Anadolum Şiiri- Ulvi Emre

gokturk-okcu-kerimustacom
Tanrı dağlarından çıktık yola,
Anadolu’da verdik mola,
Ayrıldık yirmidört kola,
Yayıldık dört bir yana.

Yurt oldu Türklere Anadolu,
Toprağın altı şehit, üstü gazi dolu,

Öğretmen Şiiri – Kısıklı

Öğretmen Şiiri - Kısıklı

Her bir nesil eseridir sizlerin
Yıllar geçse silinmez ki izlerin
Çocuklara ışık saçar sözlerin
Gosterdigin yollar düzdür öğretmen

Cehalete karşı nurlu ışıktır
Eğilmez başları daima diktir
Her türlü övgüye şana layiktir
Ne kadar övülsen azdır öğretmen

Soğuk Söz Duymuş Gönül

Soğuk Söz Duymuş Gönül

Belki gittikleri onuncu hastaneydi. Artık sinirlenmişti adam…Her zamanki gibi eşine söylenmeye başlamış, o kırıcı sözlerini sokak ortasında söylemekten bile vazgeçmemişti. Zavallı kadın ise sindirmeye çalıştığı bu kırıcı sözleri, başka çaresi olmadığı için yine yutkunmuştu. Adam yol üzerindeki bir hastaneye de uğradıktan sonra artık uğraşamayacağını söylemişti bağırarak…

O önde dilsiz eşi arkada girdiler on birinci hastane kapısından. Sekreter, onları yaşça oldukça büyük ve tecrübeli bir hekim olan Hulusi beyin odasına yönlendirmişti. Adam kapıyı çaldı ve içeri girdiler. Kadın hiçbir tepki vermeden eşinin gösterdiği sandalyeye

Vicdanımıza Göre Hayat Yaşamak

Vicdanımıza Göre Hayat Yaşamak

Devesiyle birlikte çölde yürümekte olan bir bedevi, güçlükle yürüyen, dudakları susuzluktan kurumuş bir adama tastlamış. Adam bedeviyi görünce su istemiş.

Devesinden inen bedevi adama su vermiş. Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atlayıp kaçmaya başlamış. Bedevi arkasından bağırmış:

” Tamam deveyi al git; ama sakın bu olayı kimseye anlatma !”

Yüzleşme Şiiri- Mestan Karabacak

Yüzleşme Şiiri- Mestan KarabacakGökyüzünde savruluyor leylekler
Kırlangıçlar yine gelmiş bak hele
Sığırcıklar terk-i diyar ettiler
Merak eden kaç kişi var bu hale?

Kaz sesleri kayıp oldu kesildi
Güvercinler yaylımında basıldı
Kekliklerin niye sesi kısıldı?
Bir düşünsek kim getirdi bu hale?

Bir İnsana İşte Bu Kadar Toprak Yeter

Bir İnsana İşte Bu Kadar Toprak Yeter

Tolstoy’ un ” İnsan Ne ile Yaşar ” adlı kitabında, çiftçi Pahom’ un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır. Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir ağanın karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için ağaya gidip talebini iletir.

Gerçekten de ağa herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar katettiğin bütün yerler senin fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Yoksa bütün

Gönül Şiiri- Mestan Karabacak

Gönül Şiiri- Mestan Karabacak
Aldırma be gönül hayat bu işte
Yaşarsan coşkuyla yaşa da aç git
Hak vaki olursa bakma geriye
Bu fani dünyayı boşa da geç git.

Hayıflanma geçen güne bakarak
Zarar verme, mamureyi yıkarak
Kartal gibi zirvelere çıkarak
Vurmadan kanadın taşa da uç git.

Gülüm Şiiri – Mestan Karabacak

Gülüm Şiiri - Mestan Karabacak
Gidenler geri gelmiyor
Yaşlı, genç demiyor ölüm
Sıra bize de gelecek
Er geç gelecektir gülüm.

Geldi ömrün hazan çağı
Bülbül terk eyledi bağı
Hâlâ şendir gönül dağı
Hazzın alacaktır gülüm.

Bir Çiçek Olsaydın Şiiri – Kısıklı

Bir Çiçek Olsaydın Şiiri - Kısıklı

Bir çiçek olsaydın koklardım seni
Gece gündüz yüz kez yoklardım seni
Gölgede guruduf saklardım seni
Sızladıkça bakıp bakıp severdim

Diyorlar ki gülün ömrü az olur
Kış nefessiz yaşar yazda can olur
Korkarım havadan bir ziyan olur
Gözledikçe bakıp bakıp severdim

Kadınım Şiiri- Ulvi Emre

Kadınım Şiiri- Ulvi Emre

Tıpkı gökyüzü gibisin,
Bazen kararıyor, şimşek olup çakıyorsun,
Bazen yağmur gibi, rahmet olup yağıyorsun.
Bazen güneş gibi doğup,
Yuvama ışıklar saçıyorsun.

Kadınım ! Can yoldaşım!
Canımın yarısı, gönlümün sultanısın.
Yüzü güzel, huyu güzel, ruhu güzel olansın.