–1913), imparatorluğun Avrupa’daki topraklarını büyük oranda kaybetmesine yol açtı. Arnavutluk’un bağımsızlığı ilan etmesiyle birlikte, Osmanlı artık Anadolu ve birkaç çevre vilayete sıkışmıştı. Osmanlı, Avrupa’daki “Hasta Adam” olarak anılmaya başladı.

Çöküş: Dünya Savaşı ve Sonun Başlangıcı

1914’te Osmanlı, I. Dünya Savaşı’na Almanya’nın yanında katıldı. Çanakkale Savaşı’nda Mustafa Kemal’in önderliğinde büyük bir savunma başarısı gösterilse de, Kafkasya, Suriye ve Filistin cephelerinde kayıplar yaşandı. 1918’de Mondros Mütarekesi ile Osmanlı fiilen sona erdi. 1920’de Sevr Antlaşması, imparatorluğun parçalanmasını öngördü ve Anadolu’nun büyük bir kısmı işgal edildi. Halkın büyük çoğunluğu bu antlaşmayı kabul etmedi.

Ancak 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın başlattığı Millî Mücadele, bu gidişatı tersine çevirdi. Amasya, Erzurum ve Sivas kongreleriyle halkın iradesine dayalı yeni bir yönetim anlayışı şekillendi. 1922’de saltanat kaldırıldı, böylece Osmanlı resmen sona erdi. 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Osmanlı’nın 600 yılı aşan tarihi, hem Türk milletinin hem de dünya tarihinin şekillenmesinde etkili bir rol oynamıştır. Bu miras, bugün hâlâ eğitimden şehircilik anlayışına, kültürden sanata kadar pek çok alanda hissedilmektedir.

Kültürel ve Sosyal Miras

Osmanlı İmparatorluğu, sadece siyasî değil, kültürel anlamda da derin izler bırakmıştır. Mimar Sinan’ın başyapıtları olan camiler, divan edebiyatının Fuzuli, Baki ve Nedim gibi büyük şairleri, çini, tezhip ve hat sanatındaki ustalık, bu medeniyetin en güçlü miraslarıdır. Ayrıca vakıf sistemiyle eğitim, sağlık ve sosyal yardımlaşma hizmetleri yaygınlaştırılmıştır. Bu hizmetler sayesinde şehir yaşamı organize ve planlı şekilde şekillenmiştir.

Millet sistemi sayesinde farklı inançlara mensup topluluklar yüzyıllarca bir arada yaşamayı başarmıştır. Osmanlı’nın bu çok uluslu yapısı, barış içinde bir arada yaşam pratiğinin tarihsel örneklerinden biridir. Bugün Balkanlar’dan Ortadoğu’ya, Kafkasya’dan Kuzey Afrika’ya kadar birçok coğrafyada Osmanlı’dan kalma eserler hâlâ ayaktadır. Bu miras, hem tarihî hem kültürel açıdan yaşayan bir hafıza oluşturmaktadır. Osmanlı’nın yönetim, sanat ve sosyal yapısı, modern Türkiye’nin şekillenmesinde de büyük bir rol oynamıştır.

Kerim Yarınıneli/KerimUsta.com

Kaynakça

  • Halil İnalcık – Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300–1600)
  • İlber Ortaylı – İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
  • TDV İslam Ansiklopedisi, “Osmanlı” Maddesi
📅 Güncellenme: 24.06.2025 (İlk yayın: 24.06.2025)
Beğendiyseniz Paylaşın
📖 Bu yazı Henüz okunmadı
Kerim Usta

Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise "Sevda"…

Tüm Yazılar

Yorum yapmaya ne dersiniz?

Sitemiz, deneyimini geliştirmek için çerezleri kullanır. Gizlilik Politikamız ve Aydınlatma Metni hakkında daha fazla bilgi edinebilirsin.
KVKK ve GDPR kapsamında tercihlerinizi yönetebilirsiniz.
Çerez Tercihlerinizi Yönetin (KVKK & GDPR)
Zorunlu Çerezler Sitenin çalışması için gereklidir. KVKK madde 5/2-f kapsamında işlenmektedir.
Analitik Çerezler Site performansını anlamamızı sağlar. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.
İşlevsel Çerezler Kullanıcı deneyimini iyileştirir. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.