Var redifli Gazeli ve Anlamı-Baki’nin Son Şiiri

Var redifli Gazeli ve Anlamı- Baki'nin Son Şiiri

Alâyiş-i dünyâdan el çekmege niyyet var,
“Dünyanın gösterişinden el çekmeğe niyetim var.”

Yakında ‘adem dirler bir şehre ‘azîmet var,
“Çünkü yakında ölüm dedikleri bir diyara yolculuğa çıkacağım.”

Uçdı bu fezâlardan mürg-ı dil-i nâlânum,
“Gönlümün dertle inleyen kuşu bu göklerden uçtu gitti.”

Şair Baki Hayatı ve Şiir Örnekleri

Şair Baki Hayatı ve Şiir Örnekleri

1526 yılında İstanbul’da doğan Bâki’nin asıl ismi Mahmud Abdülbâki’dir. Aslında fakir bir ailenin çocuğu idi, babası müezzinlik yapıyordu. Çocukluğunda saraç çıraklığı yapmıştır. Orhan Şaik Gökyay, Baki’nin “saraç” (koşum ve eyer takımları yapan ya da satan kimse) çıraklığı değil, “serac” (camilerde kandillerin yakılmasından sorumlu kimse) çıraklığı yaptığını iddia etmiş ve eski imlası aynı olan iki kelimenin yanlış okunmasının yol açtığı hataya işaret etmiştir. [1] Eskiden kandillerin camilerde yegane aydınlatma aracı olduğu göz önünde tutulursa, özellikle çok sayıda kandilin bulunduğu büyük camilerde seraclık önemli bir görevdi. Baki’nin babasının Fatih Camii’nde müezzinlik yaptığı anımsanırsa, kendisinin de aynı camide serac çırağı olması ihtimali gerçekten kuvvetlidir. Nitekim pek çok

Kanuni Sultan Süleyman’a Yazılan Mersiye

“ TERKÎB-İ BEND’DEN

Mersiye-i Hazret-i Süleymân Hân aleyhi’r-rahmetü ve’l-gufrân
(Birinci bend)
Ey pây-bend-i dâm-geh-i kayd-ı nâm ü neng
Tâ key hevâ/yi meşgale-i dehr-i bî-direng

An ol günü ki âhir olub nev-bahâr-ı ömr
Berg-i hazana dönse gerek ruy-ı lale-reng

Âhir mekânının olsa gerek cür’a gibi hâk
Devrân elinde irse gerek câm-ı ayşa seng

İnsân odur ki âyine veş kalbi sâf ola
Sînende n’eyler âdem isen kîne-i peleng

İbret gözünde niceye dek gaflet uyhusu
Yetmez mi sana vâkıa-i şâh-ı şîr-çeng