Etiket: moskova

Ünlü Şehirler Birleşirse Nasıl Görünürlerdi? (7 Resim)

Sanatçılar Duck Knees ve Maria Zhitnik ,biraz hayal kurarak dünya çapında ün yapmış şehirleri birleştirmeye karar verdiler. Sonuç olarak asla gerçek olamayacak bir fotoğraf projesi olsa da ilginç olduğunu belirten lazım… İlk olarak İstanbul ile Moskova’nın birleştirildiği resme bakalım.Konunun devamında diğer şehirleri de göreceksiniz.

İstanbul+Moskova
Ünlü Şehirler Birleşirse Nasıl Görünürler? (7 Resim) Okumaya Devam Ediniz…

Harika Metro İstasyonları (8 fotograf )

Kanada’lı fotoğrafçı David Bourdenay Metro istasyonların güzelliklerini yakalamak için Moskova ve St. Petersburg metro istasyonları seçti.Açılış saatlerinde çok kalabalık olan bu metro istasyonlarını tenha olarak yakalayabilmek için epeyce uğraştıktan sonra bu fotoğrafları çekti.Bizde bu güzellikleri sizlere sunuyoruz…

Metro istasyonu “Avtovo”, St. Petersburg

Harika Metro İstasyonları (8 fotograf ))

Okumaya Devam Ediniz…

MAKSİM GORKİ KİMDİR….?

138223Maksim Gorki, 28 Mart 1868 tarihinde doğmuştur. Asıl ismi Aleksey Maksimoviç Peşkov’dur. Çocukluğu Astrahan’da geçti. Nakliyecilik yapan babasını 5 yaşındayken kaybedince annesi yeniden evlendi, ve Maksim Gorki’yi anneannesi ve büyük babasının yanına Novgorod’a gönderdi. 11 yaşındayken annesi de veremden ölür. Yalnızca birkaç ay okula gidebildi. 8 yaşında çalışmaya başladı. Bu sayede Rus işçi sınıfının yaşamını yakından tanıdı. 1 Mayıs marşının söz yazarıdır.

Gorki’yi, on yaşında, bir kundura mağazasına çırak olarak verdiler. Ama ellerini kaynar çorba ile haşladığı için buradan ayrılarak yeniden ninesinin yanına dönmek zorunda kaldı. Elleri iyileşince, uzak akrabalarından bir mimarın yanına çırak olarak girdi. Gorki mimarın evinde, düpedüz hizmetçilik etti. Bu ağır iş şartlarına ancak bir yıl dayanabildi. Oradan kaçarak Volga’da işleyen gemilerden birinde aşçı yamaklığı ve bulaşıkçılık yaptı.
Okumaya Devam Ediniz…

”LENİN” VLADİMİR İLYİÇ ULYANOV KİMDİR….?

Vladimir İlyiç Ulyanov, bilinen adıyla Lenin (22 Nisan 1870, Simbirsk – 21 Ocak 1924, Moskova), Rus sosyalist devrimci, Ekim Devrimi’nin lideri, Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin (SBKP) ilk genel sekreteridir.

Lenin aynı zamanda Marksist teorik ve felsefi yazıların yazarı olarak bilimsel sosyalizmin Marx ve Engels sonrası geliştiricilerindendir. Lenin’in en büyük amacı; kapitalizmin uzlaşmaz sınıf çelişkilerinden proleter bir dünya devrimi oluşturup toplumsal sınıf karşıtlıklarının olmadığı insan toplumunun tarihsel oluşumuna öncülük etmekti.

Kendisi, Marksizm üzerine kurulmuş politik ve ekonomik bir teori olan Leninizm’in de kurucusudur. Leninizm, Marksizmin çağın gereklerine göre hem kuramsal hem politik hem de ekonomik alanda, temel ilkelere bağlı kalarak yeniden uyarlanması olarak anlaşılır. Leninizm kavramı, yeni olgular ve yeni bilimsel gelişmeler doğrultusunda Marksizmin yeniden üretilmesi gereği üzerinden değerlendirilir ve Marksizmin devrimci ve bilimsel özüne uygun olarak geliştirilmesi olarak anlaşılır.

Çocukluğu ve gençliği
Rusya İmparatorluğu zamanında adı Simbirsk olan Ulyanovsk’ta doğan Lenin demokrasi ve özgür eğitim için mücadele veren devlet memuru İlya Nikolayeviç Ulyanov (1831-1886) ile liberal görüşlere sahip Maria Aleksandrovna Ulyanov’un (1835-1916) oğludur.[4] Ailenin etnik yapısı çeşitlilik gösterir. “Lenin’in ataları Rus, Kalmuk (Oyrat), Tatar, Yahudi, Alman, İsveçli ve muhtemelen diğer birkaç halka daha mensuptur.” [5] Lenin Rus Ortodoks Kilisesi’nde vaftiz edilmiştir.

