Gelme Muharrem Ayı Gelme

Gelme Muharrem Ayı !

Gelme muharrem ayı gelme,
Aşkı viran eyleme can hüseyni bir bardak suya sevda eyleme.
Kerbela aşkın kıblesidir,
Can hüseynin şehadet şerbetidir,
İçtikçe doyulmaz bu aşk şerbetine,
Kana kana İçer rasûlallah torunu
Turâba düşene kadar İçer şerbet-i aşkı,
Külli yanmış aşkın narında,
Bir yudum soğuk su İçin,
İlahî aşk İçin,
Asgar İçin….
Vücutlar yarıldı ogün,
Aşk ağladı melekler ağladı,
Güneş karalar bağladı o gün.
Muharrem ayında fırat ağladı soğuk suyuyla,
Kerbela oldu toz duman,
Bir fırtına koptu,
Yer yerinden oynadı,
Toprak kana bulandı o gün,
Ben nasıl ağlamıyım ya hüseyin,
Ya ali’yel mürtaza evladı,
Ben nasıl yanmıyım efendim.
Gelme muharrem ayı gelme,
Kerbela görünür her akan kanda,
Susuzluk gelir aklıma yanar İçim aşk İle ya İmam hüseyin…
Su getirdim sana ya hüseyin gözlerimle sana,
Muhammedi aşkla getirdim.
Zannetme ya İmam gökler sessizce duruyor,
Kainat duruyor,
Ceddi resul,
Buda aşkın sınavı,
Yanmanın İmtihanı
Altı aylık ali asgarın susuzluğu.
Çileler hüseyin İçin hazırlanmış,
Onun İçin taktir edilmiş,
Ehli beytin güzidesi İmam hüseyin cem olmuş
Ruhlar aleminden çağrıldın,
Hadi aşka kanat vur,
Gözyaşları artık kerbela çölünde kaybolup giderken,
Herkes susmuştu.
Ah hüseyin,
Ah aslanın oğlu,
Ah resulullah torunu,
Muharrem ayı geldikçe sen gelirsin aklımıza,
Her soğuk su İçişimizde sen düşersin aklımıza,
kan ağlarız gece gündüz.
Nur’u muhammed mustafa ali’yel mürtaza,
Haydarı kerrar aşkına
Selam olsun ehl-i beyti sevenlere…..

Ergün Küçüktopcu
Kerimusta.com

Aşure Günü Hakkında Bilgi ve Ne Zaman Yapılır?

Aşure Günü

Arapçada “aşere” on, “âşir” onuncu demektir. Halkımız onuncu gün mânasına gelen “âşir”i, aşure şeklinde telâffuz ederek Muharrem’in onuncu gününe aşure günü ismi vermiş, böylece tarihe de aşure günü olarak geçmiştir.

Aşure gününün içinde bulunduğu ayın adı Muharrem’dir. Bu ay hicri takvimin başı olmakla önem kazanmıştır. Bunun yanında, bazı tarihî olaylara mazhar olmakla da ayrı bir özellik kazanmıştır. Dört haram/muhtereme

Eşhuru’l-Hurum (Haram Aylar)

Haram aylar, hürmete lâyık aylar (Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb). Bu aylarda savaş yapmak yasak olduğu için bu adı almıştır.Câhiliye devrinde Araplar arasında iç savaşlar eksik olmazdı. Yalnız haram aylarda savaş yapılmazdı. Bu aylarda panayırlar kurulur, şiir yarışmaları yapılır; yahudiler, hristiyanlar ve puta tapıcılar dinlerini yayarlardı. Eğer bu barış aylarında savaş olursa, yasak çiğnendiği için “Ficâr savaşı” denirdi. Peygamberimiz (s.a.s.)’in yirmi yaşlarında iken, Kureyşlilerle Hevâzin kabilesi arasında yapılan Ficâr savaşlarına katıldığı rivâyet edilmektedir. Peygamberimiz (s.a.s.) bu savaşta kimsenin kanını dökmemiş, yalnız atılan okları toplayıp amcalarına vermiştir.

Haram aylar, Arapların Hz. İbrahim’den beri kullandıkları, kameri aylardandır. Yani ayın hareketine göre düzenlenen takvimin aylarındandır. Hicret, İslâm tarihinde bir dönüm noktası olduğu için hicretin yapıldığı ay olan Muharrem ayı Hz. Ömer zamanında takvim başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Böylece hicretin yapıldığı yıl birinci yıl olmak üzere hicri kameri yıl ortaya çıkmıştır. Muharrem ile başlayıp Zilhicce ile sona eren hicrî-kamerî senenin ayları şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîulevvel, Rebîulâhir, Cemâzilevvel, Cemâzilâhir, Receb, Şâban, Ramazan, Şevvâl, Zilkâde, Zilhicce.

Kur’an’da haram aylardan Tevbe suresinde bahsedilir: