Etiket: kadı

Abdülvasi Çelebi Hakkında Bilgi

Kerim Usta -Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı
XIV. yüzyılın ortalarında doğan ve XV. yüzyılın ilk çeyreğinde Amaysa ve Bursa’da yaşayan şairlerden biri de Abdülvâsî Çelebi’dir. Kaynaklarda hayatı hakkında bilinenler sınırlı olan şair, Amasya’da doğup büyümüş ve I. Çelebi Mehmed’in hükümdar olması üzerine, ömrünün sonlarına doğru Bursa’ya gelmiştir. Abdülvâsî Çelebi bir kadı oğlu olması sebebi ile iyi bir eğitim görmüştür. Hatta buna dayanarak şiirlerinde Kadıoğlu ve Kadı mahlasını kullanan şair, ayrıca Abdülvâsî adını da mahlas gibi yazmıştır. Şiirlerinden devrin hükümdarı I. Mehmed ve vezir Bayezid Paşa’ya yakın olduğu anlaşılmaktadır. Tek eseri olan Halîl-nâme’yi yazdığı zaman altmış, yetmiş Daha Fazlasını Oku

Osmanlının Adaleti

osmanliarmasi

Gelin Fatih Sultan Mehmed’le Rum Mimar İpsilanti’nin “duruşma”sını hatırlayalım…

Malum: Fatih Sultan Mehmed, adını taşıyan camiin inşaatında kullanılacak mermer sütunları kestiren Rum mimarlardan İpsilanti’nin elini kestirmiştir.

Bunun üzerine İpsilanti, ilk İstanbul Kadısı Sarı Hızır Çelebi’ye başvurur. Haksızlığa uğradığını belirtip, hakkının Padişah’tan alınmasını ister.

Daha Fazlasını Oku

Kanuni’nin Belgrat Kadısına Fermanı

Kanuni'nin Belgrat Kadısına Fermanı
KANUNİ’NİN BELGRAT KADISINA FERMANI
Devlet askerleri (Sipahiler), biçilmeyip el ile yolunan ottan zorla vergi alırlar imiş, kaldırdım. Askerler, ev yakınında bulunan bağ, bahçe ve bostanlardan yemeklik için üretim yapanlardan para almak isterler imiş, almasınlar, yasakladım. Boş yerlere tarla açanlardan, ihya edenlerden vergi alınmasın. Daha Fazlasını Oku

Kadı-zade-i Rumi Kimdir?

Kadı-zade-i Rumi Kimdir?

KADI-ZADE-İ RUMİ

Türk matematikçisi ve astronomudur (1337-1412) Bursa’da tahsilini bitirdikten sonra, kız kardeşinden başka hiç kimseye haber vermeden Horasan’a ve oradan Türkistan’a giderek bilgisini genişletmeye çalışmıştır. Şakaik yazarına göre, bu yolculuk ve gurbette nasıl geçineceğini düşünmeden yola çıkan Kadı-zade’nin kitapları arasına kız kardeşi gizlice mücevherlerini koymak suretiyle bu gayretli ve hevesli matematikçinin yetişmesine yardım etmiştir. Kadı-zade’nin, nakli ilimlerden ziyade, akli ilimlere, özellikle matematik ve astronomiye merak etmiş olduğundan, bu yolculuk ve gurbeti göze almış olması o zamanlar bu ilimlerin Osmanlı ülkesinde pek gelişmemiş olduğunu anlatabilir. Timur’un torunu Uluğ Bey’in (1394-1449) zamanında Semerkant’ta bulunduğu sırada, Semerkant Rasathanesi Müdürü Gıyaseddin Cemşit’in vefatı üzerine, rasathane müdürlüğüne tayin edildiği gibi, Semerkant medresesi başkanlığına da getirilmişti. Kadızade Horasan’da Seyyit Şerif Curcani’den ders almış, fakat Kadızade’nin akli ilimlere karşı bağlılığının fazlalığından dolayı hocasıyla araları açılmıştır. Seyyit Şerif, Kadı-zade için, «matematik ve felsefeye eğilimli bir yaradılıştadır» diye tariz ettiği gibi Kadı-zade de hocası için, «matematikte söz söyleyecek durumda değildir» demiştir. Bu bilginin Semerkant hayatından pek memnun olmakla birlikte memleketini bırakmış olmaktan azap duyduğu Şerhi eşkâl-üt-tesis adlı kitabının önsözünde koyduğu şu beyitten anlaşılıyor: Daha Fazlasını Oku

şems hz.’lerinin felsefecilere cevabı

Bir gün Mevlana’ya felsefeyle meşgul olan bir grup insan geldi. İmani konularda soruları vardı.Mevlana bu felsefecileri Şems’e gönderdi.Felsefeciler Şems’e geldiklerinde O, talebelerine bir kerpiç üzerinde nasıl teyemmüm edileceğini gösteriyordu.Gelenlerden biri,en çok takıldıkları üç soruyu peş peşe sıralayıverdi:

1)ALLAH var dersiniz,ama görünmez gösteremezsiniz;gösterinde inanalım!

2)Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz,sonrada cehennemde ateşle ceza verilecek dersiniz.Ateşten yaratılmış olan Şeytana ateş acı verebilir mi?

3)Ahirette herkes hakkını alacak yaptıklarının karşılığını görecek diyorsunuz.Rahat bırakın şu insanları istediklerini yapsınlar…

Sorular biter bitmez Şems elindeki kerpici soruları soran felsefecinin kafasına vurdu. Daha Fazlasını Oku

Kanuni’nin Belgrad Kadısına Gönderdigi Ferman

KANUNİ’NİN (1520-1566) BELGRAD KADISINA GÖNDERDİGİ FERMAN

Kanuni Sultan Süleyman, 1389 yılında Kosova Savaşı ile fethedilen Arnavutluğa bağlı, Belgrad Bölgesi’nde yaşayan halkın haklarının korunması için, 1558 yılında Belgrad Kadısı’na gönderdiği “İnsan Hakları Fermanı” nda şöyle buyurmaktadır:

“Devlet askerleri (Sipahiler), biçilmeyip el ile yolunan ottan zorla vergi alırlar imiş, kaldırdım. Askerler, ev yakınında bulunan bağ, bahçe ve bostanlardan yemeklik için üretim yapanlardan para almak isterler imiş, almasınlar, yasakladım. Boş yerlere tarla açanlardan, ihya edenlerden vergi alınmasın. Daha Fazlasını Oku