Etiket: Abdülhamid

Abdulhamid’in Bidar Sultan’a Şiiri

Abdulhamid'in Bidar Sultana Şiiri

Abdülhamid Han’ın Bidar Sultan’a okuduğu Eşrefoğlu Rumî’nin yazmış olduğu şiir..

Cihanı hiçe satmakdur adı ‘ışk
Döküp varlığı gitmekdür adı ‘ışk

Elinde sükkeri ayruga sunup
Aguyı kendü yutmakdur adı ‘ışk

Bela yagmur gibi gökden yagarsa
Başını ana dutmakdur adı ‘ışk

Bu ‘alem sanki oddan bir denizdür
Ana kendüyi atmakdur adı ‘ışk

Var Eşrefoğlı Rûmî bil hakikat
Vücudı fani itmekdür adı ‘ışk

Daha Fazlasını Oku

Abdûlhamid Han’ın Evliyalığı

Abdûlhamid Han'ın EvliyalığıCennet Mekân Sultan Abdûlhamid Han’ın Evliyalığı…

Olayı “bizzat yaşayan” adam; Mahmud Allahverdi anlatıyor:

Ben Osmanlı Devleti’nin baş şehri İstanbul’da doğdum. Babam, memuriyeti sebebi ile orda görevli bulunuyordu. Ne var ki, geçirdiğim bir hastalık sonucu dilim tutulmuş, konuşma yeteneğimi kaybetmiş idim. Hiç konuşamıyor, el kol işareti ile maksadımı anlatmaya çalışıyor idim. Babam buna çok üzülüyordu… Gitmedik doktor, hoca bırakmadı, ama hiçbiri de fayda etmedi.
Bir gün yaşlı bir komşumuz geldi dedi ki:
-“Seni görüyorum, çok üzülüyorsun. Bir baba için, oğlunun bu durumda olmasından üzücü bir şey yoktur. Sana bir çare söyleyeceğim, dediğimi yap.
Babam ümid ile gözlerini açtı, dinlemeye başladı.

Komşumuz dedi ki:

-“yarın şu yoldan Sultan II. Abdülhamid geçecek, ne yapıp yap oğlunu mutlaka karşısına çıkar ve O’na dua ettir. Osmanlı Sultanları’nda yedi evliya kuvveti vardır, ola ki şifa bula.

Bu tavsiye, babamın aklına iyice yatmış olacak ki söylenen saatte yolun Daha Fazlasını Oku

Mehmet Akif Ersoy’un Etkilendiği Abdulhamid Han Hikayesi

Mehmet Akif Ersoy'un Etkilendiği Abdulhamid Han Hikayesi

“Senin istifa ettirdigini bizde istifa ettirdik”
Mehmet Akif Ersoy, Sultan AHMET Camii’ne her gittiğinde orada iki gözü iki çeşme ağlayan yaşlı bir zâta rastlamaktadır. Bu yaşlı zât, başından geçen bir olayı kendisine anlatınca, Mehmet Akif Ersoy bundan çok etkilenmiş, bu yaşlı zatla aralarında geçen konuşmayı ise bizlere şöyle nakletmiştir:
Sabah namazlarını kılmak için Sultan AHMET Camii’ne gidiyordum. Her sabah ne kadar erken gidersem gideyim, mihrabın bir kenarına oturmuş, saçı sakalı bembeyaz olmuş ihtiyar bir adam, ümitsizce, bedbin bir şekilde durmadan ağlıyor. O kadar ağlıyor ki, ağlamadığı tek bir dakikayı yakalayamadım. Nihayet bir gün yanına sokuldum ve “Muhterem” dedim,”A efendim!” dedim.
“Niye bu kadar ağlıyorsun? ALLAH’ın rahmetinden bir insan bu kadar ümitsiz olur mu?” Daha Fazlasını Oku

Abdulhamid Kayıhan Osmanoğlu’nun Duası

Abdulhamid Kayıhan Osmanoğlu'nun Duası

Ya RAB,

Kulluğumıuzu şu kelimeyle ilan ediyoruz; Estağfirullah, Estağfirullah, sümme estağfiruulah

İmanımızı da şu kelimeyle yeniliyoruz; Eşhedü en laiLAHE ilLALLAH ve eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasulühü.

