Devamı var:

En son Güncelleme tarihi ve güncelleyen: 11 Ekim 2020 Kerim Usta

Osmanlı İmparatorluğu döneminde ‘Rum Milleti’ bünyesine dahil edilen Karamanlı Ortodokslardan bir grup, Millî Mücadele Dönemi’nde Türk olduklarını dile getirmiş, Kayseri Zincidere’de bağımsız bir Türk Ortodoks Patrikhanesi kurarak Ankara Hükümetinin yanında yer almışlardır. Ancak, yaşanan siyasi gelişmeler çerçevesinde Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleştirilen nüfus mübadelesine dahil edilen Karamanlılar, Ortodoks olmaları nedeniyle Yunanistan’a gönderilmişlerdir.

Osmanlı arşivinde Karamanlılar; Zimmiyan-i Karaman, Karamanyan, Karamanî ve Karamanos gibi adlarla vurgulanmaktadır. Böylece bu adlandırmalarla Karamanlıların hem diğer Ortodokslardan (Grek, Bulgar, Süryani, Arnavut), hem de Müslüman Türklerden farklılıkları tanımlanmış olmaktaydı. Balta’ya göre bu durumun özeti şöyledir: “Hıristiyan olmaları ile Müslümanlardan, Ortodokslukları ile Katolik ve Protestanlardan, Anadolulu olmaları ve Yunanca bilmemeleri ile de Yunanistanlılardan ayrılırlar. ”

Karamanlıca metinlere ilk olarak İstanbul’un fethinden sonra rastlanmaktadır. Eldeki ilk Karamanlıca kitap ise 1584 tarihli Gülzar-ı İman-ı Mesihi adlı bir din kitabıdır. Daha sonra, 1935 yılına değin İstanbul, Atina, Venedik ve Kıbrıs gibi yerlerde yüzlerce Karamanlıca kitap yayımlanmıştır. Çoğu dini içerikli ve Yunancadan tercüme olan bu kitaplar standart Osmanlı Türkçesi ile değil mahallî Karamanlı ağzı ile yazılmıştır.

Karamanlılar, konuşma dilleri olan Türkçeyi, Rum Okulları’nda öğrendikleri Grek harflerini kullanarak yazı diline de dökmeyi becermişler, günümüze, asıl konumuz olan mezar taşlarına ait kitabelerin yanı sıra, konut, kilise, çeşme ve hamam kitabeleri ile 752 basılı yayın (dergi, gazete, kitap, broşür), tiyatro bileti, mühür, senet-diploma vb. basılı evrak bırakmışlardır.

Karamanlıca kitabeler hakkında en erken tarihli çalışma olan Jerphanion’un 1928 tarihli çalışmasında günümüzde Ankara Roma Hamamı Müzesi’nde bulunan, tek Karamanlıca mezar taşı yer almaktadır. Jerphanion’un; “Ia dost bana ziyaretemi geldin, Hac? Ben de geli(m) Pavle. Ka.Ak.De…” şeklindeki kendi çevirisini hem “…Bendegilin Pavli…” yapmayıp hem de iki kişinin konuşması olarak yorumlayarak mezar taşı olamayacağını düşünmüştür. Fakat mezarına gelecek ziyaretçiyi karşılama anlamından dolayı mezar taşıdır”

* Yazıcıoğlu Ali’ye göre Karamanlılar

Karamanoğulları Oğuzlar’ın Afşar boyuna mensuptur. Hânedanının dayandığı başlıca oymaklar Turgutlu, Bayburtlu, Oğuzhanlı, Hoca Yûnuslu, Hocantılı, Bozkırlı, Bozdoğan, Bulgarlı, İgdir, Beydili ve Yuvalılar idi. Bunlardan özellikle Turgutlular Karaman Beyliği’nin tarihinde önemli rol oynamıştır. Devletin beylerbeyilik mevkii genellikle bu oymağın elinde olmuştur. Turgutlu oymağından Pîr Hüseyin Bey’in Konya ve dolaylarında birçok sosyal tesis yaptırdığı bilinmektedir. Ereğli’nin güneyi ile Karaman’ın doğusunda yaşayan Bayburtlular Bayburt Bey’e mensuptu. II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim döneminde bu civarda Bayburt adında bir kaza vardı. Kalabalık bir oymak olan Oğuzhanlılar Anamur ve Selinti’de (Gazipaşa) oturuyorlardı. Hoca Yûnuslular’ın Gülnar dolaylarında, adını muhtemelen Türkistan’ın Hucend şehrinden alan Hocantılı oymağının Turgut kazasının doğusunda yaşadığı, Göksu üzerinde Hocantı adında bir köprü, bunun yanında bir köy, türbe, Alahan civarında zâviye ve Mut’ta aynı adla bir türbe bulunduğu bilinmektedir. (5)

* Şikârî’ye göre Karamanlılar Karamanlı tarihçisi Şikârî’ye göre muhtemelen Azerbaycan ve Arrân’da oturmakta olan Karamanlıların ataları Moğol istilâsı üzerine Sivas yöresine gelmişler, Baba İshak’ın isyanına katıldıktan sonra Ermenek-Mut yöresine yerleşmişlerdir. Bu yöre ile Silifke, Gülnar ve Anamur bölgesi, I. Alâeddin Keykubad zamanında Kamerüddin Bey tarafından ele geçirilmiştir (622/1225). Selçuklular’ın Moğollar karşısında Aksaray civarında ikinci defa mağlûp olması (654/1256), ülkenin II. İzzeddin Keykâvus ile IV. Kılıçaslan arasında taksim edilmesi ve daha sonra iki kardeş arasındaki taht mücadeleleri, sınır bölgelerinde yaşayan Türkmenler’e kayda değer serbestlik ve önem kazandırmış, beyliğe adını veren Karaman Bey de bu durumdan yararlanarak siyasî sahnede görünmüş ve beyliğin temellerini atmıştır (654/1256). Karaman Bey’in dedesi Oğuz beylerinden Sâdeddin Bey, babası da Nûre Sûfî (Nûr Sûfî) diye anılan Nûreddin Bey’dir. Siyasetten hoşlanmayan Nûreddin Bey, Baba İlyas’a biat ederek onun müridi olmuş ve başında bulunduğu topluluğun idaresini oğlu Karaman’a bırakmış, kendisi inzivaya çekilmiştir. Türbesi Mut’un Sinanlı bucağındaki Değirmenlik denilen yayladadır. (6)

