İcazetler ve İcazet Çeşitleri

İcazetler ve Çeşitleri

Birincisi yani EN MÜHİMİ HİLAFET-İ MUTLAKADIR ki; mürşidi kâmil-i mükemmili makamı müşahedeye vasıl olan (ulaşan) zevat-ı aliyye istihlaf eder (yerine halife bırakır). Tarikat umurunu onun kifayet-i ilmiye ve ameliyesine (ilmi ve ameli yeterliliğine) tevdi eder (emanet bırakır). “Muhakkak ki Allah Celle Calalühu emanetleri ehline vermenizi emreder.” Ayeti kerimesini hükmünü ifa eder (yerine getirir).

İKİNCİSİ HİLAFET-İ MUKAYYEDEDİR (SINIRLI HİLAFET). İlmen ve amelen ve ittikaen (takvasiyle) ve veraan (şüpheli şeylerden sakınmasıyla) kafi ve şeraitin ifasına muktedir (kendisine söylenilen şeyleri yerine getirmeye kadir) bir zatı, münasip gördüğü vezaifi (vazifeleri) tahdiden (sınırlı olarak) hilafet-i mukayyede ile tahlif eder (halife tayin eder). Lazım-ul arz olan ahvali arz eder aldığı cevapla amel eder (karşılaştığı durumları mürşidine bildirir ve aldığı cevaba göre hareket eder). Böyle bir zatın hilafeti pir-i kamil ve mükemmilin hayatta olmasıyla meşruttur. Vefat ederse hali hayatında şart koştuğu evamire(emirlere) tatbik-i hareket labut ve lazımdır.

Kutbul İrşad ve Tasarruf

Kutbul İrşad ve Tasarruf

Bir işin merkezinde bulunup onu idare edene “o işin kutbu, yani idarecisi” denir. Bir memleketin işlerini yürüten kimse, o işlerin kutbudur. Bir müctehid, fetva işlerinin kutbudur. Bir kâmil mürşid de irşad ve terbiye işlerinin kutbudur. Onun için, kendisine tasavvuf dilinde “kutbu’l-irşad” denir.

Kutub ifadesi bir sıfattır; irşadla görevli ve bu işe ehliyetli kâmil insanlar için kullanılan bir ünvandır. Kur’an-ı Hakim’de ve Sünnet’te zikredilen halife, imam ve ulü’l-emr tabirleri, irşad kutbunu da içine alır.

Mürşid İrşad ve Niğmet

Mürşid İrşad ve Niğmet

Mürşide tâbiiyet, Kur’ân’daki İslâm’ın ikinci safhasını ve 14. basamağı ifade etmektedir Allahû Tealâ, hacet namazı ile Kendisinden sorup öğreneceğimiz mürşidimize tâbî olmamızı hepimizin üzerine farz kılmıştır.

  • 5/MÂİDE-35: Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).
    Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takva sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.
  • Nebe Suresinin 38. ve 39.âyet-i kerimeleri mürşidin önünde yapılan tevbeden söz etmektedir. 78/NEBE-38: Yevme yekûmur rûhu vel melâiketu saffâ(saffen), lâ yetekellemûne illâ men ezine lehur rahmânu ve kâle sevâbâ(sevâben). O gün, ruh (devrin imamının ruhu) ve (arşı tutan) melekler, saf saf hazır bulunurlar. Rahmân’ın kendisine izin verdiği kişiden başka kimse konuşamaz. Ve (izin verilen) sadece sevap söylemiştir.