Devamı var:

Ermeni terör örgütleri, yüzyıllardır iç içe vatandaşı olarak yaşadıkları Osmanlı devletine karşı, savaş haline girerek, Ermeni topluluklarını isyana çağırmıştır. Osmanlı devletinin Batı’da Çanakkale ve Gelibolu savaşlarının devam ettiği, Doğu’da Rus ordularının Doğu ve Güneydoğu Anadolu topraklarına yöneldikleri, Güney’de Doğu Akdeniz’de ve Basra Körfezi’ne Musul’a doğru İngilizlerin harekete geçtikleri bir dönemde, Türk ordularının arkalarında bütün ulaştırma ve ikmal sistemlerini tehdit etmeye başlamışlardır. Bunun üzerine bir çıkar yol olarak, ordularının güvenliği için Osmanlı devleti, Ermenilerin başka bölgelere, askeri alanlar dışına yerleştirilmesine karar vermiştir.

Son yılların “1915 Ermeni tehciri” şeklinde, Dünya kamuoyunu bir kez daha Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti devleti aleyhine döndürmeye çalıştıkları propagandaların gerçek tarafı budur. Bütün dikkatler “tehcir” kavramı etrafında toplanır. Birçok kimse olayların gerçek yönünü araştırmaksızın, Osmanlı devletinin hangi şartlar altında bulunduğuna bakmadan ve dünyada hangi devletin böyle bir durumda neler yapabileceğini hesaba katmadan, tarihin birçok hadiselerini görmezlikten gelmektedirler.

Fatih Sultan Mehmet’ten itibaren yaklaşık olarak 360 yıl boyunca II. Mahmut’a kadar, Osmanlı devletinde gayr-i müslimlerin, bu arada Ermenilerin de dinî ve toplumsal işlerine kesinlikle karışılmamıştır. Osmanlı devleti yönetiminde Ermenilere birçok okullar, kütüphaneler, matbaalar açılmıştır. Ermeni gençler, tahsil amacıyla eğitim için Avrupa üniversitelerine serbestçe gönderilmiştir.

Ermeni toplumu, tarihinde hiçbir devletten ve hükümdardan görmedikleri ilgiyi Osmanlı devletinden görmüştür. Ermeniler XIX. yüzyılın ortalarına kadar devletin en güvenilir unsuru oldukları için kendilerine “millet-i sâdıka” denilmiştir. Ermeniler, millî varlıklarını ancak Türk idaresinde koruyabilmişlerdir. Ermeniler, Osmanlı toplum bünyesinde huzur içinde devletin asıl sahibi olan Türklerden daha rahat bir şekilde hayat sürmüşlerdir.

XIX. yüzyılın son dönemlerine gelindiği zaman, Türk-Ermeni ilişkilerinde; Rusların, Fransızların, İngilizlerin vs. milletlerin tahrik ve teşvikleriyle Hınçak, Taşnak, Anelka gibi, terör örgütleri kuran Ermeniler, emperyalist devletlerin teşvik ve tahrikleriyle, git gide “millet-i sâdıka” olmaktan çıkmışlardır.

1890 yılında Erzurum İsyanı, Kürt Musa Bey Hadisesi, Merzifon, Kayseri, Yozgat hadiseleri, 1894 Maraş-Zeytun İsyanı, 1894 Sason İsyanı, 1895 Bab-ı Âli Olayı, 1896 Osmanlı Bankası Baskını, I.Van İsyanı, 1898 II. Sason İsyanı, 1904’de Sultan II.

Abdülhamid’e suikast, 1909 yılında Adana’da ortaya çıkan Ermeni isyanı vb. olaylar birbirini izlemiştir. Nisan 1915 II. Van isyanı, Halep, Erzurum, Bitlis, Sivas, Diyarbakır illerinde kanlı olaylar meydana gelmiş on binlerce insan ölmüştür.

