Şair Larendeli Kemal Ümmî Hakkında Bilgi

Şair Larendeli Kemal Ümmî Hakkında Bilgi

Kemal Ümmî’nin asıl adı İsmail’dir. XV.yüzyıl başlarında Niğde’de doğan bu şair, kaside, gazel ve mesnevi nazım şekillerinde dinî tasavvufî şiirler söylemiştir. Latîfî ve Âlî Mustafa Efendi onun Karaman’ın Lârende kasabasından olduğunu, müridlerinden menâkıbını yazan Âşık Ahmed ise Horasan’dan geldiğini söyler Şiirlerinde Ümmî Kemal

Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı Şairler ve Yazarları

“Yüzyıllara Göre Divan Edebiyatı Şair ve Yazarları” harf sırasına göre sıralama yapılarak hazırlandı. Ayrıca “sitemizde tanıtımları yapılmış olanlar” için link olarak bağlantıları verilmiştir.

Konu içerisinde bağlantı linkleri tarafımdan aralıklarla güncelleştirilmektedir. Lütfen bir yanlışımız olursa haber veriniz.

13. 14. Yüzyıl Divan Edebiyatı – 13.14.Yüzyıl Nazım

* Ahmedî, (Tacüddin)
* Ahmet Fakih
* Âşık Paşa
* Fahri
* Gülşehri
* Hoca Dehhani
* Kadı Burhaneddin
* Kemaloğlu
* Mehmed
* Mesud Bin Ahmed
* Mustafa Darir
* Pir Mahmud
* Seyyid İmadettin Nesimi
* Sultan Veled
* Şeyhoğlu Sadreddin Mustafa
* Şeyyad Hamza
* Yunus Emre
* Yusuf Meddah

Şair Dede Ömer Ruşani Hakkında Bilgi

Şair Dede Ömer Ruşani Hakkında Bilgi
Dede Ömer Rûşenî de Fatih devrinde yaşayan tekke şairlerindendir. Tire kazasının Ruşen köyünden olduğu için Rûşenî lâkabıyla anılmıştır. Öğrenimine memleketinde başlayan Rûşenî, Bursa’da öğrenimini tamamlayınca müderris oldu. Karaman’a ve Bakü’ye gitti. Seyyid Yahya Şirvânî’ye bağlandı ve Halvetîlik tarikatı içinde yer aldı.

Şair Zeynep Hanım Hakkında Bilgi

Şair Zeynep Hanım Hakkında Bilgi

Zeynep Hanım (öl.1474), Fatih devrinde Amasya’da yetişen iki kadın şairden biridir. Kadı olan babasından devrinin ilimlerini, Arapça ve Farsçayı öğrenen Zeynep Hanım, musikide de bilgi sahibidir. Onun tezkirelerde Fatih adına düzenlediği belirtilen Divan’ı ele geçmemiştir. Şeyhî’ye nazireler yazmış olan Zeynep Hanım’ın tezkirelerde verilen örneklerden sade ve samimî şiirler yazdığı anlaşılmaktadır. Sehî’nin yer verdiği,

Şehâ bu sûret-i zîbâ sana Hak’dan hidâyetdür
Sanasın sûre-i Yûsuf cemâlünden bir âyetdür

Şair Şeyhî Hakkında Bilgi

Şair Şeyhî Hakkında Bilgi
Şeyhî XIV. yüzyılın sonu ile XV. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Şeyhî, Anadolu sahası Türk edebiyatının en önemli şahsiyetlerinden biridir. Şairin adı kaynaklarda bazen Yûsuf bazen de Sinan, Sinaneddin olarak geçer. Doğum yeri Germiyan (Kütahya)’dır. Tabip olmasından dolayı “Hekim Sinan” adıyla şöhret kazanan Şeyhî, ilk öğrenimine dönemin önemli kültür merkezlerinden biri olan Kütahya’da başladı ve bu arada şair Ahmedî’den ders aldı. Tezkirelerdeki bilgilere göre, bilgisini ilerletmek üzere İran’a gitmiş, burada tasavvuf, edebiyat ve tıp öğrenimi görmüştür. Özellikle göz hekimliğinde bilgisini ilerletti. Sehî’ye göre; Seyyid Şerîf-i Cürcânî ile sınıf arkadaşlığı da yapan Şeyhî, dönemin önde gelen İran şairlerinden Kemâl-i Hocendî, Selmân-ı Sâvecî ve Hâfız-ı Şirazî’den etkilenerek memleketine dönmüştür. İran dönüşü Ankara’da Hacı Bayram-ı Velî’ye intisap ederek Şeyhî

Divan Şairi Şahidi İbrahim Hakkında Bilgi

Divan Şairi Şahidi İbrahim Hakkında Bilgi
Muğla’da Mevlevihane’nin şeyhi Salih Hüdâyî Dede’nin oğlu olarak 875 (1470) yılında dünyaya geldi. Hayatıyla ilgili olarak Gülşen-i Esrâr adlı eserinin son kısmında bazı bilgiler vermekte ve Türkçe divanından bazı ipuçları elde edilmektedir.10 yaşında babasının ölümü üzerine bir müddet ipekçinin yanında çıraklık yaptı. Fakat okumak için bu mesleği bırakarak 18 yaşında Muğla’dan ayrılarak İstanbul’da Fâtih, Bursa’da Yıldırım medresesinde eğitim gördü. Muğla’ya dönen Şeyh Bedreddin’e, Lazkiye’de Mevlevî şeyhi Fânî Dede’ye ve sonrasında Mevlânâ Celâlettin-i Rûmî soyundan Paşa Çelebi’ye bağlandı. Bir müddet sonra Paşa Çelebi’nin oğlu Emîr Âdil’e hocalık

Telli Sazın Avazında – Hasan Demirci

Telli Sazın Avazında - Hasan Demirci
Belde belde şenniğ gezer
Telli sazın avazında
Neçe aşık destan yazar
Telli sazın avazında

Çobanoğlu peh peh diyer
İlhamı atışma sever
Taşlı ova divan söyler
Telli sazın avazında

Şair Necati Bey Hakkında Bilgi

Şair Necati Bey Hakkında Bilgi

Necâtî Bey Edirne’de 1452-1455 yıllarında doğan Necâtî, XV. yüzyılın ikinci yarısında yetişen şairlerin en önemlisidir. Adı İsa olan Necâtî hakkında Latifî’nin “Abdullah oğludur” şeklinde verdiği bilgiden devşirme çocuklardan olduğu anlaşılmaktadır. Tezkirelerdeki bilgilere göre, fakir bir aileden olan ve küçük yaşta öksüz ve yetim kalan Necâtî’yi ihtiyar bir kadın evlat edinmiştir. Ancak onun Sâilî adında bir şair tarafından yetiştirildiği de rivayet edilir. Necâtî’nin şiirinin gelişmesinde bir basamak olan Sâilî, ona şiirle ilgili ilk bilgileri öğretmiştir.

Şiir ve inşaya yeteneği olan Necâtî, dönemindeki ilim ve sanat anlayışını dikkate alarak kendini yetiştirmiştir. Fatih devrinin sonlarına doğru, niçin gittiği bilinmeyen Kastamonu’da bulunduğu sıralarda meşhur “döne döne” redifli gazelini yazan Necâtî, şiirleriyle kısa sürede tanınmıştır. Fatih’e sunduğu “şitaiye” ve “bahariye” kasideleri ve gazelleriyle padişahın takdirini kazanarak divan kâtibi olmuştur. Fatih’in ölümünden sonra II. Bayezid’e intisap

Şair Mihri Hatun Hakkında Bilgi

Şair Mihri Hatun Hakkında Bilgi
Amasyalı Gümüşoğulları ailesine mensup olan Mihrî Hatun 1460 yıllarında doğmuştur. Evliya Çelebi isminin Mihrimah, mahlasının Mihrî olduğunu kaydeder. Mevlânâ Belâyî adında bir kadının kızı olan Mihrî Hatun, fıkhî, dînî ve edebî bilgileri, Arapça ve Farsçayı öğrenmiş kültürlü bir şairdir. Amasya valisi olan Şahzade Bayezid’in etrafında oluşan edebî meclislerde bulunan, şehzâdenin annesi ve sarayın önde gelen hanımları ile de arkadaşlık eden Mihrî Hatun, sarayla olan ilişkisini Şehzade Ahmed’in Amasya valiliği sırasında da sürdürmüştür.

Hem Bayezid’e hem de oğlu Şehzade Ahmed’e kasideler yazan Mihrî Hatun, II. Bayezid’in 1481 yılında padişah

Priştineli Mesihi Hakkında Bilgi

Priştineli Mesihi Hakkında Bilgi

Mesîhî; Kosova bölgesinde bulunan Priştine’de doğdu. Adı Tezkirelerinde Mesîh ve İsa olarak geçer.
Çocukluktan gençlik yıllarına kadar Rumeli’de kalan mesihi, daha sonra öğrenim görmek için İstanbul’a gitti. Mesîhî; Sadrazamı Atik (Hadım) Ali Paşa’nın dikkatini çekerek Divan Kâtipliği görevine getirilir. İçkiye ve eğlenceye düşkünlüğünedeniyle zamanla Ali Paşa’nın gözünden düşen şair Bosna’da verilen küçük bir timarla yetinmek zorunda kaldı. Son yıllarını Ali Paşa’nın ölümünden sonra yoksulluk içinde geçirdiği belirtilen