Etiket: Sahâbe

Hifa Hatun ( R.a )

Hifa Hatun ( R.a )

Kadın sahâbîlerden. Medine-i Münevvere’de güzelliği ve ahlâkı ile meşhûrdu. Tevekkül sahibi kazaya rızâ gösteren ve Hazreti Resûlullah’a çok bağlı olup, her sözünü dinlerdi. Âhireti çok düşünüp, hiç aklından çıkarmazdı. Hep ahirete hazırlanıp, ona yarar ameller işlemeye çalışırdı. Hifâ Hatun, bir gün Peygamber efendimizin huzûruna

gelerek, “Ey Allah’ın Resûlü! Bana beni Cennet’e götürecek bir iş (amel) öğret” dedi. Bu arzu ve isteği üzerine Resûlullah ( aleyhisselâm ) “Önce bir erkekle evlenmen lâzımdır. Bununla dînin yarısını emniyete alırsın.” buyurdu. Bu emir üzerine; “Ey Allah’ın Resûlü! Küfvüm, (dengim) kim olabilir? Bana Habeşistan Daha Fazlasını Oku

Cafer-i Tayyar (r.a.) Kimdir?

Cafer-i Tayyar (r.a.) Kimdir?

CA’FER-İ TAYYAR (Radıyallahü Anh)

Hz. Peygamberimizin: “Cafer’i Cennette uçları kana boyanmış iki kanatlı bir halde gördüm” hadîsiyle müjdelenen kahraman. Ebû Tâlibin oğludur. Nesebi, Ca’fer bin Ebî Tâlib bin Abdülmuttalib bin Hâşim bin Abd-i menaf bin Kusay’dır. Künyesi Ebû Abdullah, Lâkabı Tayyar ve Zülcenâheyn’dir. Hz. Ali’den on yaş büyük, Hz. Akîl’den on yaş küçük idi. Habeş’e hicret edip, Hayber günü geri dönmüştür. Hicretin 8 (m. 629) yılında, üçbin askerle, Şam civarında (Mû’te) denilen yerde Rumlarla harb ederken 41 yaşında şehîd oldu. O gün yetmişden fazla yara almıştı.

Daha Fazlasını Oku

Ashabın Sünnete Bakışı

Ashabın Sünnete Bakışı
Ashab-ı Kiram’ı “en büyük ve yegâne dâvası Allah’ın rızasını aramak olan nesil” olarak târif edebiliriz. Onlar hayatın gerçek mânasını, yaratılışın hakiki gâyesini hakkıyla bilen insanlardı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara öncelikle bu dersi vermiş idi. Bu sebeple, her hareketleriyle, her yaptıklarıyla, her düşündükleriyle sâdece ve sâdece Allah’ın rızasını arıyorlardı.
Onların, Nebîlerinden (aleyhissalâtu vesselâm) ve kitapları olan Kur’ân-ı Kerîm’den aldıkları derse göre, hayatlarının gâyesi olan Allah’ın rızasını kazanmanın da tek yolu vardı: Sünnet’e uymak, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in yolunda gitmek.[1] Çünkü Cenâb-ı Hak, en güzel olanı, en ideal olanı en iyiyi, en hayırlıyı Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) vasıtasıyla kendilerine öğretiyordu, her şeyin, bütün yolların, tarzların en iyisi onda vardı.[2]
O’nda olanlar mutlak güzeldi, her çeşit kirlilikten, bulanıklıktan, şâibeden uzak, güzeldi. Çünkü ilâhî garanti vardı: O başıboş, hevâsına tâbi değildi. Vahiyle konuşur, ilâhi murakabe altında hareket eder davranırdı.[3] Öyle ise ona koşmalı, onun sünnetine sarılmalı, onun sünnetinde olmayan her şeyden kaçmalı, sünnetine zıd düşen her şeyi, yakıp yutucu ateş bilmeli idi. Rabb’ül-âlemin de böyle emrediyordu: Mü’min, Resûlünü tam bir aşkla sevecek, sünnetine eksiksiz teslim olacak idi:

