Griffon veya Griffin Hakkında Bilgi

Griffon veya Griffin Hakkında Bilgi

Griffon ve ya diğer adıyla Griffin aslan vücudu ile kartalın birleşmesinden oluşan mitolojik bir yaratıktır. Kara ve havada ki gücün temsilcisi iki hayvanın tek bir vücutta birleşmesiyle ortaya çıkan bu yaratık güç ve zenginlik sembolü olarak kullanılmıştır.

Genel olarak özellikleri:

* Hayvanın vücudu,kuyruğu ve arka ayakları aslandır.

* Baş ve ön ayakları kartala aittir.

* Vücut altın renginde ve tüyleri mavi ile beyazdır.

* Bazı efsanelerde kuyruk yerine zehirli bir yılan vardır.

Pegasus Nedir? Pegasus Hakkında Bilgi

Pegasus Nedir? Pegasus Hakkında Bilgi

Pegasus, Yunanca Πήγασος, Pegasos kelimelerinden oluşan ve Yunan mitolojisinde ki kanatlı ata verilen addır. Efsaneye göre pegasus iki büyük kanadı olup rengi ise beyazdır. Uçarken havada koşan at gibi görünür. Pegasus’un asıl görevi ise gök gürültüsünü ve şimşeği taşıma işidir.

Pegasus’un, Perseus tarafından kafası kesilerek öldürülen Medusa’nın kafasından veya toprağa sıçrayan kanlarından doğduğuna inanılmaktadır. Pegasus doğar doğmaz yeryüzünden ayrılmış ve tanrıların diyarına uçmuştur. Helicon Dağında bulunan Hippocrene pınarının Pegasus’un ayağıyla yere vurması sonucu ortaya çıktığına inanılır. Daha sonraları Bellerophontes tarafından Athena’nın ona verdiği altın dizgin yardımıyla yakalandığı, Kimera ve

Feniks Nedir? Feniks Hakkında Bilgi

Feniks Nedir? Feniks Hakkında Bilgi
Eski Mısır kökenli efsanevi ateş kuşunun Batı mitolojisindeki karşılığıdır. Pers mitolojisinde Simurg Arap ve İslam mitolojisinde Anka İslam sonrası Türk mitolojisinde Zümrüdü Anka veya Simurgu Anka daha önceleri de Tuğrul olarak geçmesi gibi birçok milletin efsanelerinde karşılık bulmaktadır.

Bahsedilen bu kuşlar bu mitolojilerde kısmen benzerlik kısmen de farklılık göstermektedir.

Yunan mitolojisinde Feniks’in Habeş diyarında yaşadığına inanılıp bir

Türkülerden Destanlara

Türkülerden Destanlara

TÜRKÜLERDEN DESTANLARA
Türküsüz millet olmaz. Oyunsuz, efsânesiz, masalsız, destansız, şiirsiz, şâirsiz, müziksiz bir millet olmaz. Olur diyenler, millet gerçeğini hiç bilmeyenlerdir. Olur diyenler susuz, tuzsuz, yağsız, baharatsız, malzemesiz yemek yapılacağını sananlardır.

Biz çocuklarımızı ninnilerle, laylalarla büyüten, onları türkülerle evlendiren, türkülerle askere gönderen, gurbette kalanlara türküler yakan, türkülerle sevinen, hüzünlenen, Rahmet-i Rahman’a kavuşanların arkasından türküler, ağıtlar söyleyen bir milletiz. Türkülerimiz, Türkçemizin elvan-elvan açıldığı, güzelleştiği çiçek bahçelerimizdir. Efsânelerimiz, masallarımız, destanlarımız da öyle. Millet hayatımızda onların güzelliğini ve büyük önemini anlatmak için saatler lâzım.

Mitolojinin Dev Yaratıkları

Mitolojinin Dev Yaratıkları

Devleri Kim Bilmez, kim tanımaz! Kocaman boyları, korkunç güçleri, çoğunlukla kötü huyları, serüvenleriyle dünya mitolojisini, masal dünyasını, eski destanları doldurmuşlardır. Devleri bilmeyen, tanımayan, anlatmayan ırk yoktur denebilir; devlerden yararlanmayan, onları çarpıcı, korkutucu bir unsur olarak kullanmayan masal, efsane, mitos olmadığı gibi.
Acaba devler neden böylesine yaygın bir unsur olup bütün sınırları aşmış, ilkel toplulukları, eski toplumları, büyük uygarlıkları etkilemişlerdir? Acaba çok eski, adeta unutulan çağlarda devler var mıydı? Acaba mitosların arkasında artık insanoğlunun belleğinden silinip yalnız efsanelere, masallara sığınan bir gerçek mi yatıyor? Ya da, Jung’un tanımlamasıyla, devler düşlerimize giren atalardan kalma hatıralar, ilk örnekler, büyük görüntüler midir?

Devlerin varlığını destekleyen görüşlere geçmeden, devlerin izlerinden, fosillerden hatta son yıllarda görülen devlerden söz açmadan, masalları, efsaneleri, mitosları karıştırarak bu yaratıkları tanımaya çalışalım.

Türk mitolojisiyle ilgili bir kitapta şu bilgileri buluyoruz:
”Türk mitolojisinde olduğu gibi, hemen bütün ulusların mitolojilerinde görülen devler, görünüş bakımından çok defa insan uzuvlarından alınarak büyütülmüş, biçimlendirilmiş korkunç yaratıklardır.

Ilıca Kaplıcaları ve Sarıkız Efsanesi

Ilıca Kaplıcaları ve Sarıkız Efsanesi

Tarihi ve mistik yörelerimizde halk arasında dilden dile konuşulan kuşaktan kuşağa aktarılan efsaneler vardır. Ilıca kaplıcalarındaki sarıkız efsanesi de bunlardan biridir.

Bir zamanlar ılıca kaplıcalarında eski erkekler hamamı ve mağarası o dönemler herkesin ilgi odağı idi, banyolar yapılır havlusunu bornozunu giyen dinlenmeye çekilir, sağlık sular şifalar olsun temennilerinin ardından tatlı sohbetler yapılırdı…

Böylesine tabii ve doğal bir hamam daha sonra hangi mantıkla bilinmez mağara kısmı kapatıldı. Hamam yenilendi ama orijinalliği kayboldu.

Bu notu aktardıktan sonra yine efsaneye dönelim, efendim kayınpederimin anlattığı şekliyle hamamın bulunduğu mağara saman ahiri olarak kullanılıyormuş. Orada yaşayan sarıkızda hergün hayvanlarına yem almak için mağaraya gelirmiş, bir gün mağaradan bir ses duymuş harlayarak mı gürleyerek mi geleyim diye bir ses duymuş ve bunu anne babasına anlatmış. Onlarda bir daha duyarsan harlayarak gelmesini şöyle demişler, sarıkız ertesi gün aynı sesi duyunca harlayarak gel demiş ve

Yaratılış Destanı

Yaratılış Destanı

Orta Asya’da yaşayan Türk toplulukları arasında dünya ve insanın yaratılışı hakkında birçok efsane saptanmıştır. Bu efsaneler yakın çağlarda derlendikleri için İslamlık, Hıristiyanlık, Budizm, Maniheizm gibi dinlerden etkiler taşımaktadırlar. Ancak bunlar genel yapısıyla erken dönem Türk mitolojisinin izlerinin görüldüğü önemli ürünlerdir.

Mersin-Mut ilçesi’nin Adı Nerden Gelmiştir?

Mersin-Mut ilçesi'nin Adı Nerden Gelmiştir?

Mersin’in Mut ilçesinin adının nerden geldiği hakkında epeyden beri bir araştırma yapmak istemişimdir.Ne kadar Mersin’in bir ilçesi olsa da Mut halkı Ticaret ve iş göçü için, yakın olması sebebiyle çoğunlukla Karaman’ı tercih etmektedirler.Bu da ayrı bir konudur.
Gelelim Mut adının nereden geldiğine…Çok eski kaynaklara ve hikayelere göre Hititler zamanında kurulan Mut’un eski ismi Etiler zamanında ” Yenika” adıyla anılmıştır.Sonrasında Frikler ve asurlar tarafından yönetilen Mut önce persler’in eline geçmiş daha sonra Selefkoslar tarafından yönetilmiştir.İşte Selefkoslar’ın Kralının adı Muts olduğu için sonraları Mut olarak anıla gelmiştir.Romalılar ise Claudiopolis adını vermişlerdir.Buna göre Mut adı Muts kralının adı olarak görülmektedir.

