Etiket: Osmanlı

İdadi (İdadiye) Nedir? İdadiye Hakkında Bilgi

İdadi (İdadiye) Nedir? İdadiye Hakkında Bilgi

İdadi kelimesi dilimize Arapça iʿdādī kelimesinden girmiştir. Anlamı ise eskiden lise derecesindeki okullara verilen addır. İdadiye olarak da halk arasında kullanılmıştır. Bu okullar aynı zamanda, Askerî tıbbiye ve harp okuluna girmek isteyen öğrenciler için açılan hazırlık sınıflarıdır. İdadîlere 11-14 yaş arasındaki öğrencileri alınmaktaydı. İstanbul’da açılan ilk idadî Mekteb-i, Fünun İdadîye (Fen Lisesi)dir. Mekteb-i Harbiye talebeleri ise imtihanla bu okullara alınıyordu. Orta okul derecesinde olan Rüşdiye mezunlarını yüksek okullara hazırlamak için kurulan bu Daha Fazlasını Oku

“Altı Kaval üstü Şeşhane ” Deyiminin Anlamı

Altı Kaval üstü Şeşhane Deyiminin Anlamı
Bu deyim halk arasında “Altı Kaval üstü Şişhane ” olarak ta kullanılmaktadır. Parçaları birbirine uymayan aparatlara veya giyim kuşamı uyumsuz kıyafetleri giyenlere “Altı kaval,Üstü Şeşhane” deyimi kullanılır.Türk Dil Kurumu  anlam olarak “giysilerini birbirine uygun düşüremeyen, yakıştıramayanlar için söylenen bir söz”diye belirtmektedir.

İstanbul’un ilçelerinden Şişhane’ye eskiden Şeşhane denilirdi.Kelime anlamına bakacak olursak ‘şeş’ altı demektir.”hane” ise imalat yapılan işlerin sonuna her zaman getirilirdi. Kahvehane,dabakhane,yemekhane gibi… Şeş (Altı) tüfek ve toplardaki yiv sayısını belirtmektedir. Yivsiz top ve tüfeklere içi düz olduğu için kaval tipi denilir ve bu toplarda toplarda sadece  gülle kullanırlardı. Daha sonra ise yiv icat Daha Fazlasını Oku

Kanuni Sultan Süleyman’ın Ölümü ve Zigetvar Seferi

Kanuni Sultan Süleyman'ın Ölümü ve Zigetvar Seferi1564 yılında Almanya İmparatoru I. Ferdinand ölmüş ve yerine oğlu II.Maximilien geçmişti. Bu sebeple Avusturya ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki barış antlaşması hükümsüz kalmıştı. Sadrazam Semiz Ali Paşa da iki yıldan beri gönderilmeyen devlet haracı ödenene kadar Avusturya elçilerinin huduttan içeri sokulmamasını emretmişti.

Tahta yeni çıkan İmparator II.Maximilien’ i tebrik eden Osmanlı elçisi, konuyu yeni İmparatora hatırlatarak, ödenmeyen haracı talep etmiş aksi takdirde savaş veya barış seçeneklerinden birini tercih etmesini istemişti. Bu tehdit üzerine Michel Czernovvicz, Georges Albani, Achaz Csabi’den oluşan Avusturya elçilik heyeti, birikmiş haraçların hepsini 4 Şubat 1565 Pazar günü İstanbul’a getirmiş ve 90 bin altını bulan meblağ merasimle takdim edilmişti.
Barış görüşmeleri yapılıyor
Bu esnada Erdel Hanlığı ile Avusturya arasında muharebeler sürmekte olduğundan bu konuyla ilgili de görüşmeler başlamıştı. Avusturya elçileri, İmparator’un sulhten yana olduğunu, fakat evvelce Osmanlı himayesindeki Erdel Hânı Zsigmond tarafından zaptedilen “Szathmar” kalesinin iadesini talep etmişlerdi. Müzakereler sürerken Sadrazam Semiz Ali Paşa, barış antlaşmasının yenilenmesinden yana tavır ortaya koymuştu. Fakat II. Maximilien’in Tokay ve Serencs şehirlerini ele geçirdiği haberinin İstanbul’a ulaşması üzerine duruma çok kızan Kanuni Sultan Süleyman, Erdel Hânı’na yardım edilmesini emretmiş ve sulh için üç şartın kabul edilmesini istemişti:

1-Tokay ve Serencs şehirlerinin derhal geri verilmesi;
2-Avusturya İmparatorluğu’nun vermeyi taahhüt ettiği haraçların düzenli ödenmesi;
3-Erdel hanlığına karşı yapılan saldırıların durdurulması.
Avusturya’ya savaş ilan ediliyor Daha Fazlasını Oku

Osmanlı Kronolojisi

1299 – Söğüt’de Osmanlı’nın Osman Gazi tarafından kurulması
1300 – Yondhisar ve Yenişehir kalelerin fethi.
1300 – Yenişehir’in başşehir yapılması.
1302 – Koyunhisar Muharebesi Osman’ın bölgede karizmatik lider olması. Osmanlı İmparatorluğunun
kuruluşu (Devlet-i Aliyye, Halil İnalçık)
1302 – Köprühisar’ın Fethi
1303 – İznik kuşatması
1303 – Marmaracık Kalesi’nin Fethi
1306 – Dinboz Savaşı sonucunda Kestel, Kete ve Ulubad kalelerinin ferthi.
1306 – İlk askeri antlaşma
1307 – İznik’in sıkıştırılması ve Yalova akını.
1308 – İmralı Adası’nın Fethi ve Osmanlıların Marmara Adası’na dayanmaları.
1308 – Koçhisar’ın Fethi
1313 – Harmankaya Tekfuru Köse Mihail’in Müslüman olması, kalesi ve taraftarları ile birlikte Osmanlılara katılması.
1326 – Orhan Gazi’nin tahta geçişi
1326 – Bursa’nın Osmanlılar tarafından alınışı
1331 – İznik’in Osmanlılar tarafından alınışı
1331 – İlk Osmanlı medresesinin İznik’te Orhan Gazi tarafından kurulması
1334 – Karesi Beyliği’nin ilhakı
1337 – Kocaeli’nin Fethi
1346 – Orhan Gazi’nin Kantakuzenos’un kızı ile evliliği ve Bizans ile ittifakı
1349-1352 – Bizans’a yardım için Süleyman Paşa’nın Rumeli’ye geçişi ve Çimpe Kalesi’nin Osmanlılar tarafından üs olarak alınışı
1352 – Osmanlılar’ın Cenevizliler’e Osmanlı topraklarında serbest ticaret yapma imtiyazı vermeleri Daha Fazlasını Oku

Yavuz Selimden İbretlik Hikaye

Yavuz Selimden İbretlik Hikaye
Biz Türkler bir defa üzerine oturduğumuz şeyi, sırtımıza almayız.

Vakti zamanında Acem şahı, Osmanlı devletinin büyüklüğünü ve şaşaasını kıskanmaktadır. Ve bunu her davranışıyla ortaya koymaktadır.

Şah Osmanlı”ya bir şey yapamadığından, hıncını oraya tayin edilen elçilerden almaktadır. Oraya tayin edilen elçilere sade kötü muamele yapmakla kalmayıp, işkence dahi etmektedir.
Yavuz Sultan Selim, şaha bir mektup göndermek istemektedir. Amma onu götürecek kimse, hem onun kötü muamelesine dayanacak kadar cesur hem de Osmanlının itibarını koruyacak kadar da vakur olmalıdır. Daha Fazlasını Oku

Şeyh Edebali Hazretleri

Şeyh Edebali Hazretleri

Şeyh Edebali Hazretleri (1206-1326), Osmanlı Devleti’nin mânevî bânîsi, Osman Gâzi’nin kayınpederi ve üstâdıdır. 120 sene ömür sürmüştür. Tahsîlinin başlangıcı, muhtemelen doğum yeri olan Karaman’da, ikmâli ise Şam’dadır. Zamanın tanınmış bütün âlimlerinden ders okumuş ve hem zâhirî hem de bâtınî ilimler bakımından eşsiz bir duruma gelmiştir.

