Etiket: Osmanlı

Sarıkamış’ı Unutmadık Unutmayacağız…!

Sarıkamış'ı Unutmadık Unutmayacağız...!

Harekâtı´nın 105’inci yıl dönümü nedeniyle Osmanlı-Rus Savaşı sırasındaki
Kars-Sarıkamış ın”Allahüekber Dağları´nda Donarak Şehit Düşen 90 Bin Askeri hatırladık. Sarıkamış Harekatı Türk tarihinin en dramatik olaylarından biridir. Elbette kahraman bir milletin evladıyız fakat
Bizim kahramanlıklarımız aynı zamanda zaferlerle birlikte acılarda yaşatmıştır. Yemen´de kavurucu sıcağından, Sarıkamış´ta dondurucu soğuğuna yazlık elbiseyle çarıksız giden körpe fidanların hikâyesi yakar sinemizi. Bu bir efsanenin ayakta kalma ve yaşamak için son çırpınışıydı. Asırlarca içten içe altını oyan dış ve iç mihrakların, yıkılan bir devin çıkardığı feryadının adıdır, Yemen, Çanakkale, Sarıkamış… Sarıkamış denince içim burkulur her taraf çarıksız cesetlerle görünür gözüme, hüzün kaplar içimi. Binlerce ANADOLU evladı gömüldü karlara gecenin kör vaktinde mosmor bedenle. Tabi gömemedi onu Sarıkamış bağrına acısını dayanamayıp attı baharın kardelenlerine. Daha Fazlasını Oku

İdadi (İdadiye) Nedir? İdadiye Hakkında Bilgi

İdadi (İdadiye) Nedir? İdadiye Hakkında Bilgi

İdadi kelimesi dilimize Arapça iʿdādī kelimesinden girmiştir. Anlamı ise eskiden lise derecesindeki okullara verilen addır. İdadiye olarak da halk arasında kullanılmıştır. Bu okullar aynı zamanda, Askerî tıbbiye ve harp okuluna girmek isteyen öğrenciler için açılan hazırlık sınıflarıdır. İdadîlere 11-14 yaş arasındaki öğrencileri alınmaktaydı. İstanbul’da açılan ilk idadî Mekteb-i, Fünun İdadîye (Fen Lisesi)dir. Mekteb-i Harbiye talebeleri ise imtihanla bu okullara alınıyordu. Orta okul derecesinde olan Rüşdiye mezunlarını yüksek okullara hazırlamak için kurulan bu Daha Fazlasını Oku

Siyakat Hakkında Bilgi -Siyakat Yazısı

Siyakat Hakkında Bilgi -Siyakat YazısıSözlükte “siyakat; genellikle devlet dairelerinde kullanılmış bir yazı türü”olarak belirtilmiştir.Arapçadan gelme bir kelime olup sanat eseri olmayan yazılardır.Devletin güvenliği nedeniyle önemli bilgiler şifreli olarak yazılmışlardır.Genellikle her dönemde katibin özelliğine göre şekillenmiş olan bu yazılara anahtar kelimelerle şifreler konulmuştur.

Yerine göre nesih, nesta‘lik, ince divanî ve rik‘a kırması, kûfî hurdesine benzer bazı yazıların harfleri karıştırılmış olmasına rağmen yeterli olmamakla beraber harflerin müfred ve birleşik şekillerini gösteren siyâkat elifbâsı düzenlenmiştir. Yazıda sürat ve ihtisarı sağlamak için satırlar, kelimeler ve harfler kalemin süratli, tabii akışının sonucu birbirine yaklaşmış, ilişmiş, harfler küçülmüş, bazı ayrıntıları çıkarılmış, uzantılar, dik hatlar kısaltılmış, genellikle pe, çe, şîn ve bazan nûn harfi dışındaki noktalı harflere nokta konmamıştır. Nokta bazı harflerde sona birer işaret şeklinde takılmış, med yalnız elif harfinin üstüne konmuş, çoğu kere şedde konmamıştır. Genelde imlâ bakımından kendinden sonra gelen harfe bitişmeyen harfler resim ve sürat için bazan diğer harfe bitişmiş, zamanla girift bir biçimde şifre haline gelen anahtar (miftah) kelimeler oluşmuştur. Hatta bir kelimenin birkaç şifre yazılışı ortaya çıkmıştır. Kef gibi keşîdeye uygun harfler sonra gelen kelimelerin altında bir çizgi şeklinde devam etmiş, râ harfi keskin köşeli bir dâl harfine, dâl harfi tabanı sola çıkıntılı bir üçgene dönüşmüştür. Siyâkat yazısı ile beraber kullanılan rakamların da özel bir sistemle yazılış biçimleri vardır. Hint rakamları yerine Arapça sayı isimlerinin harfleri kısaltılarak şifreleştirilmiş, siyâkat-i Arabî, erkām-ı Arabiyye, divanın malî ve muhasebe kayıtlarında Daha Fazlasını Oku

