Türkiye’de İlk Demiryolu Tarihi

Türkiye'de İlk Demiryolu Tarihi

Türk Demiryolu Tarihi, 1856 yılında başlar. İlk demiryolu hattı olan 130 km’lik İzmir – Aydın hattına ilk kazma bir İngiliz şirketine verilen imtiyazla bu yılda vurulmuştu. Bu hattın seçimi nedensiz değildi. İzmir-Aydın yöresi diğer yörelere göre nüfus bakımından kalabalık, ticari potansiyeli yüksek, İngiliz pazarı olmaya elverişli etnik unsurların yaşadığı, İngiliz sanayisinin gereksinim duydugu ham maddeye kolay ulasilabilecek bir yöreydi. Ayrıca

Devamını Oku…

İngiltere’de Trafik Neden Tersten Akar?

İngiltere'de Trafik Neden Tersten Akar?

İngiltere’de trafik niçin soldan akar? Bir zamanlar herkes İngilizler gibi yolun solundan gidiyordu. Bunun için de çok geçerli bir sebep vardı.

Yüzyıllarca önce yolun karşısından gelenin dost mu, yoksa düşman mı olduğunu kestirmek mümkün değildi. İnsanların çoğu sağ ellerini kullandıkları için, yolun solundan, duvar dibinden (yaya veya atla) giderek sol taraflarını emniyete alır, sağ ellerini kılıçlarını hemen çekecek şekilde hazır bekletirlerdi.

Yolun solundan seyahat, ilk defa 1300 yıllarında, papanın Roma’ya gelecek hacıların yolda karmaşaya sebep vermemeleri için, yolun solundan gitmelerini söylemesiyle resmileşti ve yüzyıllar boyu devam etti.

18. yüzyılın sonlarında ABD’de birçok atın çektiği posta arabalarında, sürücü koltuğu yoktu ve sürücü en arkada ve soldaki atın üstünde oturuyordu. Bu da yolun solundan gidildiğinde karşıdan geleni ve yolun kontrolünü zorlaştırıyordu.

Çok geçmeden ABD’de trafik sağdan işlemeye başladı. Fransız İhtilali sırasında, ihtilalin liderlerinden Maximilien Robespierre, büyük bir olasılıkla Katolik kiliseye meydan okuyanlara bir jest olsun diye, Parislilerden yolların sağından gitmelerini istedi.

Devamını Oku…

Sıratı Mustakim Nedir?

Sıratı Mustakim Nedir ?

KUR’ÂN-I KERİM’E GÖRE SIRATI MUSTAKÎM NEDİR? Sözlük anlamı itibariyle; Sırat: Yol Mustakîm; istikamet üzere olan demektir. Allahû Tealâ Hicr Suresinin 41.âyet-i kerimesinde Sıratı Mustakîm’in Allah’a istikametlenmiş yol olduğunu açıkça ifade etmektedir.

  • 15/HİCR-41: Kâle hâzâ sırâtun aleyye mustekîm(mustekîmun).
    Allahû Tealâ şöyle buyurdu: “İşte bu, Bana yönlendirilmiş (Bana ulaştıran) yoldur.

Allahû Tealâ insanı yaratmış ve ona Kendinden bir ruh üfürmüştür. İşte bu ruh sebebiyledir ki, insan kâinatın enşerefli mahlûkudur.Bu durum yine Kur’ân-ı Kerim âyetleri ışığında açıklık kazanmaktadır. Çünkü Allahû Tealâ Hz.Âdem’e Kendi ruhundan üfürerek, insanoğlunu en şerefli mahlûku yaptığı anda tüm huzurdakilere Hz. Âdem’e secde emrini vermiştir. Bu emre itaat etmeyen İblis, kibirinden dolayı huzurdan kovulmuştur. Kovulması sonrasında da kıyâmete kadar insanları azdırmak için süre istemiş ve Allahû Tealâ’dan bu izni aldığında da insanları “Sıratı Mustakîm”den uzak tutmak için elinden geleni yapacağını vaadetmiştir.

  • 7/A’RÂF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak’udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
    (İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin’e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.
  • 7/A’RÂF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
    Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.

Konuyu bu çerçevede incelediğimizde görüyoruz ki; Allah’ın insanoğluna emanet olarak verdiği ve dünya hayatını yaşarken bizden geri istediği bir ruhumuz vardır. Bir insan yaşarken ruhunu Allah’a ulaştırmayı dilediği takdirde, Allah o kişinin ruhunu 7-8 aylık bir ömrü var ise muhakkak Kendisine ulaştıracaktır. Ruhun Allah’a ulaşması “hidayet”, ruhun Allah’a ulaşmak için katettiği yolun adı ise “Sıratı Mustakîm” dir.

Sadece bu iki kavramın değiştirilmesi sebebiyle (Hidayet ve Sıratı Mustakîm), İslâm âlemi, Allahû Tealâ’nın standartlarından uzaklaşmış, son derece mutsuz ve huzursuz bir hayatın içine itilmiştir. Bu iki ana kavram, Kur’ân’daki muhtevasıyla yaşanmadıkça hiç kimsenin kurtuluşa ulaşması mümkün değildir. Bugünkü İslâmî tatbikatta insanlar, kıyâmet günü üzerinden geçecekleri sırat köprüsü diye kıldan ince kılıçtan keskin bir köprünün varlığına inandırılmışlardır. Her kim dünya hayatında bir koç kesmişse, o koçun sırtında bu köprüden geçecek ve cennete ulaşacaktır. Bu, tamamen Kur’ân-ı Kerim’e aykırı bir inanıştır ve Allah’ın katında hiçbir geçerliliği yoktur.

Nitekim Allahu Teala Nisâ Suresinin 175. âyet-i kerimesinde Allah’a yönlendirilmiş olan Sıratı Mustakîm’in “İnsan ruhunu Allah’a ulaştırdığını” açıkça ifade etmektedir.

  • 4/NİSÂ-175: Fe emmâllezîne âmenû billâhi va’tesamû bihî fe se yudhıluhum fî rahmetin minhu ve fadlın ve yehdîhim ileyhi sırâtan mustekîmâ (mustekîmen).
    Böylece Allah’a âmenû olanları (ölmeden önce ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyenleri) ve O’na (Allah’a) sarılanları ise, (Allah) Kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran “Sıratı Mustakîm”e hidayet edecektir (ulaştıracaktır).

Ruh için vuslat, vasıl olma vetiresi, Sıratı Mustakîm üzerinden Allah’a ulaşmaktır. Ruhun Sıratı Mustakim üzerinden gerçekleştirdiği seyr-i süluk isimli yolculuk tamamlandığında, ruh Allah’a ulaşır ve Allah’ın Zat’ında yok olur. İşte bu, hidayettir. Hidayet, yaşarken bir insanın ruhunun Allah’a ulaşmasıdır.

Kişi ne olmuştur? (Allah’a) ermiş (hidayete ermiş) evliya olmuştur. Nesi ermiştir? Ruhu ermiştir.

  • 3/ÂLİ İMRÂN-73: Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâu, vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
    Ve (Ehli Kitap): “Sizin dîninize tâbî olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah’a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah’a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz’in huzurunda, sizinle çekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi’dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alîm’dir (en iyi bilendir).
  • 2/BAKARA-120: Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve le initteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
    Ve sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah’a ulaşmak (Allah’ın Kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.”. Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah’tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.

Öğrenme Psikolojisinde En Akıllı Yol

Hikayeye göre, bir Alman, bir İtalyan, bir Fransız ve bir İngiliz aralarında köpeğe hardal yedirmek konusunda iddiaya tutuşurlar. Alman önceliği alır, hardalı topak yapar ve köpeğin ensesinden tutarak zorla ağzına tıkar… Hayvanın ağzı yandığı için hardalı yemez ve çıkarır… İtalyan hemen atılır, öyle olmaz der ve hardalı makarna şeklinde ufak parçalar halinde bölerek, köpeğe yedirmeye çalışırsa da, hayvanın ağzı gene yandığından o da başaramaz…

Fransız da, konuya kendi açısından yaklaşarak, hardalı önce sulandırıp, sos olarak köpeğe yedirmek için uğraşırsa

Devamını Oku…

Evin Yolunu Bulan Ayakkabı(11 Fotograf)

Bu defa size yine sıra dışı bir tasarımın yapılışından ve özelliklerinden bahsedeceğim.Bu sıra dışı ayakkabı yapılırken içine GPS alıcı konulmakta ve hedef bilgisayardan yüklenilmektedir. GPS sinyalini alan ayakkabı üzerine monte edilen ledler ile size yönünüzü tarif edecektir.Bu sıra dışı ayakkabının nasıl yapıldığını görelim.

1Evin yolunu bulan ayakkabı(11 Fotograf)

Devamını Oku…

İnsanları Allah’a Götüren Yollar

İnsanları Allah'a Götüren Yollar

“İnsanları Allah’a götüren yollar, mahlûkatın nefeslerinin adetleri kadardır.” Bu yollar ise gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin açmış oldukları yollardır. Her peygamberin kendisinden sonraki peygamberlerle Risâlet görevi sona ermiştir. Rasûl-i Ekrem (s.a.v)’e gelinceye kadar her peygamber bir evvelkinin hükmünü nesh etmiştir. Böylece Efendimiz’e (s.a.v) gelinceye kadar bütün peygamberlerin yolları kapanmıştır. Kıyamete kadar Cenâb-ı Allah’a gidecek yegâne yol Rasûlullah (s.a.v)’in yoludur. Ve bu yol kıyamete kadar açık bir şekilde kalacaktır. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın emri böyle tahakkuk etmiştir.

Devamını Oku…