
Fatih Sultan Mehmed’in Gönül Deryasından Bir Gazel: Mestane Gönül
Fatih Sultan Mehmed Han, yalnızca İstanbul’un fatihi değil; aynı zamanda ince ruhlu bir şairdir. “Avnî” mahlasıyla yazdığı şiirlerinde aşkı, hakikati ve tasavvufî anlamları ustalıkla işler. Aşağıda yer alan “Mestâne Gönül“ adlı gazeli, hem şekil hem de içerik yönünden klasik edebiyatımızın güçlü örneklerinden biridir. Her iki mısradan sonra yapılan açıklamalarla bu eşsiz şiiri daha yakından tanıyabilirsiniz.
Mestâne Gönül
Yine mestâne gelün ‘azm-i harâbât idelüm
Hizmet-i pîr-i mugân ile mübâhât idelüm
“Yine sarhoşça bir hâlde gelin, meyhaneye gitmeye karar verelim. Aşk mektebinin rehberi olan pîre hizmet etmekle övünelim.”
Hum-ı meyden götüri ‘âlemi seyrân idelüm
Tûr-ı ‘ışka çıkalum yine münâcât idelüm
“Şarap kâsesinden içerek âlemi seyredelim. Aşkın Tûr Dağı’na çıkıp dua ve niyazda bulunalım.”
Zâhid-i huşk kabûl eyleyüben ‘özrümüzi
El virürse bir ayağ-ile mükâfât idelüm
“Katı kalpli zahit özrümüzü kabul ederse, bize el verirse birlikte yürüyüp ödüle erişelim.”
Ta‘n idüp hâlete bize eğer inkâr ide
Bâde vü beng şühûdı-y-ile isbât idelüm
“Hâlimize dil uzatır, bizi inkâr ederse; aşkın verdiği vecd hâliyle ona kendimizi ispat edelim.”
Hüsn-i yâr âyine-i dilde görinmezse eger
‘Avniyâ bâde-i nâbı ana mir’ât idelüm
“Sevgilinin güzelliği gönül aynasında görünmüyorsa, ey Avnî, ona saf aşk şarabını ayna yapalım.”
Bu gazel, Fatih Sultan Mehmed’in yalnızca siyasî değil, edebî ve içsel derinliğini de gözler önüne serer. Aşkı ve hakikati, mecazlarla yüklü tasavvufî bir dille anlatan şair, okuyucuyu da bu içsel yolculuğa davet eder. Her bir beyit, yalnız bir duygu değil, aynı zamanda bir düşünce ve felsefe taşıyıcısıdır.
Kerim Yarınıneli/KerimUsta.com