Gel Gidelim Yunus’a Gönül- Ulvi Emre

Gel Gidelim Yunus'a Gönül- Ulvi Emre

Petek’siz balmı olur?
Gonca’sız gülmü olur?
Aşk’sız gönülmü olur?
Gel gidelim Yunus’a gönül.

Dergahında aşık olunur,
Aşk Od’unda yanan olur,
Yanmada şifa bulan olur,
Gel gidelim Yunus’a gönül.

Dağlar dağlar Ah yüce dağlar- Ulvi Emre

Dağlar dağlar Ah yüce dağlar- Ulvi Emre
Başın yükseklerde, zirvelerdesin,
Kimseler bilmez neler gizlersin,
Sırlarla dolu bir ahestesin,
Şairlere, aşıklara ilham verensin.

Yunus’un onsekiz bin âlemi gördüğü,
Mevlana’nın kırk gün, kırk gece geçirdiği,

Anadolum Şiiri- Ulvi Emre

gokturk-okcu-kerimustacom
Tanrı dağlarından çıktık yola,
Anadolu’da verdik mola,
Ayrıldık yirmidört kola,
Yayıldık dört bir yana.

Yurt oldu Türklere Anadolu,
Toprağın altı şehit, üstü gazi dolu,

Okumak, Çalışmak ve Başarı

Yüz Yıldır Çözülemeyen Problem

Öğrenmenin, bilgi edinmenin ve bunları hayatta kullanmanın en ucuz ve en kolay yolu okumaktır.

Bu yüzden okumaya ve öğrenmeye ayrılan zaman, daima kendisini öder. Ancak acele etmemek, sabırlı olmak, her zaman, her halde okumaya ve araştırmaya zaman ayırmak ve gayret göstermek lazımdır.

Bilginin gereksiz olduğunu düşünen insanlarla büyük işler başarılamaz. İnsan, başarısının her noktasında daha çok bilgiye

Soğuk Söz Duymuş Gönül

Soğuk Söz Duymuş Gönül

Belki gittikleri onuncu hastaneydi. Artık sinirlenmişti adam…Her zamanki gibi eşine söylenmeye başlamış, o kırıcı sözlerini sokak ortasında söylemekten bile vazgeçmemişti. Zavallı kadın ise sindirmeye çalıştığı bu kırıcı sözleri, başka çaresi olmadığı için yine yutkunmuştu. Adam yol üzerindeki bir hastaneye de uğradıktan sonra artık uğraşamayacağını söylemişti bağırarak…

O önde dilsiz eşi arkada girdiler on birinci hastane kapısından. Sekreter, onları yaşça oldukça büyük ve tecrübeli bir hekim olan Hulusi beyin odasına yönlendirmişti. Adam kapıyı çaldı ve içeri girdiler. Kadın hiçbir tepki vermeden eşinin gösterdiği sandalyeye

Vicdanımıza Göre Hayat Yaşamak

Vicdanımıza Göre Hayat Yaşamak

Devesiyle birlikte çölde yürümekte olan bir bedevi, güçlükle yürüyen, dudakları susuzluktan kurumuş bir adama tastlamış. Adam bedeviyi görünce su istemiş.

Devesinden inen bedevi adama su vermiş. Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atlayıp kaçmaya başlamış. Bedevi arkasından bağırmış:

” Tamam deveyi al git; ama sakın bu olayı kimseye anlatma !”

Hediye Kutusundaki Sürpriz Hediye

Boş Hediye Kutusundaki Sürpriz Hediye

Arefe günüydü, beş yaşındaki küçük kız, babasının alıp getirdiği, altın yaldızlı bir tomar kağıdı, bir kutuyu eğri büğrü sararak oyuncak yapmak istemişti. Bunu gören baba hediyelik kaplama kağıdını ziyan ettiği için kızını çok azarlamıştı, kız çocuğu çok üzülüp ağlamıştı.

Bayram sabahı; küçük kız elindeki paketi getirip ” Babacığım bu paket senin” dediğinde adam üzüldü ve küçük kızına söylediklerinden utandı ve gereğinden fazlamı tepki gösterdim diye düşündü. Ne var ki paketi açınca yeniden öfkelendi. Kutunun içi

Çocuk Kalbi Şiiri – Fahaddes Emre

Çocuk Kalbi Şiiri - Fahaddes Emre

Dünyada en büyük acı nedir? diye sorsalar,
Derim anne acısı, öldürseler vursalar.

Anne başa taç olur, her derde ilaç olur,
Annesiz olanların, gözyaşları akar sel olur.

Her dakika dilimde anne adı dolaşır,
Vay! başım ağrıyor desem, annem derde ulaşır.

Anneleri yok olan, dünyayı zindan görür,
Her hususta kendini, mahsun görür, hor görür.

Bir İnsana İşte Bu Kadar Toprak Yeter

Bir İnsana İşte Bu Kadar Toprak Yeter

Tolstoy’ un ” İnsan Ne ile Yaşar ” adlı kitabında, çiftçi Pahom’ un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır. Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir ağanın karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için ağaya gidip talebini iletir.

Gerçekten de ağa herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar katettiğin bütün yerler senin fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Yoksa bütün

Korkularımız isteklerimize Engel Olmasın

Korkularımız isteklerimize Engel Olmasın

Bilge kişi bir göletin başında otururken, çok susamış bir köpeğin gölete kadar gelip, suya bakıp kaçtığını görür. Köpek bunu birkaç defa tekrar edince, bilge kişi merakla gölete gelir suya bakar ve anlar ki! köpek suda kendi yansımasını görüp kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini suya atar ve doyuncaya kadar sudan içip çıkıp gider.

O anda bilge kişi şöyle düşünür:” Bundan benim çıkaracağım sonuç, bir insanın istekleri ile arasındaki