Yaşamının ilk yıllarında iki trajedi ile karşı karşıya kalmıştır. Bunlardan birincisi 1886 yılında babasının beyin kanamasından ölümü, ikincisi de Mayıs 1887’de ağabeyi Aleksandr İlyiç Ulyanov’un Rus çarı III. Aleksandr’ın hayatına kasteden bir bombalama eylemine katılması nedeniyle asılmasıdır. Aleksandr tutuklandığı sırada yanında bulunan kızkardeşi Anna, Karzan yakınlarındaki küçük Kokuchkino kasabasına sürülmüştür.

Resmî Sovyet biyografilerinde, devrimci eylemlerinin temelinin bu olaylarda yattığı söylenir. Sovyet ders kitabında basılan Beluzov’un ünlü resmi[6] genç Lenin’i ve annesini Aleksandr’ın kaybı için yas tutarken gösterir. “Farklı bir yol izleyeceğiz” cümlesi Lenin’in halk devrimi için anarşist ve bireysel yöntemler yerine Marksist bir yaklaşım seçtiği anlamına gelmektedir. Lenin Marksizm ile ilgilenmeye başladıktan sonra öğrenci gösterilerine katıldı ve sonunda tutuklandı. Kazan Üniversitesi’nden atıldıktan sonra bağımsız olarak çalışmalarına devam etti ve 1891 yılında avukatlık yapmak için lisans aldı.

Latince ve Yunanca konusunda kendini gösteren Lenin aynı zamanda Almanca, Fransızca ve İngilizce de öğrendi. Ancak Fransızca ve Almanca bilgileri yetersizdi. 1917’de Inessa Armand’ın yardımıyla Fransızca ve İngilizce ile yazılan makaleleri çevirmiş ve aynı yıl Cenevre’de S.N. Raviç’e Benim Fransızca ile ders verme kabiliyetim yok. demiştir.

Devrimcilik dönemi
Lenin Samara’da birkaç yıl çalıştıktan sonra 1893 yılında St. Petersburg’a yerleşti. Kariyer yapmak yerine devrimci propaganda ile uğraşmayı tercih etti ve Marksizm üzerine çalıştı. 7 Aralık 1895’te tutuklandı. 14 ay tutulduktan sonra Sibirya’daki Shushenskoye köyüne sürgüne gönderildi.

Temmuz 1898’de bir sosyalist eylemci olan Nadejda Krupskaya ile evlendi. Nisan 1899’da Razvitiye kapitalizma v Rossi (Rusya’da Kapitalizmin Gelişmesi – Geniş-Çaplı Sanayi İçin Bir İçpazarın Oluşma Süreci)[9] yayımlandı.

1900 yılında cezasının sona ermesinin ardından Rusya’da ve Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde çalıştı. Zürih, Cenevre, Münih, Prag, Viyana, Manchester ve Londra’da bulundu. Sürgünde iken, sonraları önde gelen rakiplerinden olacak olan Julius Martov ile Iskra gazetesini kurdu. Devrimci hareket üzerine çeşitli makaleler ve kitaplar yazdı. Bu dönemde çeşitli mahlaslar kullandıktan sonra sonunda Lenin mahlasını kullanmaya karar verdi.

Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nde (RSDİP; Rusça: РСДРП ) etkin görev aldı. 1903 yılında yazdığı Çto delat?[10][11] kitapçığının kısmen etkilemesiyle ortaya çıkan parti içi bölünmede Menşeviklere karşı Bolşeviklere önderlik etti. Bu kitapçığın devrim öncesi Rusya’sında en etkili kitapçıklardan biri olduğu söylenir. 1906 yılında RSDİP’nin başkanlığına seçildi ve güvenlik nedeniyle 1907 yılında Finlandiya’ya geçti.

Avrupa’daki seyahatlerine devam ederek 1912’de Prag Parti Konferansı ve 1915’de Zimmerwald Konferansı gibi birçok sosyalist toplantıya ve etkinliğe katıldı. Lenin Zimmerwald Solu’nun en önemli lideriydi. Inessa Armand Rusya’yı terkedip Paris’e yerleştikten sonra sürgünde yaşayan Lenin ve diğer Bolşevikler’le karşılaştı. Armand’ın bu dönemde Lenin’in sevgilisi olduğuna inanılır.[12][13] Lenin daha sonra İsviçre’ye geçti.

1914 yılında I. Dünya Savaşı başladığında, o zamanlar kendilerini Marksist diye tanımlayan Avrupa’nın Sosyal Demokrat partileri kendi ülkelerinin savaş için harcadığı çabayı destekledi. Lenin, Alman Sosyal Demokratları’nın savaşı desteklediğine ilk başlarda inanmamıştı, bu olaylar neticesinde savaşı destekleyen partilerden oluşan İkinci Enternasyonal’den ayrıldı. Lenin “emperyalist savaş” olarak nitelediği bu durumun sınıflar arası savaşa dönmesi gerektiğini savunuyordu.
Rusya’daki 1917 Şubat Devrimi’nden ve Rus çarı II. Nikolay’ın devrilmesinden sonra Lenin en kısa sürede Rusya’ya geri dönmek zorunda olduğunu biliyordu ancak tüm hızıyla süren I. Dünya Savaşı sırasında tarafsız İsviçre’de sıkışıp kalmıştı. İsviçreli komünist Fritz Platten, Lenin’in ve etrafındakilerin Almanya üzerinden trenle yolculuk edebilmesi için Alman hükümeti ile anlaşmaya varmıştı. Alman hükümeti Lenin’in Rusya’ya dönüşünün açabileceği siyasal karışıklığın Doğu Cephesinde savaşı bitirmeye yardımcı olacağını umuyordu.[14] Almanya’dan sonra feribotla İsveç’e geçen Lenin’in İskandinavya’daki yolculuğu İsveçli komünistler Otto Grimlund ve Ture Nerman tarafından ayarlanmıştı.

