Osmanlı Padişahlarının Valide Sultanları

Osmanlı Padişahlarının Valide Sultanları

Osmanlı Padişahlarının Valide Sultanları

  • 1. Murat (29 Haziran 1326 – 28 Haziran 1389) : Nilüfer Hatun (Bizanslı Horofira)
  • 1. Bayezid (1360 – 8 Mart 1403): Gülçiçek Hatun (Bulgar Marya)
  • 1. Mehmet Çelebi (1382 – 26 Mayıs 1421): Olga Hatun (Bulgar)
  • 2. Murat (1404 – 3 Şubat 1451) Emine Hatun (Dulkadiroğulları Beyliği)
  • 2. Mehmed (30 Mart 1432 – 3 Mayıs 1481): Hüma Hatun (Candaroğulları)

    Devamını Oku…

Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi

Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi ve SonrasıProf. Dr. Remzi KILIÇ

Yavuz Sultan Selim’in (1512-1520) iktidarına kadar, Osmanlı Devleti bir Balkan veya Avrupa Devleti olarak görülmekteydi. Osmanlı Devleti, Sultan Selim devrinde çok ciddi olarak Doğu’ya yönelmiş, Asya ve Afrika kıtalarında geniş topraklar elde etmiştir. Bu değişikliğin sebebi İran’daki Safevîlerin Anadolu’nun Doğu ve Güneydoğu bölgesi için tehlikeli bir politika izleyerek, Anadolu’yu istilâ etmeyi amaçlaması ve Osmanlı Devleti’ni parçalamak istemesidir.

Ayrıca, Sultan Selim’in Sünnî akideyi güçlendirerek, İslam dünyasının birliği siyasetini gütmesidir, diyebiliriz. Yine Sultan Selim, Anadolu’nun birliğini ve bütünlüğünü korumayı düşünerek Safevî hanedanı tarafından tehdit edilen Doğu hudutlarını sağlamlaştırmak ve Safevî tehlikesini tamamen ortadan kaldırmak istemiştir.

Devamını Oku…

Şeyhülislam’lar Neden Mavi Ayakkabı Giyerlerdi?

Şeyhülislam'lar Neden Mavi Ayakkabı Giyerlerdi?
Osmanlı Devleti’nde ilmiye mensuplarının mavi renkli ayakkabı giymeleri yolundaki resmî uygulama, ilme verilen büyük değerin bir sembolüdür. Bu değer vermenin ifadesi olarak Şeyhülislâm, Kazasker ve Kadı gibi ilim sahiplerinin çizme ve ayakkabıları gökyüzü rengi olan

Devamını Oku…

Osmanlıda Hariciye Nezareti

Osmanlıda Hariciye Nezareti

Hariciye Nazırlığı ya da Hariciye Nezareti Son dönem Osmanlı Hükümetlerinde devletin dış siyasetini yürütmekle görevli, günümüzdeki Dışişleri bakanlığı’na karşılık gelen kurumdur. İstanbul’da günümüzde İstanbul Valiliği işlevini gören Babıali binasında sadrazamlıkla aynı binayı paylaşmıştır.

19. yüzyıla kadar Osmanlı Devleti’nde dışişleri Reis-ül Küttablar tarafından yürütülürdü. Dış ülkelerle yapılan yazışmalardan ise Babıali Tercüme Odası sorumluydu. Osmanlı Devleti’nin Avrupa’dan aldığı borçların artması, Avrupa ülkelerinin Yunan Bağımsızlık Savaşında gözlendiği gibi Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmaya

Devamını Oku…

Osmanlıda Tarikatlar-Padişahların Tarikatları

Osmanlıda Tarikatlar-Padişahların Tarikatları

Sofi adını ilk kullanan Küfeli Ebu Haşim (S.57-58) Diğer taraftan tasavvufî faaliyetlere İslâmiyet’in ilk. yıllarında hiç rastlanmazken, yukarıda da sebeplerine işaret edildiği tarzda sofî adını ilk kul­lanan ve ilk zaviyeyi kuran kişi’nin Kûfeli Ebû Haşim olup, bu zat’ın H. II. yüzyılla (H. 150’lerde) öldüğü sanılır.

Bundan sonra Süfyan Sevrî gelir ki bu zat da H. 168, Milâdî 784-785’lerde yaşamıştır.

Yine bu cümleden olmak üzere, eski Hıristiyan keşişlerinin yetiştiği Mısır’da H. 245,-M. 859-860 tarihlerinde yaşamış olan Zünnûn , (Bu zât Zünnûn-u Mısrî adîle de meşhurdur) H. 261, M. 874-875’lerde yaşamış

Devamını Oku…

Osmanlı Sultanlarının Ehl-i Beyt Sevgisi

Osmanlı Sultanlarının Ehl-i Beyt Sevgisi
Sultan İkinci Abdülhamid Han, Peygamber efendimize olan tazim ve muhabbetini, Onun kutsal beldesine hizmetler götürerek ve İslam Birliği gayesini gerçekleştirmeye çalışarak göstermiştir. Hicaz bölgesiyle münasebetleri kuvvetlendirmek ve mukaddes topraklarla aradaki mesafeyi kaldırmak niyetiyle yaptırdığı Hicaz ve Bağdat Demir yolu, bunun en güzel örneği olmuştur. Demiryolu yapımının Medine’ye ulaştığı esnada, Sultanın

