Vicdanımıza Göre Hayat Yaşamak

Vicdanımıza Göre Hayat Yaşamak

Devesiyle birlikte çölde yürümekte olan bir bedevi, güçlükle yürüyen, dudakları susuzluktan kurumuş bir adama tastlamış. Adam bedeviyi görünce su istemiş.

Devesinden inen bedevi adama su vermiş. Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atlayıp kaçmaya başlamış. Bedevi arkasından bağırmış:

” Tamam deveyi al git; ama sakın bu olayı kimseye anlatma !”

Hediye Kutusundaki Sürpriz Hediye

Boş Hediye Kutusundaki Sürpriz Hediye

Arefe günüydü, beş yaşındaki küçük kız, babasının alıp getirdiği, altın yaldızlı bir tomar kağıdı, bir kutuyu eğri büğrü sararak oyuncak yapmak istemişti. Bunu gören baba hediyelik kaplama kağıdını ziyan ettiği için kızını çok azarlamıştı, kız çocuğu çok üzülüp ağlamıştı.

Bayram sabahı; küçük kız elindeki paketi getirip ” Babacığım bu paket senin” dediğinde adam üzüldü ve küçük kızına söylediklerinden utandı ve gereğinden fazlamı tepki gösterdim diye düşündü. Ne var ki paketi açınca yeniden öfkelendi. Kutunun içi

Çocuk Kalbi Şiiri – Fahaddes Emre

Çocuk Kalbi Şiiri - Fahaddes Emre

Dünyada en büyük acı nedir? diye sorsalar,
Derim anne acısı, öldürseler vursalar.

Anne başa taç olur, her derde ilaç olur,
Annesiz olanların, gözyaşları akar sel olur.

Her dakika dilimde anne adı dolaşır,
Vay! başım ağrıyor desem, annem derde ulaşır.

Anneleri yok olan, dünyayı zindan görür,
Her hususta kendini, mahsun görür, hor görür.

Bir İnsana İşte Bu Kadar Toprak Yeter

Bir İnsana İşte Bu Kadar Toprak Yeter

Tolstoy’ un ” İnsan Ne ile Yaşar ” adlı kitabında, çiftçi Pahom’ un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır. Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir ağanın karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için ağaya gidip talebini iletir.

Gerçekten de ağa herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar katettiğin bütün yerler senin fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Yoksa bütün

Korkularımız isteklerimize Engel Olmasın

Korkularımız isteklerimize Engel Olmasın

Bilge kişi bir göletin başında otururken, çok susamış bir köpeğin gölete kadar gelip, suya bakıp kaçtığını görür. Köpek bunu birkaç defa tekrar edince, bilge kişi merakla gölete gelir suya bakar ve anlar ki! köpek suda kendi yansımasını görüp kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini suya atar ve doyuncaya kadar sudan içip çıkıp gider.

O anda bilge kişi şöyle düşünür:” Bundan benim çıkaracağım sonuç, bir insanın istekleri ile arasındaki

Gençlik Halleri-Ulvi Emre

Gençlik Halleri-Ulvi Emre
Geziyordum Adana sokaklarında,
Görünce onu yıldızlar çaktı şakaklarımda,
Gidiyorken Küçüksaat meydanına,
Ardından girmişim Atatürk parkına.

Peşinden gitmişim tâ İstasyona,
Oradan binmez mi bir faytona,
Kafam kızdı uydum şeytana,
Koşarak bende bindim faytona.

Baldaki İlmi Gerçekler

Baldaki İlmi Gerçekler

Yaratılmış her canlı temel besin maddesi olan şekere ve nişastaya ihtiyaç duyar. Bunları da yiyip içtikleri besinlerden temin ederler. Ve bütün bunları vücutlarını ısıtmak için kullanır yani vücudun yakıt deposudur. Aynı zamanda vücut bunlarla DNA moleküllerinin temel ana maddesi olan Ribozom yapar. Ribozom, canlının en önemli yapı maddelerinden biridir. Belki de en önemlisidir. İşte bütün besin maddeleri içerisinde yalnızca BAL da ribozom vardır.

Vücut yeni hücre yapacağı zaman, hastalıklardan sonra ki nekahet dönemlerinde, yetişme çağında ve kan yapımında Ribozoma ihtiyaç duyar. Burada enteresan olan şey Kraliçe arı dışında diğer arılara üreme yasak olduğundan, kraliçe arı dışındaki hiçbir arı Ribozoma ihtiyaç duymaz. Bal içerisinde suda eriyen tüm vitaminler

Ulvi Emre’den Güzel Sözler

Ulvi Emre'den Güzel Sözler* Kaç dil bildiğin önemli değil, önemli olan gönül dilini bilmektir.

* Yoksulluğun sebebi yokluk değil, paylaşmayı unutan insanlıktır.

*Toplumda dinden, ahlaktan söz edenlerin mutlaka maddi çıkarlardan uzak durmaları şarttır. Aksi takdirde hidayet üzerine değillerdir.

* Sanattan sanatkara doğru gidiniz ki, Allah’ın eserlerini görerek onu tanımış olursunuz.

* İnsan, hep bilmediğinden değil bazen de bildiğinden susar. Edep bilir, susar. Sabır bilir, susar. Saygı bilir, susar. Sevgili bilir, susar. Bazen de anlayanı olmadığı için susar.

* Dostluk yan yana durmak değil, kilometrelerce uzakta olup aynı duyguları paylaşmak ve gönüllere girmektir

* Bak dostum! Körden değil nankörden, yüzsüzden değil, iki yüzlüden, tipi bozuktan değil, sütü ve kanı bozuktan korkacaksın.

* Kur’an, yanık yanık okuyasınız, kuzu kuzu dinleyesiniz diye indirilmedi. Kur’an, okuduğunuz ayetler üzerinde

Tesadüf mü? Kader mi?

Tesadüf mü? Kadermi?

Tanzimat’ın önderlerinden Koca Reşit Paşa’nın, ilk anda garip gelen dikkatleri vardı. Ölümünden sekiz ay evvel, Ramazan dolayısıyla, sahil hanesinde okunan mevlitte duayı yapan hoca efendi, Reşit Paşa’nın ismini unutmuştu. Yalnız kaldıkları zaman oğlu Ali Galip Paşa’ya dedi ki:

“Bizim, şu fâni dünyada son senemizdir zannederim. Bugün mevlitte, hoca efendi duada benim ismimi söylemedi. Herhâlde içine doğdu… Zaten ahiret hazırlıklarının zamanı da geliyor.”

Ali Galip Paşa, memleket meseleleri sebebiyle yorgun ve sinirleri bozuk babasını teselli etti. Fakat gariptir ki, sekiz ay

Karamanlı Yazar Ulvi Emre Hakkında Bilgi

Karamanlı Yazar Ulvi Emre Hakkında Bilgi

1948 yılında Karaman’da dünyaya geldi. Annesinin ve babasının öğretmen olarak Adana’ya tayin edilmesi üzerine ilk, orta, lise tahsilini tamamladıktan sonra yine Adana öğretmen okulundan mezun oldu.

1967 yılından başlamak üzere, beş yıl Adana’da çeşitli okullarda öğretmenlik yaptıktan sonra, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisine girdi.

1971 yılında buradan mezun olup yedek subay olarak askere gitti. 1973 yılında terhis olduktan sonra yeni kurulmakta olan Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesinde “Genel sekreter” olarak çalışmaya başladı.

Üniversitelerde Terör olaylarının artması üzerine 1971 yılında tekrar öğretmenlik görevine dönerek Karaman Anafartalar okulunda müdür olarak çalışmaya başladı.

1981 yılında yine Karaman lisesine geçiş yaparak matematik öğretmenliği ve idarecilik yaptıktan sonra 1995 yılında emekli oldu.

Emekli olduktan sonra edebiyata daha fazla zaman ayırdı. Bir yandan okumaya, bir yandan yazmaya devam etti.