
İkinci Göktürk İmparatorluğu, Orta Asya bozkırlarında 681-744 yılları arasında hüküm sürmüş, Türk tarihinin en parlak ve etkili dönemlerinden biridir. Birinci Göktürk Kağanlığı’nın 630 yılında Çin’in Tang Hanedanı tarafından yıkılmasının ardından yaklaşık yarım asır Çin hâkimiyetinde kalan Türk boyları, İlteriş Kutluk Kağan öncülüğünde yeniden bağımsızlıklarını kazanarak büyük bir imparatorluk kurdu. Bu devlet, siyasi, askeri ve kültürel açıdan Türklerin yeniden dirilişinin simgesi olarak kabul edilir.
Kuruluş ve İlteriş Kutluk Kağan’ın Önderliği
7. yüzyılın sonlarına doğru, Çin’in güçlü Tang Hanedanı Orta Asya’da hakimiyet kurmuş ve Türk boylarını kendi çıkarları doğrultusunda yönetmişti. Ancak bu egemenlik, Türklerin özgürlük arzusu ve göçebe yaşam kültürüyle bağdaşmıyordu. Kutluk Kağan olarak anılan İlteriş, 681 yılında bir araya gelen Türk boylarını birleştirerek bağımsızlık mücadelesini başlattı. “İlteriş” unvanı, “devleti toparlayan” anlamına gelir ve onun en büyük özelliği devletin temel taşlarını sağlam şekilde yerleştirmesidir.
Kutluk Kağan, Çin sınırlarını aşan seferlerle yeni doğan devletinin sınırlarını güvence altına aldı. Ayrıca bozkır geleneklerini yeniden canlandırdı; göçebe Türk toplumunun sosyal ve siyasi düzenini sağlamlaştırdı. Bu dönemde en büyük destekçisi olan Tonyukuk, stratejik zekâsı ve ileri görüşlülüğüyle devletin hem askeri hem de diplomatik başarılarında kilit rol oynadı.
Kapgan Kağan Dönemi ve İmparatorluğun Genişlemesi
İlteriş Kutluk Kağan’ın 692 yılında vefatının ardından tahta geçen kardeşi Kapgan Kağan, imparatorluğu en geniş sınırlarına ulaştırdı. Onun döneminde doğu sınırları Kore topraklarına kadar genişlerken, batıda Hazar Denizi çevresine kadar ulaştı. Kapgan Kağan, güçlü orduları ve sert disipliniyle tanındı. Çin ile sürekli mücadele içinde olan Kapgan, hem askeri seferlerle hem diplomasi yoluyla Tang Hanedanı’nın Orta Asya üzerindeki etkisini azaltmayı başardı.
Bununla birlikte, Kapgan Kağan’ın sert yönetimi bazı Türk boyları arasında hoşnutsuzluğa neden oldu. 716 yılında düzenlenen bir sefer sırasında bir pusuda öldürülmesi, imparatorlukta kısa süreli siyasi karışıklıklara yol açtı.
Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk: İmparatorluğun Altın Çağı
Kapgan Kağan’ın ölümünden sonra, Bilge Kağan tahta geçti. Yanında kardeşi Kül Tigin ve başdanışman Tonyukuk ile birlikte hareket ederek devletin yeniden güçlenmesini sağladı. Bu üçlü, Göktürklerin “altın çağı”nı başlattı. Bilge Kağan adil ve ileri görüşlü bir lider olarak halkının refahını artırmaya çalıştı, Kül Tigin askeri başarılarıyla büyük zaferler kazandı ve Tonyukuk devletin stratejisti olarak savaştan diplomasinin her alanında etkili oldu.
Bu dönemde Göktürkler, Çin ile diplomatik ilişkilerde daha dengeli politikalar izledi, iç karışıklıkları bastırdı ve devletin yönetim sistemini güçlendirdi. Bilge Kağan, Kurultay adı verilen meclisi aktif kullanarak boy beylerinin desteğini aldı, devlet işlerinde şeffaflık ve adaleti sağladı.
Orhun Yazıtları: Tarihin Taş Kitapları
Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk adına dikilen Orhun Yazıtları, İkinci Göktürk İmparatorluğu’nun en kalıcı kültürel mirasıdır. 8. yüzyılda Orhun Vadisi’nde dikilen bu anıtlar, Göktürklerin siyasi ve sosyal hayatını, Türklerin özgürlük mücadelelerini ve devlet yönetimi anlayışını taşlara kazımıştır. Hem dil açısından Türkçenin bilinen en eski yazılı örnekleri hem de edebi ve tarihî belgeler olarak büyük öneme sahiptir.
Yazıtlar, özellikle Bilge Kağan’ın halka seslenişi ve devletin karşılaştığı zorlukları anlatması bakımından değerlidir. “Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım” gibi ifadeler, onun devletine olan bağlılığını ve sorumluluğunu gösterir.
Yönetim, Ordu ve Toplum Yapısı
İkinci Göktürk İmparatorluğu, bozkır toplumunun geleneksel yapısını korurken, merkezi otoriteyi güçlendirmeyi başardı. Kağan en yüksek otoriteydi; devlet işleri büyük ölçüde Kurultay adı verilen mecliste boy beyleri ve önemli komutanlarla birlikte yürütülürdü. Ülke genellikle sağ ve sol kanatlar olarak ikiye ayrılır, bu bölgelerde “Yabgu” ve “Şad” unvanlı yöneticiler görev yapardı.
Ordu tamamen atlı süvarilerden oluşuyordu ve hafif zırhlar, hızlı hareket kabiliyeti sağlıyordu. Göktürk ordularının en etkili taktiği olan Hilal (Turan) Taktiği, düşmanı sahte geri çekilmeyle tuzağa düşürmek ve çevrelemeye dayanıyordu. Bu taktik sayesinde daha küçük güçler bile sayıca üstün orduları mağlup edebiliyordu.
Ekonomi esas olarak hayvancılığa dayanıyordu; at, koyun, deve ve sığır en önemli gelir kaynaklarıydı. Bunun yanında, Çin ile yapılan ipek ve demir ticareti, imparatorluğun zenginleşmesine katkı sağladı. Göçebe yaşam tarzı benimsenmiş, yazın yaylalara, kışın vadilere göç edilirdi. Çadırlar keçeden yapılır, kolay taşınabilirdi. Önemli merkezlerde ise taş yapılar inşa edilmişti.
İmparatorluğun Çöküşü ve Sonrası
Bilge Kağan’ın 734’te ölümünden sonra devlet istikrarını koruyamadı. Taht kavgaları, boylar arası anlaşmazlıklar ve dış tehditler İkinci Göktürk İmparatorluğu’nu zayıflattı. 742 yılında Karluk, Basmıl ve Uygur boylarının birleşerek isyan etmeleri, devletin sonunu hazırladı. 744’te Uygurlar Ötüken’i ele geçirerek Göktürk hâkimiyetine son verdi ve kendi kağanlıklarını kurdu.
Her ne kadar kısa süreli bir devlet olmasına rağmen, İkinci Göktürkler Türklerin siyasi, kültürel ve sosyal kimliğinin şekillenmesinde çok önemli bir rol oynamıştır. Onların mirası, sonraki Türk devletleri için hem ilham hem de rehber olmuştur.
Sonuç: Türk Tarihinde İkinci Göktürklerin Yeri
İkinci Göktürk İmparatorluğu, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesi, devlet kurma iradesi ve kültürel kimliğinin güçlenmesinin sembolüdür. Orta Asya’nın sert coğrafyasında kurulup gelişen bu imparatorluk, kısa ömrüne rağmen hem siyasi hem kültürel açıdan büyük izler bırakmıştır. Orhun Yazıtlarıyla günümüze kadar ulaşan bu miras, Türklerin özgürlük ve birlik idealini nesilden nesile aktarmıştır.
Bugün İkinci Göktürk İmparatorluğu, sadece bir tarih olmanın ötesinde, Türklerin milli bilincinde gurur ve ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.
Kerim Yarınıneli/KerimUsta.com
Kaynaklar
- Ahmet Taşağıl, Göktürkler, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2013.
- Peter B. Golden, Türk Halkları Tarihi, Oğlak Yayıncılık, İstanbul, 2002.
- Talat Tekin, Orhun Yazıtları, Türk Dil Kurumu Yayınları, 2010.