Etiket: ateş

Aşk-ı Nar

AŞK-I NAR

Ey Benim Nasibime Düşen Narı Aşk
Yüreği Sınırsız Şarabım, Damlattıkça Ruhuma Seni, Olurdun Gönlüme Saki.
Ey Benim Şehadetim, Hazana Revanım Aşk Makamım, Sarıldıkça Sükûtuma, Muhabbetim Olurdun, Eyvallahım Olurdun, Sevdama Kor, Yüreğime Köz, Siyah Geceye Kokun Düşerdi.
Ey Cennet Bakışlı Yâr…
Sır İçinde Gönlüme Düşen Mabedim ; Okumaya Devam Ediniz…

Element Kavramında Tarihsel Süreç

Element Kavramında Tarihsel Süreç
Eski dönemlerde yani antik çağda dünyada 4 element olduğu kabul edilirdi. Bu elementler ateş, su, hava ve toprak’tı ve dünyadaki her şeyin bunların türevleri ve karışımları olduğu sanılıyordu. Bu elementlerin birbirinden tümüyle farklı olan ve bir daha birbirine dönüşemeyecek temel elementler sayılırdı. Özelliklerinin değişebilirliği de kabul ediliyordu. Suyun buza dönüşmesi gibi. Bu düşünceye daha o dönemde bile karşı çıkanlar oldu. “Ağaç dalı

Okumaya Devam Ediniz…

NEMRUD’UN ATEŞİNİ SÖNDÜRMEYE ÇALIŞAN SERÇE


Nemrut, hazırlattığı devasa odun yığınında Hz. İbrahim’i (a.s.) ateşe attırır; tam o sırada minnacık bir serçe belirir, ateşin üstünde gagasındaki bir damla suyu alevlerin üzerine bırakır.

Serçeye sorarlar:

“Be hey gafil, bir damlacık su koskoca ateşe ne yapar ki?”

Serçe cevap verir:

“Bir şey yapmayacağını ben de biliyorum ama hiç değilse tarafım bilinsin istedim.”

PROF.DR.TOKTAMIŞ ATEŞ HAYATINI KAYBETTİ


Prof.Dr. Toktamış Ateş bir süredir tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde hayatını kaybetti. 69 yaşındaki Ateş’in dün gece saat 02:00 sıralarında yoğun bakım ünitesinde hayatını kaybettiği öğrenildi.1944 yılında İstanbul’da doğan Toktamış Ateş, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı’ydı. 30’un üzerinde kitap yazan Ateş, 10 yılı aşkın bir süre Cumhuriyet Gazetesi’nde yazdı. Toktamış Ateş, son olarak Bugün Gazetesi’nde köşe yazısı yazıyordu.Prof. Dr. Toktamış Ateş için pazartesi günü İstanbul Üniversitesi Ana Yerleşkesi’nde tören düzenlenecek. Toktamış Ateş’in cenazesinin aynı gün Fatih Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verileceği açıklandı. Okumaya Devam Ediniz…

şems hz.’lerinin felsefecilere cevabı

Bir gün Mevlana’ya felsefeyle meşgul olan bir grup insan geldi.İmani konularda
soruları vardı.Mevlana bu fesefecileri Şems’e gönderdi.Felsefeciler Şems’e
geldiklerinde O, talebelerine bir kerpiç üzerinde nasıl teyemmüm edileceğini
gösteriyordu.Gelenlerden biri,en çok takıldıkları üç soruyu peşpeşe sıralayıverdi:

 

1)ALLAH var dersiniz,ama görünmez gösteremezsiniz;gösterinde inanalım!

 

2)Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz,sonrada cehennemde ateşle ceza verilecek dersinizAteşten yaratılmış olan Şeytana ateş acı verebilir mi?

 

3)Ahirette herkes hakkını alacak yaptıklarının karşılığını görecek diyorsunuz.Rahat bırakın şu insanları istediklerini yapsınlar…

Sorular biter bitmez Şems elindeki kerpici soruları soran felsefecinin kafasına vurdu. Okumaya Devam Ediniz…

Kimya ve Simya Arasındaki Fark Nedir?

Simyayı kısaca tanımlayacak olursak doğadaki temel sayılan 4 elementi (Hava Su Toprak Ateş) kullanarak bunları altına çevirmeyi amaçlayan tarihin eski devirlerinde çokça yapılmaya çalışılmış ve özellikle de bilim tarihi içerisinde kimya biliminin oluşmasına,gelişmesine büyük katkısı olan bir çeşit ampirik çalışmadır. Okumaya Devam Ediniz…

Feniks Nedir?

Eski Mısır kökenli efsanevi ateş kuşunun Batı mitolojisindeki karşılığıdır.Pers mitolojisinde Simurg Arap ve İslam mitolojisinde Anka İslam sonrası Türk mitolojisinde Zümrüdü Anka veya Simurg u Anka daha önceleri de Tuğrul olarak geçmesi gibi birçok milletin efsanelerinde karşılık bulmaktadır.Bahsedilen bu kuşlar bu mitolojilerde kısmen benzerlik kısmen de farklılık göstermektedir. Yunan mitolojisinde Feniks’in Habeş diyarında yaşadığına inanılıp bir kartal büyüklüğünde ve çok uzun ömürlü olduğu söylenmektedir. Gözleri yıldızlar gibi parlak olup başında parlak bir sorguç bulunmaktadır. Boynunun tüyleri yaldızlı diğer tarafları ise kırmızıdır. Ömrünün sonlanmakta olduğunu anlayınca kuru dalları zamkla sıvayarak kendine yuva yapar ve üstüne kurulur. Kızgın güneşin yuvayı tutuşturup kendini yakmasının ardından küllerinden bir yumurta meydana gelir ve ondan da yeni bir Feniks çıkar. Bu sebeple Hıristiyanlar Feniks adını verdikleri bu kuş mitini öldükten sonra tekrar dirilmenin simgesi sayarak yorumlamışlardır.