Mustafa Kemal Atatürk’ü Rahmetle Anıyoruz

Mustafa Kemal Atatürk'ü Rahmetle Anıyoruz

Ey yüzü gibi kalbi de güzel insan. Emanetlerine sahip çıkacağımıza söz verirken bir 10 kasımı daha seni yad ederek anıyoruz. Seni çok seviyor ve çok özlüyoruz. Adını Türk Tarihi’ne altın harflerle yazdıran büyük şahsiyet; sen Türk milletinin kalbinde ebedi yaşayacaksın.

Atam sen rahat uyu yolcusuyuz biz hürriyetin,
Atam sen rahat uyu bekçisiyiz cumhuriyetin.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

Türk Milleti, 23 Nisan 1920’de, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün önderliğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurarak, yeni bir devletin temelini atmış oldu. 23 Nisan, 1921’de çıkarılan 23 Nisan’ın Milli Bayram Addine Dair Kanun ile, Türkiye’nin ilk ulusal bayramı olmuş ve Mustafa Kemal Atatürk tarafından dünya çocuklarına armağan edilmiştir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hepimize kutlu olsun.

Zafer Bayramı Büyük Taarruz

Zafer Bayramı Büyük Taarruz

Zafer bayramı, 30 ağustos 1922’de dumlupınar’da mustafa kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan büyük taarruz’u anmak için türkiye cumhuriyeti ve kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti’nde[1] her yıl 30 ağustos günü kutlanan ulusal bayramıdır.

Atatürk’ün başkomutanlığında yapıldığı için başkomutanlık meydan muharebesi adıyla da bilinen büyük taarruz’un başarıyla sonuçlanmasından sonra yunan orduları izmir’e kadar takip edilmiş; 9 eylül 1922’de izmir’inkurtarılmasıyla türk toprakları yunan işgalinden kurtulmuştur. Işgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.

Atatürk’ün İslam Hakkında Görüşleri

Atatürk'ün İslam Hakkında Görüşleri

  • (1930)Din vardır ve gereklidir.Din gerekli bir kurumdur.Dinsiz ulusların yaşamasına imkan yoktur. Yalnız şurası var ki din, Tanrı ile kul arasında ki bağlılıktır.
  • (1923)Ulusumuz din ve dil gibi güçlü iki erdeme sahiptir. Bu erdemleri hiç bir güç ulusumuzun yürek ve vicdanından çekip alamamıştır.
  • (1923)Arkadaşlar,Tanrı kavramı insan beyninin çok zor kavrayabileceği fizik ötesi bir konudur.Tanrı’nın buyruğu çok çalışmaktır.Çalışmak demek boşuna yorulmak,terlemek değildir.Zamanın gereklerine göre bilim her türlü uygar buluşlardan en çok dercede yararlanmak zorunludur.
  • (1923)Büyük dinimiz, çalışmayanın insanlıkla hiç alakası olmadığını bildiriyor. Kimi kimseler çağdaş olmayı kafir olmak sanıyorlar. Asıl kafirlik onların sanısıdır. Bu yanlış yorumu yapanların amacı Müslümanların kafirlere tutsak olmasını istemek değilde nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın,hoca olmak sarıkla değil akılladır.
  • (1923)Tanrı, dünya üzerinde yarattığı bu kadar nimetleri, bu kadar güzellikleri insanlar yararlansın arlık ve bolluk içinde olsun diye yaratmıştır. En çok derecede yararlanabilmek için de bugün evrenden esirgediği zekayı,aklı insanlara vermiştir.
  • (1926) O (Hz.Muhammed) Tanrının birinci ve en büyük kuludur. O’nun izinde milyonlarca insan yürüyor. Benim,senin adın silinir. Ancak sonsuza kadar O ölümsüzdür.
  • (1927) Bunca yüzyıllardır olduğu gibi bugünde ulusların bilgisizliğinden ve bağnazlığından yararlanarak binbir türlü siyasal, kişisel çıkar ve çıkar sağlamak için dini alet ve araç olarak kullanak girişiminde bulunanların varlığı bizi, bu konuda söz söylemekten ne yazık ki henüz uzak bulundurmuyor. İnsanlıkta dine ilişkin uzamanlık ve bilgi, her türlü boş inanışlardan sıyrılarak gerçek bilimin ışıklarıyla,temiz mükemmel oluncaya dek din oyunu aktörlerine her yerde raslanacaktır.
  • (Konya Türk Ocağı 20 Mart 1923) Sahte din alimlerine karşı benden bir şeyler anlamak isterseniz derim ki:”Ben şahsen, onların düşmanıyım. Onların olumsuz yönde atacakları her adım, yalnız benim kişisel inacıma değil, yalnız benim amacıma değil o adım, benim ulusumun yüreğine savrulmuş zehirli bir kamadır. Benim ve benimle aynı düşüncede ki arkadaşlarımın yapacağı şey, mutlak o adımı atanları tepelemektir. Sizlere bununda üstünde bir söz söyeyeyim; varsayalım bunu sağlayacak yasalar olamasa,bunu sağlayacak Meclis olmasa öyle adımlar atanlar karşısında herkes çekilse ve kendi başıma yalnız kalsam yine de tepelerim.
  • (1923) Temeli sağlam bir dinimiz vardır;malzemesi iyi ancak bina yüzyıllardır savsaklanmış, harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek gereği hissedilmemiş. Tersine olarak bir çok yabancıöge, yorumlar, boş inançlar binayı daha çok hırpalamış. Bizi yanlış yola sevk eden kötü yaratılışlılar bilirsiniz ki çoğu zaman din perdesine bürünmüşler, saf temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz. Görürsünüz ki ulusu mahveden,tutsak eden, yıkan kötülükten gelmiştir. Onlar her türlü hareketi dinle karıştırdılar. Oysa , elhamdülilllah, hepimiz müslüman’ız, hepimiz dindarız. Artık bizim dinin gereklerini öğrenmek için şundan bundan derse ve akıl hocalığına gereksinimiz yoktur. Analarımızın,babalarımızın kucaklarında verdikleri dersler bile bize, dinimizin esaslarını anlatmaya yeterlidir. Buna karşı hafta tatili, dine aykırıdır gibi iyi, akla ve dine uygun konulara ilişkin, sizi kandırmaya, ayak diremeye çalışan kötülükçülere güvenmeyin. Ulusumuzun içinde gerçek ve ciddi bilgiler vardır. Ulusumuz bu bilgilerle övünmektedir. Onlar ulusun güvenini ve ümmetin saygınlığını kazanmışlardır. Bu gibi bilgilere gidin. Bu bey bize böyle diyor, siz ne diyorsunuz deyiniz .Ancak genelde bunada gerek yoktur. Bizim dinimiz için herkesin elinde bir değer ölçüsü vardır. Bu ölçüyle herhangi bir şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca anlayabilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa, toplum çıkarına uygundur; biliniz ki o dinimize de uygundur. Bir şey akla ve mantığa, ulusun çıkarına, İslam’ın çıkarına uygunsa kimseye sormayın o şey dinseldir. Bizim dinimiz akıl ve mantığa uygun bir dil olmasaydı, en mükemmel din olamazdı; en son din olamazdı.Kaynak:
  • Atatürk’ün manevi dünyası ve sözleri-Yağmur Güngör

Mustafa Kemal’sin Komutanım

Mustafa Kemal'sin Komutanım

İtalyanların Habeş Harbi sıralarında idi. Ege kıyılarında kıta ve tahkimat komutanları çok titiz davranıyorlar, kıtaya herhangi bir yabancının sızması olasılığına karşı erleri sık sık uyarıyorlardı.

Bu günlerin birinde Atatürk’ün teftişe geleceği haber alındı. Atatürk beklenilen günde yanındaki erkanı ile geldi. Kıtaları teftiş edip dolaşmaya koyuldu.

Savunma mevzilerinden birine giden yolun dönemecinde Atatürk birdenbire durdu. Yanındakilere:

– Siz beni burada bekleyiniz, ben yalnız gideceğim, dedi.

Yanındaki komutanlar tereddütle birbirlerinin yüzüne baktılar. Fakat, tabii bir şey söyleyemediler.

Atatürk patikanın kıvrımını döndü. Koruganın hakim bir noktasında nöbet bekleyen Mehmetçiğe doğru yürüdü. Uzaktan gelen bir sivilin kendisine doğru yürüdüğünü gören Mehmetçik hemen silahına davrandı. Daha fazla yaklaşmasına izin vermeden gür sesi ile:

Mustafa Kemal Atatürk Kimdir?

Mustafa Kemal Atatürk Kimdir?

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN AİLESİ

Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım, Hacı Sofu ailesinden Feyzullah Ağa’nın kızıdır. Zeki, sağduyulu, dine ve geleneklere bağlı bir kadındı. Oğlunun mahalle mektebine gelenekten olan ilâhilerle başlamasını istemişti. Ancak aşağıda göreceğimiz gibi oğlunun zamanın gerektirdiği biçimde yetişmesini engellememiş, hele kocası öldükten sonra onun iyi öğretim görmesine elinden geldiği kadar çalışmıştır.

Onun sağduyusu ve taşıdığı yüksek onur duygularının bir örneği aşağıdaki olayda görülür. O, daha Selanik’te bulundukları sırada oğlunun, kendi evinde, II inci Abdülhamit yönetimine karşı çalışan bir takım arkadaşlariyle yaptığı toplantıda nelerle uğraşıldığını öğrenince, padişaha karşı çalışmanın sonuçlarından ürkmüş, ancak Mustafa Kemal’in işi kendisine anlatması üzerine sorunu kavrayıp “gizli şeyleriniz varsa ben saklayayım, muvaffak olmak zordur, mahvolmak daha tabiidir” dedikten sonra şöyle konuşmuştur: “… evlâdım bir gün bu işler olduktan sonra seni namus ve haysiyet sahibi olanlarla görmezsem işte o zaman meyus olurum. Ben senin kadar okumadım, senin kadar bilmem, seni gördüğün, anladığın şeyleri yapmaktan menetmiye kalkışmam, yalnız dikkat et, esas muvaffak olmaktır, muvaffak olmaya çalış”.

Atatürk’ün Balıkesir Nutku

Mustafa Kemal Atatürk Balıkesir Paşa camisin deki konuşması büyük ses getirmiş ve ilgi uyandırmıştı. İşte bizde Atatürk’ün Balıkesir konuşması nedir sizlere açıklamaları ile beraber verelim istedik.

Ey Millet, Allah birdir. Şanı büyüktür. Allahın esenliği, sevgisi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz efendimiz hazretleri, Cenabı Hak tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Temel kanunu, hepimizce bilinmektedir ki, yüce Kur’an’daki mânası açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa ve gerçeğe uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi tabiat kanunarı arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü tüm evren kanunlarını yapan Cenabı Hak’tır.
Arkadaşlar; Cenabı Peygamber çalışmasında iki yere, iki eve sahip bulunuyordu. Biri kendi evi, diğeri Allah’ın evi idi. Millet işlerini Allah’ın evinde yapardı. Hazreti Peygamber’in mübarek yolunda bulunduğumuz bu dakikada milletimize; milletimizin bugününe ve geleceğine ait hususları görüşmek maksadıyla bu kutsal yerde Allah’ın huzurunda bulunuyoruz.