Etiket: Sultan

Alparslan Malazgirt’te Ordusuna Hitabı

ALPARSLAN.

Cuma namazından sonra Sultan Alparslan, ordusuna şöyle hitap etti:

-Kumandanlarım, askerlerim! Biz ne kadar az olursak olalım, onlar ne kadar çok olursa olsunlar, daha fazla bekleyemeyiz. Bütün Müslümanların minberlerde bizim için dua ettiği şu saatlerde kendimi düşman üzerine atmak istiyorum. Ya muzaffer olur gayeme ulaşırım, ya şehit olur cennete girerim.

Büyük bir inançla söylenen bu heyecanlı sözlere askerler hep bir ağızdan:
-Ey Yüce Sultan! Her zaman senin emrinde ve seninle olacağız, nereye gidersen oraya gideceğiz, diye haykırdılar.

Daha Fazlasını Oku

3. Ahmet Çeşmesi

Topkapı Sarayı ana giriş kapısının hemen dışında yer alan bu sanat abidesi hakkında söylenecek o kadar şey var ki… Sultan III. Ahmed Han’ın emriyle 1728-29 yıllarında, Mimarbaşı Kayserili Mehmed Ağa tarafından yapılan Türk-Osmanlı şaheserlerinden biridir.

Muhteşem bir köşk görünümündeki çeşme, dört cepheli bir meydan çeşmesi olarak planlanmıştır. Kare planlı olup dört köşesinde, dışarı yarım yuvarlak çıkıntılar halinde taşan üçer şebekeli sebilleri vardır. Her cephenin ortasında ise birer çeşme yer alır. Çeşmelerin iki tarafında ise mihrap biçimli nişler bulunur. Daha Fazlasını Oku

Yavuz Sultan Selim’in Tih (Sina) Çölünü Geçişi

Yavuz Sultan Selim'in Tih (Sina) Çölünü Geçişi

YAVUZ SELİM MISIR SEFERİ

Yavuz sultan Selim Timur ve Cengiz Han’ın geçmeye cesaret edemediği vahşi bir çöl olan Sina(Tih vadisi) çölünü zamanın imkanları ile onüç günde nasıl geçti?
Yavuz sultan Selim, Memlükler’e karşı 1516 yılında Mısır’ı fethetmek için askeri erkanıyla sefere çıkar. Bu seferde Timur ve Cengiz Han’ın geçmeye cesaret edemediği vahşi bir çöl olan Sina(Tih vadisi) çölünü zamanın imkanları ile onüç günde geçmesi tarih kitaplarında bu seferden daha çok dikkat çekmiştir. Hatta büyük bir askeri deha sayılan Napolyon bile, Yavuzdan 300 yıl sonra Sina çölünden geçmeyi denemiş ama geçememiştir. Askerleri soğuk ve susuzluktan telef olmuştur. Daha Fazlasını Oku

Kanuni Sultan Süleyman’ın Oğlu Beyazıt’a Yazdığı Şiir

Duygusal yönünün ağır bastığını gözlemlediğimiz Kanûnî Sultan Süleyman, bir o kadar da talihsiz bir baba idi. Kuvvetli bir dil ve edebiyat kültürü ile yetiştirdiği oğulları Mustafa, Bâyezid, Selim, Cihangir aynı zamanda şiirle uğraşan şehzadelerdi. Küçük yaşlarda ölen oğlu Şehzade Mehmet için söylediği, “Şehzadeler güzidesi Sultan Mehemmedüm” (H.950) tarih mısraı ünlüdür. Bu tarihten on yıl sonra da oğlu Mustafa’yı idam ettirmek zorunda Daha Fazlasını Oku

Fatih Sultan Mehmet Han’dan Güzel Sözler

FATİH SULTAN MEHMET HAN

* Eğer Padişah Ben İsem, Size Emrediyorum. Gelip Ordunun Başına Geçin. Eğer Padişah Siz İseniz, Gelip Devletinizi Düşmanlara Karşı Savunun.
* İmparatorunuza Söyleyin. Şimdi ki Osmanlı Padişahı Öncekilere Benzemez. Benim Gücümün Ulaştığı Yerlere, Sizin İmparatorunuzun Hayalleri Bile Ulaşamaz.
* Ya Ben Bizans’ı Alırım; Ya da Bizans Beni.
* Fatih Olmasaydım Ulubatlı Hasan Olmak İsterdim
* Yapmak İstediğimi Sakalımın Bir Teli Bile Bilseydi, Sakalımın O Telini Hemen Koparır ve Yakardım
* Bu Dünya Ölümlüdür. Her Fani Gibi Bende Ölümü Tadacağım.
* Dünya Devleti Ebedi Değildir. Fani Cihanda Hiç Kimse de Ölümsüz Değildir. İnsanların Dünyada Nefesleri Sayılıdır ve Ölümsüzlük Kapısı Kapalıdır. Daha Fazlasını Oku

Osmanlı – Özbek Siyasi İlişkileri (1530-1555)

OSMANLI – ÖZBEK SİYASİ İLİŞKİLERİ (1530-1555)

Türk yüzyılı olarak nitelenen XVI. yüzyıl da, Kanuni Sultan Süleyman devri (1520-1566), Türk Dünyası ile olan ilişkilerimiz açısından aktif olan dönemlerdendir. Bu dönem de özellikle İran’a karşı oluşturulan, Osmanlı Devleti ile Özbek Hanları arasındaki dayanışmayı ortaya koymak gerekir. Yavuz Sultan Selim Han(1512-1520) devrinden sonra Osmanlı Devleti ile Türkistan Hanlıkları ilişkileri kısmen zayıflamıştı.
Ancak bu ilişkiler, Kanuni Sultan Süleyman iktidar da iken, 1530-1555 yılları arasında süren Osmanlı-İran savaşlarında tekrar canlanmıştır. Öteden beri, Türkistan’da bulunan Özbek Hanları, İran’da hüküm süren Safevi Şahları ile sürekli savaş halinde bulunuyorlardı. Özbek Göçgüncü Han(1510-1530), Safevi hükümdarı Şah İsmail(1501-1524) ve Şah Tahmasb’la (1524-1576) sürekli savaşmış ve bu savaşların çoğu Özbekler lehine sonuçlanmıştı.
Özbekler’in Horasan bölgesini kısmen ele geçirmeleri üzerine, Şah Tahmasb büyük bir ordu ile harekete Daha Fazlasını Oku

Yavuz Sultan Selim Devri Osmanlı-Özbek Münasebetleri

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

Osmanlı Devleti Padişahı Yavuz Sultan Selim’in (1512-1520) XVI. yüzyılın başında Türkistan’da hüküm süren Özbek Hanları ile olan münasebetleri nasıl olmuştur?
Özellikle Şii-Safevi Devleti hükümdarı Şah İsmail’e (1501-1524) karşı ortak siyasi karar ve davranışları bu araştırmada ortaya konmuştur. Özbek hanları ile Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim’in olumlu diyalogunu bu çalışmada görmek mümkündür.

THE OTTOMAN-UZBEK RELATIONS DURING THE REIGN OF YAVUZ SULTAN SELIM(1512-1520)
ABSTRACT
The Ottoman-Uzbek relations during the reign of Yavuz Sultan Selim (1512-1520) this study is to find out the establishment of the relations between the Ottoman Empire and the Uzbek Khans during the reign of Yavuz Sultan Selim. A special attention was given to the policy of the Sultan Selim against Shah Ismail (1501-1524). This topic was in detail analysed. Furthermore this study shows that good relations as far as the dowments were concerned, was established between the Uzbek’s and the ottomans.
Key Words:Yavuz Sultan Selim, Muhammed Seybani Khan, Shah İsmail, The Ottoman Empire, Safevids, Uzbek Khan, Central Asia.

GİRİŞ

Osmanlı Devleti tahtına dokuzuncu padişah olarak, 24 Nisan 1512’de cülus eden Sultan Selim (1512-1520), II. Bayezid Han’ın oğludur. II. Bayezid Han (1481-1512) tahta geçtiği sırada şehzade Selim’i Trabzon sancağına vali olarak tayin etmişti. Selim, Kefe’ye sancakbeyi olarak gidişine kadar, yaklaşık yirmi dokuz yıl (1481-1510) Trabzon’da valilik yapmıştır. Selim’in Trabzon’da; yönetim anlayışı, kumandanlık tecrübesi, kitleleri sulh ve idare kabiliyeti ve asker kişiliği iyice gelişmişti. Daha Fazlasını Oku

Eyüp Sultan Hazretleri

Ebu Eyyup el- Ensari Hz.

Medineli müslümanlardan ve hicret sırasında Hz. Peygamber’i (SAS) evinde misafir eden sahâbî. Bütün Müslümanlar Rasûlullah’ı (SAS) kendi evlerinde misafir etmek istiyordu. Bunun üzerine Rasûlullah (SAS) devesini serbest bıraktı. Kusva adlı deve Ebû Eyyûb’un (RA) evinin önünde çöktü. Peygamberimiz (SAS) bu evde uzunca bir süre misafir oldu.

