
Kemal Paşazade: Osmanlı’nın Hikmet Şairi ve Deha Âlimi
Osmanlı tarihinin yetiştirdiği en çok yönlü ve en parlak zekâlarından biriyle tanışın: Kemal Paşazade, ya da yaygın adıyla İbn-i Kemal. Onu sadece bir şeyhülislam, sadece bir tarihçi ya da sadece bir şair olarak anmak, bu büyük dehayı anlatmaya yetmez. O, tüm bu vasıfları aynı anda, derin bir uyumla taşıyan bir “Rönesans insanı”ydı. Gelin, hayatının izini sürerek, eserlerinin deryasına dalarak ve şiirinden bir katre tadarak bu büyük ismi daha yakından tanıyalım.
Bir Dehanın İlk Adımları: Askerlikten İlmiyeye
Şemseddin Ahmed, 1469 yılında dünyaya geldi. Doğum yeri tam olarak Tokat mı, Edirne mi, tartışmalı olsa da köklü bir aileden geldiği kesindi. Dedesi Fatih Sultan Mehmed dönemi paşalarından Kemal Paşa, babası Süleyman Çelebi ise İstanbul’un fethinde bulunmuş bir askerdi. İşte bu aile mirası, onun da ilk yolunu çizdi: Genç Şemseddin, altı bölük sipahisi olarak II. Bayezid’in seferlerine katıldı.
Ancak kader, ona farklı bir yol hazırlıyordu. Bir mecliste, müderris Molla Lütfi’nin ünlü bir akıncı kumandanından daha üst bir mevkide oturduğunu gördü. Bu an, hayatının dönüm noktası oldu. İlmin itibarının kılıcınkinden daha yüksek olduğunu fark ederek köklü bir kararla ilmiye sınıfına geçmeye karar verdi. Edirne’de Molla Lütfi gibi dönemin seçkin hocalarından dersler aldı ve kısa sürede parlak bir müderris olarak yükseldi.
Yükseliş: Padişahların Gözdesi Bir Bilge
Kemal Paşazade’nin zekâsı ve bilgisi, onu hızla devletin en üst makamlarına taşıdı. Yavuz Sultan Selim döneminde Safevîlere karşı kaleme aldığı politik ve dinî içerikli risalelerle şöhreti arttı. Mısır Seferi dönüşünde atının ayağından sıçrayan çamurun padişahın kaftanını kirletmesi üzerine Yavuz Sultan Selim’in söylediği rivayet edilen şu söz, onun devlet nezdindeki yerini gösterir: “Ulemanın ayağından sıçrayan çamur, bir ziynet ve iftihar sebebidir.” Bu kaftanın sandukasına örtülmesini vasiyet ettiği aktarılır.
Kanuni Sultan Süleyman devrinde şeyhülislamlık makamına getirildi. Bu dönemde yalnızca fetvalarıyla değil; devlet kanunnamelerinin İslam hukukuna uygun hâle getirilmesi, para vakıflarının meşruiyetinin temellendirilmesi ve toplumsal düzenin sağlanması gibi alanlarda da belirleyici roller üstlendi. Kendisi için “muallim-i evvel” (ilk öğretmen) unvanı kullanılırken, ardından gelen büyük şeyhülislam Ebussuud Efendi “muallim-i sani” (ikinci öğretmen) olarak anılmıştır.
Bir Şairin Portresi: Hikmetin ve Sade Sözün Ustası
Kemal Paşazade’nin edebî kişiliği, çoğu zaman onun devasa ilmî şahsiyetinin gölgesinde kalmıştır. Oysa yoğun devlet ve ilim işlerine rağmen şiiri hiçbir zaman ihmal etmemiştir. Şiir anlayışını özetleyen temel ilke şudur: Şiir, hikmetli bir söz olmalı ve mutlaka fayda sağlamalıdır.
Bu anlayış doğrultusunda yazdığı şiirlerde duygu ve hayalden ziyade akla ve öğüde yer vermiştir. Tasavvufun sembolik ve coşkulu dilinden uzak durarak daha somut ve anlaşılır bir üslubu tercih etmiştir. Dili sade, ifadesi sağlamdır. Divan şairlerinin çoğunun aksine mahlas kullanmaması ise hem Arap edebiyatı geleneğine yakınlığını hem de kendi kimliğiyle yazma güvenini gösterir.
İşte onun bir gazelinden, bu hikmetli bakışı yansıtan bir örnek:
Mukatta‘ât
Cihân bir hânedür ârâyişi çok
İçine girenün âsâyişi yok
(Dünya, süsü çok olan bir handır; içine girenin huzuru yoktur.)
Düşer dervîş ise teşvîş-i nâna
Ve ger sultân ise fikr-i cihâna
(Derviş bir lokma ekmeğin, sultan ise dünya mülkünün kaygısına düşer.)
Kanâ‘at küncin itse bir kişi câ-y
Virürler hân-ı kudretden ana pay
(Kanaat köşesini yurt edinen kişiye kudret sofrasından pay verilir.)
Tevekkül tekyesine kim ola dayf
Virürler hissesin bî-zulm u bî-hayf
(Tevekkül tekkesine misafir olanın payı zulümsüz ve eksiksiz verilir.)
Not: “Mukatta‘ât”, divanlarda bağımsız, özlü ve öğüt verici nitelikteki kısa manzum parçaların genel adıdır.
Çok Yönlü Bir Dehanın Eserleri
Kemal Paşazade, yaklaşık 200’ü aşkın eser vermiştir. Başlıca eserleri şunlardır:
- Tarih: Tevârîh-i Âl-i Osmân (10 cilt)
- Şiir: Divan’ı, Yusuf u Züleyha, Kaside-i Bürde Tercümesi
- İslami İlimler: Fıkıh, kelam, tefsir ve tasavvuf alanında çok sayıda risale
- Dil: Dekāiku’l-hakāik, Nigâristân
Sade Bir Vedâ
1534 yılında şeyhülislamlık makamındayken vefat etti. Ölümü için söylenen “İrtehale’l-ulûmu bi’l-Kemâl” (Kemal ile birlikte ilimler de göçtü) ifadesi, onun dönemindeki saygınlığını özetler. Vasiyetinde cenazesinin sade bir şekilde kaldırılmasını ve mezarına gösterişli bir türbe yapılmamasını istemiştir.
Şairin de söylediği gibi, dünya dışarıdan bakıldığında cazip ve süslü görünse de insana gerçek huzuru vermez. İnsan ister derviş olsun ister sultan, mutlaka bir kaygının peşine düşer. Asıl rahatlık; daha fazlasını istemekte değil, elindekine razı olmakta ve sonucu Allah’a bırakabilmektedir. Kemal Paşazade’nin bu sade ama derin öğüdü, yüzyıllar sonra bile insanın iç dünyasına aynı berraklıkla seslenir.
Kerim Yarınıneli / KerimUsta.com
Kaynakça
- İslam Ansiklopedisi, “Kemalpaşazâde” maddesi, Cilt 25
- Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü,“Dîvân (Kemâl Paşa-zâde)”