Moğol istilâsının ardından büyük bir çalkantı ve buhran yaşayan müslüman Anadolu’nun, içinde bulunduğu bu girdaptan kurtulması için büyük gayretler sarf eden şahsiyetlerin başında Edebali Hazretleri gelmektedir. Daha Fazlasını Oku

Ahali Mübadelesi

Ahali Mübadelesi

1923’te imzalanan Lozan Antlaşması gereğince Türkiye’deki Rumlarla, Yunanistan’daki Türklerin büyük bölümünün karşılıklı değiştirilmesi.

Osmanlı Devletinin son zamanlarında meydana gelen Kırım, Doksanüç ve Balkan harplerinden sonra Anadolu’ya Kırım’dan, Kafkaslardan ve Balkanlardan pekçok Müslüman-Türk nüfus göç etti. Öte yandan Tanzimattan sonra gayri müslim tebeaya ve azınlıklara verilen imtiyazlar, özellikle Rumların ekonomik bakımdan güçlenmesi neticesini ortaya çıkardı. Bu sebeple Yunanistan’dan Anadolu’ya göç oldu. Rumlar özellikle İstanbul’da, Batı Anadolu’da, Trakya’da veKaradeniz kıyılarında yerleştiler. Ekseriyeti şehirlerde oturan ticaret ve sanatla meşgul olan Rumlar, dış ticarette ve imalat sanayiinde önemli yer tuttular. 1919 senesinde Batı Anadolu’daki Daha Fazlasını Oku

Oamanlı ve Avrupada Tuvalet Kültürü

Osmanlı imparatorluğu sahip olduğu kültür ve yaşam tarzı ile Avrupa için örnek bir devletti. Bugün yaygınlığını yitirmiş olsa da; Osmanlı’da Türk Hamamları temizlik adına çok önemli mekanlardı. Hamam kavramı Avrupa için temiz olmak ve banyo kültürü oluşmasında yine öncülük yapmıştır.
Hatta: daha da ilginç olanı Avrupa’da tuvalet kavramı bile yoktu. 1600’lerde tuvalet kavramından bihaberdiler. 1667 tarihinde Osmanlı’da “Tuvalet Vakfı” kurulurken Avrupa’da tuvalet bilinen bir şey değildi. İnsanlar ihtiyaçlarını boş buldukları alanlarda, ya da evin içinde giderip dışarıya fırlatıyordu. Şehirler pis kokuyordu. Bu

Daha Fazlasını Oku

Sait Halim Paşa Kimdir?

Sait Halim Paşa Kimdir?Sait Halim Paşa (d. 1863 – ö. 6 Aralık 1921), 11 Haziran 1913 – 14 Şubat 1917 tarihleri arasında, fiili gücün İttihat ve Terakki ve özellikle de Talat Paşa – Enver Paşa – Cemal Paşa üçlüsü elinde olduğu bir dönemde sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.
1863 yılında Kahire’de doğmuştur. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın dört oğlundan biri olan Mehmet Abdülhalim Paşa’nın oğludur. Sait Halim Paşa ilk ve orta tahsilini Kahire’de özel olarak yapmış, Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca öğrenmiştir. Daha sonra İsviçre’de beş yıl siyasal bilgiler öğrenimi görmüştür.

1888’de Mîr-i Mîran rütbesi ile ve Mecîdî nişanı ile Şûra-yı Devlet (Danıştay) âzâsı olmuştur. Kendisine, 1889’da II. ve 1892’de I. rütbe Osmânî ve 1899’da murassa Mecîdî nişanı, 1900’de de Rumeli Beylerbeyi pâyesi verilmiştir. 1908’de ise bulunduğu Şûrâ-yı Devlet âzâlığından kadro dışı bırakılmış, ancak aynı dönemde Belediye genel

Daha Fazlasını Oku