
2004’ten 2025’e: Hayvanları Koruma Kanunu
Hayvan hakları alanındaki yasalar, toplumun duyarlılığıyla birlikte evrildi. Türkiye’de bu yolculuk 2004 yılında yürürlüğe giren 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile somutlaştı; o dönemden bu yana atılan adımlar, hem hukuki hem de toplumsal alanda köklü değişikliklere zemin hazırladı. 2021’deki düzenlemeler hayvanların hukuki statüsünü güçlendirirken, 2024–2025 döneminde yapılan son değişiklikler uygulamada görünür sonuçlar getirdi. Bu yazı, mevzuatın tarihsel seyrini ve güncel düzenlemelerin günlük yaşama etkilerini sade, güvenilir ve bilgilendirici bir dille özetliyor.
Hayvanları Koruma Yasasının Gelişimi
2004’te kabul edilen 5199 Sayılı Kanun, hayvanların korunmasına ilişkin ilk kapsamlı düzenlemeyi getirdi. Kanun; barınma, bakım, sahiplendirme, bakımevi kurma gibi temel sorumlulukları tanımladı. Ancak cezai müeyyideler başlangıçta daha çok idari para cezası seviyesindeydi; bu da uygulamada yeterince caydırıcı bulunuyordu. Toplumda artan duyarlılık, medyada yer alan vaka görüntüleri ve sivil toplumun çabaları, yasanın güçlendirilmesi yönünde baskı oluşturdu.
2021 yılında yürürlüğe giren değişiklikler (7332 sayılı Kanun ile başlayan süreç), hayvanların “mal” statüsünden çıkarılıp “canlı varlık” olarak daha güçlü bir hukuki tanıma kavuşturulmasını sağladı. Bu dönemde, hayvana kötü muamele eden davranışların niteliği yeniden değerlendirildi; bazı fiiller doğrudan adli sorumluluk kapsamına alındı. Belediyelere kısırlaştırma, barınak kurma ve sahiplendirme gibi görevler daha net biçimde yüklenmeye başlandı.
2024–2025 aralığında yapılan ek düzenlemeler ise sahadaki uygulamaları hedef aldı: toplanan hayvanların bakımı, çip ve kayıt sistemleri, barınakların standartları ve belediyelerin yükümlülükleri gibi alanlarda uygulamaya dönük netlik getirildi. Anayasa Mahkemesi kararları ve yürürlük teyitleriyle bu düzenlemeler hukuki zeminde sağlamlaştırıldı.
Yeni Dönemde Neler Değişti?
Yeni düzenlemeler, politika açısından iki ana hedefe odaklanıyor: koruma ve sorumluluk. Koruma, hayvanların sağlık, barınma ve refah koşullarının iyileştirilmesini; sorumluluk ise hem kamusal hem de bireysel görevlerin netleşmesini kapsıyor.
- Belediyelerin rolü güçlendirildi. Artık belediyelerin sahipsiz hayvanlara yönelik barınak, rehabilitasyon ve kısırlaştırma çalışmaları yapması, bu hizmetleri planlı ve denetlenebilir şekilde yürütmesi bekleniyor.
- Evcil hayvan sahipliği daha düzenli hale getiriliyor. Kayıt ve çipleme uygulamalarıyla hayvanların kimliklendirilmesi hedefleniyor; böylece sahip değiştirme, kayıp-bulundurma süreçleri daha hızlı ve şeffaf gerçekleşecek.
- Hayvanlara yönelik ağır kötü muamele fiilleri hukuki açıdan daha ciddi sonuçlar doğuruyor; bazı fiiller ceza hukuku kapsamında değerlendiriliyor.
- Satış ve teşhirle ilgili kısıtlamalar getirildi; pet shop satışları ve izinsiz internet üzerinden satış uygulamalarına yönelik düzenlemeler ağırlaştırıldı.
Bu değişiklikler, sahadan gelen geri bildirimlere ve uluslararası uygulamalara bakılarak şekillendirildi; amaç, hem hayvan refahını yükseltmek hem de sosyal uyumu korumak.
Terk, Yasaklı Irklar ve Satış Politikası
Yeni yaklaşım, sahipsiz hayvan yönetiminde daha kalıcı çözümler arıyor. Toplanan hayvanların süreç içindeki durumu, barınak ve rehabilitasyon kapasitesiyle ilişkilendiriliyor; “al-kısırlaştır-bırak” modelinden ziyade daha izlenebilir ve kayıtlı bir bakım sistemi benimseniyor. Aynı zamanda yasaklı ırklar ve melezleriyle ilgili düzenlemeler, hem kamu güvenliğini hem de hayvan refahını gözeten kurallar içeriyor. Satış politikalarında ise gençlerin korunması ve etik dışı üretimin önüne geçilmesi hedefleniyor.
Hayvanını sokağa terk eden, yasaklı ırk besleyen veya 16 yaş altına hayvan satışı yapan kişilere, yürürlükteki mevzuata göre yüksek idari para cezaları uygulanıyor.
Bu ifade, uygulamadaki yaptırımların var olduğunu, fakat rakamsal değerlerin zaman içinde değişebileceğini vurgular — böylece okuyucu hem bilgilendirilmiş hem de yanıltılmamış olur.
Toplumsal Sorumluluk ve Önleyici Yaklaşım
Yasa artık sadece cezayı öngörmekle kalmıyor; aynı zamanda eğitim, bilinçlendirme ve önleyici tedbirleri de ön plana alıyor. Okullarda, belediyelerde ve sivil toplum kuruluşlarında hayvan sevgisi, doğru bakım ve sorumluluk bilinci yaygınlaştırılacak. Belediyeler ile gönüllü kuruluşların iş birliği mekanizmaları güçlendiriliyor; amaç, sahipsiz hayvanların yaşam kalitesini artırmak ve çatışma noktalarını azaltmak.
Uygulamada Ne Değişecek?
- Eğer hayvan sahiplendiyseniz: kayıt, çipleme ve düzenli veteriner kontrolleri gündelik sorumluluk haline gelecek.
- Sokakta bir hayvanla karşılaşırsanız: yerel yönetimlerin belirlenen hatlarına başvurarak profesyonel müdahale talep edebilirsiniz.
- Hayvanlara yönelik şiddet veya ihmali görmeniz hâlinde: yetkili kurumlara bildirim yapmak, sürece dahil olmanın bir parçasıdır.
Kısacası; 2004’ten 2025’e uzanan bu süreç, yasanın giderek olgunlaşmasının ve toplumsal anlayışın güçlenmesinin göstergesidir. Yeni düzenlemeler, hayvan refahını yükseltmeyi, sorumlulukları netleştirmeyi ve toplumda ortak bir yaşam kurallarını yerleştirmeyi amaçlıyor. Bu yolda her bireyin küçük bir katkısı — bir sahiplenme, bir çip randevusu, bir paylaşım — büyük fark yaratır. Onlar konuşamıyor; konuşmayı biz sürdürmeliyiz.
Kerim Yarınıneli / KerimUsta.com
Kaynaklar
- 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu (2004)
- 7332 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu (2021)
- 7527 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu (2024)