Etiket: yaşlı

Yaşlı Bir Baba

Yaşlı Bir Baba

YAŞLI BİR BABA..

Kuzu etinden imal edilmiş yaprak döneri çok severmiş…

Bir gün canı yaprak döneri çok çekmiş. Babasının isteğini fark eden oğlu, almış babasını ve güzel bir lokantaya götürmüş… Baba, yemeği önce kendisi yemek istemiş… Ancak yaşlılığın verdiği zayıflık sonucu elleri titrediği için lokmayı ağzına götürmek istediği her seferinde üzerine dökmüş, yağı sakalına damlamış…

Lokantadaki insanların bakışları da pürdikkat onların üzerindeymiş… Aşağılayıcı bakışlar, alaycı tavırlar, surat ekşitmelerle arada bir yaşlı babaya bakıyorlarmış. Bir süre sonra oğlu sabır ve itina ile lokmaları babasının ağzına koymaya başlamış… Okumaya Devam Ediniz…

İnsanlığın Bitmediğini Gösteren Bir Yazı

İnsanlığın Bitmediğini Gösteren Bir Yazı
Adamın biri akşam iş çıkışı eve gitmek üzere yola çıktı. İş yeri ile dolmuş duraklarının arası çokta uzak sayılmazdı.
Paltosunun cebinden bir sigara çıkardı yaktı. Derin bir nefes çekti ve yürümeye başladı.
Akşam trafiği heryer karışık, sıkışıktı. Kısa bir zaman sonra dolmuş duraklarına vardı.
Köşede seyyar bir balıkçı bağırıyordu.
“Hadi istavrit 500, istavrit 500.”
Adam, akşama balık yemek iyi olur. Hem kızı da eşi de balığı çok sever diye aklından geçirdi, balıkçıya yöneldi. Okumaya Devam Ediniz…

ABD ‘de 17 Yaşındaki Yaşlılık Hastası Öldü. (4 Fotograf+ 1 video)

ABD’de çok nadir  kişide raslanan (Progeria) yaşlılık hastalığı’na yakalanan 17 yaşındaki Sam Berns öldü.Yaşlı bir gencin hayatı anlatan “Sam perspektifinden Hayat” belgeseli ile ünlü  olmuştu… Ortalama olarak bu hastalar yaklaşık 13 yıl yaşıyor.İstatistiklere göre dünyada bir milyon kişi bu hastalıktan muzdarip…

ABD 'de 17 Yaşındaki Yaşlılık Hastası Öldü. (4 Fotograf)

Okumaya Devam Ediniz…

Ben O’nun Kim Olduğunu Biliyorum

Yaşlı bir adama sokakta yürürken bisikletli çarpmış ve hafif yaralanmış.
Etraftakiler hastaneye götürmüşler.
Hemşireler, röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini söylemişler.

Yaşlı adam huzursuzlanmış; “acelesi olduğunu, röntgen istemediğini” söylemiş.
…Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar.

“Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum” demiş.
Hemşire “Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz” diyince;

Yaşlı adam üzgün bir ifade ile:
“Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor,hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor” demiş.

Hemşireler hayretle:
“Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?” diye sormuşlar.

Adam cevaplamış:
“Ama ben onun kim olduğunu biliyorum” .

Yaşlı Çobanın Hikayesi

Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak:

“Hadi bakalım evladım, derdi. Bu ihtiyarın elmasını ver artık”.

Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan. Yaşlı adam sedef kakmalı çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırır ve küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık ettikten sonra, babasından kalan Kur’an’ını okumaya koyulurdu.

Çoban, bu ağacı yirmi yıl kadar önce diktiğinde sık sık sular, bunun için de büyükçe bir güğüme doldurduğu abdest suyundan geriye kalanı kullanırdı. Elma ağacının kökleri, belki de bu sularla kuvvet bulmuş ve kısa sürede serpilip meyve vermeye başlamıştı. Çoban o zamanlar henüz genç sayıldığından şöyle bir uzandı mı en güzel elmayı şıp diye koparırdı. Fakat aradan geçen bunca yıl içinde beli bükülüp boyu kısalmış, ağacınkiyse bir çınar gibi büyüyüp göklere yükselmişti. Ama boyu ne olursa olsun, ağaç yine de yavrusu değil miydi? Onu bir evlat sevgisiyle okşarken : Okumaya Devam Ediniz…