
Kara Kelimesi Geçen Atasözleri ve Deyimlerin Anlamları
Türkçenin derinliklerine indiğimizde bazı kelimelerin yalnızca bir nesneyi veya rengi anlatmakla kalmayıp, kültürün taşıyıcısına dönüştüğünü görürüz. “Kara” da bu kelimelerin başında gelir. Renk anlamının çok ötesine geçen “kara”, dilimizde kötülük, keder, uğursuzluk, cehalet gibi olumsuz çağrışımların yanı sıra; toprağın bereketini, “kara gün” deki dayanışmayı ve kimi zaman da bir gizem duygusunu simgeleyerek çok katmanlı bir anlam evreni oluşturur.
Bu çalışma, “kara” kelimesinin atasözleri ve deyimlerdeki bu egemen ve derin konumunu ele almaktadır. İncelediğimiz örnekler, “kara”nın duygu ve düşünce dünyamızda ne denli merkezi bir yer tuttuğunu açıkça gösterir.
- “Ak akçe kara gün içindir” derken (çalışarak kazandığımız para dar zamanda bizi kurtarır),
- “Dost kara günde belli olur” derken (gerçek dost sıkıntılı günlerde kendini gösterir),
- “Kara haber tez duyulur” ise (ölüm gibi kötü haber çabuk yayılır) gerçeğini ifade eder.
Burada özellikle dikkat çeken bir husus vardır:
Türkçede “siyah” kelimesiyle kurulmuş hiçbir atasözü veya deyim bulunmaz.
Bu durum, iki kelimenin halk kültüründeki işlev ayrımını açıkça ortaya koyar. “Kara”, köklü Türkçenin bir parçasıdır; duygu, kader ve ortak hafızamızı taşıyan, mecaz yüklü ve “aktif” bir kelimedir. Buna karşılık “siyah”, dilimize daha geç dönemlerde girmiş, daha nötr ve tarif edici bir sıfattır; genellikle “siyah araba”, “siyah ceket” gibi salt nesne betimlemelerinde kullanılır.
Kısacası, “siyah” nesneyi, “kara” ise insanın ruh hâlini ve kaderini anlatır.
Bu derlemede, “kara” nın bu zengin anlam dünyasını ve kültürümüzdeki yerini, atasözleri ve deyimlerden oluşan kapsamlı bir liste ile sunuyorum. Aşağıda TDK kaynaklı açıklamalarıyla birlikte, hem mecazi hem somut anlamda kullanılan tüm ifadeleri bulabilirsiniz.
Kerim Yarınıneli / KerimUsta.com
Kara Kelimesi Geçen Atasözleri
- Aç ölmez, gözü kararır; susuz ölmez, benzi sararır (yoksulluk insanı öldürmez ama türlü türlü üzüntü ve sıkıntı içinde yıpratır.)
- Ak akçe kara gün içindir (çalışarak kazandığımız para, dar zamanımızda bizi sıkıntıdan kurtarır.)
- Ak gün ağartır, kara gün karartır (mutlu bir yaşayış kişiyi dinç kılar, mutsuz bir yaşam ise yıpratır.)
- Ak koyunun kara kuzusu da olur (iyi bir ailenin çocuğu kötü de olabilir.)
- Akı karası geçitte belli olur (bir iddiadaki doğruluk ancak deney veya sınav sonucunda belli olur.)
- Akın (beyazın) adı (var), karanın (esmerin) tadı (var) (beyaz tenli olanlar güzel sayılsa da gerçek güzellik ve şirinlik esmerlerdedir.)
- Analık fenalık (kara yamalık) (üvey ana fenalık simgesidir.)
- Arife günü yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayram günü yüzü kara çıkar (olur) (bir sözün yalan olduğu çabuk anlaşılır ve söyleyen toplum içinde utanılacak bir duruma düşer.)
- Beyazın (akın) adı (var), esmerin (karanın) tadı (var) (beyaz tenli olanlar güzel sayılsa da gerçek güzellik ve şirinlik esmerlerdedir.)
- Çıra dibi karanlık olur (bir kimse, başkalarına bol bol yaptığı yardımı kendi yakınlarına yapmaz.)
- Dost (iyi dost) kara günde belli olur (gerçek dost üzüntülü, sıkıntılı günlerde insanı yalnız bırakmaz.)
- İneğin sarısı, toprağın karası (çiftçiler arasında ineğin sarı, toprağın kara renkli olanı beğenilir.)
- İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara (birinden bir şey isteyen utanır ancak isteği yerine getirmeyen daha çok utanmalıdır.)
- Kadının yüzünün karası erkeğin elinin kınası (yolsuz ilişkiler kadınlar için hoş karşılanmadığı hâlde erkekler bu gibi ilişkilerden övünme payı çıkarırlar.)
- Kara gün kararıp kalmaz (insanın sıkıntılı zamanı sürüp gitmez, arkasından iyi günler de gelir.)
- Kara haber tez duyulur (ölüm gibi kötü haber çabuk yayılır.)
- Karaya sabun, deliye öğüt neylesin (özü bozuk olan şey, düzeltme çabalarıyla iyi duruma getirilemez.)
- Köseyle alay edenin top sakalı kara gerek (başkasının eksikleriyle eğlenen kimsenin kendisi kusursuz olmalıdır.)
- Köylünün kahve cezvesi karaca amma sürece (köylünün kahve cezvesi gösterişsizdir ama konukları ağırlamak için sürekli olarak kaynar.)
- Ak göt (don, bacak) kara göt (don, bacak) kara geçit başında (hamamda) belli olur (bir iddiadaki doğruluk ancak deney veya sınav sonucunda belli olur.)
- Ne karanlıkta yat, ne kara düş gör (her konuda tedbirli ve ihtiyatlı olmak büyük yarar sağlar ancak tedbirli ve ihtiyatlı olursak tehlikeleri kolaylıkla başımızdan kovabiliriz.)
- Ölüm bir kara devedir ki herkesin kapısına çöker (her eve gelin girmeyebilir ama ölüm kesinlikle girer.)
- Ramazanda yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayramda yüzü kara olsun (bir sözün yalan olduğu, bir ödevin yapılmadığı bir süre sonra gerçekleşen olaylarla anlaşılır.)
- Saçın ak mı kara mı, önüne düşünce görürsün (acele etme, sonucun ne olduğunu biraz sonra anlarsın.)
- Tan yeri ağarınce hırsızın gözü kararır (kirli işler yaparak çıkar sağlayan kişi, buna elverişli olan durum sona erince sersemleşir, hiçbir iş yapamaz.)
- Tencere dibin kara, seninki benden kara (kötülük, kusur yönünden sen, benden daha betersin.)
- Tencere tencereye ‘yüzün kara’ demiş, çömlek utancından yere geçmiş (kötülük, kusur yönünden sen, benden daha betersin.)
- Üzüm üzüme baka baka kararır (her zaman bir arada bulunan, arkadaşlık eden kimseler birbirlerine huy aşılar.)
- Verirsen veresiye, batarsın kara suya (veresiye verdiğinde alanların borçlarını ödememeleri durumunda sen zor durumda kalabilirsin.)
Kara Kelimesi Geçen Deyimler
- Açlıktan gözü (gözleri) dönmek (kararmak) (çok acıkmak.)
- Akı ak karası kara (beyaz tenli, kara gözlü, kara saçlı.)
- Akla karayı seçmek (bir işi başarıncaya değin çok sıkıntı çekmek, güçlüklerle karşılaşmak.)
- Alnına kara sürmek (bir kimsenin haksız yere kötü tanınmasına yol açmak.)
- Alnının kara yazısı (kötü kaderi, kötü talihi.)
- Aralarına kara kedi girmek (iki dost birbirine gücenmek, iki dostun arasına soğukluk girmek.)
- Aralarından kara kedi geçmek (birbirinden soğumak, aralarına soğukluk girmek.)
- Ayaklarına (ayağına) kara su (sular) inmek (çok yorulmak, güçsüz, dermansız kalmak.)
- Bahtı kara olmak (sürekli olarak talihi yaver gitmemek, mutsuz olmak.)
- Başına karalar bağlamak (çok kederlenmek.)
- Baştan kara etmek (batma tehlikesi karşısında, gemi başını karaya vurup oturmak.)
- Baştan kara gitmek (sonunu düşünmeyerek hesapsız, batarcasına yaşamak.)
- (Birine) kara çalmak (birine iftira etmek, kara sürmek.)
- (Birinin) ak dediğine kara demek (inatçılık ederek karşısındaki ile anlaşmaya yanaşmamak.)
- Dizlerine kara su inmek (beklemekten veya yorgunluktan güçsüz kalmak.)
- Enseyi karartmak (ümitsizliğe kapılmak, karamsarlığa düşmek.)
- Gönlünü karartmak (yaşamaya karşı sevgi ve isteğini azaltmak.)
- Gözü (gözleri) kararmak (1) başı dönmek, hafif baygınlık geçirmek; 2) mec. umutsuzluğun veya aşırı bir isteğin etkisi altında ne yaptığını bilmez duruma gelmek.)
- Gözü kara çıkmak (korkusuz olduğu anlaşılmak.)
- Gözüne karasu inmek (1) karasu hastalığı yüzünden gözü görmez olmak; 2) gelmesini çok istediği kimsenin uzun süre yolunu gözlemek.)
- Gözünü karartmak (bir işe atılırken hiçbir şeyden çekinmemek.)
- Hava kararmak (1) güneşin batmasıyla ortalık kararmak; 2) gökyüzü iyice bulutlanmak.)
- İçi kararmak (1) sıkılmak, bunalmak; 2) hiçbir şeyden tat alamaz olmak; 3) umutsuzluğa düşmek.)
- İçini karartmak (bunalıma veya sıkıntıya sokmak, endişeye düşürmek.)
- Kalbi kararmak (1) inancını kaybetmek; 2) yüreği kararmak.)
- Kara kara düşünmek (çok üzüntülü olmak, düşünceye dalmak.)
- Kara listeye almak (birini, bir grubu, bir ülkeyi sakıncalı veya zararlı görmek.)
- Kara para aklamak (yasa dışı yollarla elde edilen parayı yasallaştırmak için yatırım yapmak.)
- Kara sürmek (kara çalmak.)
- Kara yasa bürünmek (1) aşırı üzülmek; 2) derin derin düşünmek.)
- Karalar bağlamak (giymek) (yas tutmak.)
- Karanlığa gömülmek (1) koyu karanlık içinde kalmak; 2) büyük sıkıntı ve keder içinde kalmak.)
- Karanlığa kalmak (gidilecek yere varmadan akşam olmak.)
- Karanlığı deşmek (yırtmak) (1) karanlıkta görmeye çalışmak, aydınlığa çıkmak için çaba harcamak; 2) mec. büyük sıkıntı ve üzüntüden kurtulmak için çabalamak.)
- Karanlık basmak (çökmek) (hava kararmak.)
- Karanlık etmek (bir şeyin önünde durarak görünmesine engel olmak.)
- Karanlık kesilmek (ortalık birdenbire kararmak.)
- Karanlıkta göz kırpmak (bir şeyi anlatmak isterken karşısındakinin anlayamayacağı bir işarette bulunmak veya bir söz söylemek.)
- On parmağında on kara (herkesi lekelemek huyu olanlar için kullanılan bir söz.)
- Ortalık kararmak (akşam olmak.)
- Ruhu karartmak (sıkıntıya sokmak, bunaltmak.)
- Sular kararmak (akşam olmaya başlamak.)
- Yüreği kararmak (içine karamsarlık ve sıkıntı çökmek.)
- Yüz karası olmak (utanılacak bir durum ortaya çıkmak.)
- Yüzünü kara çıkarmak (birini utandırmak.)
- Yüzünü karartmak (birine sinirlenerek somurtmak.)
Kaynak :
Türk Dil Kurumu Sözlüğü