Gazzenin Tapusu

Gazzenin Tapusu
Murat Bardakçı, Gazze’nin tapusunun Sultan Abdülhamit’de olduğunu tarihi belgelerle ortaya koydu. Bardakçı’nın verdiği bilgilere göre, Gazze Osmanlı’da Hazine-i Hassa’nın üstündeydi sonra Abdülhamit kendi üzerine geçirdi ve şahsi mülkü olarak tapuluydu. 1924 sonrası Abdülhamit’in torunları dava açtılar.
Gazze dedemizin mülküdür diye. İşin ilginci kazandılar ve mahkeme Gazze’nin Sultan Abdülhamit’in torunlarına iadesine karar verdi. Fakat o dönem İngiliz mandası olduğu için dava Londra’ya temyize gönderildi ve bozuldu.

Kanayan Yara Ortadoğu

Bir şehir… Hz. Peygamber A.Ş.’in miraca yükseldiği, Hz. Ömer R.A.’in müslümanlara hediye ettiği, hıristiyan ve musevilerin paylaşamadığı, yüzbinlerce insanın uğruna toprağa düştüğü bir şehir. Bu şehir Kudüs. Yavuz’un Osmanlı topraklarına kattığı Kudüs tam 401 yıl barış ve huzur içinde yaşamış. Binbir entrikayla bizden koparıldıktan sonra ise bir daha yüzü gülmemiş. Sadece orası mı? Şimdi kan deryasına dönen nice belde Osmanlı huzurunu yâd ediyor. Ve o zamanlar Osmanlı’ya ihanet edenler, hâlâ o ihanetin bedelini ödediklerini artık biliyorlar.

Bütün ilâhi kaynaklı dinlerin kutsal şehri Kudüs, tam 401 yıl, yani 144 bin 366 gün bizim ellerimizde yaşamış.

O günlerde, bugünkü görüntüsünün tam aksine barış ve esenlik içerisinde olan Kudüs, entrikalarla Osmanlı’dan koparılışının bedelini bugün ağır bir şekilde ödüyor. Adeta bir ateş çemberi içerisinde. Her gün insanlar öldürülüyor. Çoğu çocuk yaşta bedenler toprağa düşüyor. Barut, kan ve gözyaşı birbirine karışıyor.

Kudüs’ün bizden kopmasına sebep olanlar, yani onun gerçek muhafızlarına ihanet edenler, onu bir buçuk günde İsrail’e teslim ettiler. Yani biz Kudüs’ü tam 401 yıl muhafaza ederken, onlar sadece 36 saat dayanabildiler.