
Şemseddin Ahmed Sivâsî (Kara Şems)
Anadolu, tarih boyunca sayısız âlim, mutasavvıf ve veli yetiştirmiş; bu toprakların İslamlaşmasında ve manevi dokusunun şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Bu büyük şahsiyetlerden biri de Halvetiyye yolunun **Şemsiyye (Sivâsiyye)** kolunun kurucusu olan Şemseddin Ahmed Sivâsî, nam-ı diğer Kara Şems’tir. Onun hayatı, ilmi derinliği, tasavvufi yolculuğu ve Osmanlı’nın siyasi-manevi tarihine etkileri, günümüze kadar uzanan bir miras bırakmıştır.
Hayatının İlk Yılları ve İlmi Yolculuğu
Şemseddin Ahmed Sivâsî, 1519 (H. 926) yılında Tokat’ın Zile ilçesinde dünyaya geldi. Babası, Ebu’l-Berakat Muhammed Efendi, Amasya’daki **Habib Karamânî** hazretlerinin halifesi olan **Hacı Hıdır**’ın talebesiydi. Küçük yaşta babasıyla birlikte Hacı Hıdır’ı ziyaret etmesi, onun manevi yolculuğunun ilk adımı oldu. Rivayete göre, Hacı Hıdır’ın yedi yaşındaki Ahmed’e yaptığı dua, onun ileride büyük bir veli olacağının işaretiydi.
Zile’de başladığı temel eğitimini Tokat’ta Arakiyecizâde Şemseddin Efendi gibi âlimlerden tamamladı. Aklî ve naklî ilimlerde derinleşirken gördüğü bir rüya, onun geleceğine dair ipuçları verdi: Rüyasında etrafını saran nur ve kendisine yönelen insanlar, ileride bir mürşid-i kâmil olacağını müjdeliyordu.
İstanbul’dan Tasavvufa Yöneliş
İlim tahsilini tamamladıktan sonra İstanbul’a giden Kara Şems, Sahn-ı Semân Medreseleri’nde müderrislik yaptı. Ancak devrin ilmiye sınıfındaki makam hırsı ve dünyevileşme eğilimleri onu rahatsız etti. Bir gün Fâtih Camii’nde eda ettiği iki rekat namazın ardından yaptığı içten dua, hayatının dönüm noktası oldu:
“Yâ Rabbi! Beni bu dünyanın geçici makamlarından kurtar, tasavvuf ehlinin yoluna dahil eyle.”
Bu duanın bereketiyle hacca gitti, ardından Zile’ye dönerek ilim öğretmeye başladı. Ancak içindeki ilahi aşk ateşi onu daha derin bir arayışa sürükledi.
Manevi Yolculuk ve Abdülmecid-i Şirvânî ile Buluşma
Amasya’daki Şeyh Müslihuddin Efendi**
Şemseddin Ahmed Sivâsî (Kara Şems) ve Anadolu’nun Manevi Mimarlarından Bir Öncü
Anadolu, tarih boyunca sayısız âlim, mutasavvıf ve veli yetiştirmiş; bu toprakların İslamlaşmasında ve manevi dokusunun şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Bu büyük şahsiyetlerden biri de Halvetiyye yolunun Şemsiyye (Sivâsiyye) kolunun kurucusu olan Şemseddin Ahmed Sivâsî, nam-ı diğer Kara Şemstir. Onun hayatı, ilmi derinliği, tasavvufi yolculuğu ve Osmanlı’nın siyasi-manevi tarihine etkileri, günümüze kadar uzanan bir miras bırakmıştır.
Hayatının İlk Yılları ve İlmi Yolculuğu
Şemseddin Ahmed Sivâsî, 1519 (H. 926) yılında Tokat’ın Zile ilçesinde dünyaya geldi. Babası, **Ebu’l-Berakat Muhammed Efendi**, Amasya’daki **Habib Karamânî** hazretlerinin halifesi olan **Hacı Hıdır**’ın talebesiydi. Küçük yaşta babasıyla birlikte Hacı Hıdır’ı ziyaret etmesi, onun manevi yolculuğunun ilk adımı oldu. Rivayete göre, Hacı Hıdır’ın yedi yaşındaki Ahmed’e yaptığı dua, onun ileride büyük bir veli olacağının işaretiydi.
Zile’de başladığı temel eğitimini Tokat’ta Arakiyecizâde Şemseddin Efendi gibi âlimlerden tamamladı. Aklî ve naklî ilimlerde derinleşirken gördüğü bir rüya, onun geleceğine dair ipuçları verdi: Rüyasında etrafını saran nur ve kendisine yönelen insanlar, ileride bir mürşid-i kâmil olacağını müjdeliyordu.
İstanbul’dan Tasavvufa Yöneliş
İlim tahsilini tamamladıktan sonra İstanbul’a giden Kara Şems, **Sahn-ı Semân Medreseleri**’nde müderrislik yaptı. Ancak devrin ilmiye sınıfındaki makam hırsı ve dünyevileşme eğilimleri onu rahatsız etti. Bir gün Fâtih Camii’nde eda ettiği iki rekat namazın ardından yaptığı içten dua, hayatının dönüm noktası oldu:
“Yâ Rabbi! Beni bu dünyanın geçici makamlarından kurtar, tasavvuf ehlinin yoluna dahil eyle.”
Bu duanın bereketiyle hacca gitti, ardından Zile’ye dönerek ilim öğretmeye başladı. Ancak içindeki ilahi aşk ateşi onu daha derin bir arayışa sürükledi.
Manevi Yolculuk ve Abdülmecid-i Şirvânî ile Buluşma
Amasya’daki Şeyh Müslihuddin Efendi’ye intisap eden Kara Şems, onun vefatından sonra Tokat’ta yaşayan yaşlı bir veli olan Şeyh Mustafa Kırbâsî ’ye yöneldi. Şeyh Mustafa, yaşlılığını gerekçe göstererek onu kabul etmek istemedi ancak şu müjdeyi verdi:
“Altı ay içinde Allah, ya seni kâmil bir mürşide ulaştıracak ya da o mürşidi sana gönderecek.”
Bu süre zarfında ilimle meşgul olan Kara Şems, nihayet Abdülmecid-i Şirvânî ile karşılaştı. Şirvânî’nin, “Ey Kara Şems! Benim bu diyarlara gelişim sadece seni irşad içindir” sözü, Şeyh Mustafa’nın müjdesini hatırlattı. Artık gerçek mürşidini bulmuştu.
Sivas’ta İrşad ve Şemsiyye Tarikatı’nın Kuruluşu
Abdülmecid-i Şirvânî’nin terbiyesiyle kemale eren Kara Şems, hocasının emriyle insanları irşada başladı. Sivas Valisi Hasan Paşa’nın daveti üzerine bu şehre yerleşti. Meydan Camii’nde vaazlar verdi, dergâhında yüzlerce talebe yetiştirdi. Onun sohbetleri, sadece halkı değil, devlet adamlarını da etkiledi.
Kurduğu Şemsiyye kolu, Halvetiyye’nin disiplinli ve halkla iç içe olan bir şubesine dönüştü. Özellikle Eğri Seferi’ne katılımı ve III. Mehmed’e verdiği nasihatler, onun siyasi tarihteki yerini de perçinledi.
Eğri Seferi ve Hızır’ın Yardımı
1596 yılında Osmanlı ordusu, Avusturya’ya karşı **Eğri Seferi**’ne çıktı. Kara Şems, padişahın davetiyle orduya katıldı. Savaş sırasında Osmanlı askerlerinin dağılması üzerine III. Mehmed endişelenmişti. Kara Şems ise:
“Üzülmeyin padişahım, zafer yakındır. Hızır Aleyhisselam imdadımıza yetişecek.”*
dedi. Gerçekten de kısa süre sonra bir zat ortaya çıkarak askerleri topladı ve düşman bozguna uğratıldı. Bu olay, Kara Şems’in kerametlerinden biri olarak tarihe geçti.
Vefatı ve Manevi Mirası
1597 (H. 1006) yılında Sivas’ta vefat eden Kara Şems, Meydan Camii avlusuna defnedildi. Kabri, asırlardır ziyaretçilere manevi huzur sunan bir ziyaretgâha dönüştü.
Eserleri arasında Divân-ı İlâhiyât,Menâkıb-ı İmâm-ı Âzam**, **Gülşenâbâd** gibi tasavvufi ve ahlaki içerikli kitaplar bulunur. Şiirlerinde Şemsî mahlasını kullandı; ilahi aşk, Peygamber sevgisi ve dünyanın faniliğini işledi.
Sonuç: Anadolu’nun Manevi Önderi
Kara Şems, sadece bir mutasavvıf değil; aynı zamanda toplumu eğiten, devlet adamlarına yol gösteren ve savaş meydanlarında maneviyatı güçlendiren bir önderdi. Bugün Sivas’taki türbesi, onun bıraktığı manevi mirasın bir nişanesidir.
Kaynakça
– Evliyâlar Ansiklopedisi
– Osmanlı Tarihçileri (Peçuylu İbrahim, Solakzâde)