Nisan 1917’de Petrograd’a ulaşan Lenin, geçici hükümete karşı Nisan Tezlerini [15] yayımlayarak Bolşevik hareketinde liderlik konumuna geldi. Başlangıçta Lenin, partisini sol görüş olarak izole etmesine rağmen Bolşeviklerle anlaşmazlık sonucu parti, geçici hükümetten medet ummayanların toplanma yeri hâline geldi. Muhalefetteki Bolşevikler, sorumluluk almayarak hükümet uygulamalarına sahiplenmediler.[16]

Bu dönemde Aleksandr Kerensky ve Bolşeviklerin diğer rakipleri Lenin’i Almanlardan para alan bir ajan olarak suçladı. Bunun üzerine, önceleri Menşevik olan sonra Bolşeviklere daha yakın duran Leon Troçki 17 Temmuz’da Lenin’i savunan bir konuşma yaptı:[17]
“     Öyle dayanılmaz bir hava yaratıldı ki artık ne siz ne de biz nefes alamıyoruz. Lenin’e ve Zinoviev’e alçakça iftiralar atılmakta. Lenin devrim için otuz yıldır mücadele ediyor. Ben yirmi yıldır halkın ezilmesine karşı mücadele verdim. Bunun sonucunda Alman militarizmine karşı, nefretten başka bir duygu beslememiz söz konusu bile olamaz. (…) Alman militarizmine karşı mücadelem nedeniyle bir Alman mahkemesi tarafından sekiz ay hapis cezasına çarptırıldım. Bunu herkes bilir. Bu salonda bulunan kimse bizim Almanların paralı uşağı olduğumuzu söylemesin.     „

Temmuz Günleri olarak adlandırılan ve tabandaki Bolşeviklerin başarısız ayaklanmasından sonra Lenin güvenlik nedeniyle Finlandiya’ya gider. Temmuz ayı sonunda yasadışı koşullarda yapılan 6.Kongrede Enternasyonalistler Bolşeviklere katılır. Ekim ayında geri dönerek geçici hükümete karşı “Sovyetler iktidara!” sloganıyla silahlı bir devrime önayak olur. Hükümet üzerine düşüncelerini “Devlet ve Devrim” [18] adlı denemesinde açıklamıştır. Bu denemede işçiler tarafından seçilen ve yine işçiler tarafından iptal edilebilen işçi konseylerinden ya da “Sovyetler’den” oluşan yeni bir hükümet tarzından söz etmiştir.

Lenin, Bolşevik Merkez Komitesi toplantılarında derhal iktidarın alınması gerektiğini vurgular ve özellikle ayaklanma konusunda ayak direyen Zinoviev ve Kamenev’e üstün gelmek için Merkez Komiteyi görevlerinden istifa etmekle tehdit eder.[19] 16 Ekim günü yapılan Merkez Komite toplantısında 10-2 oyla ayaklanma kararı alınır
8 Kasım’da Lenin, Rus Sovyet Kongresi tarafından “Halk Komiserleri Konsey Başkanı” (hükümet başkanı) seçildi.

“Komünizm Sovyet iktidarı ile tüm ülkeye elektriğin ulaştırılmasıdır” [21] diyen Lenin, Rusya’nın her yerine elektrik götürülmesinin ve tarım ile sanayinin modernize edilmesinin önemini vurgulamıştır. “Sanayinin modern ve ileri teknoloji üzerinde örgütlenmesinin ve kent ile kırsal arasında bağlantı sağlayacak olan elektriğin yaygınlaştırılmasının kent ile kırsal arasındaki ayrımı ortadan kaldıracağını, kırsaldaki kültür düzeyini yükseltmeye olanak sağlayacağını ve ülkenin en ücra köşelerinde bile geri kalmışlığı, cehaleti, yoksulluğu, hastalığı ve barbarlığı yok edeceğini köylülere göstermeliyiz.” [22] Herkes için ücretsiz evrensel bir sağlık sistemi kurmak, kadınlara haklarını iade etmek ve okur yazar olmayan Rus halkına okuma yazma öğretmek konularında çok hevesliydi.[23] Ama Bolşevik hükümetinin öncelikli eylemi Rusya’yı I. Dünya Savaşı’ndan çekip kurtarmaktı.

Brest Litovsk Barış Antlaşması

Almanların doğuya doğru sürekli ilerlemeleri tehdidiyle karşı karşıya kalan Lenin, Rusya’nın acilen bir barış antlaşması imzalaması gerekliliğini tartışmaya açtı. Buharin gibi diğer Bolşevik liderleri, savaşa devam etmenin Almanya’da devrim çıkartmanın bir yolu olduğunu savunuyorlardı. Uzlaşmaları yöneten Troçki her iki tarafın da toprak kazançlarını iade etmesi şartıyla bir barış antlaşması yapılmasını içeren orta yolu savunuyordu. Barış görüşmeleri başarısız olunca Almanlar ilerlemeye devam etti ve Rusya’nın batı topraklarının büyük bölümü işgal edildi. Bu durum karşısında Lenin’in savunduğu tez, Bolşevik liderlerinin çoğunluğunun desteğini kazandı. 3 Mart 1918’de Brest-Litovsk Antlaşması’nı imzalayan Lenin, Rusya’yı I. Dünya Savaşı’ndan çıkardı. Bu antlaşma sonucunda Rusya, Almanya’ya ve Osmanlı İmparatorluğu’na önemli toprakları geri vermek zorunda kaldı.

Bolşevikler Meclis seçimlerini kaybettikten sonra 19 Ocak’ta yapılan ilk oturumu Kızıl Muhafızları kullanarak kapattılar ve Sovyetlerin desteğinden dayanak aldılar. Bu tarihten itibaren, görüşleri Lenin’e ve Bolşeviklere uymayan parti ve gruplar düzenli olarak siyasal hayattan çıkarıldı ve süreklilik arzeden iç savaşlar bahane edilerek Sovyet Kongreleri tekrar tekrar dağıtıldı.

Bolşevikler, Sosyalist Devrimci Parti’nin sol kanadıyla birlikte bir koalisyon hükümeti kurdu. Ancak sosyalist devrimcilerin Brest-Litovsk antlaşmasına karşı çıkıp muhalif partilerle birleşerek Bolşevik hükümetini devirmeye çalışmasıyla bu koalisyon bozuldu. Lenin bu çabalara karşı muhalif partilerin bazı üyelerinin hapsedilmesini de içeren toptan bir karşı çıkmayla cevap vermiştir.

1918’in başından itibaren Lenin, işçilerin kendi kendilerini yönetmeleri kavramına zıt ama uzmanlık ve verimlilik sağlayabilmek adına her kuruluşun başına tek bir kişinin geçmesi ve demokratik kurallara göre kuruluşu yönetmesi gerekliliği konusunda kampanya yaptı. S. A. Smith’in yazdığına göre: “İç savaşın sonuna doğru 1917’deki fabrika komitelerince tanıtılan sanayi idaresinin demokratik idare tarzından eser kalmamıştı, ancak hükümet bunun bir önemi olmadığını çünkü sanayinin artık işçi devletinin kontrolüne geçtiğini savunuyordu.”

Gizli polisin kuruluşu
Yeni kurulan Bolşevik hükümetini karşıdevrimcilerden korumak adına Bolşevikler Çeka (Rusça: ЧК ) adını verdikleri bir gizli polis teşkilatı kurdu.[24]

Bolşevikler Ekim Devriminin ertesinde yaymaya başlayan genel grevin gelişmesini durdurmak zorunda kalmıştır. Fransız Devrimindeki devrim mahkemesi savcılarından Antoine Quentin Fouquier de Tinville gibi adamına ihtiyacı duyan Lenin, 2 Aralık’ta yeni bir özel komiteyi kurdurmak için Askerî Devrimci Komitesi eski başkanı Felix Dzerzhinski’yi atamıştır. Lenin sabotaj faaliyetleri ve karşı devrimiyle mücadele etmek için istisnaî yöntemlerin kullanılmasını emretmiştir. Dzerzhinskiy 20 Aralık’ta özel komitenin kuruluş taslağını önermiş ve kabul edilmiş ve basın yayın ve sabotaj faaliyetleri, Sağ SR, grevlere katılanların özel komite tarafından kontrol edilmesi kararlaştırışmıştır. Lenin her zaman ÇK’nın koruyucusu ve savuncusuydu.[25]
Çar ailesi

Bolşevikler devrik Çar II. Nikolay için bir mahkeme kurmayı planlamıştı, ancak 1918 Ağustos’unda Beyaz Ordu’nun kraliyet ailesinin tutulduğu Yekaterinburg’a ilerlemesi üzerine Sverdlov yerel Sovyet’ten, Beyazlar tarafından ele geçirilmesindense devrik çarın infaz edilmesi için istekte bulundu. Çarın ve ailesinin öldürüldüğü olaya merkezî hükümetin mi, yoksa yerel Sovyet’in mi karar verdiği, tarihçiler arasında hâlâ bir tartışma konusudur.
14 Ocak 1918 günü Lenin’in aracına Petrograd’da, Mark Allien tarafından silahlı saldırıda bulunuldu. Bir konuşmadan dönen Lenin ve Fritz Platten aracın arkasında oturuyordu. Ateş edilmeye başlandığında “Platten, Lenin’i başından tutarak yatırdı… Platten’in eli, Lenin’i korumaya çalışırken sıyırıp geçen bir kurşun yarasıyla kan içinde kalmıştı.” [26]

30 Ağustos 1918 günü, Sosyalist Devrimci Parti SR üyesi Fanya Kaplan, bir miting sonrası aracına giden Lenin’e yaklaştı ve adını haykırdı. Cevap vermek için dönen Lenin, suikastçının üç el ateşiyle yaralandı. Kurşunların ikisi omzuna, biri akciğerine isabet etti. Diğer suikastçıların hastanede beklediğine inanan Lenin, hastaneye gitmeyi reddettiği için Kremlin’deki odasına götürüldü. Doktorlar kurşunları çıkarmanın çok tehlikeli olduğuna karar verdiler. Daha sonra iyileşmesine rağmen Lenin’in sağlığı bu olaydan sonra giderek kötüleşti. Daha sonra geçirdiği inmelere bu vurulmanın sebep olduğuna inanılır.
1919 Mart ayında Lenin ve diğer Bolşevik liderler tüm dünyadan gelen devrimci sosyalistlerle buluşarak Komünist Enternasyonal’i kurdu. Bu şekilde, daha geniş olan sosyalist hareketten ayrılındı, artık komünist olarak nitelendirileceklerdi. Rusya’da Bolşevik Partinin adı önce “Rusya Komünist Partisi” daha sonra da “Sovyetler Birliği Komünist Partisi” (Rusça: КПСС ) olarak değiştirildi.

Bu arada, Rusya’da iç savaş sürmekteydi. Çok geniş bir yelpaze içinde farklı görüşlere sahip siyasi hareketler ve destekçileri Sovyet hükümetini devirmek için silaha sarılmıştı. Bir çok taraf iç savaşa karışmış olsa da çarpışan iki önemli taraf komünistlerin Kızıl Ordusu ile gelenekçilerin Beyaz Ordusuydu. Fransa, Büyük Britanya, ABD ve Japonya gibi yabancı güçler Beyaz Ordu yararına işe karışmış olsa da etkileri çok olmamıştır. Sonunda Leon Troçki tarafından komuta edilen ve örgütsel açıdan daha becerikli olan Kızıl Ordu 1920 yılında Beyaz Ordu’yu ve müttefiklerini yenerek iç savaşı kazandı. Daha küçük çaplı çarpışmalar ise birkaç yıl daha devam etti.

Hem Beyaz Ordu hem de Kızıl Ordu kuvvetleri, savaşın ve devrimin yol açtığı karışık dönemde “kontrol altında tuttukları bölgelerde büyük zalimlik gösterdiler. Kasabalar yakıldı, mal mülk yıkıldı ya da çalındı, köylülerin mahsulü ve hayvanları zorla alındı, karşı koyanlar işkence gördü ve öldürüldü.” [27][kaynak belirtilmeli] Brovkin, askerî gerekliliğin ötesine geçen bu tarz terörün sonuçlarının oldukça yıkıcı olduğunu savunmuştur. Ona göre cephe gerisindeki halkın yabancılaştırılması hem kızıl hem de beyaz güçlerin yenilgisini açıklayabiliyordu.[28]

1919’un sonlarına doğru Beyaz Ordu’ya karşı kazanılan başarılar Lenin’i, devrimi artık Batı’ya yaymak gerektiğine ve gerekirse güç kullanılmasına ikna etti. Bağımsızlığını yeni kazanmış olan İkinci Polonya Cumhuriyeti 18. yüzyılın sonlarına doğru Rusya tarafından ilhak edilen doğu topraklarını kontrol altına almaya başlayınca, bu bölgelerin kontrolü konusunda Bolşevik kuvvetleriyle karşı karşıya geldi ve çatışmalar 1919 yılında Polonya-Sovyet Savaşı’na yol açtı. Almanya’da devrimin sürmesi ve Spartaküs Birliği’nin yükselişe geçmesini Lenin, “Avrupa’yı Kızıl Ordu’nun süngüsüyle yoklamak” için en uygun zaman olarak gördü. Lenin, Rus Devrimi ile Alman Devrimi’nin komünist destekçilerini birbirine bağlamak için Kızıl Ordu’nun, arada kalan Polonya’yı sıçrama tahtası olarak kullanıp hem Almanya’ya hem de Batı Avrupa’daki diğer komünist hareketlere yardıma gitmesi gerektiğini düşünüyordu. Ancak Sovyet Rusya’nın Polonya-Sovyet Savaşı’nda yenilmesi üzerine bu planlar suya düştü.

Leninizm ve Ulusal Sorun
Lenin, emperyalizmin şiddet eğilimi olduğunu savunuyor ve 1917 yılında kapitalist emperyalist güçlerin kontrolü altındaki ulusların koşulsuz olarak kendi kaderini tayin hakkına sahip olduğunu deklare ediyordu. Ancak bu ilkenin uygulanmasında ve istediği koşullarda bir birliğin yaratılmasında başarı sağlayamamıştır.

1920-1921 yıllarında, altı ulusal cumhuriyet Ukrayna, Beyaz Rusya, Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya Fedarasyonu arasındaki ilişkiler açık biçimde tamamlanmış değildi. Lenin bu birliğin sosyalist, enternasyonalist ilkelere uygun şekilde gönüllülük yolu ile belirlenmesini istiyordu. Ancak Sovyetler Birliği’nin kurulması sırasında Komünist Parti saflarında yeşermeye başlayan Rus milliyetçiliği ile de mücadele etmek durumunda kalmıştır.

Gürcistan’ın birliğe katılım koşullarının müzakere edildiği dönemde politikaları yürüten, iç savaş sırasında da orada görev almış olan Stalin ve Ordzhonikidze ikilisinin bağımsızlık yanlısı Gürcülere uyguladığı baskıları geç de olsa farkederek engellemeye çalışmıştır. Lenin bu konudaki görüşünü “Ulusal sorunlar bastırılmamalı, çözülmeli.” şeklinde açıklamış ve Gürcistan meselesi ile ilgili Troçki’ye ve Stalin’in hazırladığı ve sadece Ermenistan ve Azerbaycan’ın kabul ettiği Özerkleştirme Tasarısı’nın düzeltilmesi için de Kamenev’e SSCB’nin Kuruluşuyla İlgili Tasarı” isimli mektubu yazmıştır.

Sovyet projesinin Rusya Fedarasyonu’na katılma biçiminde değil, eşit cumhuriyetlerin birleşmesi biçiminde olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu şekilde bir birliğin amacının diğer ulusların kapitalist emperyalizmden korunmasına da hizmet edeceği öngörülmüştür.

Ancak Lenin hastalığı nedeni ile bu dönemde güçten düşmüş ve zamanla sağlığını tümden yitirmiştir. Daha önce yok etmeye söz verdiği ezen ulus şovenizmi sürece yeniden hâkim olmuş ve uluslar politikası, gönüllü olmayanların asimilasyonu politikası biçiminde işlemiştir.

NEP
Uzun yıllar süren savaş, Bolşeviklerin savaş ekonomi politikası, 1921 yılındaki kıtlık ve düşman hükümetlerin kuşatması sonucunda Rusya harap düşmüştü. En büyüğü Tambov Ayaklanması olan birçok köylü ayaklanması oldu. 1921 Mart’ında Kronstadt’da denizcilerin isyanı üzerine Lenin, savaş komünizmi politikasını sanayii ve özellikle tarımı yeniden yapılandırmak için Yeni Ekonomi Politikası (Rusça: Новая экономическая политика (НЭП)) (NEP) ile değiştirdi. Bu yeni politika, politik ve ekonomik gerçekliklerin tanınması üzerine inşa edilmiş ve aslında sosyalist idealden taktiksel bir geri dönüştü.1929 yılında NEP siyaseti yerini sanayileşme ve kolektivizasyona bırakacaktır.

Yaşamının son yılları
Lenin’in sağlığı, devrim ve savaşın getirdiği gerginlik sonucu oldukça zarar görmüş, suikast girişiminde aldığı yaralar sağlık durumunu daha da kötüye götürmüştü. Kurşun hâlâ boynunda idi ve omuriliğe yakın durduğu için, o günün tıp tekniğiyle çıkarılması mümkün değildi. 1922 Mayıs’ında ilk defa felç geçirerek sağ tarafı kısmen felçli kalan Lenin’in hükümetteki rolü giderek azaldı. Aynı yılın Aralık ayında geçirdiği ikinci felçten sonra aktif politikadan çekildi. 1923 Mart’ında geçirdiği üçüncü felcin sonrasında konuşma yeteneğini de yitirerek ölene kadar yatağa bağımlı kaldı.

İlk kez felç geçirdikten sonra, hükümet ile ilgili bazı yazıları eşine dikte ettirdi. Bunların arasında en ünlüsü Lenin’in Vasiyeti’dir. Bu vasiyette, başta Stalin olmak üzere önde gelen komünistleri eleştiriyordu. 1922 Nisan ayından itibaren Komünist Parti’nin genel sekreteri olan Stalin’in eline sınırsız bir otoritenin geçtiğini söylemiş ve yoldaşların Stalin’i bu görevden uzaklaştırmak için bir yol aramalarını önermiştir.

Lenin’in ölümünden sonra eşi, 1924 Mayıs’ındaki 13. Parti Kongresi’nde okunmak üzere vasiyeti Merkez Komite Sekretaryasına teslim eder. Vasiyet o dönemde partiyi yöneten Grigori Zinoviev, Lev Kamenev ve Josef Stalin’i zor durumda bırakır. Partide Lenin’in büyük otoritesi ve saygınlığı metnin örtbas edilmesi ihtimalini imkânsız kılıyordu. Ancak Leon Troçki’ye karşı iktidar mücadelesi veren Zinoviev, Kamenev ve Stalin ellerini zayıflatmak da istemiyorlardı. Bu durumda Merkez Komite toplanacak[29] ve metnin 13. Kongre delegelerine not tutmamaları ve metinden kongrede bahsetmemeleri şartıyla okutulmasına karar verilir. Lenin’in eşi Krupskaya karara karşı çıksa da sonuç değişmez. Metin delegeler tarafından ayrı ayrı okunur ve Lenin’in beklediği iddia edilen etkiyi yaratmaz. Stalin Genel Sekreterliğe devam eder. Vasiyetin bır kısmı ilk olarak 1926 yılında Max Eastman tarafından Amerika Birleşik Devletleri’nde yayımlandı.[30] Troçki ise partiden tasfiye edilip sürgüne gittiği dönem içerisinde 1934 yılında metni basacaktır.

Lenin 21 Ocak 1924 günü, 53 yaşında öldü. Lenin’in ölüm sebebi için yapılan resmî açıklama serebral arteriyoskleroz ya da dördüncü bir inme idi. Ancak Lenin’i tedavi etmeye çalışan 27 doktorun yalnız sekizi otopsi raporunda bu sonuca vardığı için, ölümü ile ilgili başka teoriler de ortaya atıldı.[31]

Ölümünden hemen sonra, frengi olduğu dedikoduları yayıldı. Otopsiden sorumlu patolog Aleksey Abrikosov otopsi raporunda frengiden sözetmedi ancak bahsettiği kan damarlarındaki hasar, felç ve diğer yetersizlikler frenginin de belirtilerindendir.

Frengi hastalığının son aşamasında ortaya çıkan lezyonlar vücudunda görülemediği için iftira olarak tahmin edilen bu söylem kesin olarak çürütülmüştür. Tarihçilerin büyük çoğunluğu ölüm sebebinin, suikast neticesi boynunda kalan kurşunun neden olduğu bir felç olduğu konusunda hemfikirdir.

Lenin’in ölümünden üç gün sonra Petrograd şehrinin adı Leningrad olarak değiştirildi. Sovyetler Birliği, 1991 yılında dağıldıktan sonra şehrin adı Sankt Petersburg oldu.

Lenin’in naaşının yeniden hayata döndürülmek üzere dondurulduğu iddia edilse de buna dair kaynak bulunmamaktadır. Leonid Krasin’in önerisiyle mumyalanan naaşı 27 Ocak 1924 tarihinde Moskova’da Lenin’in Mozolesi’nde daimî istirahatgâhına kondu.

Ölümünden sonra
Lenin’in korunan naaşı Moskova’da Kızıl Meydan’daki Lenin Mozolesi’nde sürekli olarak ziyarete açık tutulmaktadır.

Ölümünden hemen önce belirttiği, kendisi için anıt yapılmaması isteğine rağmen Lenin adı, ilk proleter devletin yaratılmasındaki dehası ve Stalin’in yarattığı kült nedeniyle zaman içinde dinsel tapınmaya yakın sayılacak mertebeye ulaşmıştır. 1980’lere gelindiğinde Sovyetler Birliği’nde her önemli şehrin merkezinde bir Lenin heykeli, merkeze yakın bir Lenin caddesi ya da Lenin meydanı, tüm şehre dağılmış yirmiye yakın irili ufaklı büst ve heykel bulunuyordu. Kolektif çiftliklere, nişanlara, buğday hibridlerine ve hatta bir asteroide Lenin’in adı verilmişti. Çocuklara anaokulu çağından itibaren “Lenin Dede” hakkında öyküler anlatılıyordu. 1930 yılında adına verilmeye başlanan Lenin Nişanı 431.418 kez verilmiştir.

Kruşçev, Brejnev ve Gorbaçov’un döneminde izlenen Restorasyon ve Revizyonizm politikaları sonucu Sovyetler Birliği’nin çözülmesi, Sovyet cumhuriyetlerinde Lenin’e duyulan saygının emperyalist basın-yayın organları tarafından anti-komünist propaganda ile azalttırılmasına yol açmıştır. Ancak Sovyet döneminin eskileri için önemli olarak görülür.[32] Ayrıca tüm dünya Marksistleri açısından fikri ve pratik lider olarak özel yer tutmaktadır. Doğu Avrupa’da bulunan heykellerin çoğu yıkılmış olsa da Rusya’da büyük bir kısmı hâlâ durmaktadır. Leningrad şehri orijinal adı olan Petrograd’a dönse de, çevresindeki Leningrad Oblast’ın adı değişmemiştir. Lenin’in doğum yeri olan Ulyanovsk’ta oturanlar şehrin adının yeniden Simbirsk olarak değişmesine karşı çıkarak şu ana kadar başarılı olmuşlardır. Lenin’in naaşının toprağa verilmesi, son yıllarda Rusya’da sürekli gündemde bir konu hâline gelmiştir.

Lenin’in beyninin incelenmesi
Lenin’in beyni, vücudu mumyalanmadan önce çıkarılmıştı. Sovyet hükümeti, tanınmış Alman bilimadamı Oskar Vogt’u Lenin’in beynini incelemek ve “dehaya” yol açan beyin hücrelerinin yerini tespit etmekle görevlendirdi.[33] İnceleme Vladimir Behterev’in Beyin Enstitüsü’nde yapıldı. Vogt 1929 yılında yayımladığı yazıda beynin renksiz olduğunu, küçüldüğünü, birçok bölgesinin yumuşadığını[34] ve serebral korteksin üçüncü katmanında bazı piramidal nöronlar bulunduğunu yazmıştır. Ancak bu bulgunun deha ile olan ilgisi tartışma konusudur. Vogt’un çalışması Sovyetler tarafından yetersiz kabul edildikten sonra 1993’te bir Sovyet ekibi tarafından yeniden incelemeler yapılmış, raporlarında Lenin’in beynin kendine has özellikleri belirtilmiştir.[35] Modern anatomi uzmanları, morfolojinin beynin çalışmasını tek başına açıklayamayacağını düşünmektedir.

Kitapları

Nereden Başlamalı? (1901)
Ne Yapmalı? (1902)
Devrimci Maceracılık (1902)
Bir Yoldaşa Mektup (1902)
Bir Adım İleri, İki Adım Geri (1904)
İki Taktik – Demokratik Devrimde Sosyal-Demokrasinin İki Taktiği – (1905)
Parti Örgütü ve Parti Edebiyatı (1905)
Sosyalizm ve Din (1905)
Moskova Ayaklanmasından Alınacak Dersler (1906)
Gerilla Savaşı (1906)
Materyalizm ve Ampiryokritisizm (1908)
Proletarya Partisinin Din Konusundaki Tutumu (1909)
Rusya’da Parti-İçi Savaşımın Tarihsel Anlamı (1910)
Avrupa İşçi Hareketi İçindeki Ayrılıklar (1910)
Marksizmin Tarihsel Gelişmesinin Bazı Özellikleri (1910)
Bir Yasalcı ile Bir Tasfiyecilik-Karşıtı Arasında Konuşma (1911)
Rus Sosyal-Demokrat Hareketi İçindeki Reformculuk (1911)
İşçi Sınıfı ve Yeni-Maltusçuluk (1913)
Ulusal Sorun Üzerine Tezler (1913)
“Kültürde” Ulusal Özerklik (1913)
İncelmiş Bir Ulusalcılıkla İşçilerin Yozlaştırılması (1914)
Ölü Şovenizm, Yaşayan Sosyalizm (1914)
Karl Marks (1915)
Friedrich Engels (1895)
Diyalektik Sorun Üzerine (1915)
Sosyalizm ve Savaş (1915)
Sosyal-Şovenistlerin Safsataları (1915)
Platonik Enternasyonalizmin Çöküşü (1915)
Avrupa Birleşik Devletleri Sloganı Üzerine (1915)
Devrimci Proletarya ve Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı (1915)
Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı (1914)
RSDİP’nin Ulusal Programı (1913)
Ulusal Sorun Üzerine Eleştirici Notlar (1913)
Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Etme Hakkı (1914)
Büyük-Rus Ulusal Gururu Üzerine (1914)
Ulusal Politika Üzerine (1914)
Sosyalist Devrim ve Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı (Tezler) (1916)
Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı Üzerine Bir Tartışmanın Özeti (1916)
Ulusal Sorun ve Sömürgeler Sorunu Üzerine Tezlerin İlk Tasarısı (1920)
Uluslar ve Sömürgeler Komisyonunun Raporu (1920)
“Özerkleştirme” Üzerine Notlar (1922)
Alman Şovenizmi ile Alman-Olmayan Şovenizm (1916)
Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması (1916)
Proletarya Devriminin Askeri Programı (1916)
Emperyalizm ve Sosyalizmdeki Bölünme (1916)]
Marksizmin Bir Karikatürü ve Emperyalist Ekonomizm (1916)
Nisan Tezleri (1917)
Marksizm ve Ayaklanma (1917)
Devlet ve Devrim (1917)
Kâhince Sözler (1918)
Proletarya Devrimi ve Dönek Kautsky (1918)
Oportünizm ve İkinci Enternasyonalin Çöküşü (1915)
II. Enternasyonalin İflası (Batkısı) (1915)
Kurucu Meclis Üzerine Tezler (1917)
Vandervelde’in Devlet Üzerine Yeni Bir Kitabı (1918)
Proleter Devrim ve Dönek Kautsky (1918)
Devlet (1919)
Üçüncü Enternasyonal ve Tarihteki Yeri (1919)
Proletarya Diktatörlüğü Döneminde Ekonomi-Politika (1919)
Ulusal ve Sömürgeler Sorunu Üzerine Tezler (1920)
“Sol” Komünizm: Bir Çocukluk Hastalığı (1920)
Az Olsun, Temiz Olsun
Marx-Engels-Marksizm
Ulusal Sorun ve Ulusal Kurtuluş Savaşları
Burjuva Demokrasisi ve Proletarya Diktatörlüğü
Rusya’da Kapitalizmin Gelişmesi (1899)
Örgütlenme