Türk Eğitim ve Öğretim Tarihinde Selçuklu Medreselerinin Yeri


En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 9 Mayıs 2020 Kerim Usta

Özet:

Selçuklu Devleti (1038-1157), Türk, İslam ve Dünya tarihinde çok önemli bir yer tutar. Selçuklu Devleti Maveraünnehir’den Ege kıyılarına kadar uzanan büyük bir imparatorluktu. Batı’nın Haçlı seferlerine Selçuklular başarı ile karşı koydular. Selçuklu devlet adamları eğitime ve bilimin gelişmesine önem vermişlerdir. Selçuklu medreseleri hızla gelişmiş ve ülkenin her tarafına yayılmıştır. Selçuklu eğitim tarihinde Ahilik gibi bir yaygın eğitim kurumu, Atabeğlik gibi şehzadelerin yetişmesi için bir uygulama ortaya çıkmıştır. Başlangıçta Selçuklu sultanları Türkçe’den başka dil bilmez ya da konuşmazken zamanla Selçuklu saraylarında Farsça ve Arapça konuşulup yazılmıştır.

Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey başta olmak üzere, Alparslan, Melikşah, Nizamülmülk ve Sancar gibi devlet adamları, bilginlere, sanatkârlara, öğretmenlere büyük saygı göstermişler, eğitim ve öğretimin yayılmasına çalışmışlardır. İlk Selçuklu medreseleri 1040 yılında Nişabur’da Tuğrul Bey tarafından kurulmuştur. Alparslan döneminde 1067’de Bağdat’ta Nizamiye medreseleri adıyla önemli eğitim öğretim kurumları açılmıştır. Alparslan’dan sonra Sultan Melikşah ve Başvezir Nizamülmülk’ün ilgi ve çabaları ile Bağdat, Musul, Basra, Nişabur, Belh, Herat, Isfahan, Merv, Amul, Rey ve Tûs gibi, önemli kentlere yaygın bir biçimde Selçuklu Medreseleri açılmıştır.

Selçuklu Medreselerinin önem kazanması ve yayılmasının başlıca sebepleri: Şiî ve Fatımîlere karşı Sünnî anlayışın gelişmesi ve güçlendirilmesidir. Medreseler böylece Hanefî, Şâfiî, Malikî ve Hanbelî adlı dört Sünnî mezhebin koruyuculuğu ve yayıcılığı görevini üstlenmiştir. Genişleyen devletin yönetimi için memur yetiştirme ihtiyacı karşılanmıştır. Din adamı yetiştirme, İslamiyeti yeni benimsemiş Oğuz topluluklarının inançlarının pekiştirilmesi sağlanmıştır. Yeni ele geçirilen yerlerde halkın fethi içine sindirmeleri için aydınlatılması amaçlanmıştır. Yoksul, zekî ve yetenekli öğrencilerin okutulması ve topluma kazandırılması gibi nedenler ile medreseler kurulmuş ve yayılmıştır.

Bağdat Nizamiye medreseleri yüksek öğretim kurumlarıdır. Öteki Selçuklu medreseleri ise müderrislerinin durumlarına göre orta ya da yüksek öğretim kurumları sayılmışlardır. Ortaçağda bilim ve kitap yazım dili İslam dünyasında Arapça idi. Ancak Türkçe açıklamalar-şerhlerde o dönem kitaplarının kenarlarında yer almıştır. Müderrisler medreselere sultan veya vezirler tarafından atanırlardı. Öğrenciler yatılı ve burslu olarak okuyorlardı. Medreselerin gelir kaynakları esas olarak vakıflardı. Ayrıca devlet katkısı da yapılmaktaydı.
Türk eğitim ve öğretim tarihinde; Göktürkler zamanı Orhun Kitabeleri, Karahanlılar devrinde açılan medreseler ve özellikleri, Gazneliler devrinde Sultan Mahmut, Mesut ve halefleri tarafından yaptırılan medreseler ve işleyişi, Selçuklu Medreseleri ve külliye halinde inşâası ve faaliyetleri, daha sonra Türkiye Selçukluları ve Osmanlı Devleti dönemlerinde yapılan medreseler ve genel özellikleri karşılaştırılarak, benzer ve farklı yönleri ortaya konulacaktır. Büyük Selçuklu Devleti medreselerinin işleyişi ve amaçları ayrıntılı olarak verilecektir.

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.
Konuyu Paylaş
Avatar

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir