TÜRK TİYATROSUNUN DUAYENİ MÜŞFİK KENTER HAYATINI KAYBETTİ

Sponsorlu Bağlantılar
musfik kenter

Akciğer kanseri ve buna bağlı gelişen akciğer enfeksiyonu nedeniyle tedavi altına alınan tiyatrocu Müşfik Kenter, yaşamını yitirdi.

Bir süredir yoğun bakımda tedavi gören Kenter, tiyatro sahnesi, beyazperde ve seslendirme dallarında Türkiye’nin başarılı sanatçılarından biriydi.

Kenter, akciğer kanseri ve buna bağlı gelişen akciğer enfeksiyonu nedeniyle 7 Ağustos Salı günü tedavi altına alınmıştı.

Buğulu sesi, muhteşem oyunculuğu, akıllarda kalan replikleriyle sinema ve özellikle tiyatro sahnelerinin duayeni Müşfik Kenter. Büyük başarılarla dolu 65 yıllık sanat hayatında hep ayakta alkışlanan Kenter, ablası Yıldız Kenter ile birlikte kurdukları Kent Oyuncuları’yla hem bir okul hem de bir ekolün yaratıcısı.İşte tiyatronun duayen ismi Müşfik Kenter’in başarılarla dolu hayatı…

Müşfik KenterKim Kimdir?

Diplomat ve İsmet İnönü Paşa’nın özel kalem müdürü Ahmet Naci Kenter ve Olga Cynthia’nın (Nadide) oğlu olarak 8 Eylül 1932 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi.

Müşfik Kenter 1947’de, Ankara Devlet Tiyatrosu Çocuk bölümünde tiyatroya başladı. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nü bitirip devlet tiyatrosuna giren Kenter, 1959’da İstanbul’a geldi.

Kent Tiyatroları kuruldu

Küçük Sahne’de bir dönem Muhsin Ertuğrul’la çalışan Müşfik Kenter 1960’da Site Tiyatrosu’nun kurucuları arasında yer aldı. Yıldız ve Müşfik Kenter, 1962’de tiyatronun adını Kent Oyuncuları olarak değiştirdiler.

İki kardeş iş başında

İki kardeş ve Şükran Güngör, 1968’de İstanbul’da Kenter Tiyatrosunun binasının inşaatını tamamladılar

Yüzün üzerinde oyun

İngiliz Kültür Heyeti ve Rockefeller’den burslar alarak Amerika ve İngiltere’de tiyatro araştırmaları yapan ve incelemelerde bulunan Müşfik Kenter, İngiltere, Amerika, Fransa, Almanya, Yugoslavya, Kıbrıs gibi bir çok ülkede oyunlar sergiledi. Yüzün üzerinde oyun sergiledi ve yönetti.

Hem yazdı hem oynadı

Bir çok Türk yazarının oyunlarının yanı sıra, Shakespeare, Çehov, Gorki, Brecht, İonesco, Pinter, Albee, Arthur Miller gibi yazarların oyunlarını sahneledi ve oynadı.

Öğrencileri hep yanında oldu

Müşfik Kenter, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan emekli olduktan sonra, Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü Başkanlığı’nı ve Bakırköy Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmenliği görevlerinde bulundu.

25 seneden fazla aynı oyunu sahneledi

Murathan Mungan’ın Orhan Veli şiirlerinden düzenlediği Bir Garip Orhan Veli isimli tiyatro oyunu 25 seneden fazla süredir sergilemektedir. Bu oyun aynı oyuncuyla Türkiye’de en uzun süreli sergilenen eserlerden biridir.

Kimse sesinden vazgeçemedi

Tiyatro oyunculuğunun yanı sıra sinema oyunculuğu da yapan Müşfik Kenter, 1966 Antalya Film Festivali’nde, Bozuk Düzen filmiyle “en iyi yardımcı erkek oyuncu” ödülünü kazandı. Yerli ve yabancı TV filmlerinde seslendirme yaptı.

Oynadığı bazı tiyatro oyunları

Nasrettin Hoca Birgün
Çözüm
Kuvayi Milliye
Anlat Şehrazat (Binbir Gece Hikayeleri)
İvanov
Nükte
Ramiz İle Jülide
Ver Elini Brodvey
Van Gogh
Kökler
Kahramanlar Ve Soytarılar
Arzu Tramvayı
Buzlar Çözülmeden
Ders
İnsan Denen Garip Hayvan
Ayak Takımı Arasında
Salıncakta İki Kişi
Bedel
Üç Kız Kardeş
Bir Garip Orhan Veli
Üç Kuruşluk Opera
Kapıcı
Yarın Cumartesi
Öfke
Nalınlar
Mary-Mary
Antigone
Hamlet
On İkici Gece
Deli İbrahim

Sinemada Müşfik Kenter…

Dişi Kurt (1960)
Sessiz Harp (1961)
Dişi Örümcek (1964)
Murtaza (1965)
Şetanın Kurbanları (1965)
Sevmek Zamanı (1965)
Bozuk Düzen (1966)
O Kadın (1966)
Üç Arkadaş (1971)
Seni Kalbime Gömdüm (1982)
Hayallerim Aşkım ve Sen (1987)
Rumuz Goncagül (1987)
Piano Piano Bacaksız (1990) (sesiyle)
Lebewohl, Fremde (1991)
Moon Time (1994)
Dar Alanda Kısa Paslasmalar (2000)
Amerikalılar Karadeniz’de 2 (2007)

Müşfik Kenter’den…

Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?
Hiç vaktiniz yok, “Fast live”, “Fast food”, “Fast music”, “Fast love”…
Dikte ettirilen “yükselen değerler”, “in” ler, “out” lar…
Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi …
Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum!
Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?

…Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?…
İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?
Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?
Öpüşmek için hangi tuşlara basmak gerekir?….
Ya da Geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?
Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını.
Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında ?…
Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?..
Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?

 

 

Bir Yorum

  1. Kerim Usta