Tasavvufta Kullanılan Çeşitli Kelimeler ve Anlamları

Tasavvufta Kullanılan Çeşitli Kelimeler ve Anlamları

  • SÛFÎ: Tasavvufî hayat tarzını benimseyerek Hakk’ın yakınlığını kazanmaya çalışan kimse.
  • MUTASAVVIF: Tasavvufî hayat tarzını benimseyen ve bu yolla Hakk’ın yakınlığını kazanmaya çalışan kişi.
  • ZÜHD: Kulun Hakk’ın dışındaki her şeyi terketmesi anlamında bir tasavvuf terimi.
  • MELÂMET: Bir tasavvuf terimi; III. (IX.) yüzyılda Horasan bölgesinde ortaya çıkıp daha sonra bütün İslâm dünyasında yaygınlık kazanan tasavvuf anlayışı.

Şair İbrahim Tennûrî Hakkında Bilgi

Şair Şeyhî Hakkında Bilgi

Akşemseddin’in öğrencilerinden olan İbrahim Tennûrî Fatih devrinde yaşamış bir tekke şairidir. Doğum tarihi ve doğum yeri tam olarak bilinmemektedir. Fakat Sivas’ta veya Amasya’da dünyaya geldiği söylenmektedir. Bunun sebebi büyük bir ihtimalle Babası Sarrafoğlu’nun Hüseyin Sivas’lı, annesinin ise Amasyalı olmasıdır.

İbrâhim Tennûrî aile çevresinde başladığı öğrenimine Konya’da devam etti. Müderris Sarı Yâkub Efendi’den icâzet aldıktan sonra Kayseri’ye giderek bir süre Huand (Hunda) Hatun Medresesi’nde müderrislik yaptı. Bu yıllarda tasavvufa yönelen İbrâhim kendisine mânevî ilimleri öğretecek bir mürşid aramaya başladı. Önceleri Safeviyye

İcazetler ve İcazet Çeşitleri

İcazetler ve Çeşitleri

Birincisi yani EN MÜHİMİ HİLAFET-İ MUTLAKADIR ki; mürşidi kâmil-i mükemmili makamı müşahedeye vasıl olan (ulaşan) zevat-ı aliyye istihlaf eder (yerine halife bırakır). Tarikat umurunu onun kifayet-i ilmiye ve ameliyesine (ilmi ve ameli yeterliliğine) tevdi eder (emanet bırakır). “Muhakkak ki Allah Celle Calalühu emanetleri ehline vermenizi emreder.” Ayeti kerimesini hükmünü ifa eder (yerine getirir).

İKİNCİSİ HİLAFET-İ MUKAYYEDEDİR (SINIRLI HİLAFET). İlmen ve amelen ve ittikaen (takvasiyle) ve veraan (şüpheli şeylerden sakınmasıyla) kafi ve şeraitin ifasına muktedir (kendisine söylenilen şeyleri yerine getirmeye kadir) bir zatı, münasip gördüğü vezaifi (vazifeleri) tahdiden (sınırlı olarak) hilafet-i mukayyede ile tahlif eder (halife tayin eder). Lazım-ul arz olan ahvali arz eder aldığı cevapla amel eder (karşılaştığı durumları mürşidine bildirir ve aldığı cevaba göre hareket eder). Böyle bir zatın hilafeti pir-i kamil ve mükemmilin hayatta olmasıyla meşruttur. Vefat ederse hali hayatında şart koştuğu evamire(emirlere) tatbik-i hareket labut ve lazımdır.