İçeriğe geç

Adıyaman: Medeniyetlerin İzini Taşıyan Dirençli Şehir

Adıyaman: Medeniyetlerin İzini Taşıyan Dirençli Şehir

Adıyaman: Kommagene’nin Gölgesinde Yükselen Şehir

Adıyaman denince akla ilk gelen, Nemrut Dağı’nın zirvesindeki dev tanrı heykelleri ve o unutulmaz gün doğumudur. Doğrudur; ama Adıyaman yalnızca bu büyüleyici manzaradan ibaret değildir. Bugün sizi, bu ikonik görüntülerin ötesine geçen; insanlık tarihinin en eski dönemlerine uzanan, yüzyıllara meydan okumuş ve yakın tarihin en büyük felaketlerinden biriyle yeniden şekillenen bir şehrin hikâyesine davet ediyorum.

Burası sadece bir turistik durak değil; “Bereketli Hilal” denilen kadim kültür kuşağının en kuzey ucunda, Asya, Avrupa ve Afrika’dan gelen yolların kesiştiği benzersiz bir kavşaktır. Her gelen kültürün iz bıraktığı, katman katman açıldıkça başka bir çağın sesini duyuran bir tarih kitabı gibidir. Gelin, bu kadim şehrin soluk kesen serüvenini birlikte okuyalım.

“Hısn-ı Mansur”dan “Adıyaman”a: Bir İsmin Yolculuğu

Bugün kullandığımız “Adıyaman” adı, Cumhuriyet döneminin bir armağanı ve 1926’da resmileşti. Öncesine baktığımızda ise şehir, uzun süre “Hısn-ı Mansur” olarak biliniyordu. Arapça kökenli bu isim, “Mansur’un Kalesi” anlamına gelir. TDV İslam Ansiklopedisi’ne göre bu ad, bölgeyi 7. yüzyılda fetheden Emevi komutanı Mansur bin Ca‘vene ile ilişkilidir. Rivayete göre şehrin simgesi hâline gelen kale de onun tarafından yaptırılmıştır.

Zamanla “Hısn-ı Mansur”, halk dilinde “Hüsnümansur”a dönüşmüş; halk belleğinde ise iki güzel söylence yaşamıştır: İnancı uğruna direnen “Yedi Yaman” evladının hikâyesi veya coğrafyanın güzelliğini anlatan “Vadi-i Leman” adının zamanla değişmiş hâli… Cumhuriyet’in yöneticileri yeni ismi belirlerken muhtemelen bu güçlü kültürel hafızadan ilham aldı. Bugün Adıyaman, adıyla bile kültürlerin iç içe geçmişliğine tanıklık etmektedir.

Palanlı’dan Nemrut’a: Zamanın Derin Katmanları

Adıyaman’ın geçmişi, insanlık tarihinin en eski sayfalarına kadar uzanır. Bu topraklarda atılan her adım, aslında 40.000 yıllık bir yolculuğun izleri üzerinde yürümektir.

Palanlı Mağarası, bölgede bilinen ilk insan yerleşimidir. Burada bulunan taş aletler ve çizimler, Paleolitik Çağ’da bile bu verimli havzanın insanlar için bir yaşam alanı olduğunu kanıtlar.

Yolculuk daha sonra Samsat’taki Şehremuz Tepesine uzanır. Buradaki kazılar, M.Ö. 7000’lere kadar giden Paleolitik, Neolitik ve Kalkolitik katmanlarıyla kesintisiz bir yerleşim sunar. Ardından Hitit hâkimiyeti gelir; Hititlerin çöküşünden sonra bölge, Geç Hitit şehir devletlerinden Kummuh Krallığının merkezi hâline dönüşür. Daha sonra Asur, Pers ve Büyük İskender dönemleri yaşanır.

Adıyaman’ın altın sayfası: Kommagene Krallığı.

M.Ö. 69’da bağımsızlığını ilan eden bu krallık, kültürler arasında köprü kuran özgün bir uygarlık yarattı. Başkentleri Samosata (Samsat), antik çağın önemli merkezlerinden biriydi.

Krallığın en çarpıcı mirası kuşkusuz Nemrut Dağı’dır. Kral I. Antiochos, 2.150 metre yükseklikteki bu zirveyi bir açık hava tapınağına dönüştürdü. Dev heykeller, Doğu ile Batı’nın birleşimini simgeler. 1987’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren bu alan, bugün bile insanlığa ilham veren bir anıttır.

Kommagene mirası Nemrut’tan ibaret değildir:
Cendere Köprüsü, Roma mühendisliğinin hâlâ ayakta duran görkemli bir eseridir.
Eski Kahta’daki Arsameia, krallığın yazlık başkenti ve kutsal tören alanıdır.

Haçlılar, Türkmenler ve Osmanlı Barışı

Kommagene’nin Roma egemenliğine girmesi ve Bizans döneminin ardından, 7. yüzyılın İslam fetihleri bölgenin kimliğini yeniden şekillendirdi. 670 yılında Emevi komutanı Mansur bin Ca‘vene’nin fethi, bölgeyi İslam kültür havzasına dâhil etti.

10. ve 11. yüzyıllarda Abbasi ve Hamdani dönemlerinin ardından 1066’da Selçuklu komutanı Gümüştekin, şehri fethederek Anadolu’nun Türkleşme sürecinin bu topraklardaki ilk adımını attı.

Haçlı Seferleri, bölgeyi yeniden bir cephe hattına dönüştürdü. Bu dönemde Artuklular ve Eyyübiler önemli roller üstlendi. 13. yüzyılda Anadolu Selçukluları yönetimi devralsa da Moğol istilası, bölgede yeni bir kırılma yarattı.

Kalıcı Türk-İslam kimliği ise 14. yüzyılda oluştu. Moğol akınları sonrası bölgeye yerleşen Oğuz Türkmen boyları —Bozkoyunlu, Herikli, Beğdili ve diğerleri— Adıyaman’ın sosyal dokusunu yeniden oluşturdu. Bu Türkmen yapısı, 1339’da Dulkadiroğulları Beyliği çatısı altında siyasi bir örgütlenmeye kavuştu.

1516 Mercidabık Seferi ile Yavuz Sultan Selim, bölgeyi Osmanlı topraklarına kattı. Adıyaman, artık bir sınır hattı değil, “Osmanlı Barışı” içinde güvenli ve huzurlu Anadolu şehirlerinden biri oldu. Ticaret ve sosyal yaşam canlandı; şehir dengeli bir gelişim sürecine girdi.

1954: Modern Kente Doğru

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Adıyaman, Malatya’ya bağlı bir ilçeydi. 1927’de merkez nüfusu 8.644’tü. Her şey, 1 Aralık 1954’te 6418 sayılı Kanun ile Adıyaman’ın il yapılmasıyla değişti.

İl statüsü, kenti kısa süre içinde bir çekim merkezine dönüştürdü. Yeni kurumlar, yatırımlar ve iş fırsatları, kırsal alanlardan merkeze hızlı bir göçü tetikledi.
1950’lerde 10 bin civarında olan nüfus;
– 1960’da 15.000,
– 1970’te 30.000,
– 1980’lerde 70.000’i aştı.

Atatürk Barajı’nın yapımı ve eski Samsat’ın su altında kalması, 1990’larda şehre yeni bir nüfus dalgası getirdi. Bugün Adıyaman, 9 ilçesiyle genişleyen modern bir kent kimliğine sahiptir.

Coğrafya: Üç İklimin Buluştuğu Topraklar

Adıyaman’ın coğrafi yapısı, Anadolu’nun en çeşitli bölgelerinden biridir. Tek bir ilde üç farklı iklimin birlikte görülmesi doğaldır:
– Çelikhan ve Gerger’de Doğu Anadolu’nun serin-karlı iklimi,
– Besni ve Gölbaşı’nda Akdeniz’in ılıman etkisi,
– Merkez ve Kahta’da Güneydoğu’nun sıcak-kurak havası hâkimdir.