“Altı Kaval üstü Şeşhane ” Deyiminin Anlamı

Altı Kaval üstü Şeşhane Deyiminin Anlamı
Bu deyim halk arasında “Altı Kaval üstü Şişhane ” olarak ta kullanılmaktadır. Parçaları birbirine uymayan aparatlara veya giyim kuşamı uyumsuz kıyafetleri giyenlere “Altı kaval,Üstü Şeşhane” deyimi kullanılır.Türk Dil Kurumu  anlam olarak “giysilerini birbirine uygun düşüremeyen, yakıştıramayanlar için söylenen bir söz”diye belirtmektedir.

İstanbul’un ilçelerinden Şişhane’ye eskiden Şeşhane denilirdi.Kelime anlamına bakacak olursak ‘şeş’ altı demektir.”hane” ise imalat yapılan işlerin sonuna her zaman getirilirdi. Kahvehane,dabakhane,yemekhane gibi… Şeş (Altı) tüfek ve toplardaki yiv sayısını belirtmektedir. Yivsiz top ve tüfeklere içi düz olduğu için kaval tipi denilir ve bu toplarda toplarda sadece  gülle kullanırlardı. Daha sonra ise yiv icat Daha Fazlasını Oku

Osmanlı Sadrazamları

* Hacıkemaleddinoğlu Alaeddin Paşa 1320 1331 Türk
* Mahmudoğlu Nizamüddin Ahmed Paşa 1331 1348 Türk
* Hacı Paşa 1348 1349 Türk
* Sinanüddin Fakih Yusuf Paşa 1349 1364 Türk
* Çandarlı Kara Halil Hayrettin Paşa 1364 1387 Türk (Ankara’nın Nallıhan İlçesi Cendere köyü’nden; Çandarlı ailesinden)
* Çandarlı Ali Paşa 1387 1406 Türk (Çandarlı ailesinden)
* Osmancıklı İmamzade Halil Paşa 1406 1413 Türk (Osmancıklı)
* Amasyalı Beyazıt Paşa 1413 1421 Türk (Amasyalı)
* Çandarlı (1.) İbrahim Paşa 1421 1429 Türk (Çandarlı ailesinden)
* Osmancıklı (Amasyalı) Koca Mehmed Nizamüddin Paşa 1429 1439 Türk (Osmancık veya Amasyalı)
* Çandarlı (2.) Halil Paşa 1439 1453 Türk (Çandarlı ailesi). İdam edilen ilk sadrazamdır.
* Veli Mahmud Paşa (1. sadareti) 1453 1466 Pomak (Yeniçeri Ocağından yetişme ilk sadrazam); 2 dönem sadrazamlık yapmıştır.
* Rum Mehmed Paşa 1466 1469 Rum devşirme
* İshak Paşa (1. sadareti) 1469 1472 Pomak
* Veli Mahmud Paşa (2. ve son sadareti) 1472 1474 Pomak devşirme. İdam edilmiştir.
* Gedik Ahmed Paşa 1474 1477 Arnavut. İdam edilmiştir.devşirme
* Karamanlı Mehmed Paşa 1477 1481 Türk (Karamanlı)
* İshak Paşa (2. ve son sadareti) 1481 1482
* Koca Davut Paşa 1482 1497 Pomak. Ecelinden ölmüştür.
* Hersekli Ahmed Paşa (1. sadareti) 1497 1498 Boşnak (Hersekli). 5 dönem sadrazamlık yapmıştır.
* Çandarlı (2.) İbrahim Paşa 1498 1499 Türk (Çandarlı ailesi)
* Mesih Paşa 1499 1501 Pomak devşirme
* Hadım Ali Paşa (1. sadareti) 1501 1503 Pomak devşirme
* Hersekli Ahmed Paşa (2. sadareti) 1503 1506 Boşnak (Hersekli). 5 dönem sadrazamlık yapmıştır.
* Hadım Ali Paşa (2. ve son sadareti) 1506 1511 2 dönem sadrazamlık yapmıştır.
* Hersekli Ahmed Paşa (3. sadareti) 1511 1511 Boşnak (Hersekli). 5 dönem sadrazamlık yapmıştır.
* Koca Mustafa Paşa 1511 1512 Pomak devşirme. İdam edilmiştir.
* Hersekli Ahmed Paşa (4. sadareti) 1512 28 Kasım 1514 Boşnak (Hersekli). 5 dönem sadrazamlık yapmıştır.
* Dukakinoğlu Ahmed Paşa 18 Aralık 1514 8 Eylül 1515 Arnavut. İdam edilmiştir.
* Hersekli Ahmed Paşa (5. ve son sadareti) 8 Eylül 1515 26 Nisan 1516 Boşnak (Hersekli).
* Hadım Sinan Paşa 26 Nisan 1516 22 Ocak 1517 Rıdaniye Savaşı’nda şehit düşmüştür. Bulgar devşirme.
* Yunus Paşa 22 Ocak 1517 13 Eylül 1517 Rum devşirme.
* Piri Mehmed Paşa 25 Ocak 1518 27 Haziran 1523 İç Anadolu (Aksaraylı) Türk.Arnavut İbrahim Paşa tarafından, kendi oğluna zehirlettirilmiştir.
* Pargalı İbrahim Paşa 27 Haziran 1523 14 Mart 1536 Rum veya İtalyan (Pargalı). İdam edilmiştir.
* Ayas Mehmed Paşa 14 Mart 1536 13 Temmuz 1539 Arnavut. Vebadan ölmüştür.
* Damat Çelebi Lütfi Paşa 13 Temmuz 1539 Nisan 1541 Arnavut (Avlonyalı). Ecelinden ölmüştür.
* Hadım Süleyman Paşa Nisan 1541 28 Kasım 1544
* Damat Rüstem Paşa (1. sadareti) 28 Kasım 1544 6 Ekim 1553 Hırvat. 2 dönem sadrazamlık yapmıştır.
* Kara Ahmed Paşa 6 Ekim 1553 29 Eylül 1555 Arnavut. İdam edilmiştir.
* Damat Rüstem Paşa (2. ve son sadareti) 29 Eylül 1555 10 Temmuz 1561
* Semiz Ali Paşa 10 Temmuz 1561 28 Haziran 1565 Arnavut.
* Sokollu Mehmed Paşa 28 Haziran 1565 12 Ekim 1579 Boşnak (Bosna’nın Vişegrad kentinin Sokol köyünden). Suikaste uğramıştır.
* Şemsi Ahmet Paşa 11 Ekim 1579 28 Nisan 1580 Arnavut
* Lala Kara Mustafa Paşa 28 Nisan 1580 7 Ağustos 1580 Sırp