* Seyfi Başkan,Atsız’ın 1957’de Selçuklu Araştırma Dergisi’nde yayınlanan “Hicri 858 Yılına Ait Takvim” başlıklı makaleyi kaynak göstererek Karamanoğulları ile ilgili şu açıklamayı yapmıştır: “Orta Anadolu’nun güneyinde yaşamış olan bu Türkmen beyliğinin Oğuzlar’ın Afşar boyuna mensup olduklarına inanılmaktadır. Karaman aşireti XII. yüzyılda Aral gölü doğusundaki Maveraünnehir bölgesinde yaşıyordu. Bu yüzyılın ortalarında doğudan gelen Moğol baskısı karşısında anayurtlarını terk ederek batıya doğru göç etmeye başlamışlar, ilk önce Azerbaycan ve Şirvan yörelerine bir süre yerleşmişler ve daha sonra burada aşiretin bir kısmını bırakarak batıya doğru yollarına devam etmişlerdir. Karaman aşiretinin Anadolu’ya geçen büyük kısmı,I.Alaeddin Keykubad tarafından 1228’de Mut ve Ermenek civarına yerleştirilmiştir” (7)

* Prof. Dr. Ramazan Boyacıoğlu- Karamanoğulları’nın Kökenleri adlı makalesinde (Karaman Devri Sanatı, İstanbul 1950, s.1.)adlı kitabı kaynak göstererek “Sonuç olarak, yapılan bu araştırmalar neticesinde, Karamanoğullarının kökenlerinin kesinlikle Afşar boyundan olmayıp, Salur boyundan olduğu açıklık kazanmıştır. Yine bu araştırmalara göre, Milattan sonra IX. yüzyılda Oğuzlar, Türk yurdunda yaşamışlardır.Oğuzların yirmi dört boyundan biri olan Salur kolu, zamanla ilk yurtlarını terkederek İli ve Isık gölü bölgesine gelmişler, oradan da Mâverâünnehir’e yerleşmişlerdir. Burada Samanoğulları, Gazneliler ve Karahanlılar gibi devletlerin hizmetlerinde bulunmuşlardır. XI.yüzyılın başlarında ise, Harezm ve Horasan havalisinde Selçuklularla birlikte Doğu Anadolu’ya akınlar yapmışlardır. 1220’li yıllarda Moğol saldırılarından kaçan bir kısım Salur ve Karaman obaları, Azerbaycan ve Şirvan bölgelerine gelmişler, burada bazı köylere kendi adlarını verdikten sonra,Selçuklu Devleti’nin uyguladığı “büyük Oğuz boylarını parçalayarak değişik yerlere dağıtma”politikası sonucu olarak büyük çoğunluğu Anadolu’ya geçmişlerdir. Azerbaycan’da kalanları ise,sonraları bir çok siyasal meselelere karışarak Karakoyunlu Devletinin kurulmasında önemli bir rol oynamışlardır. Ayrıca Safevîlerin ordu teşkilatında da Karaman aşiret beyleri görev almışlardır. Anadolu Selçuklu hükümdarı I.Alaaddin Keykubat döneminde (1219-1236) ise,küçük Ermenistan sınırlarına yerleştirilen Türkmen aşiretleri arasında çoğunluğu oluşturan Karamanlılar, Silifke ve Ermenek dolaylarında toplanmışlardır” görüşünü öne sürmüştür.(8)

 

Kerim Yarınıneli-Kerimusta.com

Kaynaklar:

(1)Abideleri ve Kitabeleriyle Karaman tarihi-İbrahim Hakkı Konyalı

(2)Selçuklu Devletleri Tarihi; 8. 290-291

(3) Kitab-ı Takvim 0l-BIDdan; s. 210. Dresden 1846.

(4)Karamanlıların soy kütükleri: Karamanlıca (grek harfli türkçe) kitabeli mezar taşları-Cemal EKİN

(5)Karamanoğulları- Faruk Sümer(İslam Ansiklopedisi)

(6)Karamanoğulları- Faruk Sümer(İslam Ansiklopedisi)

(7)Seyfi Başkan, Karamanoğulları Dönemi Konya Mezar Taşları, Ankara 1996, 5.

(8)Prof. Dr. Ramazan Boyacıoğlu- Karamanoğulları’nın Kökenleri

Lütfen Dikkat:Konu uzun olduğu için  sayfalara bölünmüştür. Bu sizin daha hızlı olarak konuya erişebilmenizi sağlayacaktır. Devamı için Tıkladığınızda sonraki sayfaya gidebilir veya sayfa numaraları ile seçim yapabilirsiniz.Aşağıda verilen link ise sizi yazının başlangıcına getirecektir.
Konuyu Paylaş
Avatar

Yazar Kerim Usta

Herkesin bir yaşama nedeni var. Benimki ise bir "Sevda"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir