
Baş Kelimesinin Geçtiği Atasözleri ve Deyimler
Türkçede bazı kelimeler vardır ki tek bir anlamın sınırları içinde kalmaz. “Baş” da bunlardan biridir. İnsan bedeninin bir bölümünü anlatmaktan yönetmeye, öncülük etmekten sorumluluğa, sıkıntıdan başarıya kadar pek çok farklı anlam ve çağrışım taşır. Bu zenginlik, atasözlerimize ve deyimlerimize de güçlü biçimde yansımıştır.
“Başa gelen çekilir”, “akıl başa yaş getirir”, “başına bela almak” ya da “başıboş kalmak” gibi birbirinden farklı ifadelerde aynı kelimenin nasıl farklı anlamlar kazandığını görmek, Türkçenin anlatım gücünü de ortaya koyar.
Bu derlemede, “baş” kelimesinin yer aldığı atasözleri ve deyimleri bir araya getirdik. Farklı söyleyiş biçimleri ayrı olarak gösterilirken, her sözün anlamı da korunmuştur. Böylece günlük hayatımızda sıkça kullandığımız bu ifadelerin oluşturduğu geniş ve renkli dünyayı topluca inceleyebilirsiniz.
Kerim Yarınıneli / KerimUsta.com
Baş Kelimesiyle Kurulan Atasözleri
- Akıl yaşta değil, baştadır. (akıllı olmanın yaşla ilgisi yoktur, bazı küçükler büyüklerden daha akıllı olabilir.)
- Akla gelmeyen başa gelir. (insan ummadığı, düşünmediği şeylerle karşılaşabilir.)
- Aklı başa yaş getirir. (deneyim, yıllar içerisinde elde edilir.)
- Alna yazılan başa gelir. (kişi, kaderi ne ise onu görür.)
- Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz. (kuşlar avlanmaktan kurtulamazlar, insanlar da hatıra, hayale gelmeyen çeşit çeşit felaketle karşılaşabilirler.)
- Ayağa değmedik taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz. (insan, yaşamı boyunca çeşitli engellerle ve güçlüklerle karşılaşır.)
- Ayağı yürüten baştır. (halkın düzen içinde çalışmasını baştakiler sağlar.)
- Ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz. (insan, yaşamı boyunca çeşitli engellerle ve güçlüklerle karşılaşır.)
- Azıcık aşım, ağrısız başım. (derdim olmasın da başka bir şey istemem.)
- Azıcık aşım, kaygısız başım. (derdim olmasın da başka bir şey istemem.)
- Başa gelen çekilir. (çaresiz durumlara düşüldüğünde insan kendini üzüntüye kaptırmayıp bu durumlara sabır göstermelidir.)
- Başa gelmeyince bilinmez. (başına bir felaket gelmeyen, başkasına gelen felaketin ne denli acı olduğunu gereği gibi anlayamaz.)
- Başa yazılan gelir. (kişi, kaderi ne ise onu görür.)
- Bir başa bir göz yeter. (azla yetinmek gerekir.)
- Böyle başa böyle tıraş. (kişi nasıl birisiyse ona uygun biçimde davranılır.)
- Çerçi başındakini satar. (satıcı elinde neyi varsa satar.)
- Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim. (kişinin başına ne gelirse dilini tutmamasından gelir.)
- Dost başa, düşman ayağa bakar. (iyi bir görüntü verebilmek için her zaman temiz giyinip kuşanmak gereklidir.)
- Kel başa şimşir tarak. (birçok gereksinimi varken gereksiz özenti ve gösterişle uğraşanlar için kullanılan bir söz.)
- Tarlanın taşlısı, kızın saçlısı, öküzün (ineğin) başlısı. (kadının saçlı olanı ile tarlanın taşlı olanı makbuldür.)
- Tatsız aşa su neylesin, akılsız başa söz neylesin. (işe yaramayan nesneyi küçük çabalarla bir şeye benzetmek boş olduğu gibi aptal kişiyi de sözle akıllandırmak imkânsızdır.)
- Terziye ‘göç’ demişler, ‘iğnem başımda’ demiş. (kendisine gerekli olan şeyler kolay taşınır olan kimsenin bir yerden başka yere göçmesi daha kolaydır.)
- Terziye ‘göç’ demişler, ‘iğnem yanımda’ demiş. (kendisine gerekli olan şeyler kolay taşınır olan kimsenin bir yerden başka yere göçmesi daha kolaydır.)
- Ya devlet başa ya kuzgun leşe. (sonunda büyük bir başarıya ulaşmak için yok olma tehlikesi bile göze alınır.)
- Yemin etsem başım ağrımaz. (gerçek olduğuna korkmadan yemin ederim.)
- Acıklı başta akıl olmaz. (büyük sıkıntılar içinde bulunanlar mantık dışı işler yapabilirler.)
- Ağacın meyvesi olunca, başını aşağı salar. (yararlı eserler veren, bilgi ve erdemle donanmış kimse alçak gönüllü olur.)
- Ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez. (belirtileri meydanda olan yaşlılık ve izleri ortada duran üzüntü ne yapılsa gizlenemez.)
- Ağrısız baş mezarda gerek. (herkesin bir sıkıntısı vardır, bu sıkıntılar ancak ölümle biter.)
- Ak göt kara göt kara geçit başında belli olur. (bir iddiadaki doğruluk ancak deney veya sınav sonucunda belli olur.)
- Ak göt kara göt kara geçit hamamda belli olur. (bir iddiadaki doğruluk ancak deney veya sınav sonucunda belli olur.)
- Ak don kara don kara geçit başında belli olur. (bir iddiadaki doğruluk ancak deney veya sınav sonucunda belli olur.)
- Ak don kara don kara geçit hamamda belli olur.(bir iddiadaki doğruluk ancak deney veya sınav sonucunda belli olur.)
- Ak bacak kara bacak geçit başında belli olur. (bir iddiadaki doğruluk ancak deney veya sınav sonucunda belli olur.)
- Ak bacak kara bacak geçit hamamda belli olur. (bir iddiadaki doğruluk ancak deney veya sınav sonucunda belli olur.)
- Akılsız başın cezasını ayak çeker. (bir işte düşüncesizce davranan kişi her türlü olumsuz sonuca katlanır.)
- Akılsız başın zahmetini ayak çeker. (bir işte düşüncesizce davranan kişi her türlü olumsuz sonuca katlanır.)
- Arslanın adı çıkmış, çakallar baş keser. (haksızlık veya kötülük yapacağı düşünülen kişi yerine bu konuda adı ön plana çıkan kişiler asıl haksızlığı ve kötülüğü yaparlar.)
- Ayağında donu yok, fesleğen ister başına. (yoksulluğuna bakmayarak süs ve gösteriş yapmak ister.)
- Ayağında donu yok, fesleğen takar başına. (yoksulluğuna bakmayarak süs ve gösteriş yapmak ister.)
- Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin. (hastalıktan korunmak istiyorsak ayağımızı sıcak, başımızı serin tutmalı, olur olmaz şeyleri sıkıntı konusu yapmamalı, geniş yürekli olmalıyız.)
- Baht olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta. (kişi talihsiz olursa giriştiği hiçbir işten olumlu sonuç alamaz.)
- Akıl olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta. (kişi talihsiz olursa giriştiği hiçbir işten olumlu sonuç alamaz.)
- Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir. (insan, tedbirsizliği yüzünden bir felakete uğradıktan ve iş işten geçtikten sonra neden şöyle yapmadım, neden böyle yapmadım diye üzülür.)
- Balık baştan avlanır. (bir şeyi ele geçirebilmek için onu yönetenleri elde etmek gerekir.)
- Balık baştan kokar. (bir işte aksaklık başta olanlardan kaynaklanır.)
- Baş ağır gerek, kulak sağır. (kişi ağırbaşlı olmalı ve dedikoduları dinlememelidir.)
- Baş başa bağlı, baş da şeriata (yasaya, padişaha). (biz yöneticinin buyruğu altındayız ama yönetici de toplum için konulmuş olan kanunlar ne diyorsa onu uygular, onun dışına çıkamaz.)
- Baş dille tartılır. (kişinin aklı, söylediği sözlerle ölçülür.)
- Baş kes yaş kesme. (ağaç kesmek, insan öldürmek kadar büyük bir suçtur.)
- Baş kırılır fes içinde, kol kırılır yen içinde. (aile içindeki, arkadaşlar arasındaki uyuşmazlıklar yabancılara duyurulmamalıdır.)
- Baş yarılır börk içinde, kol kırılır kürk içinde. (aile içindeki, arkadaşlar arasındaki uyuşmazlıklar yabancılara duyurulmamalıdır.)
- Baş nereye giderse ayak da oraya gider. (küçükler büyüklerin izinde gider, her işte onları örnek tutarlar.)
- Baş ol da eşek başı (soğan başı) ol. (en önemsiz işlerde bile baş olmak, buyruk altında bulunmaktan iyidir.)
- Baş ol da eşek başı ol. (en önemsiz işlerde bile baş olmak, buyruk altında bulunmaktan iyidir.)
- Baş ol da istersen soğan başı ol. (küçük bir işte de olsa başta olmak önemlidir.)
- Baş olan boş olmaz. (1) bir yerde baş olan kimse taşıdığı değer dolayısıyla o yere gelmiştir; 2) işbaşındaki kişinin işi daima çoktur.)
- Baş sağlığı, dünya varlığı. (en büyük zenginlik, beden sağlığıdır.)
- Baş sallamakla kavuk eskimez. (bir kimsenin suyuna gitmekten, söylediklerine ‘evet, peki’ demekten zarar gelmez.)
- Baş yastığı baş derdini bilmez. (insanın derdi içindedir, en yakını bile onu anlamaz.)
- Başın başı var, başın da başı var. (toplum içinde hiç kimse başına buyruk değildir, başta bulunan her kişinin üstünde daha büyük bir baş vardır.)
- Başın sağlığı, dünyanın varlığı. (dünyanın en büyük zenginliği, beden sağlığından başka bir şey değildir.)
- Başına gelen başmakçıdır. (başından bir iş geçmiş olan kimse o işte deneyimli olur, uğradığı zarara bir daha uğramamak için önlem alır.)
- Başını acemi berbere teslim eden cebinden pamuğu eksik etmez (etmesin). (işbaşına tecrübesiz yönetici getirenler, onun yaratacağı sıkıntı ve zararları çekmeye hazır olmalıdır.)
- Berber berbere benzer ama başın Allah’a emanet. (kendisini uzman olarak gösteren her kişiye güvenilmemelidir, malınızı canınızı tehlikeye sokabilir.)
- Bir baş soğan bir kazanı kokutur. (kötü bir kişi, kötü bir davranış, kötü bir söz büyük bir topluluğun huzurunu bozmaya yeter.)
- Bir sürçen atın başı kesilmez. (şimdiye kadar sizi memnun etmiş olan kişi bir kez yanlış iş yaptığında kendisine hemen ağır ceza verilmemelidir.)
- Bizim gelin bizden kaçar, tutar ellere başını açar. (bize yabancı duran yakınımız, dostumuz, akrabamız başkalarına rahatça, içtenlikle yardım eder.)
- Boş başağın başı dik olur. (bilgisiz olan üstün görünmek için kasılır.)
- Bükemediğin eli öp başına ko. (düşmanını yenemiyorsan ona hoş görünmeye çalışarak kötülüğünden kendini koru.)
- Büyük başın derdi büyük olur. (büyük işlerin başında bulunanların karşılaşacağı güçlükler de çoktur.)
- Dağ başına harman yapma, savurursun yel için; sel önüne değirmen yapma, öğütürsün sel için. (yapacağın iyi bir işi, sonunu hesaplamadan yapma.)
- Dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir. (dağ başında kışın fırtına eksik olmadığı gibi kişinin yaşamında da yıpratıcı olaylar eksik olmaz.)
- Dağ başından duman eksik olmaz. (büyük adamların, büyük iş yapanların her zaman üzüntüleri, sıkıntıları vardır.)
- Dazlayan daza düşer, kel başlı kıza düşer. (evleneceği kişiyi seçmekte çok titizlik gösteren kimse, çoğu kez istemediği, beğenmediği bir kişiye düşer.)
- Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan. (karı koca gibi, iş ortağı gibi birlikte yaşayacak, birlikte iş görecek kimseler arasında karşılıklı sevgi bulunmalıdır.)
- Deli ile çıkma yola, başına getirir bela. (deli, kendisiyle arkadaşlık edenin başına çeşit çeşit dert açar.)
- Deli kız düğün etmiş, kendi baş sedire geçmiş. (densiz, budala ev sahibi, konuklarından çok kendini ağırlanacak konuk yerine koyar.)
- Deliye taş atma, başını yarar. (davranışlarında çılgınlık bulunan kimseye dokunma yoksa sana öyle çılgınca saldırır ki yaptığına pişman olursun.)
- Dertsiz baş olmaz. (derdi olmayan kimse yoktur, az çok herkesin derdi vardır.)
- Dertsiz kul olmaz.(derdi olmayan kimse yoktur, az çok herkesin derdi vardır.)
- Dertsiz baş terkide gerek. (bir kişi ancak öldükten sonra dertten kurtulabilir.)
- Dil ebsem baş esen. (kişi dilini tutar, her şeyi söylemezse başını belaya sokmamış olur, rahat eder.)
- Dil olsa baş esendir. (kişi dilini tutar, her şeyi söylemezse başını belaya sokmamış olur, rahat eder.)
- Dostun attığı taş baş yarmaz. (dostun acı sözü veya sert davranışı insana ağır gelmez.)
- Dünyada tasasız baş bostan korkuluğunda bulunur. (bu dünyada tasasız olan insan yoktur.)
- Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane. (herkesin ölümü için bir sebep vardır.)
- Eğilen baş kesilmez. (kusurunu anlayıp özür dileyen kişi bağışlanmalıdır.)
- Erine göre bağla başını, tencerene göre kaynat (pişir) aşını. (davranışlarını içinde bulunduğun koşullara uydur.)
- Eşek kocamakla tavla başı olmaz. (anlayışsız kişi ne kadar yaşlanırsa yaşlansın baş olacak bir olgunluğa ulaşamaz.)
- Faydasız baş mezara yaraşır. (yaşayan kimse bir işe yaramalıdır, bir işe yaramayan kimsenin ölüden farkı yoktur.)
- Gailesiz baş, yerin altında. (herkesin bir sıkıntısı vardır, bu sıkıntılar ancak ölümle biter.)
- Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş. (istenmeyerek yapılan işlerden kötü sonuçlar ortaya çıkar.)
- Gülme komşuna, gelir başına. (birinin başına gelen kötü bir durum senin de başına gelebilir.)
- Gürültü istemeyen kazancı (bakırcı) dükkânına girmez (hırkasını başına çeker). (kafasını dinlemek isteyen kimse, gürültülü patırtılı işlerde görev almaz.)
- Hangi taş katıysa, başını ona vur. (kendi kusurun yüzünden zor bir duruma düştüğünde kendini suçla ve başkalarından yardım isteme.)
- Hangi taş pekse, başını ona vur. (kendi kusurun yüzünden zor bir duruma düştüğünde kendini suçla ve başkalarından yardım isteme.)
- Hayır dile komşuna, hayır gele başına. (sen başkaları için iyi şeyler dile ve yap ki başkaları da senin için iyi şeyler dilesin, yapsın.)
- Her işin başı sağlık. (insanın yapacağı her şey vücut sağlığına bağlıdır.)
- Her şeyin başı sağlık. (insanın yapacağı her şey vücut sağlığına bağlıdır.)
- Her taş baş yarmaz. (korkulan her şey tehlikeli değildir.)
- Isıramadığın (bükemediğin) eli öp başına ko. (düşmanını yenemiyorsan ona hoş görünmeye çalışarak kötülüğünden kendini koru.)
- İki baş bir kazanda kaynamaz. (ayrı ayrı düşünceleri ve kişilikleri bulunan iki kişi bir arada yaşayamaz, bir işi birlikte yapamazlar.)
- İki el bir baş içindir. (ancak kendi geçimini sağlayabilenler, başkalarına yardım edecek bir durumda değildir.)
- İstenmeyen aş, ya karın ağrıtır ya baş. (istenmeyerek yapılan işlerden kötü sonuçlar ortaya çıkar.)
- İş anlatılıncaya kadar baş elden gider. (kızışmış bir kavgada veya herhangi bir olayda meram anlatmaya fırsat kalmadan olacak olur.)
- İyilik iki baştan olur. (birbiriyle ilişkileri bulunan iki kişinin iyi geçinebilmeleri için yalnızca birinin iyi olması yetmez.)
- Kavga bizim yorganın başına imiş. (başkaları yüzünden zarar gören kimsenin söylediği söz.)
- Kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse gelinin başını yarar. (kaynana ne kadar yumuşak huylu, ne kadar iyi davranışlı olursa olsun, her hâli gelini rahatsız eder.)
- Kel ilaç bilse kendi başına sürer. (kendi işini halledemeyen kişiden aynı durum için yardım alınamaz.)
- Kelin medarı olsa kendi başına olur. (kendi işini halledemeyen kişiden aynı durum için yardım alınamaz.)
- Kelin merhemi olsa başına sürer. (kendi işini halledemeyen kişiden aynı durum için yardım alınamaz.)
- Kesilen baş yerine konmaz. (kesin olarak yapılıp sonuçlandırılan iş, eski durumuna getirilemez.)
- Kocana göre bağla başını, harcına göre pişir aşını. (davranışlarını içinde bulunduğun koşullara uydur.)
- Kurdun adı yaman çıkmış, tilkicik var baş keser. (öylesine sinsi ve kurnaz kimseler vardır ki adı zalime, haine ve kötüye çıkmış kimselerden daha tehlikelidirler.)
- Kurdun adı yaman çıkmış, tilki vardır baş keser. (öylesine sinsi ve kurnaz kimseler vardır ki adı zalime, haine ve kötüye çıkmış kimselerden daha tehlikelidirler.)
- Mermer iyi taştan, iyilik iki baştan. (birbiriyle ilişkileri bulunan iki kişinin iyi geçinebilmeleri için yalnızca birinin iyi olması yetmez.)
- Ne dilersen eşine o gelir başına. (sen başkaları için iyi şeyler dile ve yap ki başkaları da senin için iyi şeyler dilesin, yapsın.)
- Ortaklık öküzden, başlı başına buzağı yeğdir. (kişinin malı çok ama bunlar ortak malıysa yalnız kendisine ait azıcık malı bulunması daha iyidir.)
- Sabreyle işine, hayır gelsin başına. (bir işi yaparken acele etmez, sabrederseniz hayırlı sonuçlara varırsınız.)
- Sağ baş yastık istemez. (sağlam insan durup dururken yatmak istemez eğer istiyorsa hasta olduğu düşünülmelidir.)
- Sağlam baş yastık istemez. (sağlam insan durup dururken yatmak istemez eğer istiyorsa hasta olduğu düşünülmelidir.)
- Sarımsak içli dışlı, soğan yalnız başlı. (anlaşan kimselerin birbirlerinden saklısı gizlisi yoktur, başkasıyla böyle bir yakınlık kuramamış olan tek başına kendi yaşantısı içinde kalır.)
- Sen dost kazan, düşman ocağın başından çıkar. (sen dost kazanmanın yoluna bak, düşman kolay kazanılır.)
- Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir. (sözün insanlar üzerinde etkisi büyüktür; yerinde söylenen sözler işlerin yoluna girmesini sağlar, ölçüsüz ve sert söylenen sözler ise karşıdakini öfkelendirir, söyleyenin öldürülmesine bile yol açabilir.)
- Su başından kesilir. (bir işi, kimsenin karışamayacağı ve bozamayacağı biçimde bitirmek için yetkili kişilerin en büyüğü ile görüşüp anlaşmak gerektir.)
- Su bendinden bağlanır. (bir işi, kimsenin karışamayacağı ve bozamayacağı biçimde bitirmek için yetkili kişilerin en büyüğü ile görüşüp anlaşmak gerektir.)
- Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar. (ne yaptığını bilmeyen kişi işi tersinden yürütmeye kalkar.)
- Şeytanla kabak ekenin kabak başına patlar. (kurnaz ve hileci kimse ile ortaklık eden kişi hilenin en büyük kurbanı olur.)
- Tatlı söz can azığı, acı söz baş kazığı. (gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir.)
- Tırnağın varsa başını kaşı. (hiç kimse başkasından yardım beklememeli; kendisinin olanakları varsa bir işe girişmeli, yoksa girişmemelidir.)
- Ummadığın taş baş yarar. (küçük veya önemsiz şeyler de çoğu kez büyük etkiler yapabilir.)
- Vakitsiz öten horozun başını keserler. (her söz yerinde ve zamanında söylenmelidir, zamansız ve yersiz söylenen sözler büyük zararlara yol açabilir.)
- Yabancı kuşun başı kanadı altında olur. (bir topluluğa yeni katılan kimseyi çevresi hemen aralarına almaz, o yüzden bir süre yabancılık çeker, onlardan uzak durur.)
- Yaş kesen baş keser. (çeşit çeşit yararları olan ağacı sadece odun sağlamak için kesen insan canına kıymış gibi büyük bir suç işlemiş olur.)
- Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer. (1) yazın güneş altında çalışan, ailesinin kışlık ihtiyacını kazanır; 2) gençliğinde çok çalışıp varlık edinen hastalığında veya ihtiyarlığında rahat eder.)
- Yılanın başı küçükken ezilir. (büyüyeceği belli olan her tehlike daha en başta önlenmeli, düşman güçlenip büyük zarar verecek duruma gelmeden tedbir alınmalıdır.)
- Yiğit başından devlet ırak değildir. (bir gencin zengin olması her zaman beklenebilir.)
Baş Kelimesiyle Kurulan Deyimler
- Aklıma gelen başıma geldi. (‘olmasından korktuğum şey oldu’ anlamında kullanılan bir söz.)
- Atbaşı (beraber) gitmek. (eşit durumda olmak.)
- Başa gelmek. (kötü bir durumla karşı karşıya kalmak.)
- Başa güreşmek. (1) yağlı güreşte, en usta pehlivanlar başpehlivanlık için yarışmak; 2))
- Başa vermek.
- Başağrısı olmak. (sıkıntı vermek, uğraştırmak.)
- Başıboş kalmak. (baskı altında bulunmamak, karışanı, görüşeni olmamak.)
- Başım gözüm üstüne. (belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatan bir söz.)
- Başımla beraber. (memnunlukla, seve seve.)
- Başının çaresine bakmak. (kimseden yardım görmeden kendi işini kendi yapmak.)
- Başının derdine düşmek. (başka bir şeyle ilgilenmeyecek kadar sıkıntılı durumda bulunmak.)
- Başının gözünün sadakası. (başa gelecek bir belayı savmak veya önlemek için yapılan bağış, özveri.)
- Başsağlığı dilemek. (ölen bir kimsenin yakınlarını ziyaret ederek ilgi ve yakınlık belirten sözler söylemek.)
- Başsağlığında bulunmak. (başsağlığı dilemek.)
- Başsız bırakmak. (1) yöneticisiz bırakmak; 2) büyüğünü yitirmesine sebep olmak.)
- Başsız kalmak. (1) yöneticisi, başkanı bulunmamak: 2) büyüğünü yitirmek.)
- (bir şey birinin) başının altından çıkmak. (birinin hilesiyle yapılmak.)
- (bir şeyle) başa çıkmak. (bir şeye gücü yetmek.)
- (birini, bir şeyi) başıboş bırakmak. (üstünde hiçbir baskı veya denetim bulundurmamak, kendi havasına bırakmak.)
- (birinin) başının etini yemek. (karşısındakini bezdirinceye, bıktırıncaya kadar sürekli konuşmak veya söylemek.)
- (biriyle) başa çıkmak. (güçlükler çıkaran biriyle olan işini, kendi istediği yolda sonuçlandırabilmek.)
Baş” kelimesinin deyimlerdeki yolculuğu burada bitmiyor. Devamı için 2. sayfaya geçebilirsiniz.