Türk Mitolojisinde Altay Tufan Efsanesi

Türk Mitolojisinde Altay Tufan Efsanesi

Türk mitolojisinde, tufan ile ilgili örnekler Altay Türkleri’nin efsanelerinde yaşamaktadır. Altay Türkleri’nde, tufan efsanesinin bir kaç söyleyişi vardır. Aşağıda bu söyleyişlerden birine yer verilmiştir. Aşağıda yer alan ve U. Harva Holmberg tarafından nakledilen Altay Tufan Efsanesi, İslam ve Hıristiyan dünyasının Nuh Tufanı anlatılarına oldukça benzemektedir.

Altay Tufan Efsanesi, özetle şöyledir:

Sel bütün yeri kapladığında, Tengiz (=Deniz) yerin üzerinde efendi idi. Tengiz’in yönetimi altında Nama adında iyi bir erkek yaşardı. Nama’nın Sozun Uul, Sar Uul ve Balık adlarında üç oğlu vardı.

Ülgen (Tanrı), Nama’ya bir kerep (=tahta sandık) yapmasını buyurdu.

Nama, sandığın yapılması işini üç oğluna bıraktı. Oğulları, kerepi bir dağ üzerinde yaptılar. Kerep yapıldıktan sonra Nama, onu her biri seksen kulaç olan sekiz halatla köşelerinden yere bağlamalarını söyledi. Böylece su seksen kulaç yükseldiğinde durum anlaşılacaktı. Bundan sonra Nama, ailesi ile çeşitli hayvanları, kuşları alarak kerepe girdi.

Yeniden Doğuş ve Hz.Nuh (a.s)

Nuh (Arapça: نوح, İbranice: נוֹחַ veya נֹחַ; Noah veya Noach), İbrahimi Dinler’de (Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam) kendisinden söz edilen Tufan peygamberi. Tevrat’ta Nuh’un 950 yıl yaşadığı söylenir. Kuran’da da, elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadığı geçmektedir[2]. İslam geleneğinde Nuh ile İbrahim arasında da bu kadar zaman olduğuna inanılır. İnsanlığın ikinci babası sayılmaktadır. İnanışa göre tufandan önce tanrının emriyle büyük bir gemi inşa etmiş ve bu gemiye Nuh’un Gemisi denmiştir. Tevrat ve Kuran’daki Nuh’un yaşı ile ilgili ifadeler efsanenin Sümer kökenine işaret eder. Çünkü olağan insan yaşamında görülmesi mümkün olmayan 950 yıllık ömür ilk Sümer takvimine göre mümkündür. Eski Sümer takviminde 1 yıl 1 aya eşittir.