Daha Fazlasını Oku

Ebu Hureyre’den (R.a.) Nakledilen Bazı Hadisi Şerifler

kelime-i-tevhid-34

* Bir kimse bir mü’minin dünyâ üzüntülerini giderip ferahlandırırsa, Allah da kıyâmet günü onun üzüntülerinden birini giderir.
* Her kim bir müslümanın ayıbını örterse, Allah da dünyâ ve âhirette onun ayıbını örter.
* Her kim eli dar olan borçluya kolaylık gösterirse, Allah da dünyâ ve âhirette ona kolaylık gösterir.
* Bir kul din kardeşine yardımda bulundukça, Allah da ona yardım eder.
* Bir kimse ilim tahsili için yola çıkarsa, bundan dolayı Allah ona Cennet yolunu kolaylaştırır.
* Herhangi bir cemaat câmilerden birinde toplanıp, Kur’ân-ı kerîm okur, onların üzerine sükunet nâzil olup, onları rahmet kaplar, melekler onları kuşatır. Cenabı Hak da onları, nezdinde olan melekler ve peygamberlerle zikreder. Daha Fazlasını Oku

Halid Bin Velid – Allahın Kılıcı

Halid Bin Velid - Allahın Kılıcı

Allahın kılıcı lâkabı ile tanınan kumandan Sahâbî.
Hâlid bin Velid, Kureyş arasında süvâriliği ve askerliği ile tanınırdı. Bedir ve Uhud savaşlarında henüz Müslüman olmadığından düşman birliklerinden birinin kumandanıydı. Hudeybiye’de de düşman tarafında idi.Kardeşi Velid, Bedir’de esir edildi. Fidye karşılığında serbest bırakılıp, Mekke’ye dönünce, îmâna geldi ve tekrar Medîne’ye döndü. Oradan, Hazret-i Hâlid bin Velid’in Müslüman olması için, teşvik edici mektuplar gönderdi. Resûlullah efendimiz de teşvik edici sözler söyledi.

İslâma meyli arttı
Hâlid bin Velid, Peygamber efendimizin sözlerini haber alınca, İslâma meyli arttı. Peygamberimizin yanına gitmek için hazırlandı. Bu durumu kendisi şöyle anlatıyor:
“Allahü teâlâ, benim hayrımı dilediği zaman, kalbime İslâmiyet sevgisini düşürdü. Beni, hayır ve şerri anlayacak hâle getirdi. Kendi kendime dedim ki: Daha Fazlasını Oku

Safvan Bin Muattal (ra) Kimdir?

Adıyaman’da mezarı bulunduğu belirtilen sahabelerden mezarı kesin olarak kaynaklarda aktarılan sahabe Hz. Safvan b. Muattal’dır. Anadolu’daki sahabe mezarlarının bir kısmı konusunda bu kadar şüpheler bulunmasına rağmen, Adıyaman’da bulunan Hz. Safvan b. Muattal’ın kabri konusunda hiçbir ihtilaf bulunmamaktadır. Bütün İslam Tarihi kaynakları Hz. Safvan b. Muattal’ın Adıyaman’da vefat ettiği konusunda hemfikirdirler. Onun vefat Daha Fazlasını Oku

İslamiyeti Kabul Eden İlk Sahabeler

İlk Müslümanlar (Arapça: Sabikin-î İslâm), İslam’ı ilk kabul edenlerdir.

İslam’ı ilk kabul eden Hatice’dir. Ömer 40. müslümandır. Ömer’e kadar Müslüman olan kırk kişi ise şunlardır: Hatice, Ali, Ebubekir, Osman, Zeyd bin Harise, Talha bin Ubeydullah, Zübeyr bin Avvam, Sa’d bin Ebi Vakkas, Abdurrahman bin Avf, Said bin Zeyd, Ebu Ubeyde bin Cerrah, Hamza, Haris, Cafer, Mısab, Mesud, Iyas, Ebû Zerr el-Gifârî, Ebu Selman el Farisi, Osman bin Mazun, Bilal- Habeş, Habbab, Hatib, Halid Bekir, Abdurrahman Cahş, Ebu Ahmed, Amir, Amir Rebia, Vakıd, Erkam, Üveys, Halid, Ömer Anbese, Nuaym, Ammar, Süheyb, Mikdad, Said Hudri. Daha Fazlasını Oku