Karaman Tarihi

BEYLİKLER DÖNEMİNDE KARAMAN

Oğuzların Afşar boyuna mensup olan Karamanlıların Anadolu’ya ne zaman ve hangi yoldan geldikleri çok kesin olarak bilinemiyor. Oğuz boylarının muhtelif tarihlerde Anadolu’ya geldikleri ve yerleştirildikleri malumdur. Tarihçi Reşidüddin, Karaman ve Menteşeogullarının 20.000 çadır kadar kalabalık bir kütle halinde Tuğrul Bey ile birlikte Anadolu’ya geldiklerini, Tuğrul Beyin geri dönmesinden sonra burada kaldıklarını söyler. Karaman boylarının tarihini yazan Yercani, Anadolu’ya göçmeden önce Amu-Derya civarında yaşayan Karamanlıların, Şirvan yoluyla Anadolu’ya geldiğini anlatır. Anlaşılan odur ki Karaman boyu, diğer Oguz boyları gibi 13.yüzyılın başlarından itibaren etkisini gösteren Mogol istilası sırasında yaşadıkları bölgeleri terk ederek, Azerbaycan taraflarına gelmişler, bir kısmı buralarda kalmış, büyük bir ekseriyeti ise Anadolu’ya geçmiş ve bunlar Anadolu Selçuklu Sultanı I.Alaeddin Keykubad tarafından 1228’ lerde Kamereddin İli adı verilen Ermenek taraflarına
yerleştirilmişlerdir. Burası daha önceleri Ermenilerin elinde iken Alaeddin Keykubad tarafından fethedilmiştir. Nûre Sûfî: Ermenek civarına yerleşen Karaman boyunun başında Nűre Sűfî vardır. Nűre Sűfî, bu tarihlerde Anadolu’da meydana gelen Türkmen eylemleri içerisinde aktif olarak bulunmuş ve Türkmenler arasında büyük bir şöhret kazanmıştır. Çevresinde topladığı güçlerle(özellikle Babaîler) Kilikya Kralı Heytum’un idaresinde olan Hıristiyan bölgelere akınlar düzenlemiş ve aralarında Silifke ve Ereğli’nin de bulundugu bir kısım yerleri ele geçirmiştir. Daha Fazlasını Oku

Kanuni Sultan Süleyman’ın Ölümü ve Zigetvar Seferi

Kanuni Sultan Süleyman'ın Ölümü ve Zigetvar Seferi1564 yılında Almanya İmparatoru I. Ferdinand ölmüş ve yerine oğlu II.Maximilien geçmişti. Bu sebeple Avusturya ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki barış antlaşması hükümsüz kalmıştı. Sadrazam Semiz Ali Paşa da iki yıldan beri gönderilmeyen devlet haracı ödenene kadar Avusturya elçilerinin huduttan içeri sokulmamasını emretmişti.

Tahta yeni çıkan İmparator II.Maximilien’ i tebrik eden Osmanlı elçisi, konuyu yeni İmparatora hatırlatarak, ödenmeyen haracı talep etmiş aksi takdirde savaş veya barış seçeneklerinden birini tercih etmesini istemişti. Bu tehdit üzerine Michel Czernovvicz, Georges Albani, Achaz Csabi’den oluşan Avusturya elçilik heyeti, birikmiş haraçların hepsini 4 Şubat 1565 Pazar günü İstanbul’a getirmiş ve 90 bin altını bulan meblağ merasimle takdim edilmişti.
Barış görüşmeleri yapılıyor
Bu esnada Erdel Hanlığı ile Avusturya arasında muharebeler sürmekte olduğundan bu konuyla ilgili de görüşmeler başlamıştı. Avusturya elçileri, İmparator’un sulhten yana olduğunu, fakat evvelce Osmanlı himayesindeki Erdel Hânı Zsigmond tarafından zaptedilen “Szathmar” kalesinin iadesini talep etmişlerdi. Müzakereler sürerken Sadrazam Semiz Ali Paşa, barış antlaşmasının yenilenmesinden yana tavır ortaya koymuştu. Fakat II. Maximilien’in Tokay ve Serencs şehirlerini ele geçirdiği haberinin İstanbul’a ulaşması üzerine duruma çok kızan Kanuni Sultan Süleyman, Erdel Hânı’na yardım edilmesini emretmiş ve sulh için üç şartın kabul edilmesini istemişti:

1-Tokay ve Serencs şehirlerinin derhal geri verilmesi;
2-Avusturya İmparatorluğu’nun vermeyi taahhüt ettiği haraçların düzenli ödenmesi;
3-Erdel hanlığına karşı yapılan saldırıların durdurulması.
Avusturya’ya savaş ilan ediliyor Daha Fazlasını Oku

Osmanlı Kronolojisi

1299 – Söğüt’de Osmanlı’nın Osman Gazi tarafından kurulması
1300 – Yondhisar ve Yenişehir kalelerin fethi.
1300 – Yenişehir’in başşehir yapılması.
1302 – Koyunhisar Muharebesi Osman’ın bölgede karizmatik lider olması. Osmanlı İmparatorluğunun
kuruluşu (Devlet-i Aliyye, Halil İnalçık)
1302 – Köprühisar’ın Fethi
1303 – İznik kuşatması
1303 – Marmaracık Kalesi’nin Fethi
1306 – Dinboz Savaşı sonucunda Kestel, Kete ve Ulubad kalelerinin ferthi.
1306 – İlk askeri antlaşma
1307 – İznik’in sıkıştırılması ve Yalova akını.
1308 – İmralı Adası’nın Fethi ve Osmanlıların Marmara Adası’na dayanmaları.
1308 – Koçhisar’ın Fethi
1313 – Harmankaya Tekfuru Köse Mihail’in Müslüman olması, kalesi ve taraftarları ile birlikte Osmanlılara katılması.
1326 – Orhan Gazi’nin tahta geçişi
1326 – Bursa’nın Osmanlılar tarafından alınışı
1331 – İznik’in Osmanlılar tarafından alınışı
1331 – İlk Osmanlı medresesinin İznik’te Orhan Gazi tarafından kurulması
1334 – Karesi Beyliği’nin ilhakı
1337 – Kocaeli’nin Fethi
1346 – Orhan Gazi’nin Kantakuzenos’un kızı ile evliliği ve Bizans ile ittifakı
1349-1352 – Bizans’a yardım için Süleyman Paşa’nın Rumeli’ye geçişi ve Çimpe Kalesi’nin Osmanlılar tarafından üs olarak alınışı
1352 – Osmanlılar’ın Cenevizliler’e Osmanlı topraklarında serbest ticaret yapma imtiyazı vermeleri Daha Fazlasını Oku

Yavuz Selimden İbretlik Hikaye

Yavuz Selimden İbretlik Hikaye
Biz Türkler bir defa üzerine oturduğumuz şeyi, sırtımıza almayız.

Vakti zamanında Acem şahı, Osmanlı devletinin büyüklüğünü ve şaşaasını kıskanmaktadır. Ve bunu her davranışıyla ortaya koymaktadır.

Şah Osmanlı”ya bir şey yapamadığından, hıncını oraya tayin edilen elçilerden almaktadır. Oraya tayin edilen elçilere sade kötü muamele yapmakla kalmayıp, işkence dahi etmektedir.
Yavuz Sultan Selim, şaha bir mektup göndermek istemektedir. Amma onu götürecek kimse, hem onun kötü muamelesine dayanacak kadar cesur hem de Osmanlının itibarını koruyacak kadar da vakur olmalıdır. Daha Fazlasını Oku

Şeyh Edebali Hazretleri

Şeyh Edebali Hazretleri

Şeyh Edebali Hazretleri (1206-1326), Osmanlı Devleti’nin mânevî bânîsi, Osman Gâzi’nin kayınpederi ve üstâdıdır. 120 sene ömür sürmüştür. Tahsîlinin başlangıcı, muhtemelen doğum yeri olan Karaman’da, ikmâli ise Şam’dadır. Zamanın tanınmış bütün âlimlerinden ders okumuş ve hem zâhirî hem de bâtınî ilimler bakımından eşsiz bir duruma gelmiştir.

Moğol istilâsının ardından büyük bir çalkantı ve buhran yaşayan müslüman Anadolu’nun, içinde bulunduğu bu girdaptan kurtulması için büyük gayretler sarf eden şahsiyetlerin başında Edebali Hazretleri gelmektedir. Daha Fazlasını Oku