Ya RABBi! Yaratılışımızın gayesi; ubudiyettir. Ve ubudiyet o dur ki, biz, fatır-ı Zülcelâlin dergah-ı rahmetinden affımızı talep ediyoruz yani; Estağfirullah ve Sübhanallah ile kusurumuzu, Hasbünallah ve Elhamdülillah ile

Daha Fazlasını Oku

II. Abdülhamid Han ve Pasteur

II. Abdülhamid Han ve Pasteur

II. ABDÜLHAMİD HAN VE PASTEUR
II. Abdülhamid Han’a yönelik akıl almaz iftiralar atan güruha, cevap vermeye devam etmek istiyorum. Yaklaşık iki hafta önce kaleme aldığım “Abdülhamîd Hân-ı Sânî” yazımda, Ulu Hakan’a yönelik mesnetsiz ve yakışıksız karalamalara, onun yaptığı hizmetler ve açtığı çığırlar penceresinden bakmaya çalıştık. Bu yazımda ise daha öznel bir meseleyi ele almak istiyorum.

Malumumuzdur ki, her türlü teknik gelişmeyi dikkatle takip eden Sultan Abdülhamid Han, tıbbî sahadaki araştırma ve gelişmelerle de yakînen ilgileniyor, buna ayrı bir önem atfediyordu. Bu konuda Said Naim Duhânî,
birkaç kelâm etmiş ve bir yazı da kaleme almıştır. Bu arada, Said N. Duhânî, Osmanlı hariciye nâzırlarından ve bir vakitler de Paris sefirliği yapmış Naum Paşa’nın oğludur.
Said N. Duhânî, Abdülhamid Han ile Mikrobiyolog ve Kimyager Pasteur arasında vukû bulan bir hâdiseyi ve
takiben diğer anekdotlar aktarımında şunları dile getiriyor:
Rum-Ortodoks bir Osmanlı olan Ferik Dr. Zoeros Paşa (kuduz aşısı çalışmalarıyla tanınan Osmanlı hekim) II. Daha Fazlasını Oku

Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu’ndan Güzel Bir Yazı

Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlundan Güzel Bir Yazı

Kıymetli Dostlarım!
Bugün din adına hareket ettiğini iddia eden bazı çevreler, İslam’a ve Müslümanlara hizmet ediyoruz diyerek “maneviyat”, adı altında insanlardan “maddiyat” talep etmektedirler.Hâlbuki Rabbimiz Yasin suresinde; “Uyun! sizden hiç bir ücret istemeyene ki o, hidayet üzerinedir,” buyurmuşlardır.

Bugün ücret istemeden doğru yolu gösteren kimdir?
Dini müdafaa ediyorum diye mücadele yaptıklarını söyleyenlerin asıl gayesi dini müdafaa etmek midir? Yoksa Daha Fazlasını Oku

Yedi-sekiz Hasan Paşanın Ayaklanmayı Durdurması

Yedi-sekiz Hasan Paşanın Ayaklanmayı Durdurması
YEDİ-SEKİZ HASAN PAŞANIN AYAKLANMAYI DURDURMASI
20 Mayıs 1878 günü saat 11.00’de Çırağan Sarayında müthiş bir gürültü koptu. Rıhtıma yanaşan koca mavnadan birkaç yüz silahlı adam fırlamış, muhafızları safdışı edip zemin kata doluşmuştu. Aynı anda kara tarafındaki yıkık istinat duvarını aşan bir o kadar adam daha atlamıştı içeriye. Bunlar Rumeli göçmenleriydi. Başlarında da eli tabancalı, seyrek siyah sakallı, kırk yaşlarında bir gazeteci bulunuyordu: Ali Suavi… Galatasaray Lisesi Daha Fazlasını Oku

Abdülhamid Han’ın Filistin’e Yahudilerin Yerleşmemesi Emri

Abdülhamid Han'ın Filistin'e Yahudilerin Yerleşmemesi Emri

ABDULHAMİD HANIN FİLİSTİNE YAHUDİLERİN YERLEŞMEMESİNİN EMRİ

Yıldız Sarayı Hümâyûnu Baş Kitâbet Dairesi,

Beyrut Vilâyeti dahilinde Safed Kasabasında bulunan ve Hayfa’ya 440 (Dört yüz kırk) ecnebî Musevinin istidâları vechile Tâbi’iyyet-i Devlet-i Aliyye’ye kabulleri istîzânın hâvi resîde-i dest-i ta’zim olan 20 Zilhicce 1308 tarihli tezkere-i Sâmiye-i sadâret-penâhileri manzur-i alî oldu. Musevîlerin Kudüs civa­rında içtima’ ve iskân etmeleri, ileride orada bir Musevî hükümetin teşekkülünü intâc edebileceği müâbesesiyle kat’â câ’iz olmaktan başka; zaten Daha Fazlasını Oku