İçeriğe geç

Kabulî: Fatih Döneminin Talihsiz Şairi

Kabulî: Fatih Döneminin Talihsiz Şairi

Kabulî Kimdir? Fatih Döneminin Talihsiz Şairi

15. yüzyılın ortalarında doğduğu tahmin edilen Mehmet, edebiyat dünyasında “Kabulî” mahlasıyla tanındı. Doğum yeri kesin olarak bilinmese de, bir şiirinde divanını 1475 yılında düzenlediğini ve o sırada 39 yaşında olduğunu söylemesi, 1437–38 yıllarında doğduğunu düşündürür. Hayatına dair bilgilerimizin çoğu kendi şiirlerinden ve yakın dostu Hâmidî’nin düşürdüğü ölüm tarihinden gelir.

Kabulî’nin şiir dili ağırlıklı olarak Farsçadır. Ancak divanında yer alan 20’yi aşkın Türkçe şiir, onun Osmanlı Türkçesine de hâkim olduğunu gösterir. Bu şiirler, sadece edebî değil, aynı zamanda dönemin kültürel ve sosyal yapısına dair ipuçları da taşır.

Şirvan’dan İstanbul’a: Kabulî’nin Yolculuğu

Kabulî’nin edebî serüveni Şirvan’da başladı. Ferruh Yesâr döneminde saray çevresinde tanındıktan sonra Osmanlı topraklarına yöneldi. Amasya’da Şehzade Bayezid’e (gelecekteki II. Bayezid) iki Farsça kaside sunarak iltifat kazandı. Ardından İstanbul’a geçerek Fatih Sultan Mehmed’e bir kaside sundu ve böylece saray çevresine girmeyi başardı.

Sarayda Altı Yıl: Kabulî’nin Talihsiz Şairlik Serüveni

Fatih’in entelektüel çevresinde altı yıl boyunca yer aldı. Ancak zamanla hem karakterinin sertliği hem de çevresindeki kıskançlıklar nedeniyle saraydan uzaklaştırıldı. Divanında bu döneme dair sitemli ifadeler yer alır. Kabulî, saraydan uzaklaştırıldıktan sonra da padişaha kasideler sunmaya devam etti ama yeniden kabul görmedi.

Yalnızlık, Umut ve Kabulî’nin Divanları

1475 ve 1476 yıllarında iki ayrı divan hazırlayarak Fatih’e sundu. Ancak bu çabaları da sonuçsuz kaldı. Hayatının son yıllarını yoksulluk içinde geçirdiği, 1478–79 yıllarında İstanbul’da vefat ettiği bilinir. Mezarı bilinmemekle birlikte İstanbul’da olduğu düşünülür.

Kabulî’nin bilinen iki divanı vardır. İlki Süleymaniye Kütüphanesi’nde, diğeri Topkapı Sarayı’ndadır. Her iki eserde de Farsça şiirler ağırlıktadır. Ancak “Gazeliyyât-ı Türkî” başlığı altında yer alan Türkçe şiirler, onun Türkçeye duyduğu ilgiyi ve dönemin Osmanlı şairleriyle kurduğu bağı gösterir. Ahmed Paşa ve Şeyhî gibi isimlere nazireler yazmış, onların izinden gitmiştir.

Kabulî: Fatih Döneminin Talihsiz Şairi ve Güneş Kasidesi

Kabulî’nin en dikkat çekici şiirlerinden biri, “güneş” redifli kasidesidir. Bu şiirde güneş, hem doğanın bir unsuru hem de bir hükümdar gibi tasvir edilir:

Azm-i feth idüp seher çün çekdi tîğ-i zer güneş
Aldı taht-ı sîm-sîmâyı şeh-i hâver güneş

Sabah vakti fetih azmiyle altın kılıcını çekince güneş, doğunun gümüş yüzlü tahtını ele geçirdi.

Bu beyit, sadece doğayı değil, aynı zamanda sarayla özdeşleşen bir güç arzusunu da yansıtır. Kabulî’nin şiirlerinde sıkça rastlanan bu tür imgeler, onun hem estetik hem de içsel bir mücadele içinde olduğunu gösterir.

Kabulî’nin Sessiz Çığlığı

Kabulî’nin hayatı, sadece bir şairin kişisel hikâyesi değil; aynı zamanda kendini anlatma ve kabul görme çabasının ne kadar yıpratıcı olabileceğini gösteren tarihî bir örnektir. Her kaside, her gazel, bir kabul arzusu taşır. Ancak bu arzunun sınırları, zamanla şairin ruhunu aşındırır.

Bugün elimizde kalan divanı, sadece edebî bir miras değil; aynı zamanda “kendini anlatma” uğraşının sınırlarını ve bedelini gösteren bir sessiz çığlıktır. Kabulî, bir gazelinde şöyle der:

Benüm hâlimi kimse bilmez, benüm gibi kimse söylemez.

Bu dize, yalnızlığın ve anlaşılma mücadelesinin en yalın ifadesidir.

“Mevlânâ Kabûlî” Unvanı ve Şair Karışıklığı

Bazı kaynaklarda şairin adı “Mevlânâ Kabûlî” olarak geçer. Bu, onun Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ile bir bağlantısı olduğu anlamına gelmez. Osmanlı geleneğinde “Mevlânâ” unvanı, ilmî ve edebî saygınlığı olan kişiler için kullanılır. Kabulî’nin bu unvanla anılması da onun dönemin kültürel çevresinde saygı gören bir isim olduğunu gösterir.

Ayrıca “Kabûlî” mahlasını kullanan başka şairler de vardır. Özellikle 18. yüzyılda yaşamış olan Mustafa Kabûlî ile karıştırılmaması gerekir. Bu yazıda ele alınan kişi, 15. yüzyılda yaşamış olan Mehmet Kabûlî’dir.

Kerim Yarınıneli / KerimUsta.com

Kaynaklar

  • İslam Ansiklopedisi (TDV İA), “Kabûlî” maddesi. Cilt: 24, Sayfa: 43
  • Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü (TEİS), “Kabûlî (Mehmet)” ve “Kabûlî (Mustafa)” maddeleri
  • Taş, Hakan (2007). “Mevlânâ Kabûlî [1438–1478] ve Divan’ındaki Türkçe Şiirleri”. Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, 16: 135–160.
📅 Güncellenme: 23.11.2025 (İlk yayın: 12.11.2025)
Beğendiyseniz Paylaşın
📖 Bu yazı Henüz okunmadı
Kerim Usta

Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise "Sevda"…

Tüm Yazılar

Yorum yapmaya ne dersiniz?

Sitemiz, deneyimini geliştirmek için çerezleri kullanır. Gizlilik Politikamız ve Aydınlatma Metni hakkında daha fazla bilgi edinebilirsin.
KVKK ve GDPR kapsamında tercihlerinizi yönetebilirsiniz.
Çerez Tercihlerinizi Yönetin (KVKK & GDPR)
Zorunlu Çerezler Sitenin çalışması için gereklidir. KVKK madde 5/2-f kapsamında işlenmektedir.
Analitik Çerezler Site performansını anlamamızı sağlar. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.
İşlevsel Çerezler Kullanıcı deneyimini iyileştirir. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.