
İhşîdîlerin Ortaya Çıkışı ve Mısır’da Türk Hakimiyetinin Güçlenişi
İhşidîler Devleti, 935–969 yılları arasında Mısır’da hüküm süren ve bu coğrafyada kurulan ikinci Müslüman-Türk devleti olarak tarih sahnesine çıkan önemli bir hanedandır. Devletin ortaya çıkışı, Abbâsî merkezî otoritesinin zayıfladığı, askerî valilerin bölgesel güç hâline geldiği ve özellikle Türk komutanların ön plana çıktığı bir döneme rastlar. Bu şartlar, Mısır ve Suriye gibi uzak eyaletlerde yarı bağımsız siyasi yapıların kurulmasına zemin hazırlamış; İhşidîler de bu siyasî kırılmanın bir sonucu olmuştur.
Türk Ailesinin Bağdat’tan Mısır’a Uzanan Serüveni
Hanedanın kökleri, Fergana’dan Abbâsî başkenti Bağdat’a gelen Türk kumandan Cuf’a dayanır. Halife Mu‘tasım’ın görevlendirdiği bu aile, kısa sürede Abbâsî askerî teşkilatı içinde önemli roller üstlenmiştir.
Cuf’un oğlu Tuğç, önce Tolunoğulları’nın Mısır’daki ordusunda görev aldı; ancak siyasî çekişmeler nedeniyle Bağdat’a döndü ve burada yükselmeye devam etti. Onun ani ölümü, oğlu Muhammed’in hem kişisel hayatını hem de ileride kuracağı siyasi düzeni derinden etkilemiş; bağımsız bir yapıya duyduğu ihtiyaç giderek belirginleşmiştir.
Muhammed b. Tuğç’un Yükselişi
Muhammed b. Tuğç’un devlet adamı olarak yükselişi, uzun bir tecrübe ve mücadele birikimiyle şekillendi.
• İlk olarak Mısır Valisi Ebû Mansûr Tekin’in hizmetine girdi.
• 914–915 yıllarındaki ilk Fâtımî saldırılarında gösterdiği başarılarla dikkat çekti.
• Abbâsî sarayındaki itibarı arttı; Remle (928) ve Şam (931) valiliklerine atandı.
935 yılında Halife Râzî-Billâh, Mısır’daki karışıklığı ancak onun düzeltebileceğini düşünerek Muhammed b. Tuğç’u Mısır genel valisi olarak atadı. Bu atama, İhşidîler Devleti’nin fiilî başlangıcı kabul edilir.
“İhşid” Unvanı: Mısır’daki Türk İktidarının Resmiyeti
938 yılında halifelik makamı, Muhammed b. Tuğç’u resmen meşrulaştırmak için ona “İhşid” unvanını verdi.
• Fergana’daki eski Türk beylerine ait olan bu unvan “prens” veya “hükümdar” anlamlarını taşır.
• Arap müellifler bunu “melikü’l-mülk” karşılığı olarak görürler.
• Halk arasında ise “Akşit” şeklinde söylenmiş ve “nur yüzlü hükümdar” anlamı kazanmıştır.
Unvanın hutbelerde okunmasıyla Muhammed b. Tuğç, Abbâsî hilâfetine bağlı olmakla birlikte fiilen bağımsız bir hükümdar statüsü kazanmıştır.
İhşidî Hâkimiyetinin Zirvesi
Muhammed b. Tuğç, Mısır’daki yönetimini güçlendirmek için ekonomik ve idarî alanda önemli adımlar attı:
• Nil taşkınlarını düzenlemek için sulama kanalları açtırdı, bentler inşa ettirdi.
• Tarımı canlandırmak amacıyla toprak reformları gerçekleştirdi.
• Halkın devlete bağlılığını artırdı ve ekonomik gücü pekiştirdi.
Siyasî sahnede ise:
• Suriye üzerinde etkili olmaya çalışan Muhammed b. Râik ile rekabet anlaşmayla çözüldü.
• Hamdânî hükümdarı Seyfüddevle ile çatışmalar sonucunda Kuzey Suriye Hamdânîlere, Güney Suriye ise İhşidîlere bırakıldı.
• Hicaz’ın (Mekke ve Medine) yönetimini üstlenerek kutsal şehirleri yöneten ilk Türk hanedanı oldular.
