Almambet’in Manas’a Katılması
Almambet ve Macik, uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından Gör İrtiş Irmağı kıyısına ulaştılar. Burada Kıpçak-Kazakların önde gelenlerinden Er Gökçe bulunuyordu. Almambet, Er Gökçe’nin yanına giderek kendisini tanıttı; yurdundan ayrıldığını, düşmanlarıyla savaştığını ve artık sığınabileceği bir yer aradığını anlattı. Er Gökçe onu düşman olarak değil, zor durumda kalmış bir bahadır olarak karşıladı; babası Aydar Han da Almambet ile Macik’i himayesine aldı. Almambet burada bir süre huzur buldu; Er Gökçe’nin çevresindeki savaşçılarla dostluk kurdu ve zamanla onların en değerli bahadırlarından biri hâline geldi. Kalmuk ve Çin topraklarını iyi tanıması sayesinde düzenlediği akınlarda başarı kazandı.
Fakat Almambet’in başarısı bazı savaşçıların kıskançlığını da beraberinde getirdi; onun Er Gökçe’nin gözündeki değerini azaltmak isteyen kişiler, Almambet ile Er Gökçe’nin eşi Akerkeç arasında ilişki bulunduğuna dair dedikodular yaymaya başladılar. Akerkeç, Almambet’e atılan iftiraların farkındaydı; kocasına, düşmanlarının aralarını bozmak istediğini anlattı. Ancak kıskanç savaşçılar dedikodularını sürdürdüler. Bir gün Er Gökçe’nin katıldığı bir ziyafette bu sözler yeniden gündeme geldi; Er Gökçe fazla içmiş, ayrıca düşmanlarının kışkırtmalarına kapılmıştı. Almambet’in adını duyunca öfkelendi ve ona ağır hakaretlerde bulundu. Almambet, kendisine yöneltilen suçlamaların nedenini anlamaya çalıştı; Er Gökçe’ye aralarında bir sorun varsa açıkça söylemesini istedi. Ancak Er Gökçe öfkesini kontrol edemedi ve adamlarına Almambet’i öldürmelerini emretti; kimse bu emri yerine getirmeye cesaret edemedi. Almambet, yaşananlardan büyük üzüntü duydu; Akerkeç onu kalmaya ikna etmeye çalıştıysa da kararını vermişti. Akerkeç, ayrılmadan önce ona Manas’ın yanına gitmesini tavsiye etti.
Bu sırada Manas da Almambet’in gelişinden habersizdi. Bir gece rüyasında keskin bir kılıç gördü; kılıç önce bir arslana, sonra ejderhaya ve sonunda bir kuşa dönüştü. Manas sabah uyanınca çevresindeki beyleri ve boyların ileri gelenlerini topladı; rüyasının ne anlama geldiğini öğrenmek istedi. Acıbay adlı bir Kırgız, rüyayı yorumladı; ona göre bu düş, Manas’ın yakında güçlü bir yardımcı kazanacağına işaret ediyordu. Esen Han’la mücadele etmiş olan Almambet’in Manas’ın yanına geleceğini söyledi. Manas bu yorumu dinleyince Almambet’i karşılamaya karar verdi; kırk yiğidinin başı Kırgıl’ı, Bakay’ı ve yanlarındaki bahadırları Sarı Irmak kıyısına gönderdi.
Almambet, Sarı Arka bozkırlarında iki gündür doğru dürüst yemek yemeden ve su içmeden yol alıyordu; atı Kılciren de çok yorulmuştu. Manas uzaktan bir atlı gördü; gelen kişinin sıradan bir yolcu olmadığını anlayınca rüyasını hatırladı. Atlı yaklaştıkça onun Almambet olduğu kesinleşti. Manas, Almambet’i karşılamak için gönderdiği altı bahadırına bir oyun kurmalarını söyledi; bahadırlar yol üzerinde pusuya yatarak Almambet’i yakalamaya çalışıyormuş gibi davrandılar. Ancak yorgun olmasına rağmen Almambet’in heybetli duruşu onları şaşırttı. Bir süre sonra onu Manas’ın çadırına götürdüler. Manas, misafirinin bitkin hâlini görünce hemen yemek hazırlanmasını emretti; Almambet karnını doyurduktan sonra ona kim olduğunu, nereden geldiğini ve neden yurdundan ayrıldığını sordu. Almambet, Aziz Han’ın oğlu olduğunu anlattı; haksızlıklara karşı çıktığı için düşmanlarının hedefi hâline geldiğini, annesini kaybettiğini ve artık sığınabileceği bir yurt aradığını söyledi. Manas, karşısındaki bahadırın yaşadıklarını anlayışla karşıladı; ona kendi değer verdiği atı Akkula’yı, altın işlemeli ipek bir giysiyi ve zırhını hediye etti. Ardından Almambet’i babası Cakıp ve annesi Çıyırdı ile tanıştırdı. Çıyırdı, Almambet’i sevgiyle kucakladı; Manas ile Almambet’in süt kardeşi olmalarını istedi ve ikisi de onun memesinden süt emdi. Böylece iki bahadır, destanın anlatımına göre öz kardeşlik bağı kurmuş oldu.