Ortalama yirmi yıllık bir hazırlık döneminden sonra başlayan bu Ermeni olayları, Ermeni komitecilerin dış güçlerle yaptığı işbirliği sonucu, yıkıcı ve bölücü faaliyetlere dönüşmüş, yabancı devletler açık ve örtülü bir biçimde Ermenileri desteklemiş ve tahrik etmişlerdir. Anadolu, I. Dünya savaşı boyunca, Ermeni terör örgütlerinin yoğun baskın ve saldırıları ile masum on binlerce Türk evladını kurban vermiştir.

Bu gelişmeler karşısında Osmanlı devleti bazı tedbirler almak zorunda kalmıştır:

* Ermeni ve diğer gayr-i müslim memurlarına memuriyetten el çektirilmesi,
* Şehirlerde Ermeni terör örgütlerine silah taşıyanların tutuklanması ve bu faaliyetlerin yasaklanması,
* İttihat ve Terakki Hükümeti’nin Ermeni komiteci ve ihtilal örgütlerini uyarması,
* Ermeni vatandaşları güvenli görülen bölgelere yerleştirilmesi kararı ve uygulanması.

Osmanlı devleti, I. Dünya savaşındaki ilk yenilgisinin ardından, istilacı ordulara silahlı Ermeni desteği karşısında, Alman Genelkurmayı’nın da ısrarlı önerisiyle, “Sevk ve İskan Kanunu”nu çıkarmıştır.

Ermeniler için Çıkarılan Sevk ve İskan Kanunu:

24 Nisan 1915’de Doğu cephesinde, Ermeni vatandaşlarının ihanetine uğrayan Osmanlı varlığına karşı yöneltilen faaliyetlerin engellenmesi amacı ile Ermeni komitelerini kapatma, örgüt liderlerini tutuklama kararları alınmıştır. Doğu Anadolu’da savaş hattı içerisinde kalan Ermenileri, Güney’deki savaş dışı kalan bölgelere sevk etmek için 24 Nisan 1915 tarihli “Sevk ve İskan Kanunu” çıkarılmıştır. Ermeni tarihçi Leon ve Amerikalı tarihçi J. Mc Carty’e göre; Osmanlı Hükümeti, Rus silahlarına güvenerek karışıklık çıkartan Ermeni komiteleri karşısında kendi varlığını korumak hakkını kullanmıştır.

1915 Ermeni sevkiyatı; fiilen ortaya çıkan isyana ve düşman ordusuyla işbirliğine karşı alınan ve o günün şartları içerisinde kaçınılmaz bir tedbirdir. “Tehcir” diye bilinen kavram ise, sürgün, zor kullanma, soykırım yapmak değildir. Bir yerden başka bir yere göç ettirmek, nakletmek demektir. Yabancı dilde, “immigration, emigration” olarak ifade edilir.

Benzer Konular:
İlmel Yakin, Aynel Yakin ve Hakkel Yakin

İlmel yakîn, Aynel yakîn ve Hakkel yakîn İlm-ül-yakîn, ilimle bilmek, Ayn-ül-yakîn, gözle görerek bilmek, Hakk-ul-yakîn, her şeyi ile bilmek, vakıf Devamını Oku

Genlerdeki İnanılmaz Aktarma Gücü (38 Fotograf)

Genler Yüce Allah'ın bize sunduğu  inanılmaz şeyler...Aynı yaşta ki ebeveynlerin görüntülerini görünce sizde buna şaşıracaksınız.Eminim bu benzerlikler sizlerin gözü önünde Devamını Oku

Yakın Tarihte Hayatı Değiştirecek Teknolojiler

1. Hologram TV: İlk önce LCD televizyonlar geldi, daha sonra LED ve OLED şimdi de 3 boyutlu televizyonlar. Bundan sonraki Devamını Oku

Çağatay Hanlığı Hakkında Bilgiler

Çağatay Hanlığı, Moğol hükümdarı Cengiz Han’ın oğullarından Çağatay Han’ın adını taşıyan Türkleşmiş Moğol devlettir. Cengiz Han ölmeden önce topraklarını oğulları Devamını Oku

Güncelleme tarihi: 9 Mayıs 2020

Avatar for Kerim Usta
Kerim Usta Son Yazıları (Hepsini Gör)

Yorum yapın