Etiket: Resulullah

Miraca Hazırmıyız!

Miraca Hazırmıyız!

Mirac Kandili, Resulullahın göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gecedir…
İçinde bulunmakla şereflendiğimiz receb ayının 27. gecesi mübarek Mi’râc Kandilidir…
Mirac, Resul-i Ekrem aleyhisselamın Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya kadar götürülüp oradan semaya çıkması olayına denir.
Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya kadar gitmesine “İsra” denir. Mescid-i Aksa’dan Okumaya Devam Ediniz…

Mekkenin Fethi

Mekkenin Fethi

Hudeybiye andlaşmasına göre Huzaa kabilesi, Resulullaha,Bekiroğulları kabileside Küreys kabilesi himayesine girmisdi.Fakat Bekiroğulları kabilesi ansızın Küreyslilerden Şaffan bin Umeyye,İkrime bin Ebu Cehil, Süheyl bin Amr, Hüveytib bin Abdulüzza, Mükrez oğlu Hafz ve bir kısım küreysli müşriklerle Huzaa kabilesi üzerine saldırmışlar ve onlardan 23 kişiyi öldürmüşlerdi.Bunun üzerine Huzaa kabilesinden Amr bin Salim Huzai 41 kişilik toplulukla peygamberimize geldiler ve olayı Resulullaha anlattılar. Resulullah Küreyslilere, ya bu saldırıda öldürülen 23 kişinin diyetinin ödenmesini yada Küreyslilerin Bekiroğullarının himayesini bırakmasını istedi. Küreysli Müşrikler bunları da kabul etmediler.Fakat yinede anlaşmayı bozdukları için içlerini korku bürüdü. Ve Okumaya Devam Ediniz…

Peygamberimizin Gayb’dan Haberleri

Peygamberimizin Gayb'dan Haberleri

Soru: Mucizeye, keramete inanmayanlar, * Resulullah da gaybı bilemez» diyorlar. Bu hususta âyet ve hadis yok mu da böyle diyorlar?

CEVAP: Allah-u teâlâ bildirirse, Resulullah da gaybı, gelecekte olan şeyleri bilir. (Cin suresi 27)

Resulullah efendimizin mucize olarak gelecekten haber verdiği

* Bir zaman gelecek» diye başlayan hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:

* Bir zaman gelecek, insanlar, yalnız parayı düşünüp, helal haram düşünmeyecekler (Buhari)

* Rüşvet, hediye adı altında verilecek, gözdağı için suçsuz kişiler öldürülecek (İ. Gazali)

* Âmirler, imamlar, namazı öldürecek, vaktinden sonraya bırakacaklar (Müslim)

* Peygamberim diyen yalancılar çıkacak, benden sonra peygamber gelmeyecek (Mişkat) (Peygamberim diyen birçok yalancı çıkmıştır.)

* Sünnetimi öldürerek dini bozmaya çalışan kimseler çıkacak (Deylemi)

* Kurân’dan başka bir şeye uymayız diyenler çıkacak (Ebu Davud) Okumaya Devam Ediniz…

Mevlid Kandili Hakkında

Mevlid Kandili Hakkında

Mevlid kelimesinde “doğum” mânası vardır. Kandil kelimesinde de, belli günlerde yakılan aydınlık anlamı mevcuttur. İkisini bir araya getirip de Mevlid Kandili dediğimizde, Resûlüllah (asv)’ın doğum gecesinde minarelerde yakılan kandiller hâtıra gelmektedir. Müslümanlar, her sene Rebiü’l-evvel ayının on ikinci gecesine giriş teşkil eden geceyi dinî merasimlerle ihyâ eder, farklı bir huzur ve neş’eyle tes’id etme titizliği gösterirler. Kandillerle donatılan camiler bu niyetle dolar, taşar…

Müslümanlar bu geceyi, hem kendi açılarından, hem de çocukları açısından düşünürler. Kendi açılarından düşünürken ibâdetleri, çevredeki konu komşuya yardımları, çeşitli iyilikleri hatırlar, farklı bir yardım anlayışında olurlar. Çocukları açısından ise, çok dikkatli olurlar. Mâsum dimağlarda gecenin güzel bir hatıra olarak kalmasını temin edecek çarelere başvururlar. Nitekim o günde çocukların sevineceği şeyler alırlar, hoşlarına gidecek sohbetler tertip ederler, gecenin, zihinlerinde tatlı bir hâtıra olarak kalmasını temin ederler. Okumaya Devam Ediniz…

BERAT KANDİLİ

 

BERAT KANDİLİ

Berat Kandili Nedir Kısaca Bilgi ; Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev’inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr’in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir’de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat’ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur’anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur’anla ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır. ( Said Nursî Şualar: 505) Açıklaması . Okumaya Devam Ediniz…

HADİSİ ŞERİFLERDE NAMAZ


Benim Şu Kuluma Bakın

Ukbe İbnu Amir (r.a) anlatıyor:
Resülullah (a.s)’ın şöyle söylediğini işittim:
-Rabbin, koyun güden bir çobanın, bir dağın zirvesine çıkıp namaz için ezan okuyup sonra da namaz kılmasından hoşlanır ve Allah Teâlâ hazretleri şöyle der: “Benim şu kuluma bakın! Ezan okuyor, namaz kılıyor, yani benden korkuyor. Yemin olsun, kulumu affettim ve onu cennetime dahil ettim.” Okumaya Devam Ediniz…

HZ. EBÛ BEKİRİN İLK MÜSLÜMAN OLUŞ HİKAYESİ

HZ. EBÛ BEKİRİN İLK MÜSLÜMAN OLUŞ HİKAYESİ

Hz. Ebû Bekir, eskiden berr Resûli Ekrem Efendimizin en yakın dostlarından biri idi. Samimî görüşür ve konuşurlardı.

Onda da göze çarpan en mühim vasıf, Câhilliyye devrinin çirkin âdetleri, kötü ahlâk ve yaşayışları ile fıtratını bozmamış olması, ruh, kalb ve aklını şirk inancıyla kirletmemiş bulunmasıydı. Tanınmış bir tüccardı. Kavminin ileri gelenleri her zaman fikrinden istifade ederlerdi. Kureyş’in kan dâvalarını halleden de oydu. Bir diğer mühim vasfıda, Kureyş ailelerinin soy soplarını, nesep şecerelerini, iyilik ve kötülüklerini gayet iyi bilmesiydi.

Resûlullah Efendimiz, henüz açıktan davete başlamamıştı. Fakat yine de dâvası kulaktan kulağa yayılmış ve Kureyş ileri gelenleri tarafından duyulmuştu.

Hz. Ebû Bekir, Yemen tarafına yaptığı bir seyahatten henüz dönmüştü. Başta Ebû Cehil, Ukbe b. Ebî Muayt ve bazı Kureyş ileri gelenleri, kendisine “hoş geldin” demek için evine vardılar. Hz. Ebû Bekir, “Ben Mekke’de yokken neler olup bitti? Önemli bir haber var mı?” diye sordu.

Onlar, “Ey Ebû Bekir!..” dediler, “Büyük bir iş var! Ebû Tâlib’in yetimi Muhammed, peygamberlik iddiasına kalkıştı! Biz de senin Yemen’den dönüşüne kadar beklemeyi uygun bulduk. Artık, sen o dostuna git, ne edeceksen et!*”

Hz. Ebû Bekir, derhâl Fahri Kâinat’ın evine vardı; “Yâ Ebe’Kasım!.. Peygamberlik iddiasında bulunduğun, kavminden ayrıldığın ve atalarının dinini kötüleyip inkâr ettiğin doğru mu?” diye sordu.

Resûli Zîşan Efendimiz, küçük yaşlarından beri beraber oldukları Hz. Ebû Bekir’in bu sözlerine önce tebessüm buyurdu, sonra da, “Yâ Ebû Bekir!.. Ben sana ve bütün insanlara gönderilmiş Allah Resulüyüm! İnsanları tek bir olan Allah’a davet ediyorum! Sen de şehâdet getir!” dedi.

Hz. Ebû Bekir’in akıl ve gönül âleminde bir anda şimşekler çaktı. Bu sözleri, küçük yaşından beri çok iyi tanıdığı, zâtını candan seven sayan ve o âna kadar mübarek dudaklarından hilâfı hakikat tek bir söz işitmeyen Muhammedû’l Emin’den (s.a.v.) duyuyordu. Hiçbir tereddüt emaresi göstermeden Müslüman oldu.204

İslâm’a davet karşısında en ufak bir tereddüt göstermeyişini, Resûlullah Efendimiz, onun için bir fazilet sayarak şöyle buyurmuştur:

“Ebû Bekir’den başka, îmana davet ettiğim herkes bir duraklama, bir tereddüt, bir şaşkınlık geçirdi. Fakat o, kendisine İslâm’ı anlattığım zaman ne durakladı ve ne de tereddüt etti!”205

Resûli Ekrem Efendimizi, bu itibarlı dostunun Müslüman olması fazlasıyla sevindirdi. Hz. Âişe Validemizden gelen bu husustaki rivayet şöyle:

“Nebîyyi Ekrem’i, iki dağ aralığında, Hz. Ebû Bekir’in Müslüman olmasından daha çok sevindiren bir başka hâdise olmamıştır.”

İslâm’la şereflenen Hz. Ebû Bekir’in daha evvel gördüğü bir rüyası da böylece gerçekleşmiş oldu: Rüyasında bir ayın Mekke’ye indiğini, sonra bölünerek şehrin evlerine dağıldığını, sonra da toplanıp kendi evine girdiğini görmüştü.

Bu rüyasını o zaman Ehli Kitap’tan bazı âlimlere anlatmıştı. Onlar, gelmesi beklenen peygamberin pek yakında Mekke’den çıkacağını, kendisinin de ona uyup bahtiyarlar arasında yer alacağını söylemişlerdi.206

Hz. Ebû Bekir, Müslümanlığını izhar etmekten de çekinmedi.

Müslüman olması, Kureyş arasında büyük bir yankı uyandırdı. Çünkü o, Kureyş içinde itibarlı, sağlam, güvenilir, sözünde sâdık biri idi. Sevimliliği ve yumuşak huyluluğu da onu kavmine sevdirmişti.

Hz. Ebû Bekir, Müslüman olan hür ekreklerin ilk halkasını temsil ediyordu. Onun Müslüman olmasıyla, îman halkası biraz daha genişledi, yollar biraz daha açıldı ve müstakim caddeye yürüyen bahtiyarlar daha da arttı. Onun vasıtasıyla Müslüman olan Hz. Bilâli Habeşî ile îman ve İslâm nîmetine erişen ve her biri âdeta bir sınıfın temsilcisi durumunda bulunan ilk Müslümanlar şunlar oldu:

Kadınlardan, Hz. Hatice,

Çocuklardan Hz. Ali,

Hür erkeklerden Hz. Ebû Bekir,

Âzadlı kölelerden Hz. Zeyd b. Harise,

Kölelerden Hz. Bilâli Habeşî (Radıyallahü Anhüm)

RASULULLAHI SEVMEK


Habibullahı sevmek
Hz.Amine gibi
son nefesinde elinden şefkatle tutup
seslenmişti ona
ey dehşetli ölüm okundan
ALLAH’IN yardım ve ihsanıyla
yüz deve karşılığında kurtulan zatın oğlu
ALLAH seni aziz ve devamlı kılsın
eğer rüyada gördüklerim doğruysa
sen celal ve ikram sahibi olan ALLAH tarafından
adem oğullarına peygamber gönderileceksin
sen ceddin İbrahim’in teslimiyet ve dinini tamamlamak için gönderileceksin
ALLAH seni putlardan koruyacak ve alıkoyacaktır.
her yaşayan ölür her yeni eskir
evet bende öleceğim Okumaya Devam Ediniz…

İtikaf Nedir?