Kanıkey ile Evlilik ve Közkamanların İhaneti
Manas, Buhara Hanı Temir Han’ın kızı Kanıkey ile evlendi. Kanıkey, zekâsı ve öngörüsüyle Manas’ın en güvendiği kişilerden biri hâline geldi. Közkamanlar obaya geldiğinde, onların gerçek niyetinden ilk şüphelenen Kanıkey ve Çıyırdı oldu. Uzun yıllar Çinliler ve Kalmuklar arasında yaşamış olan bu kişilerin eski kimliklerini ve geleneklerini unutmuş olabileceklerini düşünerek Manas’ı dikkatli olması için uyardılar. Ancak Manas, akrabalık bağına ve babasının sevincine güvenerek bu uyarıları önemsemedi.
Közkaman, Manas’ı evine davet ederek ona zehirli içki içirdi ve önceden hazırlattığı çukura attı. Manas’ın tek başına onların evine gitmesi Kanıkey’i zaten endişelendirmişti. O gece gördüğü korkunç rüya da kaygısını artırdı. Sabahı beklemeden hazırlanan Kanıkey, Manas’ın silahlarını kuşandı, zırhını giydi ve Akkula’ya bindi. Yanına sadık savaşçı Akayar’ı alarak Közkamanların evine gitti. Manas’ı çukurda bulunca onu dışarı çıkardı ve ata bindirdi. Kaçış sırasında Gökçegöz’ün adamları peşlerine düştü. Kanıkey düşmanlarla savaşırken Akayar, Manas’ı güvenli bir yere ulaştırmaya çalıştı; ancak ağır yaralanarak düşmanların eline geçti. Kanıkey de yaralanmasına rağmen Manas’ı kurtarmayı başardı ve onun tedavisine başladı.
Aş Töreninden Büyük Savaşa
Koşay Alp’ın Yolay karşısındaki güreş zaferi Kırgızların onurunu korudu. Törenin devamında farklı toplulukların bahadırları karşı karşıya geldi; ancak eski düşmanlıklar bütünüyle sona ermemişti. Manas’ın varlığı Kırgızları korurken Konurbay ve Niskara gibi düşmanlar yeni fırsatlar kolluyordu. Törenin ardından mücadele yeniden başladı. Konurbay, Kalmuk ve Çin kuvvetlerini bir araya getirerek Kırgızları kesin bir yenilgiye uğratmayı amaçladı. Manas ise Kırgızların yanı sıra Kazak ve diğer müttefik toplulukların savaşçılarını topladı; Bakay, Almambet, Çuvak, Sırgak ve diğer bahadırlar ordunun önemli isimleriydi. Çatışmalar sırasında iki taraf da ağır kayıplar verdi. Kırgız bahadırları düşmanın güçlü savaşçılarına karşı koyarken Manas ordusunu bir arada tutmaya çalıştı. Kalmukların ünlü savaşçısı Madıkan, Kırgızlar için büyük bir tehlike oluşturuyordu. Ancak Kırgız bahadırlarının saldırılarıyla zor durumda kaldı ve Bakay tarafından öldürüldü. Bu kayıp, Konurbay’ın ordusunu sarstı. Konurbay buna rağmen geri çekilmedi; yedi günlük ateşkesin ardından yeniden saldırıya geçti. Manas ve arkadaşları, düşmanın sayıca üstün kuvvetlerine karşı mücadele etmek zorundaydı. Savaş meydanında kahramanlıklar kadar ağır kayıplar da yaşanıyordu.
Sırgak ve Almambet’in Şehadeti
Büyük savaşın en acı olaylarından biri genç bahadır Sırgak’ın ölümüydü. Konurbay’la mücadele ederken onun atını ele geçiren Sırgak, dönüş yolunda Kalmuk nişancısı Şıpşaydar’ın pususuna düştü. Miğferinin başından düşmesini fırsat bilen nişancı, attığı okla Sırgak’ı öldürdü. Sırgak’ın ölüm haberi Almambet’i derinden sarstı; dostunun intikamını almak için düşman üzerine saldırdı. Bu sırada Çuvak da Kalmuk kuvvetlerinin kuşatmasına düştü. Dokuz gün boyunca direnen Çuvak, Almambet’in yardımıyla kurtarıldı. İki dost yeniden savaşmaya devam etti. Almambet, Kırgız savaşçılarına cesaret vererek dağılmış birlikleri toparlamaya çalıştı. Ancak Konurbay, Manas’ın en güçlü yardımcılarından biri olan Almambet’i ortadan kaldırmaya kararlıydı. Çatışmalar sırasında Almambet, dokuz gün boyunca savaştı ve doksan yerinden yara aldı. Buna rağmen savaşmayı bırakmadı. Şıpşaydar, uygun bir fırsat yakalayarak onu başından vurdu; Almambet savaş meydanında hayatını kaybetti. Manas, en yakın dostlarından birini kaybetmenin acısıyla sarsıldı. Almambet’i kardeşi gibi görüyor, onunla birlikte birçok mücadele vermiş bulunuyordu. Öfkesine ve yaralarına rağmen yeniden savaş meydanına gitmek istedi. Bu sırada Şıpşaydar’ın attığı ok, Manas’ın çok sevdiği Akkula adlı atına isabet etti. Akkula’nın ölümü, kahramanın yaşadığı acıyı daha da artırdı. Manas artık hem dostlarının kaybıyla hem de kendi yaralarıyla mücadele ediyordu. Almambet’in sadık atı Sarıala, naaşını Talas’a taşıdı. Bakay, Almambet’i Atbaş bölgesindeki Çeçtepe’ye defnetti. Manas mezarı ziyaret ettiğinde dostunun kaybına dayanamayarak büyük bir acı yaşadı; bu sırada Konurbay’ın daha önce açtığı eski sırt yarası yeniden açıldı.
Manas’ın Son Günleri ve Vasiyeti
Almambet’in mezarı başında yaşadığı acı ve Konurbay’ın daha önce açtığı sırt yarasının yeniden açılması, Manas’ın sağlığını iyice bozdu. Uzun savaşlar ve aldığı yaralar da onu güçsüz düşürmüştü. Yurda dönüş yolunda durumu giderek ağırlaştı. Ölümünün yaklaştığını anlayınca Kanıkey’e son vasiyetlerini bildirdi. Henüz altı aylık olan oğlu Semetey’in güven içinde büyütülmesini, silah kullanmayı öğrenmesini ve on iki yaşına geldiğinde babasının kim olduğunu bilmesini istedi. Ayrıca mezarının düşmanlar tarafından bulunup tahrip edilmesinden korkuyordu; Kanıkey’den, naaşının gizli bir yere gömülmesini ve bu sırrın korunmasını istedi. Manas, son vasiyetlerini bildirdikten sonra hayata gözlerini yumdu. Ardında, halkının özgürlük mücadelesini ve gelecekte büyüyerek babasının mirasını devralacak oğlu Semetey’i bıraktı.
Manas’ın Ölümü ve Kanıkey’in Kaçışı
Manas’ın ölüm haberi yayılınca dostları Talas’a gelmeye başladı. Kanıkey, eşinin son saatlerinde yanında bulunmalarını istediği bahadırları çağırdı. Manas’ın ölümü yaklaşırken Kırgızlar büyük bir yasa büründü. Kanıkey, eşinin vasiyetini yerine getirmek için hazırlık yaptı; Manas’ın naaşı gizlice hazırlanan mezara yerleştirildi. Düşmanlarını yanıltmak amacıyla tabuta Manas’a benzeyen bir ağaç kütüğü konuldu. Böylece gerçek mezarın yeri gizli tutuldu. Ancak Manas’ın ölümünden sonra Kanıkey’in sıkıntıları sona ermedi. Kobeş ve Abeke, Manas’tan kalan mal varlığını ele geçirmek istiyordu. Kobeş, Kanıkey’le evlenerek bu servete sahip olmayı planladı. Kanıkey bu teklifi reddedince düşmanlık açık bir çatışmaya dönüştü. Kobeş ve adamları Kanıkey’in obasına saldırdı; çadırlar ve eşyalar yağmalandı, Manas’ın dostlarından Celdenbay öldürüldü. Kanıkey de saldırı sırasında ağır yaralandı; Şuutu Alp’ın yardımıyla kurtulabildi. Yaşananlardan sonra Kanıkey, Manas’ın ölümünden önce verdiği öğütleri ve oğlu Semetey’i koruma sorumluluğunu hatırladı. Bunun üzerine Semetey’i yanına alarak babasının ülkesi Buhara’ya gitmeye karar verdi. Böylece Manas’ın doğumuyla başlayan, Kırgızların birleşmesi ve özgürlük mücadelesiyle büyüyen kahramanlık dönemi sona erdi. Ancak Manas’ın mirası yaşayacaktı; küçük Semetey, büyüdüğünde babasının kim olduğunu öğrenecek ve onun yarım kalan mücadelesini sürdürecekti.
Not: Farklı Manas Destanı anlatımlarında olayların ayrıntıları değişebildiğinden, bu çalışmada ilgili bölümlerde Abdülkadir İnan’ın 2017 tarihli Manas Destanı eserindeki anlatım esas alınmıştır.
Kerim Yarınıneli / KerimUsta.com
Kaynak
- İnan, Abdülkadir. Manas Destanı. Ankara: Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, 2017.
- Gülensoy, Tuncer. “Manas Destanı.” TDV İslâm Ansiklopedisi cilt:27, sayfa 557-558
📺 Bu konuyla ilgili videomu aşağıda bulabilirsiniz. Kanalıma abone olursanız size hiçbir zararı olmaz, aksine yeni videolardan haberdar olursunuz.