Evliya Çelebi’nin Gördüğü Karaman

Evliya Çelebi'nin Gözünden Karaman

Evliya Çelebi’nin Gözünden Karaman

Evliya Çelebi Karaman hakkında aşağıdaki bilgileri vermiştir. Bilgileri maddeler halinde ve özetleyerek  sıralamak, anlaşılırlığı açısından daha iyi olacağı kanaatindeyim.

Devamını oku

Ulu Ata Dede Korkut Hakkında Bilgi

Ulu Ata Dede Korkut Hakkında Bilgi

Dede Korkut

Türk mitolojisinin arkaik yapılı motifi olan Korkut Ata ya da Dede Korkut, her ne kadar İslam öncesi var olduğuna inanılsa da zamanla İslam ile haşır neşir olmuştur. Kimilerine göre tarihi bir kişilik iken çoğu Türk kültüründe de mitolojik bir varlık olarak yer alır.

Gerçek Türk ruhunun taşıyıcısı olarak görülen Korkut Ata, etnik-kültürel gelenekte bir evliya, keramet sahibi ve ulu atadır. Eski Türk destanlarında Hızır Bozkurt, Uluğ Türk ve Domrul ve benzeri varlıklarla onun arasındaki yapısal benzerlikler bu motifin arkaik özellikli olduğunu gösterir.

Devamını oku

Evliyanın Talebelere Kabristan Dersi

Evliyanın Talebelere Kabristan Dersi

Evliyanın Talebelere Kabristan Dersi

Evliyanın biri talebeleriyle beraber bir sohbetten dönerken, bir kabristanın yanından geçiyorlarmış. O veli zat bir kabri işaret ederek talebelere sormuş.
– “Şimdi su kabirde yatan şahıs kalksa , sizce neler yapar?
Talebeler en başta şaşırmış ancak herkes kendine ait fikri beyan etmiş. Kimisi;

Devamını oku

Hikmet Ehli Zatlar Buyuruyor ki

Hikmet Ehli Zatlar Buyuruyor ki:
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Dünyanın kendisi değil, sevgisi çok kötüdür. Taşın, toprağın, ağacın ne suçu var? Suç olan, felaket olan, kalbi bunlara bağlayıp âhireti unutmaktır. Bütün mesele buradadır.

Rast gele herkese (Namaz kıl, kılmazsan yanarsın) demek uygun olmaz, ama ahiret yolcusu olan mümine böyle söylenebilir. Yoksa dünya yolcusu olan, namaz da kılsa, hacca da gitse sapıtır. Önce onun yönünü, dünyadan ahirete çevirmek gerekir. Bunun yolu da, ahiret yolcularını sevdirmektir. Çok kimse, Evliya zatların sevgisini

Devamını oku

Tevessül Nedir?Tevessül Hakkında Bilgi

Tevessül Ne Demektir?

Tevessül ne demektir?
Resulullah veya evliya zatlarla, Allahü teâlâya tevessül etmek, yani bunların hürmeti için, dilekte bulunmak caizdir. Tevessül etmek, şefaatini istemek demektir.

Ehl-i sünnet âlimleri, bunun caiz olduğunu bildirdi. Tevessül edenin duasının kabul olması, tevessül olunanın kerameti olur. Yani, öldükten sonra keramet göstermesi olur.
(Hadika)

İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki:

Diriyken tevessül olunan, feyz alınan zata, öldükten sonra da tevessül edilerek feyz alınır. (Mişkat)

Devamını oku

Allah (c.c.) Evliyasına Verdiği 40 Keramet

Allah (c.c.) Evliyasına Verdiği 40 Keramet

ALLAH (C.C.) EVLİYASINA VERDİĞİ 40 KERAMET

Hz. Allah (cc) evliyasına kırk tane keramet ihsan etmiştir. Bunlardan yirmi tanesi dünyada, yirmi tanesi de ahirettedir.

Dünyada Olan Kerametler

1- Hz. Allah’ın, evliyasını övmesi, medh-ü senâ etmesi,

2- Evliyasının umurunu yani işlerini tedbiri ve erzakının temini ile nusrat (yardım) ihsan eylemesi,

3- Evliyasına daima arkadaş gibi olması,

4- Evliyasına insanlara himmet etme izni verip diğer halktan üstün kılması,

5- Evliyasının kalbini her şey hususunda zengin eylemesi,

6- Evliyasına dünya lezzetlerinin güzelinden ihsan buyurması,

7- Evliyasının kalplerine hikmet ve hidayet nurunu inzâl etmesi,

Devamını oku

Evliya Çelebi’den Öğütler

Evliya Çelebi'den Öğütler

Evliya Çelebi’den Öğütler

Ey oğul!