Fırat Nehri, Kahta Ovası ve Atatürk Barajı’nın şekillendirdiği bu coğrafya, hem bereketli hem de doğal güzellikleriyle büyüleyicidir.

6 Şubat 2023: Sarsıntı, Acı ve Direnç

Adıyaman’ın tarihine 6 Şubat 2023’te büyük bir yara eklenerek ciğerlerimiz yandı. Kahramanmaraş merkezli depremler şehri ağır şekilde yıktı. Resmî rakamlara göre 6 binden fazla can kaybı yaşandı, on binlerce yapı çöktü.

Fakat Adıyaman’ın tarihi, her zaman bir direnç tarihiydi. Depremin hemen ardından Türk Halkı tarafından her zamanki gibi büyük bir dayanışma başladı. AFAD koordinasyonunda yürütülen çalışmalarla yaralar sarılmaya, TOKİ ise güvenli ve modern konutlar inşa etmeye koyuldu. Bugün şehir, hem mekânsal hem de ruhsal anlamda büyük bir yeniden doğuş sürecindedir.

Adıyaman Sofrası: Yüzyılların Lezzet Mirası

Adıyaman’ın kültürel zenginliği, mutfağında da kendini gösterir. Mezopotamya’nın kadim lezzetleri, Türkmen göçlerinin izleri ve yerel ürünlerin bereketi bu toprakların sofrasını benzersiz kılar.

Adıyaman Çiğ Köftesi: İnce bulgur, isot, ceviz ve baharatların sabırla yoğrulmasıyla hazırlanan bir ustalık ritüeli.
Besni Üzümü ve Pekmezi: Kokusu ve aromasıyla meşhur, yüzyıllardır sofraların tat kaynağı.
Meyir (Yoğurt) Çorbası: Sade, besleyici ve kış aylarının vazgeçilmezi.
Şillik Tatlısı: İncecik hamurun yağda kızartılıp şerbetle buluşturulduğu özgün bir tatlı.
Tavuk Dürüm ve Tava: Sokak lezzetinin Adıyaman yorumu.
Kâhta Tava: Kuzu eti, sebze ve tandırın birleşiminden doğan yöresel bir şaheser.

Bu lezzetler, Adıyaman’ın misafirperverliğinin ve kültür birikiminin en somut göstergelerindendir.

Sonuç: Zamanın Dirençli Şehri

Adıyaman; Palanlı Mağarası’ndan Nemrut’un zirvesine, Hısn-ı Mansur’dan Osmanlı barışına, 1954’ün modernleşme hamlesinden 2023 depremlerinin açtığı derin yaralara kadar uzanan uzun bir yolculuğun adıdır.

“Bereketli Hilal”in sınır bekçisi olarak her çağda önemini koruyan bu şehir, bugün yeniden ayağa kalkıyor. Adıyaman’ı anarken artık yalnızca anıtları değil; direncini, çeşitliliğini ve yeniden doğuşunu da hatırlamak gerekir. Çünkü Adıyaman gerçekten de zamanın dirençli şehridir.

Kerim Yarınıneli / KerimUsta.com

Kaynakça

 

 

📅 Güncellenme: 01.12.2025 (İlk yayın: 01.12.2025)
Beğendiyseniz Paylaşın
👁️ Bu yazı 1 kez okundu
Kerim Usta

Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise "Sevda"…

Tüm Yazılar

Yorum yapmaya ne dersiniz?

Sitemiz, deneyimini geliştirmek için çerezleri kullanır. Gizlilik Politikamız ve Aydınlatma Metni hakkında daha fazla bilgi edinebilirsin.
KVKK ve GDPR kapsamında tercihlerinizi yönetebilirsiniz.
Çerez Tercihlerinizi Yönetin (KVKK & GDPR)
Zorunlu Çerezler Sitenin çalışması için gereklidir. KVKK madde 5/2-f kapsamında işlenmektedir.
Analitik Çerezler Site performansını anlamamızı sağlar. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.
İşlevsel Çerezler Kullanıcı deneyimini iyileştirir. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.