946’da Şam’da vefat eden İhşid, ardında sağlam bir idari yapı ve saygın bir devlet bırakmıştır.
Kâfûr Dönemi: Kölelikten Hükümdarlığa
İhşid’ın ölümünden sonra tahta çıkan küçük yaştaki oğlu Unûcur’un tecrübesizliği nedeniyle devletin gerçek idaresi, siyahî köle kökenli devlet adamı Kâfûr’un eline geçti.
• Diplomatik zekâsı ve askerî disipliniyle kısa sürede hanedanın en etkili kişisi oldu.
• Unûcur’un genç yaşta ölümü üzerine kardeşi Ali tahta geçtiyse de yönetim yine Kâfûr’un elindeydi.
• 966’da halifeden kendi adına menşur alarak resmen hükümdar sıfatını kazandı.
Ancak onun döneminde saray çekişmeleri, komutanlar arası rekabet ve ekonomik sıkıntılar devletin zayıflamasına yol açtı.
İhşidî Hükümdarları (Kronolojik Sıralama)
• Muhammed b. Tuğç el-İhşid — 323 (935)
• Ebü’l-Kâsım Unûcur b. Muhammed — 334 (946)
• Ebü’l-Hasan Ali b. Muhammed — 349 (960)
• Ebü’l-Misk Kâfûr — 355 (966)
• Ebü’l-Fevâris Ahmed b. Ali — 357–358 (968–969)
Çöküş ve Mısır’ın Fatımîlere Geçişi
Kâfûr’un 968’de ölümü, İhşidî Devleti için bir dönüm noktası oldu. Yerine geçen Ebü’l-Fevâris Ahmed b. Ali genç ve tecrübesizdi.
• Mısır kıtlık, salgın hastalıklar ve ekonomik çöküşle sarsılıyordu.
• Bu zayıflık, Fatımîler için büyük bir fırsat doğurdu.
• Komutan Cevher es-Sıkıllî 969’da güçlü bir orduyla Mısır’a yürüdü.
• 6 Temmuz 969’da Fustat’a girerek İhşidî hâkimiyetine son verdi.
İhşidîlerin Tarihteki Yeri ve Mirası
İhşidîler, Mısır’da Türk devlet geleneğinin sürdürücüsü olarak Tolunoğulları’nın mirasını devralmış ve bölgede Türk askerî-siyasî kültürünün kökleşmesine katkıda bulunmuştur.
• Nil taşkınlarını düzenleyen projeleri, dokuma atölyeleri ve ekonomik düzenlemeleriyle Mısır’ın sosyoekonomik yapısını güçlendirmişlerdir.
• Toplumsal kaynaşma tam sağlanamamış olsa da, Türk yönetici zümrenin Mısır’daki varlığı Memlükler ve Osmanlılar gibi büyük Türk devletlerinin yükselişine zemin hazırlamıştır.
Sonuç
İhşîdîler (Akşitler), Abbâsî merkezî otoritesinin zayıfladığı bir dönemde Mısır’da ortaya çıkarak Türk devlet geleneğini bu coğrafyada ikinci kez kökleştirmiştir. Muhammed b. Tuğç’un askerî ve idarî yetenekleri sayesinde kısa sürede güçlü bir hanedan hâline gelen İhşîdîler, Hicaz’ın yönetimini üstlenerek İslam dünyasında prestij kazanmış, ekonomik reformlarla Mısır’ın üretim gücünü artırmış ve siyasi dengelerde önemli bir rol oynamıştır.
Kâfûr döneminde yaşanan iç çekişmeler ve ekonomik zayıflama, Fatımîlerin Mısır’a hâkim olmasına zemin hazırlamış olsa da, İhşîdîler’in bıraktığı miras sonraki yüzyıllarda Memlükler ve Osmanlılar gibi büyük Türk devletlerinin yükselişine katkı sağlamıştır. Bu yönüyle İhşîdîler, Ortaçağ İslam tarihinde hem siyasi hem de kültürel açıdan dikkate değer bir hanedan olarak anılmaktadır.
Kerim Yarınıneli / KerimUsta.com
Kaynak
İslam Ansiklopedisi, “İhşidîler” maddesi, Cilt: 21, s. 551–553.