İçeriğe geç

16. Yüzyılın Sıra Dışı Şairi: Gazali Deli Birader

16. Yüzyılın Sıra Dışı Şairi: Gazali-Deli Birader

Deli Birader Gazâlî: Osmanlı’nın Aykırı Ruhu

16. yüzyıl Osmanlısı, muhteşem bir medeniyetin zirvesindeyken, aynı zamanda bu katı düzeni içeriden sorgulayan, hayhuyu ve hakikati aynı nefeste savuran sıra dışı bir kalemi de besliyordu: Deli Birader Gazâlî.

Bursa’da doğan ve asıl adı Mehmed olan bu çok katmanlı şahsiyet, “Gazâlî” mahlasıyla yazdı; ancak tarih onu, bir beyitteki “birâder” hitabından mülhem, özgür ruhunu ve aykırı yaşantısını tanımlayan “Deli Birader” lakabıyla hatırladı. O, ne tam bir saray nedimiydi ne de tam bir dergah şeyhi. Hem medresenin saygın müderrisi, hem hamamın havuzlu eğlencelerinin mimarı, hem de gurbetin hüzünlü münzevisiydi. Onun hayatı, Osmanlı entelektüel hayatının tüm çelişkilerini ve zenginliklerini yansıtan bir aynadır.

Bir Dervişin Yoldaşı: “Deli” ve “Birader”in Anlamı

“Deli” sıfatı, akıl yitimini değil, toplumun katı kalıplarına sığmayan, sıradışı bir özgürlük arayışını simgeler. “Birader” ise tasavvuf geleneğindeki yol arkadaşlığının, kardeşliğin samimi ifadesidir. Bu iki kelime, onun kimliğini özetler: Geleneğin içinden gelip onu eleştiren, yoldaşlığı yücelten ama aynı zamanda yerleşik düzeni “deli”ce bozan bir figür.

Rivayete göre, “Mecnûn ki belâ deştini geşt etti serâser / Gamhâneme geldi dedi hâlin ne birâder” beyitini yazdıktan sonra bu lakapla anılmaya başlanmıştır. Mecnun’la kendini özdeşleştiren, dertlilere “kardeş” diye seslenen bu tavır, onun rindane ve merhametli yönünü de gösterir.

Saraydan Dergaha, Medreseden Gurbete: Bir Hayat Yolculuğu

Gazâlî, 15. yüzyılın sonlarında doğduğu Bursa gibi bir ilim ve tasavvuf merkezinde yetişti. Muhyiddin-i Acemî gibi bir alimin yanında mülazım olarak başladığı yolculuğu, onu önce Şehzade Korkut’un Manisa’daki sarayına, eserlerinin mukabelecisi ve nedimi olarak taşıdı.

Burada yazdığı, gamları dağıtmak iddiasındaki “Dâfi’u’l-gumûm ve Râfi’u’l-humûm” adlı eseri, aslında Osmanlı mizah ve hiciv edebiyatının en cesur, en müstehcen örneklerinden biri olacaktı. Şehzadenin trajik sonunun ardından ise Bursa’da Geyikli Baba Dergahı’na şeyh oldu. Bu radikal geçiş, dünyevi iktidarın geçiciliğine dair derin bir anlayışın ürünüydü.

Ancak onun “deli” ve gezgin ruhu bir yerde duramazdı. Sivrihisar, Akşehir, Amasya medreselerinde müderrislik yaptı. Her görev değişikliği, hazırcevap nüktelerine konu oldu. Sivrihisar’dan ayrılma gerekçesini, “Yerin adı ‘Sivrihisar’ (sivri yer) olduğu için oturup huzur bulamadım” diyerek açıklaması, onun zekasından ve toplumsal kabullere meydan okuyuşundan muhteşem bir kesittir.

Emekli olup İstanbul’a döndüğünde, hayalini kurduğu bir projeyi hayata geçirdi: Beşiktaş’ta bir külliyenin parçası olarak, o dönem İstanbul’da görülmemiş bir şekilde, Bursa kaplıcalarındakine benzer havuzlu bir hamam inşa ettirdi. Bu mekan, kısa sürede şehrin özgür ruhlu, sanatçı, entelektüel kesiminin buluşma noktası haline geldi. Geleneksel hamamcılar loncasının şikayetleri ve alınan bir fetva ile bu havuz, bir gecede yıkıldı. Gazâlî’nin bu olaya duyduğu ıstırap, “Kaplıcanâme” adlı manzumesine yansıdı. Bu olay, yeniliğe ve özgürleşmeye açık bir ruhun, muhafazakar çıkar çevreleriyle nasıl bir çatışma yaşadığının sembolik bir ifadesidir.

Hayal kırıklığıyla İstanbul’u terk edip Mekke’ye yerleşen Gazâlî, orada bir mescit ve bahçe yaptırdı. Fakat gönlü hep İstanbul’daydı. Dostlarına yazdığı mektuplar, hem gurbetin hem de özgürlüğün hikayesini anlatır:

Sanmanuz kim diyâr-ı gurbetde
Kişi mesrûr olup safâ sürmez
Dûr olur gerçi kim ahibbâdan
Hele a’dâ yüzin dahı görmez.

(Sakın sanmayın ki gurbet elde / İnsan mutlu olup keyif sürmez / Gerçi dostlardan uzak düşer ama / Hiç de olsa düşman yüzü görmez.)

Bu dizeler, onun rindane felsefesinin özünü sunar: Dünyevi kaygılardan, ikiyüzlü ilişkilerden uzaklaşmak, bir çeşit huzura ermektir.

İki Zıt Kutupta Bir Deha: Eserlerindeki İkili Kimlik

Gazâlî’nin edebi mirası, tıpkı hayatı gibi ikili bir yapı gösterir.

Bir uçta, açık saçık hikayeleri, toplumsal hicvi ve fıkralarıyla “Dâfi’u’l-gumûm” durur. Bu eser, Osmanlı toplumunun görünmeyen yüzünü, tabularını ve cinselliğini ironik bir dille anlatır; adeta bir sosyal eleştiri ve psikolojik rapor niteliğindedir.

Diğer uçta ise, büyük fakih Mergînânî’nin “Hidâye” adlı temel fıkıh kitabını manzum bir şekilde Türkçeye çevirerek oluşturduğu “Miftâhu’l-Hidâye” adlı ilmihali bulunur. Bu eser, Osmanlı medreselerinde asırlar boyu ders kitabı olarak okutulmuş, saygın bir alim kimliğini belgelemiştir.

Bu ikilik bir çelişki değil, Gazâlî’nin insani ve entelektüel derinliğinin kanıtıdır. O, hem geleneğin taşıyıcısı hem de yıkıcısı; hem dini ilimlerin tercümanı hem de seküler hayatın gözlemcisi olabilmiştir.

Son Söz ve Bir Mekke Bahçesinde Son

Deli Birader Gazâlî, 16. yüzyıl Osmanlı’sının sunduğu tüm imkan ve çelişkileri kişiliğinde somutlaştıran bir aydındı. Şiirlerindeki cesur dil, hayatındaki radikal kararlar ve eserlerindeki uçlar arası gidiş gelişler, onu sadece edebiyat tarihinin değil, düşünce ve toplum tarihinin de önemli bir figürü yapar.

O, iktidarla içli dışlı olup onun geçiciliğini gören; toplumun ahlak bekçiliğine soyunup en gizli arzularını deşifre eden; medresenin saygın hocalığından, hamamın “aykırı” eğlencesine, oradan da Mekke’nin kutsal hüznüne uzanan bir yolculuğun yolcusuydu.

Ölümü ve Bıraktığı Miras 

1534-1535 yılları civarında, sığındığı Mekke’de, yaptırdığı mescidin avlusunda hayata gözlerini yumdu. “Deli Birader” lakabı, işte bu sıra dışı yolculuğun ve başkaldırının adıdır. Bugün bile, otoriteye, ikiyüzlülüğe ve kalıplaşmış düşüncelere meydan okuyan her özgür ruh, Deli Birader Gazâlî’nin şiirlerinde ve hayat hikayesinde kendinden bir parça bulacaktır. O, yalnızca kendi çağının değil, özgürlük arayışının hiç bitmediği her çağın “birâder”idir.

Kaynaklar:

  1. Türk Edebiyatı Eserler Sözlüğü, “GAZÂLÎ, Deli Birader” Maddesi.
  2. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Deli Birader” Maddesi, Cilt: 9, s. 135-136.

Konunun Video Anlatımı

Bu konu YouTube kanalımda da hazırlanmıştır. Yazılı içeriğe ek olarak, video formatında da inceleyebilirsiniz.

👉 Video Linki: Bu videoyu YouTube’da izle
📺 YouTube Kanalım: Kerimusta

 

📅 Güncellenme: 27.01.2026 (İlk yayın: 20.05.2025)
Beğendiyseniz Paylaşın
👁️ Bu yazı 99 kez okundu
Kerim Usta

Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise "Sevda"…

Tüm Yazılar

Yorum yapmaya ne dersiniz?

Sitemiz, deneyimini geliştirmek için çerezleri kullanır. Gizlilik Politikamız ve Aydınlatma Metni hakkında daha fazla bilgi edinebilirsin.
KVKK ve GDPR kapsamında tercihlerinizi yönetebilirsiniz.
Çerez Tercihlerinizi Yönetin (KVKK & GDPR)
Zorunlu Çerezler Sitenin çalışması için gereklidir. KVKK madde 5/2-f kapsamında işlenmektedir.
Analitik Çerezler Site performansını anlamamızı sağlar. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.
İşlevsel Çerezler Kullanıcı deneyimini iyileştirir. GDPR 6/1-a, KVKK 5/1-a kapsamında işlenir.