İstanbul’un fethinden 784 sene önce İstanbul kuşatması sırasında şehit olan sahabe-i kiramdan Halid bin Zeyd’dir (RA). Medine’de doğdu. Babasının adı Zeyd bin Küleyb, annesinin ismi Hind’dir. Geçimini çuhacılık ile yani dokumacılık ile temin eden fakir bir Medineli idi. Ebu Eyyub el Ensari (RA) Medine’nin Ben-i Hazrec kabilesinin Neccar kolundandır. Peygamber Efendimiz’in (SAS) ceddi, Haşim lakablı Abdul Ula, Medine’de Neccar kabilesinden Selma binti Amr ile nikahlanmıştır. Selma’dan Efendimiz’in (SAS) dedesi Abdülmuttalib dünyaya gelmiştir. Bundan dolayı Peygamber Efendimiz (SAS) ile Daha Fazlasını Oku

Kanuni Sultan Süleyman’ın Irakeyn Seferi

Prof. Dr. Remzi KILIÇ

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN’IN IRAKEYN SEFERİ (1533-1535) ÖNCESİ ANADOLU’DA ORTAYA ÇIKAN BAZI GELİŞMELER

Irakeyn Seferi (1533-1535), Osmanlı Devleti Padişahı Kanuni Sultan Süleyman;ın (1494-1566) İran;da hüküm süren Safevi Devleti Hükümdarı Şah Tahmasb;ın (1514-1576) üzerine yaptığı üç büyük seferinden ilkidir.
Kanuni Sultan Süleyman;ın fütuhâtının çoğu Balkan ve Avrupa toprakları üzerine olmuştur. Kendisi bizzat on üç büyük Sefer-i Hümâyûn;a çıkmış, ancak Safevi Şah;ının tavırları onu zaman zaman İran üzerine de yürümeye mecbur etmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın bu meşhur seferi kaynaklarımızda “Irakeyn Seferi” olarak zikredilir. Arapça’da “İki Irak” anlamına gelen Irakeyn’den maksat; “Irak-ı Arab” denilen Bağdat ve havalisi ile, “Irak-ı Acem” denilen; Bağdat’ın kuzeybatısıdır ki, Hemedan’dan Tebriz ve havalisini içine alan coğrafyadır.
Kanuni Sultan Süleyman’ın 1520’de tahta geçmesinden itibaren, 1533’te başlayan Irakeyn Seferi’ne kadar, Osmanlı Devleti ile Safevî Devleti cephesinde meydana gelen gelişmeleri öneminden dolayı bu çalışmamızla ortaya koymak istıyoruz.
Sultan Süleyman’ın İran’la ilgili olarak ele aldığı ilk konulardan birisi, babası Yavuz Sultan Selim’in Tebriz’den (1514) sürüp getirdiği altı yüz ev’den mürekkep sürgünlere hürriyetlerini iade etmesidir. İsteyenlerin Daha Fazlasını Oku

Sultan Gazneli Mahmud Hakkında Bilgi

İslam dünyasında “Halifelik”ten sonra,ilk olarak “Sultanlık”ünvanını alan Türk ve dünya tarihinin büyük cihangirlerinden biridir. Esasen “Nizameddin, Ebu-l Kasım Gazi” olarak ismi olduğu halde tarihte “Gazneli Mahmud ” olarak bilinir.Babası, Kara Aslan oğlu Sebük Tigin’dir. Gazneli Mahmud genç yaşlarından itibaren cesaret ve zekâsı ile babasının yardımcısı olarak savaşlara katıldı. Daha 17 yaşında iken babasının Hint toprakları üzerine tertip ettiği seferlerde büyük yararlıklar gösterdi.Zamanın ünlü alimlerinden ders aldı. Ünlü savaşçılar ile genç yaşta kılıç kılıca geldi. Bileğine güçlü, attığını vurur bir genç olarak yetişti. Daha Fazlasını Oku

Fatma Neslişah Sultan

Fatma Neslişah Sultan, Neslişah Osmanoğlu (d. 4 Şubat 1921, İstanbul – ö. 2 Nisan 2012, İstanbul), son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin’in ve son halife Abdülmecit’in torunu.

Osmanlı Hanedan Defteri’ne kaydı yapılan son kişidir. Mısır kral naipliği yapmış Prens Muhammed Abdülmunim’in eşidir.

Yaşamı
4 Şubat 1921’de annesi Sabiha Sultan’ın Nişantaşı’ndaki konağında dünyaya geldi. Babası, son halife Abdülmecit’in oğlu Şehzade Ömer Faruk Efendi; annesi ise son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin’in kızı Sabiha Sultan’dır. Büyükbabalarından birisi padişah, diğer imparatorluk veliahtı olduğu için doğduğu zaman unvanı “Devletlû İsmetlû Neslişah Sultan Aliyyetuş’şan Hazretleri” idi.[2] Doğumu, 121 pare Daha Fazlasını Oku