Besmelesiz yemek yeme.

Sırrın var ise sakın kimseye söyleme.

Cünüp iken yemek yeme.

Elbisenin söküğünü üstünde dikme.

İyi adını kötüye çıkaracak davranışlarda bulunma.

Kötüyle arkadaş olma, pişman olursun.

Dâima ileri hedefin olsun, geriye takılıp kalma.

Harama tevessül etme.

Kimsenin payına/hakkına göz dikme.

Devamını oku

Utbet-ül-Gulam Hakkında Bilgiler

Utbet-ül-Gulam Hakkında Bilgiler

Utbet-ül-Gulam, (Utbe bin Ebân bin Sam’a) (Radıyallahü Anh)

Evliyânın büyüklerinden. Doğum ve ölüm târihi bilinmemektedir. Babasının adı Ebân bin Sam’a’dır. Rumlarla yapılan bir muharebede şehîd düştü. Vera’ (şüphelilerden sakınmak), takva (haramlardan uzak durmak) ve zühd (şüpheli olmak korkusu ile mubahların çoğunu terk edip, onları lüzumu kadar kullanmak) sahibi bir zâttır.

Kıymetli sözleri pek çoktur. Buyurdular ki;

Birisi, Rebâh el-Kaysî’ye “Utbe’ye Gulâm denmesinin sebebini bana izah eder misin?” diye sordu. O da “Utbe, ibâdet hususunda kendisini çok küçük görür ve alçaltırdı. Onun için böyle denmiştir.

Devamını oku

Üveysilik, Evliya, Mürşid, Ulema

Üveysilik, Evliya, Mürşid, Ulema

Evliya nasıl tanınır, vasıfları nelerdir?

Çalışmak farz olduğu için, enbiya ve evliya da çalışır. Mesela Âdem aleyhisselam, çiftçilikle uğraşırdı. Nuh aleyhisselam marangoz, Davud aleyhisselam demirci idi. Evliya-i kiram da çeşitli meslek sahibi idiler. Allahü teâlâ, (Sevdiklerimi [evliyamı] halkın içinde saklarım, herkes tanıyamaz) buyuruyor. Onları tanıyan kimseler az da olsa vardır.

Devamını oku

İbrahim Bin Ethem’ in Hakkında Bilgiler

İbrahim Bin Ethem' in Hakkında Bilgiler

İbrahim bin Ethem, 8. yüzyılda yaşamış ünlü bir sufi ve muhaddistir. Horasan’ın Belh şehrinde doğmuş, zengin ve itibarlı bir ailenin çocuğu olarak büyümüştür. Bir gün avlanırken gaipten bir ses duyarak bütün malını mülkünü terk edip zühd yoluna girmeye karar vermiştir.

Şam, Irak, Hicaz ve Anadolu’ya seyahat ederek çeşitli işler yapmış, elinin emeğiyle geçinmiştir. Tasavvufi hayat bakışıyla ilgili pek çok hikmetli söz ve menkıbe bırakmıştır. Bizanslılar’a karşı yapılan bir deniz seferi sırasında ismi bilinmeyen bir adada vefat etmiştir.

İbrahim bin Ethem’in tasavvuf tarikatı hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak onun tasavvufi görüşleri ve yaşantısı, sonraki dönemlerde ortaya çıkan çeşitli tarikatların öncüsü sayılmıştır. Özellikle Kadiri, Rifai, Sühreverdi ve Halveti tarikatlarının silsilelerinde İbrahim bin Ethem’in adı geçmektedir.

İbrahim bin Ethem, tasavvufta hareketsizliği ve rabıta’yı vurgulamış, Allah’ın zikriyle meşgul olmayı, dünyevi kaygılardan uzak durmayı, helal kazançla geçinmeyi, sabır ve şükür göstermeyi, nefsini terbiye etmeyi, tevekkül ve teslimiyet duygusunu geliştirmeyi tavsiye etmiştir. Onun sözleri ve menkıbeleri, tasavvufi edebiyatın önemli kaynaklarından biri olmuştur.

İbrahim bin Ethem’in yazılı bir eseri bulunmamaktadır. Ancak onun sözleri ve menkıbeleri çeşitli kaynaklarda nakledilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır:

  • Ebu Nuaym’ın Hilyetü’l-evliyâ adlı eserinde İbrahim bin Ethem’in hayatı ve sözleri geniş bir şekilde anlatılmıştır.
  • Mevlânâ Celaleddin Rumi’nin Mesnevî adlı eserinde İbrahim bin Ethem’in menkıbeleri yer almaktadır.
  • Attar’ın Müslimân velîler ve sûfîler adlı eserinde İbrahim bin Ethem’in tasavvufi hayatı ve hikmetli sözleri aktarılmıştır.
  • İslâm Ansiklopedisi’nde İbrahim bin Ethem’in biyografisi ve tasavvufi görüşleri hakkında bilgi verilmiştir.

İbrahim bin Ethem’in menkıbelerinden bazıları özetle şunlardır:

Damda Deve: İbrahim bin Ethem, zengin ve itibarlı bir ailenin çocuğu olarak Belh şehrinde doğmuş ve Horasan sultanı olmuştur. Bir gece yarısı, sarayının damında müthiş bir gürültü duymuş ve sesin geldiği yere bakmıştır. Damda, kaybolan devemizi arıyoruz diyen bir grup insan görmüştür.

İbrahim bin Ethem, onlara damda deve aranmayacağını söylemiş, ancak onlar da kendisine sırtındaki ipekli elbiseler, başındaki taç, elindeki kırbaç ve oturduğun tahtla Hakk’ı arayıp bulamayacağını hatırlatmışlardır. Bu sözler, İbrahim bin Ethem’in kalbinde derin bir tesir bırakmıştır.

Ceylan: İbrahim bin Ethem, bu olaydan sonra hayatını değiştirmeye karar vermiş, ancak tam olarak vazgeçememiştir. Bir gün ava çıkmış ve bir ceylanın peşine düşmüştür. Ceylanı yakalamak üzereyken, ceylan ona Allah’ın kendisini bunun için yaratmadığını, ceylanı avlasa ne kazanacağını sormuştur. İbrahim bin Ethem, bu sözleri duyunca, atından inmiş ve sahralara doğru koşmaya başlamıştır. Böylece tahtını, malını, mülkünü terk ederek zühd ve takva yoluna girmiştir.

Kuyu: Bir gün bir kuyuya düşmüş ve orada üç gün kalmıştır. Bu sırada Allah’a dua etmiş ve onun yardımını beklemiştir. Üçüncü gün bir adam gelip onu kuyudan çıkarmıştır. İbrahim bin Ethem, ona kim olduğunu sormuş, o da kendisinin Hızır olduğunu söylemiştir. Hızır, ona Allah’ın kendisini sevdiğini ve ona ism-i a’zam duasını öğreteceğini bildirmiştir.

Kervan: Bir gün bir kervana katılmış ve Şam’a gitmek üzere yola çıkmıştır. Yolda bir grup haydut kervana saldırmış ve herkesi öldürmüştür. İbrahim bin Ethem de öldü sanılmış, ancak hayatta kalmıştır. Haydutlar, kervandaki malları alıp kaçmışlardır. İbrahim bin Ethem, kendine gelince, haydutların bıraktığı bir ekmek parçasını almış ve yemeye başlamıştır. Bu sırada gaipten bir ses duymuş, “Ey İbrahim, senin için ekmek mi yoktu da bu ölülerin ekmeğini yiyorsun?” diye sormuştur. İbrahim bin Ethem, bu sözleri duyunca, ekmeği bırakmış ve tevbe etmiştir.

Elma: Bir gün bir bahçeye girmiş ve orada bir elma ağacı görmüştür. Ağacın altında bir adam uyumaktadır. İbrahim bin Ethem, ağaçtan bir elma koparıp yemiştir. Bu sırada uyuyan adam uyanmış ve ona, “Ey yabancı, bu bahçe senin mi ki elma yiyorsun?” diye sormuştur. İbrahim bin Ethem, “Hayır, ben buraya misafir olarak geldim” demiştir. Adam, “Peki, bu elma senin mi ki yiyorsun?” diye sormuştur. İbrahim bin Ethem, “Hayır, ben bunu Allah’ın rızası için yedim” demiştir. Adam, “Allah’ın rızası için yediğin elma, Allah’ın rızasına uygun mu?” diye sormuştur. İbrahim bin Ethem, bu soruya cevap verememiş ve susmuştur. Adam, “Sen Allah’ın rızasını bilmeden nasıl Allah’ın rızası için yersin? Bu elma, bahçenin sahibinin izni olmadan yediğin bir haramdır. Sen Allah’ın rızasını değil, nefsinin arzusunu tatmin ettin” demiştir. İbrahim bin Ethem, bu sözlerden utancından kıpkırmızı olmuş ve tevbe etmiştir.

Dip Not: Kerim Usta tarafından düzenlenerek kaynakları eklenmiştir.

Kaynaklar:

1 2