Bir yerde bekleme, durma ve kendini orada hapsetme. Akıl bâliğ veya temyiz kudretine sahip bir müslümanın beş vakit namaz kılınan bir mescitte ibadet niyetiyle bir süre durması anlamında bir fıkıh terimi.

İtikâf, Kur’an ve sünnetle sabittir. Kur’an’da Ramazan ayının gecelerinden söz edilirken; “… Camilerde itikâfta iken de hanımlarınıza yaklaşmayın…” (el-Bakara, 2/ 187) buyurulur. Başka bir ayette itikâf ibadetinin daha önceki ümmetlerde de yapıldığına işaret edilir (bk. el-Bakara, 2/125). Hz. Peygamber’in özellikle Ramazan içinde ve Ramazanın son on gününde itikâf yaptığını bildiren çeşitli hadis-i şerifler vardır. Hz. Âîşe’nin şöyle dediği nakledilmiştir: “Resulullah (s.a.s) Ramazan’ın son on gününde itikâf yaparlardı. Bu durum vefat zamanına kadar bu şekilde devam etmiştir. Daha sonra Hz. Peygamber’in zevceleri itikâfı sürdürmüşlerdir” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 67, 129; bk. Buhârî, İ’tikâf, 1-18; Ezân, 12, 135; Hayz 10; Müslim, İ’tikâf, 1-6; Ebû Dâvud, Ramazân, 3; Savm, 77).
Okumaya Devam Ediniz…

Ramazan-ı Şerif Duası

Ramazan-ı Şerif DuasıHazreti Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gün sırtını mihraba verip oturmuştu. Cebrâil aleyhisselâm içeri girip selâm verdi. Buyurdu ki:

“Ya Muhammed sallallahu Teâlâ aleyhi ve sellem Allah sana selâm etti. Bu duâyı sana ve senin ümmetine hediye gönderdi ve hem buyurdu ki: “Ben azimuşşan bu duâyı arş-ı a’zam sağında bu cihânı yaratmazdan beşyüzyıl evvel yazdım” dedi. İmdi her kim bu duâyı Ramazan ayının evvelinde veya ortasında, ya âhirinde Cuma gecesi hayırlı bir niyet için okursa Allahu Teâlâ: bu benim has kulumdur, ol kulumun her ne türlü hâceti varsa reva kılarım “dedi. Hem de ol kişi kâdir gecesine erişir.  Okumaya Devam Ediniz…

Gusül Abdestiyle Namaz Kılınır mı?

Soru: Gusül abdesti aldıktan sonra tekrar namaz kılmak için abdest almak gerekli midir? Gusül abdesti ile namaz kılınabilir mi?

Cevap: Abdest ve guslün tarif edildiği ayet şöyledir:“Müminler! Namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Başınıza meshedin ayaklarınızı da topuklarınıza kadar. Eğer cünüpseniz yıkanın. Hasta veya yolcu olur veya sizden biri ayakyolunda gelir ya da kadınlara temas etmiş olur da su Okumaya Devam Ediniz…

Regaib Kandili ve Recep Ayı Hakkında Hadisler

• Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder. [Gunye]
• Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsini tutmuş gibi sevap verilir. [Miftah-ül-cenne]
• Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Yala]
• Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İbn-i Asâkir]
• “Receb-i Şerîf’in birinci gününde oruç tutmak üç senelik, ikinci günü oruçlu olmak iki senelik ve yine üçüncü günü oruçlu bulunmak bir senelik küçük günahlara kefaret olur. Bunlardan sonra her günü bir aylık küçük günahların af ve mağfiretine vesile olur.” buyuruyorlar. (Camiu-s sağir) Okumaya Devam Ediniz…