Türk Mitolojisinde Altay Tufan Efsanesi

Türk Mitolojisinde Altay Tufan Efsanesi

Türk mitolojisinde, tufan ile ilgili örnekler Altay Türkleri’nin efsanelerinde yaşamaktadır. Altay Türkleri’nde, tufan efsanesinin bir kaç söyleyişi vardır. Aşağıda bu söyleyişlerden birine yer verilmiştir. Aşağıda yer alan ve U. Harva Holmberg tarafından nakledilen Altay Tufan Efsanesi, İslam ve Hıristiyan dünyasının Nuh Tufanı anlatılarına oldukça benzemektedir.

Altay Tufan Efsanesi, özetle şöyledir:

Sel bütün yeri kapladığında, Tengiz (=Deniz) yerin üzerinde efendi idi. Tengiz’in yönetimi altında Nama adında iyi bir erkek yaşardı. Nama’nın Sozun Uul, Sar Uul ve Balık adlarında üç oğlu vardı.

Ülgen (Tanrı), Nama’ya bir kerep (=tahta sandık) yapmasını buyurdu.

Nama, sandığın yapılması işini üç oğluna bıraktı. Oğulları, kerepi bir dağ üzerinde yaptılar. Kerep yapıldıktan sonra Nama, onu her biri seksen kulaç olan sekiz halatla köşelerinden yere bağlamalarını söyledi. Böylece su seksen kulaç yükseldiğinde durum anlaşılacaktı. Bundan sonra Nama, ailesi ile çeşitli hayvanları, kuşları alarak kerepe girdi.

İskandinav Mitolojisi

İskandinav Mitolojisi

İskandinav mitolojisi en genel anlamıyla İskandinav topluluklarının Hristiyanlık öncesi dinleri, inanışları ve efsaneleridir. Danimarka, İsveç, Norveç ve İzlanda gibi İskandinav ülkelerinde yaşayan halkların atalarının kuşaktan kuşağa aktardığı zengin bir mitos öykü ve masal dağarcığı vardır. İskandinavya’da tapılan tanrılara ilişkin efsanelerin yanı sıra ‘Sağa’ denen ve kahramanların haydutların, hayaletlerin, canavarların deniz krallarının köylülerin cücelerin aşk ve serüvenlerinin anlatıldığı öyküleri de vardır. İskandinav mitolojisi günümüz dünyasında mitoslarda geçen tanrılar ve simgeler yönüyle oldukça bilinir bir durumdadır .Örneğin ’Yüzüklerin Efendisi’ kitap ve film serisi temeline bu mitosları oturtarak şekillendirilmiştir. Yazar Tolkien’in Orta Dünya (Middle Earth) adı İskandinav mitolojisindeki dokuz dünyadan insanlara ait olan Midgard’dan esinlenilerek yaratılmış. Cüceleri yaratan Äule demirciler tanrısı balta kullanan Thor’la önemli benzerlikler taşıyor. Tolkien’in kullandığı çoğu cüce adı ve bunların yanında Gandalf da İskandinav mitolojisi kökenli. Ayrıca Gandalf’ın tanrı Odin ile kimi benzerlikler taşıdığı görülüyor.

Odin de Gandalf gibi uzun sakallı asa taşıyan yaşlı bir adam olarak anlatılır. Runik alfabeyi insanlara hediye eden kişi Orta Dünya’da Gandalf İskandinav mitolojisinde ise Odin’dir. Her ikisi de sıradan insanların anlayamadığı görevler uğruna tek başlarına seyahat ederler. Gandalf’ın atı Shadowfax Orta Dünya’nın en hızlı atıdır Odin’in sekiz bacaklı atı Sleipnir gibi. Ancak Odin İskandinav mitolojisinin en üstün tanrısıyken Gandalf kendisinden üstün güçlerin emirlerine uyar. Ayrıca Odin Gandalf’a göre daha zalimdir ve kişisel hırslara sahiptir.