Devamını Oku…

Gazzenin Tapusu Sultan Abdülhamit’de

Gazzenin Tapusu
Murat Bardakçı, Gazze’nin tapusunun Sultan Abdülhamit’de olduğunu tarihi belgelerle ortaya koydu. Bardakçı’nın verdiği bilgilere göre, Gazze Osmanlı’da Hazine-i Hassa’nın üstündeydi sonra Abdülhamit kendi üzerine geçirdi ve şahsi mülkü olarak tapuluydu. 1924 sonrası Abdülhamit’in torunları dava açtılar.

Gazze dedemizin mülküdür diye. İşin ilginci kazandılar ve mahkeme Gazze’nin Sultan Abdülhamit’in torunlarına iadesine karar verdi. Fakat o dönem İngiliz mandası olduğu için dava Londra’ya temyize gönderildi ve bozuldu.

Devamını Oku…

Fahreddin Paşanın Medine Müdafası

Fahreddin

Medine Müdafaası, Şerif Hüseyin’in 1916’da İngiliz desteğiyle isyan ederek Medine’yi hedef alması üzerine başlayıp, 2 yıl 7 ay sürdü ve Mondros Mütarekesi’nin imzalanması üzerine Padişah VI. Mehmet’in, müdafaada ısrar eden garnizon komutanı Fahrettin Paşa’yı iknasıyla sona erdi. Medine’deki Osmanlı garnizonu, mütarekeye göre silah bırakan son Osmanlı birliği oldu ve Medine’de kısa süreli Haşimi iktidarı başladı. Çatışmalardan ötürü Medine halkının ciddi bir kısmı göç etmek zorunda kaldı. Kuşatma sonunda, garnizon komutanı Fahrettin Paşa İngilizler tarafından tutuklanarak Malta’ya sürgün edildi.

Devamını Oku…

2. Beyazıt Han’ın İçki Hakkında Fetvası

2.Beyazıt Han'ın İçki Hakkında Fetvası

2. Beyazıt Han’ın İçki Fetvası

Eşref’ül-Ümerâ’il-kirâm efham’ül-küberâ’il-fihâm zülkadri ve’l-ihtirâm el-mü’eyyed bi te’yîdât’il-Melik’il-Allâm Hüdâvendigâr Sancağı beği Muhammed -zîde kadruhû- ve mefâhir’ü kudât’il-müslimin ma’âdin’ül-fadli ve’l-yakîn vereset’ül-enbiyâ’i ve’l-mürselîn mezkûr sancak kadıları-zîdet fedâiluhum-tevkî-i refî-i hümâyûn vâsıl olıcak ma’lûm ola ki; “Değerli Bursa Sancak Beği Muhammed ve Bu Sancağa Bağlı Kâdîler:

Fermanım size ulaşınca bilesiniz ki:

1. El-hâletü hâzihî Dergâhıma arz olundu ki, ol vilâyetlerde şehirlerde ve kurâda ve kasabâtda, velîmelerde ve cem’iyyetlerde alâniyeten şirb-i hamr ve tenâvül-i müskirât ve envâ’-ı fesâdat ve şenâ’ât olunub mecâlisde envâ-ı melâhîye ve ma’âsîye ve menâhîye irtikâb olunub şe’âir-i İslâm’a ri’âyet olunmayub fesekanın bu misillû kabâyihinden ve şenâyi’inden müslümanlar hususan ulemâ ve sulehâ ziyâde müte’ellim ve müte’essir olub bî huzur olur imiş. “Dergâhıma arz olundu ki, sancağınıza bağlı şehir, kasaba ve köylerde, düğünlerde, toplantılarda ve benzeri yerlerde, açıkca şarap içildiği, çeşitli sarhoş edici içkiler kullanıldığı, her türlü rezalet ve sefahetin irtikâb edildiği görülmüştür. Ayrıca İslâm’ın şeâirine ri’âyet edilmeyerek fâsıkların bu gibi gayr-i meşrû fiilerinden, bütün müslümanların ve özellikle de âlimler ve sâlihlerin rahatsız olduğu bildirilmiştir.

Devamını Oku…

Murad Hüdavendigarın Kosova Savaşı Duası

Murad Hüdavendigarın Kosova Savaşı Duası

Ey ilâhî! Seyyidî! Mevlâyî!. Bunca kerre hazretinde duâmı kabul ettin. Beni mahrum etmedin. Gene benim duâmı kabul eyle! Bir yağmur verip, bu zulümâtı ve gubârı (tozu) def edip âlemi nûrânî tul, tâ ki kâfir leşkerini rahat görüp, yüz yüze ceng edelim! Yâ ilâhi! Mülk ve kul senindir. Sen kime istersen verirsin. Ben dahî bir âciz kulunum. Benim

Devamını Oku…

  1. Sayfalar:
  2. 1
  3. 2
  4. 3