Helal Sana Mehmetciğim – Hasan Demirci

Helal Sana Mehmetciğim - Hasan Demirci

Ordu millet bir el ele
Helal sana mehmetciğim
Karşı geldik tüm devlere
Helal sana mehmetciğim

Başın diktir gönlün yüce
Karşındaki deve cüce
Cephedesin gündüz gece
Helal sana mehmetciğim

“Önce Vatan” Mehmet’in Parolası

Güneyde sınırım terör yuvası.
Suriye,Irak haçlı arenası.
Olur’mu bilemem savaş kazası.
“”Önce vatan “”Mehmedin parolası
Barışın mimarı, gönül ustası.

Tüneller, hendekler kazılmış yine.
Gözcü kuleleri Türk askerine..
Yıllardır düştüler silah nakline.
Diklenir Amerika, Türkiye’ye
Askeri Harekât yapmasın diye…

Mustafa Kemal’sin Komutanım

Cumhurbakan_Atatrk_siperdeki_bir_Trk_askeri_ile_birlikte20_Austos_1937

İtalyanların Habeş Harbi sıralarında idi. Ege kıyılarında kıta ve tahkimat komutanları çok titiz davranıyorlar, kıtaya herhangi bir yabancının sızması olasılığına karşı erleri sık sık uyarıyorlardı.

Bu günlerin birinde Atatürk’ün teftişe geleceği haber alındı. Atatürk beklenilen günde yanındaki erkanı ile geldi. Kıtaları teftiş edip dolaşmaya koyuldu.

Savunma mevzilerinden birine giden yolun dönemecinde Atatürk birdenbire durdu. Yanındakilere:

– Siz beni burada bekleyiniz, ben yalnız gideceğim, dedi.

Yanındaki komutanlar tereddütle birbirlerinin yüzüne baktılar. Fakat, tabii bir şey söyleyemediler.

Atatürk patikanın kıvrımını döndü. Koruganın hakim bir noktasında nöbet bekleyen Mehmetçiğe doğru yürüdü. Uzaktan gelen bir sivilin kendisine doğru yürüdüğünü gören Mehmetçik hemen silahına davrandı. Daha fazla yaklaşmasına izin vermeden gür sesi ile:

Fransız General Guro’dan Duygulandıran Hikaye

Fransız General Guro savaş sonrası anılarında aynen şunları yazmıştır.
Çanakkale Savaşlarında Fransız kuvvetleri komuta eden, General Guro, savaş sırasında bir kolu ile bir bacağının kısmını, savaş sahasında bırakarak yurduna dönmüş. Daha sonra anlattığı bir savaş hatırasında aynen şöyle diyor:
Fransızlar, Türk’ler gibi mert bir milletle savaştıkları için çocuklarınızla daima iftihar edebilirsiniz. Hiç unutmam. Biraz evvel doğa çevremizde en nefis güzellikteydi. Su çiçekleri, papatyalar, peygamber çiçekleri, leylaklar bir gökkuşağı alemi yaratıyordu.Ve şimdi, savaş sahasında dövüş bitmiş, o güzelim tablo: kan revan içindeydi. Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk. Az evvel Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zayiat vermişlerdi.Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutmayacağım. Yerde bir Fransız askeri yatıyor,
bir Türk askeri kendi gömleğini yırtmış, onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu. Tercüman vasıtası ile bir konuşma yaptık.
‘Niçin öldürmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun?’
Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi: