Dandanakan Savaşı Hakkında Bilgi

Dandanakan Savaşı

Dandanakan Savaşı 

Selçuklular ile Gazneliler arasında 431’de (1040) cereyan eden ve Selçuklu Devleti’nin kuruluşunu sağlayan savaş.

Uzakdoğu ile Akdeniz arasındaki büyük ticaret yolu üzerinde Serahs-Merv arasında bulunan Dandanakan’ın, Ortaçağ’ın önemli ticaret ve sanat şehirlerinden biri olduğu ve bugünkü Türkmenistan Cumhuriyeti topraklarındaki Taşrâbâd’ın işgal ettiği yerde bulunduğu yapılan kazılardan anlaşılmaktadır. Yine bu kazı sonuçlarına göre Dandanakan bir tepe üzerinde olup surlarla çevriliydi ve şehirde düzenli bir su ve kanalizasyon şebekesi mevcuttu.

Ayrıca burada çok sütunlu bir cami ile bir ribât vardı. XIII. yüzyılda Serahs-Merv yolunu geçerken Dandanakan’ı görmüş olan meşhur Arap coğrafyacısı Yâkūt el-Hamevî, kasabanın zamanla şiddetli rüzgârların savurduğu büyük kum yığınlarıyla örtülmesi üzerine halkın buradan başka yerlere göç ettiğini, kasabada ancak bir ribât ile bir minarenin kalmış olduğunu belirtir (MuǾcemü’l-büldân, II, 610). Büyük Selçuklu Devleti’nin kuruluşunu sağlayan meydan savaşının burada yapılmış olması dolayısıyla Dandanakan’ın İslâmî devir Türk tarihinde çok önemli bir yeri vardır.

Devamını Oku…

Şair Enveri Hakkında Bilgi

Kerim Usta -Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı

Enveri, Fatih Sultan Mehmed devri (1451-1481) şair ve tarihçilerindendir. Hayatı hakkında bilinenler tamamen kendi eserine dayanır. Tam olarak adı bilinmediği gibi Enverî adı da onun mahlasıdır. Enverî Arapça, Farsça öğrenmiş, zamanının ilimlerini bir dereceye kadar tahsil etmiş, bu arada bazı tarih kitaplarını okumuş orta derecede bir şairdir.

15.yüzyılda tarihi konularda yazılan en önemli eseri, Enverî’nin Düstûr-nâme’sidir. Enverî, Düstûr-nâme’yi 1465 yılında tamamlamış ve Mahmud Paşa’ya sunmuştur. Bundan önce Fatih adına yazdığı Teferrüc-nâme isminde bir eserden bahs edilirse de bu eser, henüz ele geçmemiştir.

Devamını Oku…

Türkiye Hakkında Bilgiler

Türkiye Hakkında Bilgiler

Türkiye (resmi adı Türkiye Cumhuriyeti) Güneybatı Asya ile küçük bir bölümü Avrupa kıtasında yer alan ülke. Başkenti Ankara olan ülkenin en büyük kenti İstanbul’dur. TÜİK tarafından açıklanan rakama göre Türkiye nüfusu 2021 yılına girerken, bir önceki sayıma göre 459 bin 365 kişi artış göstererek 83 milyon 614 kişi olmuştur. Türkiye’nin toplam yüz ölçümü 780 574 (36. sırada) kilometre karedir.

Türkiye doğuda Gürcistan Ermenistan Azerbaycan ( Nahcivan) ve İran ile; güneyde Irak ve Suriye; ve batıda Ege Denizi Yunanistan ve Bulgaristan ile komşudur.

Tarihi:
Türkiye; çok eski devirlerden beri bilinen bir ülkedir. Türkiye olarak bilinen Anadolu daima göçlere istilalara uğramıştır. Doğu ve batı Asya ve Avrupa kıtalarının köprüsü özelliğinde olduğundan çeşitli kavim devlet kültür ve medeniyetleri bünyesinde barındırdı. Hattiler M.Ö. 2500-2000 yılları arasında ‘da Mezopotamya etkisindeki medeniyeti temsil ettiler. (M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu’da Hititler Trakya’da Trakların oturduğu kabul edilir. Hititler Orta Anadolu’da M.Ö. 1850’de devlet kurarak genişlediler. Anadolu’nun tamamına yakınına hakim oldular.

Arkeolojik kazılarda bulunan kültür ve medeniyet eserleri meydana getirdiler. Yapılan kazılarda Alacahöyük ve Boğazköy’de Hitit eserleri bulundu. Hititler zamanında batıdan İyonlar doğudan İzmir Asurlular Urartular güneydoğudan Hurriler ve Mitannilerin istilasına uğradı. Traklar ise Trakya’da kabileler halinde yaşıyorlardı. M.Ö. 1000 yılında ise Anadolu; Geç Hititler Asurlular Urartular Frigyalılar Lidyalılar Medler ve Perslerin hâkimiyetine girdi.

Bunlardan sonra Trakya dahil Makedonya ve Romalıların eline geçti. Romalıların M.S. 395 yılında ikiye ayrılmasıyla Türkiye toprakları Doğu Roma da denilen Bizanslıların payına düştü. Bizanslılar Türkiye’ye önceleri bütün sonraları da fasılalı olarak kısmen hakim oldular. Bizanslılar (395-1453) devrinde Türkiye Anadolu tarafından Partlar Sasaniler Haçlılar ve Moğolların taarruz ve istilasına uğradı.

Hulefa-i Raşidin ( Dört Halife Devri) Emeviler Abbasiler Selçuklular Atabekler Memlukler Anadolu Beylikleri Karakoyunlular Akkoyunlular ve sonunda Osmanlıların fethine uğradı. Trakya ise Avrupa Hunları Avarlar Bulgar Türkleri Peçenekler Haçlılar ve Slavların taarruzuna uğradı.

Türkiye toprakları 11. yüzyıldan itibaren Türk kavimlerinin akınına uğramaya başladı (Bkz. Türkler). Selçuklular Anadolu fethine başlayıp tamamladılar. Anadolu’nun Türkleşip İslamlaşmasında çok hizmetleri geçti. Türkiye’nin Anadolu ve Trakya toprakları 13. yüzyılda başlayıp 15. yüzyılda tamamlanan Osmanlı hâkimiyetine girdi. Türkiye Osmanlı Devletinin son zamanına kadar taarruz ve istilaya uğramadı.

Osmanlı Devletine karşı 19. yüzyılda Rusya Papalık çeşitli uluslararası yıkıcı ve bölücü fikir akınlarıyla politikaların gizli ve aşikâr taarruzuna uğradı. Yirminci yüzyılda ise hiç yoktan Birinci Dünya Savaşına sokularak güçsüz düşürülüp taarruz ve istila edildi. Türkiye; İngiltere Fransa İtalya Yunanistan ve sömürge kuvvetlerince işgal edildi. Türk Milleti işgalcilere karşı tarihe altın harflerle yazılan Bağımsızlık Mücadelesini verdi. Milli Mücadeleyi kazandı.

İstiklal Savaşı yıllarında 23 Nisan 1920’de Ankara’da kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye’de köklü değişiklikler reformlar yaptı. Türk milletinin kazandığı zaferler sonunda; TBMM ve başkanı Mustafa Kemal Paşa Türkiye’de her alanda inkılaplara başladı. İnkılaplar devrin şartlarına göre çok güç olmasına rağmen bütün engeller aşılarak kararlaştırılıp uygulandı. Bu inkılaplar “Atatürk İhtilali” ya da “Kemalizm” adıyla bilinmektedir.

Birinci Dönem TBMM (1920-1923) devrinde; Osman Gazinin 1281 yılında Kayı Beyi olmasından beri devam eden Osmanlı Hanedanını sona erdiren 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılması ve halifeliğin Osmanlı Hanedanına mensup en yaşlı ve ahlakla ilimce en uygununun TBMM’ce seçimine dair kanun çıkarıldı. İkinci Dönem TBMM  (1923-1927) devrinde uzun görüşmeler ve çok çetin müzakereler sonunda bugünkü sınırlarımızı bazı hukuk kuralları ve siyasetimizi tespit eden Lozan Antlaşması imzalandı.

Lozan Antlaşmasından sonra İkinci Dönem Meclisi şu inkılapları yaptı: 29 Ekim 1923’teCumhuriyet ilan edilerek devletin idare şekli tespit edildi. 3 Mart 1924’te “Hilafetin İlgası ve Hanedan-ı  Osmaniye’nin Türkiye Cumhuriyeti memalik-i hariciyesine çıkarılması yine aynı gün Şer’iye ve Evkaf ile Erkan-ı Harbiye Vekaletlerin kaldırılmasına ilişkin kanunla Tevhidi Tedrisat kanunları da kabul edildi.

Şer’iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılmasıyla ve vekalete bağlı bütün okul ve medreseler kapatıldı. Tevhid-i Tedrisat (Eğitim ve Öğretim) kanununun kabulüyle de bütün okulların eğitim ve öğretim işleri milli ve laik ilkeler doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığının idaresine bırakıldı. Şer’iyye Mahkemeleri kaldırılarak 8 Nisan 1924’te mahkemeler birleştirildi.

20 Nisan 1924’te devlete yeni bir düzen veren Anayasa Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildi. Aşar Vergisi 17 Şubat 1925’te kaldırıldı. Saltanat ve hilafetin kaldırılması eğitimde birliğin sağlanması ve Cumhuriyetin ilanıyla girişilen inkılaplara yenileri eklenerek yenileme çabaları sürdürüldü. 25 Kasım 1925’te Şapka Kanunu çıkarılarak fes kaldırıldı.

Tekke zaviye ve türbelerin kapatılmasına ilişkin 2 Eylül 1925 tarihli kararname 30 Kasım 1925’te yayımlanan kanunla kesinleşti. Hicri takvim Ezani yani alaturka saat yerine 25 Aralık 1925’te Miladi takvim vasati yani alafranga saat sistemi kabul edildi. 17 Şubat 1926’da Medeni Kanun kabul edilerek kadının hukuki durumu yeniden düzenlendi. İktisadi müesseselerde Türkçe Kullanılması Kanunu 10 Nisan 1926’da kabul edildi. 1 Temmuz 1926’da Kabotaj Hakkı yürürlüğe girdi. 28 Mayıs 1927’de Sanayii Teşvik Kanunu çıkarıldı.