Yaşamak

Son Güncelleme Zamanı:

YAŞAMAK
Gündoğumu vakitlerde,direnmektir yaşamak.

Akşam alacasında,ruhun en ücra yanlarına sığınmaktır.

Yanlızlığın gece yarısında bulvar voltalarına vurduğumuzda kendimizi,sadece karanlığın,kaldırımların ve bir çift ayak sesinin konuştuğu sukunettir.

Yaşamak ansızın gelen ve geldiği gibi giden bahar yağmurlarında kendimizle bir hesaplaşmadır.

Sonbahar inleyişlerinin ayyuka çıktığı günlerde,gerilmiş tel gibi olan
kalbimizi tınlatmaya hazır bir rüzgar,uçurunca son yaprağı,yaşamak bir hüzün yumağıdır,teselli için ardından gelecek yağmuru bekleyen.
Yaşamak,delicesine bir yağmur altında,gerçek sehrin eteklerinden bilinmezliğe doğru,delice yürürken ve ıslanmışken delice,yanaklarımızdan aşağıya süzülen yağmura usulca bıraktığımız gözyaşıdır.

Yaşamak yılgınlıktır.Kollarında hiçbir kuşun yuvalanmadığı ağacın ,bağrında hiçbir yeşilin salınmadığı toprağın ve kalbini ele saçlarını yele vermiş olanın bildiği bir yılgınlıktır.

Her şeyin mişliştiği,rüya gibi hayatların,hayat gibi rüyaların kurulduğu
yaşamak bir yanılsamadır.

Kentin arka kapılarından girip sur diplerinde çömelenmiş çocuklar için,atlı
karıncaların,çarpışan arabaların hep kendilerine düştüğü esas çocukları
boynu bükük seyretmektir iç çekerek.

Yaşamak ,daha kendimizi bilmeden ellerimize tutuşturulan oyuncaklarla
oyalanmak,büyüdükçe oyuncaklarımızı da büyütmek,büyüyen oyuncaklarla
büyüdüğünü sanmaktır.

Yaşamak bir fukaralıktır.

Yaşar ve her gün bir şeylerimizi yıpratır,azaltır ve tüketiriz.Tüketerek
yaşayacağımızı sanır ve tükeniriz.

Yaşamak ömrün yokuşlarında arzu etmek,düşlerinde sebat etmek,inişlerinde sabretmektir.

Yaşamak duadır seher vaktini yaşayanlara.

Yaşamak dolu dizgin bir maceradır aslında…

Her şey bir yıl daha eskiyor bu akşam; inançlarım,aşklarım, hayâllerim,
evliliğim, çocukluğum, hatıralarım, elbiselerim,kitaplarım, gözbebeklerim,
şiirim… nasıl da ürkütüyor tüm bunlar beni. endişelerle sarsılan bedenim
ikircikli bir tutum sergiliyor.

Umuttan söz ediyor birileri camekânlarda, âşina olmadığım sesler duyuyorum.

Ağıda dönüşüyor gülümsemelerim. Beklentilerimin aptalca kararlarla mutsuz sonlara dönüştüğü , hayâl ırmaklarımın kızıl bir renk aldığı sancılar
çekiyorum.

Hayatı iyi yaşama çetelesi tuttuğumu zannettiğim karnede her maddenin önünde negatif değerlendirmeler başarısızlığımı bir kez daha onaylıyordu. Yaşamı sorgulayışıma aldığım cevap koca bir “hiç” oluveriyor.

Bu gece sevinç çığlıklarıyla kutlayacak birileri eskimelerini… ben gözyaşı
akıtacağım yanaklarımın narin yüzeylerine…adını andığım tüm gülleri
kurutup; öyle yakacağım tütsü yerine. Dumanlarını içime çekeceğim en mahrem armağan diye…

Dostlarımı aramayacağım inadına bu gece. O noel gecesinin inadına
küfredeceğim tüm noel gecelerine… kartopunu okşamayacağım bir daha körpe parmaklarımla… hüzün dışında tüm misafirlerimi kovacağım… eskidiğimi,çürüyüp- kokuştuğumu, bozulduğumu işe yaramaz budala bir şâir olduğumu söyleyeceğim zerdali ağaçlarına…

Mahzun bir bakış fırlatacağım uludağ’ın karlı eteklerine… düşlerimi
asacağım uludağ’ın ulaşılmaz tepelerine. Hayâl kurmamak üzere; küllenen
anılarımı boca edeceğim çam diplerine… yalnızlığımı doya doya yaşayacağım bu akşam.

Kimseden iyi dilek mesajları almayacağım. Ve anmayacağım adını
hatıralarıma gizlenmiş kim varsa.

Bu gece ben yeniden doğacağım…

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir